12 Mart 2026 Perşembe
weather
9°
AjansHaber Gündem Bakan Kurum: “COP31’i küresel iklim diplomasisinde güven ve iş birliğinin yeni dönüm noktası yapacağız”

Bakan Kurum: “COP31’i küresel iklim diplomasisinde güven ve iş birliğinin yeni dönüm noktası yapacağız”

Bakan Murat Kurum, “COP Başkanlığı olarak, enerji güvenliğini göz arda etmeyen, kalkınma hakkını gözeten, sahada sonuç üreten bir anlayışıyla hareket edeceğiz. COP31'i küresel iklim diplomasisinde yeni güven, iş birliği ve uygulama eşiğine dönüştüreceğiz." dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Beşiktaş’taki bir otelde düzenlenen ve Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Konferansı'nın 31'inci Oturumu (COP31) Başkanlığı sürecine ilişkin basın toplantısında konuştu.

Kurum, emisyonların yüzde 70’inin enerji kaynaklı olduğunu ve bu oranı düşürmek ve çocuklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla konunun önemli muhataplarından Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ile bir araya geldiklerini, COP31 sürecinde özellikle enerji politikaları konusunda görüş alışverişinde bulunarak bu mücadeleyi birlikte yürütmek istediklerini, Birol’un da her türlü iş birliğine hazır olduklarını söyledi.

Dünyanın, özellikle son dönemde en önemli konusu olan enerjinin ve iklim politikalarının kesiştiği kritik bir eşikte olduğunu kaydeden Kurum, "Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler ve çatışmalar, enerji arz zincirinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuş, enerji güvenliği yeniden stratejik bir öncelik haline getirmiştir. Bugün yine yaşadığımız savaşlar, sıkıntılar, problemler bunu net bir şekilde göstermektedir. Tam da bu noktada Uluslararası Enerji Ajansı enerji güvenliği ve dönüşümü alanında belirleyici bir rol üstlenmiş, bu alanda kritik bir referans merkezi haline gelmiştir." diye konuştu.

Kurum, iklim krizinin de artık kritik bir eşikte bulunduğunu; dünyanın, orman yangınları, kuraklık, su stresi, biyolojik çeşitlilik kaybı, gıda ile enerji sistemleri üzerindeki baskılarla karşı karşıya olduğunu, kuraklığın küresel ölçekte yıllık maliyetinin yaklaşık 307 milyar dolar seviyesinde olduğunu aktardı.

“1990'ların başından bu yana büyük göllerimizin yarısından fazlası küçüldü”

Yaklaşık 4 milyar insanın yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığı yaşadığına dikkati çeken Kurum, şöyle devam etti:

“2024-2025 yılları arasında, aslında bizim yutak alan dediğimiz alanlarımız olan ormanlarımızdan 3,7 milyon kilometrekare ormanımızı maalesef yangınlarla kaybettik. Daha acı durumlar da var. Dünya genelinde, 1970'ten bu yana sulak alanlarımızın yüzde 35'i kaybolmuş durumda. 1990'ların başından bu yana büyük göllerimizin yarısından fazlası küçüldü, artık o göllerimiz maalesef yok. Küresel enerji sistemleri de ciddi baskı altında. Küresel enerji talebinin, 2023 yılında yüzde 2,2 oranında artış göstererek son 10 yıllık ortalamanın yaklaşık 2 katına çıktığını görüyoruz. Özellikle elektrik talebinin 2035 yılına kadar mevcut politikalara göre yüzde 40, net sıfır senaryosu her ülkenin hedeflerine göre ise yüzde 50 yani 2 katına çıkacağını öngörüyoruz. İnsanlığın, artık daha güvenli ve temiz enerji sistemleri kurması şarttır. Bugün yaşadığımız kriz de aslında bunun net bir şekilde bize gösteriyor."

"Yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanıyor"

Bakan Kurum, bugün Avrupa ve dünyanın belli ülkelerinin Orta Doğu'da yaşanan çatışmalar nedeniyle enerji arzı ve talebi konusunda yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti.

Yeni bir enerji perspektifine ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kurum, "Tek bir enerji kaynağına bağımlılığı azaltmalı, daha güvenli ve esnek bir enerji ekosistemini hep birlikte kurmak zorundayız. Tüm insanlığın, enerjiye çok daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamalıyız. İklim kriziyle mücadelede hedeflerimizi başarmak istiyorsak enerji sistemlerimizi sahada en hızlı şekilde dönüştürmek zorundayız." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği ve başkanlık yapacağına işaret eden Kurum, şunları belirtti:

"Biz, COP31'i yalnızca yeni taahhütlerin konuşulduğu bir platform olarak değil, sözlerin uygulamaya dönüştüğü, güven üreten ve somut ilerleme sağlayan bir süreç olarak görüyoruz. Buna da 'uygulama odaklı COP yaklaşımı' diyoruz. COP Başkanı olarak yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanmaktadır. Diyalog ile güveni güçlendiren kapsayıcı bir platform kuracağız. Herkesi kapsayan, kimsenin geride bırakılmadığı bir diyalog anlayışıyla süreci yürüteceğiz. Uzlaşıyla ortak sorumluluk ve ortak sahiplenme duygusunu büyüteceğiz. Aksiyonla da alınan kararların sahada güvenilir, ölçülebilir uygulamalara dönüşmesini sağlayacağız. Enerji güvenliği ile iklim hedeflerini birbirinin alternatifi olarak görmeyeceğiz, böyle değerlendirmeyeceğiz. Tam tersine, aslında birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak ele alacağız."

