MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu yeni küresel tabloya dikkat çekti.
Bahçeli, değişen dünya düzeninde Türkiye’nin klasik yöntemlerle yol alamayacağını belirterek, kapsamlı bir yaklaşım ihtiyacına işaret etti:
“Türkiye’nin önümüzdeki dönemi yalnız güvenlik tedbirleriyle, diplomatik temaslarla veya ekonomik programlarla karşılaması yeterli değildir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey; bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışıdır. Geciktiremeyeceğimiz seferberlik; ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberliktir.”
Ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberlik vurgusu
Bahçeli, konuşmasında milli seferberlik anlayışının alt başlıklarını detaylandırdı.
Ekonomik alana ilişkin değerlendirmelerinde Bahçeli, üretimden ihracata kadar geniş bir çerçeve çizerek şunları kaydetti:
"Ekonomik seferberlik; üretimin büyütülmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, tarımda verimliliğin arttırılması, sanayide katma değerin yükseltilmesi, enerji güvenliğinin tahkim edilmesi ve müteşebbisin dünyaya açılmasıdır.”
Kültürel alana ilişkin değerlendirmelerinde ise Türkiye’nin yumuşak gücüne dikkat çekti:
“Kültürel seferberlik; Türkiye’nin tarihi birikimini, dilini, sanatını, eğitim kurumlarını, yayıncılığını, dizilerini, sinemasını, mimarisini, şehir hafızasını ve insani diplomasi kabiliyetini daha etkili biçimde dünyaya taşımasıdır.”
Teknolojik dönüşüme de vurgu yapan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Teknolojik seferberlik ise; savunma sanayiinde kazanılan özgüvenin yazılıma, yapay zekaya, siber güvenliğe, sağlık teknolojilerine, tarım teknolojilerine, enerji teknolojilerine, uzay çalışmalarına, ulaştırma sistemlerine ve dijital ekonomiye yayılmasıdır.”
“Terörsüz Türkiye” hedefi
Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin milli güvenlik ve kalkınma açısından kritik bir eşik olduğunu vurguladı:
“Terörsüz Türkiye hedefinin burada ayrı bir yeri vardır. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin, fırsat alanlarının huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır.”
Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu hedefe bağlılığını ise şu sözlerle ifade etti:
“Bizler vatan sevdalısı Türk milliyetçileri olarak, barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk.”
Milliyetçilik vurgusu ve siyasi duruş
Türk milliyetçiliğinin anlamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, kavramın sloganlardan ibaret olmadığını belirtti:
“Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir.”
Milliyetçiliği bir sorumluluk bilinci olarak tanımlayan Bahçeli, şöyle devam etti:
“Türk milliyetçiliği; vatanı alın teriyle işlenecek bir emanet, milleti huzur ve refah için hizmet edilebilecek mukaddes bir sorumluluk olarak bilmektir.”
Dış gelişmeler ve bölgesel etkiler
Bahçeli, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilimin Türkiye’yi doğrudan etkilediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gündemimizi işgal eden ABD, İsrail, İran gerilimi yalnızca üç ülke arasında geçen bir askeri veya diplomatik çekişme değildir. Bu gerilim; Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşımaktadır.”
PKK sürecine ilişkin açıklamalar
Bahçeli, terörle mücadele sürecine ilişkin geçmiş çağrılarını hatırlatarak, gelinen noktayı değerlendirdi:
“1,5 yıl önce; ‘Bugün mesele Beyrut değil Ankara’dır, gizli gündem Türk vatanıdır’ derken altı boş bir değerlendirmede bulunmuyorduk. Sokağın başındaki yangının kapımızın önüne gelebileceğinin uyarısını yapıyorduk.”
Terörün tasfiyesine ilişkin gelişmelere de değinen Bahçeli, sürecin aşamalarını şöyle aktardı:
“20 Mart 2025 tarihinde yaptığımız açıklamada Terörsüz Türkiye hedefi bakımından Hıdırellez’in arifesine işaret etmiş; 4 Mayıs 2025 Pazar günü PKK’nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koymasını ve bu işi bitirmesini teklif etmiştik.”
Devamında ise sürece ilişkin gelişmeleri hatırlattı:
“Nitekim 11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması, Terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur.”
"Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” önerisi
Bahçeli, sürecin kurumsal bir çerçeveye oturtulması gerektiğini belirterek yeni bir öneri sundu:
“Sürecin yürütülmesini istiyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte, bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum.”
Şehitler ve gaziler vurgusu
Konuşmasında şehit ve gazilere ilişkin mesaj veren Bahçeli, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın; şehitlerimiz bizim baş tacımızdır, gazilerimiz yüz akımızdır. Terörsüz Türkiye hedefi, şehitlerimizin ve gazilerimizin adanmışlıklarını zafere ulaştırma iradesidir.”
Cumhur İttifakı: Seçim değil devlet aklı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerinde, ittifakın siyasi bir seçim iş birliğinin ötesinde devletin sürekliliğini destekleyen bir yapı olduğunu ifade etti.
Bahçeli, ittifakın kapsamını şu sözlerle anlattı:
“Çok iyi idrak edilmelidir ki Cumhur İttifakı, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği değildir. Türkiye’nin terörle mücadelesinde, millî iradenin korunmasında, savunma sanayii hamlesinde, dış politika kararlılığında, devlet-millet sürekliliğinde ve kriz zamanlarında istikrarın muhafazasında önemli bir siyasi hat oluşturmuştur.”
Kabine, bürokrasi ve ortak hedef vurgusu
Devlet kurumları arasındaki uyumun önemine dikkat çeken Bahçeli, tüm yapıların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirtti:
“Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir.”
İç siyasette ciddiyet ve sorumluluk çağrısı
Bahçeli, iç siyasette kullanılan dilin ve yaklaşımın devlet ciddiyetiyle uyumlu olması gerektiğini vurguladı:
“İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz.”
Devlet yönetiminde ağır sorumluluk
Türkiye’yi yönetmenin büyük bir mesuliyet gerektirdiğini ifade eden Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz.”
Bu sorumluluğun ağırlığını ise şu sözlerle ifade etti:
“Bu ülkeyi yönetmeye talip olanın uykusu kaçmalı, saçları ağarmalı, kalbi acımalı, zihni yorulmalı, vicdanı sızlamalıdır.”
Şiirle birlik mesajı
Bahçeli, merhum şair Mehmet Nafiz Karakoç’un dizelerine de yer verdi:
“Bu ülküyle sevdalanıp coşanlar
Gönül verip arkasından koşanlar
Türk-İslam yolunda ayrı düşenler
Bir araya derilecek gün gelir.”
Siyasette rekabet ve sınırlar
Siyasi rekabetin doğal olduğunu ancak bunun devlet menfaatleriyle karıştırılmaması gerektiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:
“Elbette siyaset rekabet alanıdır. Farklı partiler olacaktır, eleştiri yapılacaktır. Demokrasinin tabiatı budur. Ancak eleştiri başka, ülkenin moralini yıpratmak başkadır.”
“Rekabet başka, Türkiye’nin istikametini karartmak başkadır. Muhalefet etmek başka, millî meselelerde ortak aklı zehirlemek başkadır.”
“Önce ülkem ve milletim” anlayışı
Bahçeli, devlet ve siyaset ahlakının temel ilkesini şu sözlerle ifade etti:
“‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ anlayışı, devlet ve siyaset ahlakının özüdür.”
Muhalefete eleştiri ve stratejik uyarı
Muhalefetin yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkiye’nin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurguladı:
“Türkiye’ye muhalefet edilmez; iktidara muhalefet edilir. Hükûmete eleştiri yöneltilir. Politikalara alternatif teklif edilir.”
Ancak bazı yaklaşımları eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin imkanlarını küçümseyen, milletin moralini bozan, dışarıdaki baskılara içeride söylem desteği veren çizginin adı siyasal sığlıktır.”
Anneler Günü mesajı
Konuşmasının sonunda Anneler Günü’ne ilişkin mesajlar veren Bahçeli, şehit annelerini ve hayatını kaybeden vatandaşları andı:
“Evladını vatan toprağına emanet eden, acısını içine gömen, ‘Vatan sağ olsun’ dualarıyla sabrın, teslimiyetin ve tevekkülün en şerefli timsali olan şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin annelerinin Anneler Günü’nü kutluyorum.”
Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybedenlere de değinen Bahçeli:
“Kahramanmaraş’ta yüreklerimizi yakan okul saldırısında evlatlarını ebediyete uğurlayan annelerimizin acısını yüreğimizde taşıyor; Anneler Günü vesilesiyle kendilerini derin bir hürmetle selamlıyor, kaybettiğimiz evlatlarımızın aziz hatıralarını rahmet ve dua ile yad ediyorum.”
Şehit öğretmen Ayla Öğretmen’i de anarak:
“Aynı okul saldırısında öğrencilerimizin üzerine kapanarak onları koruduğu için şehit düşen, hem evlatlarımızı yetiştiren kıymetli bir öğretmen hem de bir anne olan Ayla Öğretmenimizi Anneler Günü’nün arifesinde rahmetle anıyorum.”
Son olarak tüm annelere seslenen Bahçeli:
“Emeğiyle yuvasının kahramanı, duasıyla evlatlarının koruyucu meleği bütün annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor; ebediyete irtihal etmiş annelerimizi rahmetle yad ediyorum.”
Bahçeli konuşmasını,
“Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.” sözleriyle tamamladı.