Konuşmasında UID’nin üstlendiği misyona değinen Bakan Fidan, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun aidiyet süreçlerini ve demokratik katılımlarını takdirle karşıladığını belirtti. Fidan, şunları söyledi:
“Buradaki insanlar hem bulundukları yere hem geldikleri kültüre, memlekete ne kadar faydalı olabilirler, ne kadar ait olabilirler, ne kadar zeminlerini ilerletebilirler, demokratik toplumlarda, demokratik imkanları kullanarak bunun arayışında olmak önemli bir çabaydı.”
Türk toplumunun Avrupa’daki varlığını “inşa ederek ilerleyen bir güç” olarak tanımlayan Fidan, gözlemlerini şu sözlerle aktardı:
“Türklerin bulundukları yere aidiyet sürecine baktığım zaman şunu görüyorum; sessiz ve derinden geliyorlar ama tam geliyorlar. Ağır ağır, inşa ede ede geliyorlar. Kimliklerine, kişiliklerine sahip çıka çıka geliyorlar. Biraz geç adım atıyorlar ama ‘ya yanlış yere mi basıyorum’ endişesi, Türklerin hafızasında çok fazla var.”
“Başarının sırrı siyasi liderliğe sahip çıkma iradesidir”
Türkiye’nin son yıllarda dış politikada elde ettiği kazanımların tesadüf olmadığını ifade eden Fidan, milletin siyasi istikrara verdiği desteğin stratejik bir kültüre dönüştüğünü vurguladı:
“Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğandefaatle tekrar tekrar seçilmiş olması ve onun vizyonunun sizin adınıza temsil ettiği çizginin ısrarla devamlılık bulması, dış politikamızın en önemli başarılarından biridir. Dolayısıyla bu yine sizlere ait olan bir başarıdır. Yani siyasal liderliğe sahip çıkmak, onun ortaya koyduğu politikalara sahip çıkmak. Halkın gurur duyacağı en önemli başarısı.”
Türkiye’nin bölgesinde “güvenli bir ada” ve “yükselen bir yıldız” olduğunu belirten Fidan, barış ve kalkınma arayışının hem gerçekçi hem de idealist bir temele dayandığını ifade etti:
“Hem realizm gereği hem idealizm gereği etrafınıza sahip çıkmanız gerekiyor.”
Küresel krizlerde “çifte standart” eleştirisi
Gazze’de yaşanan insani dram ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi küresel meselelerde Türkiye’nin sergilediği ilkeli duruşa dikkat çeken Fidan, uluslararası toplumdaki tutarsızlıkları eleştirdi.
Türkiye’nin dış politika prensiplerini şu sözlerle özetledi:
“Birinci özelliğimiz; takip ettiğimiz politikada tutarlı olmak. Bir noktada ne istiyorsak, hangi prensiple yaklaşıyorsak, diğer yerde de aynı prensiple yaklaşıyoruz.”
Gazze’de yaşananlar ile geçmişteki acılar arasında ayrım yapmaksızın adaleti savunduklarını ifade eden Fidan, şu değerlendirmede bulundu:
“Buna benzer tutarsızlıkların olduğu bir uluslararası ilişkiler düzleminde, Türkiye’nin ilkeden hareketle etrafında yaşadığı krizlere insancıl olarak erdemle yaklaşması fevkalade önemlidir.”
Ayrıca Türkiye’nin barış çağrılarının arkasındaki güce işaret eden Fidan, bu davetin:
“Zayıf bir ülkenin ağzından çıkan bir davet olmadığını” vurguladı.
“Hegemonlar bölgeye sadece sorun bırakıyor”
Bölgesel sorunların çözümünde dış müdahaleler yerine “bölgesel sahiplenme” modelini öneren Fidan, tarihi bir çağrıda bulundu. Dış güçlerin bölgeden ayrılırken geride daha büyük krizler bıraktığını belirten Fidan, çözüm önerisini şu sözlerle dile getirdi:
“Birbirimize güven oluşturursak, birbirimize sırtımızı dayarsak en azından problemlerin yüzde 80’i o esnada çözülür. Geri kalan yüzde 20’si için de ekstradan çalışmamız gerekiyor. Yüzde 80 problem sadece birbirimizin toprak bütünlüğüne, sınırına, egemenliğine saygı duyup bunu açıktan deklare edip taahhüt ettiğimiz zaman başlıyor bölgede.”
Bakan Fidan, Türkiye’nin geliştirdiği dış politika dilinin yalnızca bir diplomatik araç olmadığını, aynı zamanda milletin ruhundan gelen bir hakikat arayışı olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.