“Sıfır atık yaklaşımını COP31 gündeminin ana başlıklarından biri yapacağız”

COP31'de finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme başlıklarını son derece önemli gördüklerini dile getiren Kurum, "Brezilya ve Azerbaycan başkanlıklarıyla, Avustralyalı dostlarımızla eşgüdüm içinde, gerek COP30'da alınan gerek COP31’de hayata geçirilmek istenen tüm gelişmeler üzerinde bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Bir yandan 1,5 derece hedefi doğrultusunda siyasi ivmeyi korumayı, diğer yandan uygulamaya geçişi hızlandırmayı hedefliyoruz." dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, bugün dünya genelinde yaklaşık 730 milyon insanın elektriğe erişemediğini, bu acı tabloya göre, enerji dönüşümünün bir taraftan da aslında sağlık ve adalet meselesi olduğunu belirtti.

Bu gidişatı değiştirebilmek için Uluslararası Enerji Ajansı’yla yenilenebilir enerji, gıda, soğutma, ısıtma ve dijitalleşme alanlarında güçlü iş birliği geliştireceklerini, ikinci önceliklerinin sıfır atık ve metan azaltımı olduğunu belirten Kurum, şu açıklamayı yaptı:

"Bu hedefe olan inancımızı artırmak için, sıfır atık yaklaşımını, Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde yürüttüğümüz projemizi aslında tüm sektörleri de içine alan bir bakışla COP31 gündeminin temel sütunlarından biri haline getireceğiz. Katı atık depolama alanlarından kaynaklanan emisyonların azaltılmasına, gıda israfının önlenmesine ve döngüsel ekonominin güçlenmesine yardımcı olacağız. Üçüncü önceliğimiz, iklime dirençli şehirler. Küresel bina inşaat alanının 2050 yılına kadar yaklaşık yüzde 45 oranında artması bekleniyor. Bu sebeple şehirler, hem risklerin yoğunlaştığı hem de çözümlerin hızla ölçeklenebileceği alanlardır. Biz, yeni yaptığımız her binada, ki son olarak 2 yılda deprem sonrası 11 ilimizde inşa ettiğimiz 500 bini aşkın konutta da, iklim dirençli, sıfır atık uyumlu yapılar inşa etmeyi başarmış bir ülkeyiz. Bu tecrübe ışığında, COP31 sürecinde, binalarda enerji verimliliği, sıfır enerjili binalar, kentsel enerji çözümleri, dirençli altyapı ve iklime dayanıklı yerleşim modelleri COP31'de önemli yer tutacak." 

Türkiye'nin COP31 mesajının açık ve net olduğunu ifade eden Kurum, "Biz de COP Başkanlığı olarak, enerji güvenliğini dışlamayan, kalkınma hakkını gözeten, adil geçişi somutlaştıran ve sahada sonuç üreten bir anlayışıyla hareket edeceğiz. Türkiye olarak COP31'i küresel iklim diplomasisinde yeni bir güven, iş birliği ve uygulama eşiğine dönüştüreceğiz. Uluslararası Enerji Ajansı ile COP31 Başkanlığı arasında enerji dönüşümü ve döngüsel ekonomi alanlarındaki iş birliği imkanlarını ülkelerimizin yarınları için, çocuklarımızın daha temiz ve güzel bir dünyada yaşaması için sonuna kadar kullanacağız." diye konuştu.

“Geri dönüştürülemeyen plastiklere yönelik kısıtlayıcı adımlar atmayı planlıyoruz”

Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, plastik çatal, kaşık, bıçak gibi ürünlerin kullanımında bazı düzenlemeler olacağını söyledi.

Kurum, Sıfır Atık Projesi kapsamında yaptıkları çalışmalar çerçevesinde bugün atıkların yüzde 40'ını dönüştürebildiklerini, hedeflerinin bu oranı daha da artırmak olduğunu vurgulayarak, "Özellikle geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili bir kısıtlama yapmayı öngörüyoruz. Tek kullanımlık plastikler dediğimiz plastik tabak, çatal, bıçak gibi, bugün günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak geri dönüştürülemeyen atıkların geri dönüşebilen ya da biyobozunur (biyolojik olarak parçalanabilir) atıklara çevrilmesine ilişkin bir yönetmelik hazırlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Buna ilişkin tüm sivil toplum kuruluşlarının ve bakanlıkların görüşlerini dikkate aldıklarını kaydeden Kurum, amaçlarının ağustos veya eylül ayından itibaren bu uygulamaya geçmek olduğunu ifade etti.


 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız