AjansHaber Gündem Bakan Fidan: “NATO Zirvesi, birliği yeniden tasdik için tarihi fırsat olacak”

Bakan Fidan: “NATO Zirvesi, birliği yeniden tasdik için tarihi fırsat olacak”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Viyana’da Diplomasi Akademisi’nde yaptığı konuşmada NATO Zirvesi’nden Rusya-Ukrayna Savaşı’na, Orta Doğu krizlerinden Türkiye-AB ilişkilerine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu. Fidan, “belirleyici bir dönemeçten geçildiğini” vurgulayarak diplomasi ve stratejik vizyon çağrısı yaptı.

Bakan Fidan: “NATO Zirvesi, birliği yeniden tasdik için tarihi fırsat olacak” Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya’nın başkenti Viyana’da Diplomasi Akademisi’nde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada küresel güvenlik mimarisinden Rusya-Ukrayna Savaşı’na, Orta Doğu’daki gelişmelerden Türkiye-AB ilişkilerine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Fidan, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi ,birliği yeniden tasdik etmek için tarihi bir fırsat olacak. Transatlantik bağları sürdürmek Türkiye için stratejik bir gereklilik. Daha kabiliyetli ve Avrupalı bir NATO, görüşmelerin merkezinde olacak.”

“Stratejik düşünmede zaafiyet var”

Dünyada askeri kapasitenin hızla geliştiğini ancak stratejik vizyonun aynı hızda ilerlemediğini belirten Bakan Fidan, küresel sistemdeki çelişkilere dikkat çekti:

“Ne yazık ki stratejik düşünme için aynı şey söylenemiyor. Güç araçlarının yoğun bir şekilde kullanıldığı ancak siyasi nihai amacın belirsiz kaldığı durumları giderek daha sık görüyoruz. Bugün, uzun vadeli stratejik ufuktan yoksun müdahalelere ve tutarsız siyasi hedeflere yönlendirilmiş güç projeksiyon kabiliyetlerine tanık oluyoruz.”

Türkiye’nin diplomatik ağı

Türkiye’nin diplomatik kapasitesine de değinen Bakan Fidan, küresel ölçekte genişleyen temsil ağına dikkat çekti:

“2002 yılında yurt dışında 163 diplomatik misyonumuz vardı. Bugün Türkiye, dünya genelinde 264 misyonuyla dünyanın üçüncü büyük diplomatik ağını işletmektedir.”

Ukrayna savaşı ve Avrupa güvenliği

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa güvenliği için kritik bir sınav olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, diplomasi çağrısında bulundu:

“Avrupa’da beşinci yılına giren bir savaş normal kabul edilemez. Çatışmanın belirli bir coğrafyada devam etmesi tehlikeli bir rehavete yol açmıştır. Bu rehavet ne Ukrayna’ya ne de Rusya’ya, kesinlikle de Avrupa’nın geri kalanına fayda sağlamaz. Diplomasinin ivmesini geri kazanması gerekiyor.”

Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna’nın önemine ilişkin ise “Ukrayna sadece ara buluculuk için bir sınav değil, Avrupa güvenliğinin geleceği için de bir sınavdır.” dedi.

Savaş sonrası güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmesinde ise şunu söyledi:

“Bu çatışmanın ardından kurulacak güvenlik mimarisi, Avrupa’nın bir bütün olarak yarın güvende olup olmayacağını belirleyecektir.”

Orta Doğu, enerji ve küresel etkiler

Hürmüz Boğazı ve bölgesel krizlerin küresel etkilerine dikkat çeken Bakan Fidan, ekonomik ve güvenlik bağlantılarına vurgu yaptı:

“Hürmüz Boğazı’nın kapanması, uzun zamandır savunduğumuz bağlantı projelerine yeniden aciliyet kazandırdı. Körfez’i Suriye, Irak ve Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara ve aynı şekilde tam tersine bağlayan demir yolu bağlantıları, boru hatları ve kargo güzergahları bunlardan bazılarıdır.”

Fidan, ABD-İran hattındaki müzakerelere ilişkin ise şunları söyledi:

“ABD ile İran arasındaki müzakereler kritik bir noktaya ulaştı. Bunu dışarıdan bir gözlemci olarak değil, bir paydaş olarak söylüyorum. Türkiye, hem Washington hem de Tahran ile kendi paralel kanallarını korurken, devam eden ara buluculuk çabalarını aktif olarak destekliyor.”

“Belirleyici bir dönemeçteyiz”

Bakan Fidan, “Belirleyici bir dönemeçte” olunduğunu belirterek, “Uluslararası sistemin geleceği, derin ve çoğu zaman değişken sistemik güçler tarafından yeniden şekilleniyor. Bizim inancımız, bu sürecin şansa bırakılmaması veya odadaki en yüksek sesli kişinin sözünün geçmemesi gerektiğidir.” dedi.

Fidan, bu çerçevede diplomasi mesleğinin önemine değinerek şöyle devam etti:

“Bu süreç, stratejik vizyonu bir araya getirenler tarafından şekillendirilmelidir. İşte bu yüzden mesleğimiz önemlidir. Mesleğimiz, bilimin titiz yöntemini ve sanatın incelikli dokunuşunu gerektirir. Viyana Diplomasi Akademisi gibi değerli akademik kurumlar, gelecekteki diplomatları dünyayı olduğu gibi anlamakla kalmayıp, olması gerektiği gibi inşa etmeye yardımcı olmak üzere bu şekilde hazırlamaktadır.”

Bakan Fidan ayrıca Türkiye’nin dış politika yaklaşımını şöyle özetledi:

“Türkiye’nin dış politikasını yönlendiren ideal budur. Orta Doğu’da, Ukrayna’da ve Avrupa-Atlantik bölgesinde ortaklarımızla birlikte yaptığımız da budur.”

Rusya-Ukrayna savaşı: Tırmanma riski

Savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmelerinde Fidan, çatışmanın kontrolsüz büyüme riskine dikkat çekti:

“Savaşın başlangıcından beri savaşı nasıl durduracağımıza odaklandık. Çünkü savaş devam ettiği sürece, her zaman daha büyük bir tırmanma riski olduğu ve dünyanın geri kalanı için tehdidin daha da kötüye gidebileceği yönünde bir değerlendirmemiz vardı.”

Fidan, savaşın sınırları ve risklerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:“İlk olarak Ukrayna’da başladı ve şimdi de Rusya topraklarında devam ediyor. Yani iki ülkenin coğrafi sınırları içinde kalıyor ve taraflar konvansiyonel silahlar kullanarak belirli hedefleri imha ediyorlar. Ne yazık ki bu tür bir sınırlama, ne kadar yıkıcı olursa olsun, bir bakıma bizim gözlemlerimize göre savaşın sonsuza kadar sürmesini mümkün kılıyor. Ancak, devam eden her savaşta olduğu gibi, tırmanma riski hala büyük. Ya savaş, coğrafi açıdan, Avrupa’daki ülkelerden birine sıçrarsa ne olur? Ya savaş, konvansiyonel aşamadan taktik nükleer aşamaya, oradan da tam nükleer aşamaya sistemli bir şekilde tırmanırsa? Bu savaş devam ettiği sürece, bu tırmanma tehdidi de ortada olacaktır.”

Fidan, savaşın sürdüğü durumun küresel etkisine ilişkin değerlendirmesinde ise “Avrupalılar ve Amerikalılar Ukraynalılara para ve silah veriyorlar; Ruslar ise kendi paralarını kullanarak insanları askere alıp Ukrayna sahnesine getiriyorlar. Herkes birbirini öldürüyor, yıkım ve ölüm devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Küresel krizlerin karşılaştırılması

Fidan, farklı krizlerin etkilerini karşılaştırarak dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu:

“Hürmüz Boğazı’ndaki çatışma ve bu kapatmanın uluslararası piyasalar, enerji, güvenlik ve diğer her alan üzerindeki etkileri nedeniyle neredeyse beş hafta içinde, uluslararası sistem üzerinde olumsuz bir etki oluştu. Beş hafta içindeki bu olumsuz etki, beş yıl içindeki Rusya-Ukrayna Savaşı’nın olumsuz etkisinden çok daha büyük ve daha etkili oldu. Bu da, savaşı durdurmaya çalışan bizler için daha da tehlikeli. Çünkü karşılaştırıldığında, savaşın kendisi dikkati çekmek için daha az önemli hale geliyor.”

“Uyanma zamanı”

Avrupa’ya çağrıda bulunan Fidan, savaşın sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, “Derhal bu uykudan uyanmalı ve savaşı durdurmak üzerine çalışmaya başlamalıyız.” dedi.

Türkiye-AB ilişkileri ve eleştiriler

Türkiye’nin AB sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Fidan, Avrupa’nın karar alma mekanizmalarını eleştirdi:

“Yaklaşık 20 AB ülkesi, AB’de neler olup bittiğini pek umursamıyor. Türkiye lehine bir karar varsa, seve seve evet diyorlar. Türkiye aleyhine bir karar varsa, yine seve seve evet diyorlar. Yani birçok konuda kayıtsızlar.”

Fidan, AB ile NATO arasındaki karar uyumsuzluğunu ise şu sözlerle anlattı:

“Biz NATO bakanları olarak NATO kuralları çerçevesinde bir araya geliyoruz. Müttefikler için mükemmel kararlar alıyoruz. Ertesi gün AB bakanları sarı konvansiyona gidip kararlar alıyor. Bu kararlar önceki günün kararlarıyla tamamen çelişebiliyor. Önemli değil. Kimse dikkat etmiyor, kimse sorgulamıyor. Dolayısıyla bu tür yapısal sorunlar aslında pek çok şeye yol açıyor.”

Fidan ayrıca Avrupa’nın geniş güvenlik mimarisine ilişkin, “Biz onlara şunu söylüyoruz: ‘Bakın, Avrupa artık AB’den daha büyük. İngiltere var, Norveç var, Türkiye var, AB üyesi olmayan başka ülkeler de var. Bu yüzden oturup konuşmalı ve daha geniş kapsamlı tartışmalar yapmalıyız. Ancak bu gerçekleşmiyor.” dedi.Fidan, bölgesel meselelerin çözümünde en etkili yaklaşımın "bölgesel sahiplenme" olduğu belirterek, Türkiye'nin Kalkınma Yolu Projesi'ne desteğinin Irak'ın bölgeye olumlu bir gündem sunmasına yol açtığını belirtti. İyi bir bölgesel ekonomik iş birliği için bölgedeki ulus devletlerin birbirlerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini taahhüt etmeleri gerektiğini vurgulayan Fidan, bunun sağlanmaması halinde Orta Doğu'da savaşların sürmeye devam edeceğini kaydetti.

Fidan, ülkelerin bu temel ilkelere bağlı kalacağını taahhüt edeceği resmi ve bağlayıcı bir antlaşma etrafında bir araya getirilmesi gerektiğine dikkati çekerek "Aksi takdirde, kimse kimseye güvenmediği için ekonomik alanda iş birliği yapamayız." ifadesini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız