Ölen bebeğini denize bırakmak zorunda kalan göçmen anne: Bizleri Türk askerleri kurtardı

TCG Bozcaada korveti personelinin dikkati sayesinde kurtarılan düzensiz göçmenlerden Lübnanlı Zeynep el-Kak, Avrupa'ya ulaşma umuduyla çıktığı, evladının cansız bedenini geride bıraktığı yaşam mücadelesini anlattı.

Ülkesindeki zor şartları geride bırakıp Avrupa'ya ulaşma umuduyla yola çıkan, Akdeniz'de verdiği yaşam mücadelesinde bebeğinin cansız bedenini kendi elleriyle denize bırakmak zorunda kalan Lübnanlı anne, günler sonra Türk askerleri sayesinde kurtarıldığını söyledi.

Tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşayan Lübnan'da, son zamanlarda Kıbrıs üzerinden Avrupa'ya ulaşma umuduyla yasa dışı göç dalgası başlamış durumda.

Ancak yasa dışı bir şekilde gerçekleştirilen bu geçişler, çoğu zaman düzensiz göçmenlerin hayatına mal oluyor.

Avrupa'ya gitmek üzere ülkenin kuzeyindeki Trablusşam kentinden bir tekneye binen 50 düzensiz göçmen de bu talihsiz duruma acı bir şekilde tanıklık etti. Yolu kaybetmeleri ve teknenin yakıtının bitmesinin ardından göçmenler denizde 8 gün boyunca aç ve susuz mahsur kaldı.

TCG Bozcaada korveti göçmenleri kurtardı

Aralarından 4 kişinin çaresizlik içinde can verdiğine daha sonra da yüzerek karaya ulaşma umuduyla denize atlayan 10 kişinin kaybolduğuna şahit olan 36 kişilik göçmen kafilesinin imdadına Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görevli TCG Bozcaada korveti personeli yetişti.

Trablusşam'dan yasa dışı yollarla Akdeniz'e açılan ve TCG Bozcaada korveti personelinin dikkati sayesinde kurtarılan göçmenlerden Zeynep el-Kak, acılı hikayesini gözyaşları içinde AA muhabirine anlattı.

Büyük zorluklar ve yoksulluk yaşadıklarını aktaran anne Kak, bebeğine süt dahi alamadığını ifade ederek, daha iyi bir hayat umuduyla Kıbrıs'a gitme meselesini eşiyle konuştuklarını dile getirdi.

"Kıbrıs'a gitmek için evimizi ve eşyalarımızın tamamını sattık. Sonra da parayı, bizi götürecek kişilere verdik. Bundan sonra olanlar oldu." diyen acılı anne, eşi ve çocuklarıyla birlikte toplam 50 kişinin olduğu bir tekneye bindirildiklerini aktardı.

Çocuklarına daha iyi bir hayat sağlamak için çıktıkları yolda oğlunu kaybeden anne Kak, "3 kızım bir oğlum vardı, oğlumu kaybettim. Ben, eşim ve 3 kızım kaldık." diye konuştu.

Eşinin anlaştığı adamın kendilerini bir iki gün oyaladığını daha sonra Trablusşam'ın Minye bölgesinden tekneye bindirdiğini aktaran Kak, sözlerine şöyle devam etti:

"Sözde teknenin içinde yiyecek ve her türlü ihtiyacımız karşılanacaktı. Kaptan yanımızdaydı ve kendisine tekne kullanmayı bilip bilmediğini sorduğumda bildiğini söyledi. Ancak bir pusula verdiklerinde onu bile kullanamadı. Elindeki pusulaya göre uzun süre gitmeye devam etti. Bizi gönderen adamı arayarak kaybolduğumuzu söyledik.

O da bize sırtımızı güneşe vererek devam etmemiz gerektiğini söyledi. Bu sefer sırtımızı güneşe verdik ve yine uzun süre yol aldık ancak herhangi bir yere varamadık. Sonunda denizin ortasında yakıtımız bitti ve çaresizce kalakaldık."

"Oğlumun cansız bedenini denize bıraktık"

Kak, denizin ortasında kaldıktan 2 gün sonra gözleri önünde dayısının oğlunu kaybettiğini belirterek, gözyaşları içinde 2 yaşındaki oğlunun da üçüncü gün vefat ettiğini şu sözlerle anlattı:

"Üçüncü gün oğlumun ölüm acısını yaşadık. Susadık, oğlum su içmek için çığlıklar atıyordu, diğer çocuklar da açlık ve susuzluktan bağırarak ağlıyordu. Onlara verebilecek hiçbir şey yoktu. Oğlum ateşlendi, iki gün boyunca ateşini düşürmek için kucağımdan ayırmadım ve başına ıslak bez koydum. Ama onu kaybettik."

Oğlunu bez parçalarıyla kefenlediğini söyleyen Kak, "Oğlumun cansız bedenini bir iple tekneye bağladık. İki gün boyunca tekneye bağlı şekilde suda kaldı. Daha sonra eşim bu şekilde devam edemeyeceğimizi onu bırakırsak belki onun sayesinde kurtulacağımızı söyledi. Oğlumun cansız bedenini denize bıraktık. Daha sonra vefat edenler de aynı şekilde denize bırakıldı." dedi.

"Bizleri Türk askerleri kurtardı"

Vefat eden bebeğin bezleriyle 8 gün boyunca denizden ağızlarına su damlatmaya çalıştıklarını dile getiren Kak, 8 gün aradan sonra üzerinde Türk bayrağı olan askeri bir gemiyle karşılaştıklarını söyledi.

Gemiyi gördüklerinde çığlıklarla seslerini duyurmaya çalıştıklarını ve Türk gemisinin kendilerini fark etmesi üzerine yavaşladığını belirten Kak, "Bizleri bu şekilde Türk askerleri kurtardı." dedi.

Toplam 4 kişinin can verdiği teknede günlerce aç susuz beklediklerini söyleyen acılı anne, Türk askerleri için şunları söyledi:

"Bizleri kurtaran Türk ordusu oldu, Lübnan ordusu ise bizleri 8 gün boyunca kendi halimize bıraktı. Sahil Güvenlik nerede, denizdeki insanlar nerede? İnsanlar Sahil Güvenliğin gözleri önünde göç ediyor. Saatlerce yol alıyoruz kimse yok. Türk askerleri gelinceye kadar hiç kimse yoktu, Türk askerleri geldi ve bizleri çıkardı. Türk askerleri gelmeseydi ne yapabilirdik ki? (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan'ın ellerinden öpüyorum, Türk ordusuna bizleri yanlarına alıp götürmelerini bile rica ettim."

"Birileri görüp kendilerini kurtarsın diye cansız bebekleri denize salıyorlar"

Teknede yaşamını yitiren diğer bebek Sufyan Muhammed'in dedesi Adnan Bahri İsmail, Lübnan'daki ekonomik krizden sonra damadının artık ailesini geçindiremediğini ve Kıbrıs üzerinden Avrupa'ya gitmek için borç aldığını anlattı.

Kızı ve ailesinin Avrupa'da iyi bir hayat umuduyla yola çıktıklarını dile getiren İsmail, göçmenleri götüren adamın güvenilir olup olmadığını damadına sorduğunu ve bu konuda olumlu yanıt aldığını söyledi.

Kızı ve torunu yola çıktıktan sonra kendilerinden 2 gün boyunca haber alamadıklarını belirten İsmail, "İlk başta Kıbrıs'a vardıklarını düşündük ancak daha sonra şüphelenmeye başladık. Bunun üzerine Kıbrıs'tan birileriyle iletişime geçtik ve oraya ulaşmadıkları haberini aldık." dedi.

İsmail, kızından öğrendiği hikayesini şu sözlerle aktardı:

"Gece yola çıktıktan sonra yakıtları bitiyor ve bebekler ölmeye başlıyor. Yanlarında ne su ne de süt var. Bir gün arayla ölen bebekleri, birileri görüp kendilerini kurtarsın umuduyla iplere bağlayarak denize salıyorlar. Günler sonra teknedeki gençlerden biri yakınlarından geçen bir gemi görüyor, çığlıkları sonucunda yanlarına yanaşan geminin Türk gemisi olduğu ortaya çıkıyor. Türk askeri gemisi, böylece onları kurtarıyor."

İsmail, kendilerinin de Türk asıllı olduğunu ve annesinin Türk vatandaşı olduğunu anlatarak, "Göçmenleri taşıyan teknenin kaybolduğuna dair Lübnanlı makamları haberdar ettik ancak herhangi bir yanıt almadık. Türkiye'den yardım bekliyoruz." diye konuştu.

Söz konusu olay, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Vakayı, 2015 yılında ailesi ile birlikte lastik botla Yunanistan'a geçmeye çalışırken annesi ve kardeşi ile boğularak hayatını kaybeden 3 yaşındaki Suriyeli Alan Kurdi bebeğin olayına benzeten sosyal medya kullanıcıları, cesedi Akdeniz'e atılan yeni bebek için "Lübnanlı Alan" ifadesini kullandı.

Ülkedeki ekonomik kriz

Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.

İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50'nin üzerinde olduğu Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor bir duruma düştü.

Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Yorumlar