15 Temmuz 2026 Çarşamba
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem 15 Temmuz’un sessiz kahramanları

15 Temmuz’un sessiz kahramanları

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Türkiye’nin dört bir yanında şehit düşen 251 vatandaşın her biri farklı şehirlerden, farklı mesleklerden ve farklı hayat hikayelerinden geldi. Ancak hepsini aynı noktada buluşturan ortak payda vatanı, bayrağı ve milli iradeyi korumak için hiçbir tereddüt göstermeden canlarını ortaya koymaları oldu. “15 Temmuz Şehitleri” eserinde yer alan tanıklıklar, o gecenin yalnızca askeri bir kalkışma değil, milletin yazdığı bir fedakarlık destanı olduğunu gözler önüne seriyor.

Editör: Hüdanur Dayı

15 Temmuz gecesi Türkiye, tarihinin en kritik dönüm noktalarından birini yaşadı. Devletin içerisine sızan FETÖ mensuplarının darbe girişimi sırasında savaş uçakları, tanklar ve ağır silahlar millete çevrilirken meydanlara çıkan insanlar ellerinde yalnızca Türk bayrakları ve inançlarıyla direndi. Resmi kayıtlara göre 251 kişi şehit olurken, 2 bin 193 kişi gazi oldu. 

Ancak rakamların ardında isimler, aileler, hayaller ve yarım kalan hayatlar vardı.

Bir gecede Türkiye’nin ortak hikayesine dönüştüler

Biyografilere bakıldığında şehitlerin ortak bir profili olmadığı dikkat çekiyor. İçlerinde lise öğrencileri, polis memurları, işçiler, taksiciler, esnaflar, kamu görevlileri, mühendisler, gazeteciler ve ev hanımları bulunuyor. Kimisi henüz 17 yaşındaydı, kimisi torun sahibi olmuştu. Kimi ilk bebeğini bekliyordu, kimi çocuklarını evde bırakıp “Birazdan dönerim.” diyerek çıktı. 

O gece herkes kendi hayatından ayrıldı ancak aynı tarihin kahramanı oldu. 

17 yaşındaki Abdullah Tayyip, babasının yanından ayrılmadı

15 Temmuz’un en hafızalara kazınan hikayelerinden biri Abdullah Tayyip Olçok’a ait oldu.

Henüz 17 yaşındaki lise öğrencisi Abdullah Tayyip, babası Erol Olçok’un “Evde kal.” uyarısına rağmen, “Sen nereye, ben oraya.” diyerek onunla birlikte Boğaziçi Köprüsü’ne gitti. Aynı gece baba-oğul yan yana şehit düştü. Biyografide yer alan yakınlarının anlatımıyla Abdullah Tayyip’in saygılı, başarılı ve hukuk okumayı hedefleyen bir genç olduğu belirtilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cenazesinde onun için “Evladım gibiydi.” dediği aktarılıyor.  

“Geç geleceğim.” dedi, demokrasi uğruna can verdi

Gaziantepli esnaf Adil Büyükcengiz, annesini ziyarete gittiği sırada darbe girişimini öğrendi.

Cumhurbaşkanı’nın çağrısını izledikten sonra ailesine yalnızca “Geç geleceğim, beni merak etmeyin.” dedi ve Saraçhane’ye gitti.

Üç kız babası olan Büyükcengiz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde kalbinden vurularak şehit oldu. Geride ise ailesine bırakılmış bir demokrasi onuru kaldı.  

Polislere siper olmak isterken şehit oldu

24 yaşındaki Ahmet Kara ise soğuk meze ustası olarak çalışıyordu.

Arkadaşıyla birlikte Emniyet güçlerine destek olmak amacıyla Saraçhane’ye gitti. Tanık anlatımlarına göre, “Bari polislere siper olalım.” diyerek en öne geçti. Darbecilerin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak şehit düştü.

Hayatının en büyük hayali evlenmekti. Ancak o gece vatan sevgisi, bütün kişisel hayallerinin önüne geçti.  

İki yaşındaki Esila’nın babasıydı

31 yaşındaki Ahmet Kocabay, tekstil işçisiydi.

Cumhurbaşkanı’nın çağrısı üzerine iki yaşındaki kızı Esila’yı ve eşini evde bırakarak havaalanına doğru yola çıktı. Tankların önünü kesmeye çalışan vatandaşların arasına katıldı. Önce kolundan vuruldu, ardından darbecilerin açtığı ateş sonucu şehit oldu. 

Geride ise babasını bekleyen küçük Esila ile “Vatan sağ olsun” diyen eşi kaldı. 

İkiz kardeşler aynı gece şehadete yürüdü

Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşler çocukluklarından itibaren hayatın her anını birlikte yaşadı.

Adana Çevik Kuvvet’te polis olarak görev yapan ikiz kardeşler, eğitim için bulundukları Ankara Gölbaşı’nda darbecilerin saldırısına uğradı.

İki polis memuru da aynı gece şehit oldu.

Ahmet Oruç’un kızı Hifa ise babasının şehadetinden sonra dünyaya geldi. Biyografide yer alan anlatımlarda, “İkizlerin kalbi bir atardı.” ifadeleriyle kardeşlerin ortak kaderi anlatılıyor.  

Yayınlar kesilmesin diye son ana kadar direndi

TÜRKSAT Tesis Müdürü Ahmet Özsoy da darbenin kritik noktalarından birinde görev yaptı.

Darbecilerin televizyon yayınlarını kesmesini engellemek amacıyla çalışma arkadaşlarıyla birlikte araçları barikat yaptı. Son ana kadar direndi ve mesai arkadaşı Ali Karslı ile birlikte şehit oldu.

Biyografide, o gece televizyon ekranlarının kararmamasında TÜRKSAT çalışanlarının direnişinin belirleyici rol oynadığı vurgulanıyor. 

Pijamasıyla sokağa çıktı

41 yaşındaki taksi şoförü Akın Sertçelik ise annesinin telefonuyla uyandı.

Cumhurbaşkanı’nın çağrısını duyduktan sonra üzerindeki pijamayı bile değiştirmeden Boğaziçi  Köprüsü’ne koştu.

Ailesiyle sabaha kadar telefonla görüştü. Son konuşmalarında çevrede çok sayıda yaralı olduğunu anlatmasına rağmen geri dönmeyi hiç düşünmedi.

Sabah olduğunda ailesi onun şehit haberini aldı.  

Ömer Halisdemir: Darbenin seyrini değiştiren isim

15 Temmuz denildiğinde akla gelen ilk kahramanlardan biri hiç kuşkusuz Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir oldu.

42 yaşındaki Halisdemir, Özel Kuvvetler Komutanlığında aldığı emir doğrultusunda darbe girişiminin kilit isimlerinden Tuğgeneral Semih Terzi’yi etkisiz hale getirdi. Görevinin ardından darbeciler tarafından açılan ateş sonucu şehit düştü.

Biyografide Halisdemir için kaleme alınan satırlarda onun “Vatan aşkıyla tekbir getirerek şehadete yürüyen bir yiğit."  olduğu vurgulanırken, fedakarlığının gelecek nesiller tarafından anlatılmaya devam edeceği ifade ediliyor. “Şehadet şerbetini içti en Halisdemir.” dizeleriyle anılan Halisdemir, darbe girişiminin başarısızlığa uğramasında kritik rol oynayan isimlerden biri olarak aktarılıyor.  

Halil Kantarcı: “Bana ne” demeyenlerin sembolü

15 Temmuz’un hafızalara kazınan isimlerinden biri de Halil Kantarcı oldu.

37 yaşındaki esnaf Halil Kantarcı, darbe girişimini öğrenir öğrenmez çocuklarını öpüp eşiyle helalleşerek evinden ayrıldı. Çengelköy Polis Karakolu önünde darbecilere karşı direnirken şehit düştü.

Biyografide yer alan anlatımda, Halil Kantarcı’nın 28 Şubat sürecinde haksız yere cezaevinde kaldığı, buna rağmen devletine ve milletine küsmediği özellikle vurgulanıyor. Yazar İsmail Kılıçarslan’ın ifadeleriyle, “Yine düştün önümüze, yolu açtın yine.” sözleri onun fedakarlığını anlatırken eserde “Bana ne diyebilirdi o gece, demedi.” ifadesiyle de vatan söz konusu olduğunda hiçbir tereddüt göstermediği aktarılıyor. Ayrıca Sri Lanka’da açılan bir yetimhaneye adının verildiği bilgisi de biyografide yer alıyor.

Mustafa Cambaz: Fotoğraf makinesini bırakıp meydanlara koştu

Yeni Şafak foto muhabiri Mustafa Cambaz, meslek hayatı boyunca Anadolu’nun tarihi eserlerini belgeleyen binlerce kareye imza attı.

15 Temmuz gecesi ise fotoğraf makinesini bırakıp demokrasi nöbetine katıldı. Çengelköy’de darbecilerin açtığı ateş sonucu şehit düştü. 

Biyografide Cambaz’ın yalnızca bir foto muhabiri değil, kültürel mirası kayıt altına alan bir tarih tanığı olduğu vurgulanıyor. Adı, 15 Temmuz’un basın camiasındaki sembol isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.  

İlhan Varank: Kardeşine değil vatanına koştu

Prof. Dr. Mustafa Varank’ın ağabeyi İlhan Varank, Cumhurbaşkanı’nın çağrısını duyar duymaz sokağa çıktı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde darbecilere karşı direnirken şehit düştü. Biyografide, ailesine bağlılığı, yardımsever kişiliği ve hiçbir tereddüt göstermeden meydanlara çıkışıyla anlatılıyor. 

251 ayrı hayat, tek miras

Biyografide yer alan anlatımlar, Ömer Halisdemir, Halil Kantarcı, Erol ve Abdullah Tayyip Olçok, Mustafa Cambaz, İlhan Varank gibi kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin yanında adları çok bilinmeyen yüzlerce şehidin de aynı fedakarlığı gösterdiğini ortaya koyuyor.

Esnafından öğrencisine, polisinden gazetecisine, taksicisinden işçisine kadar farklı hayatlar yaşayan bu insanlar, 15 Temmuz gecesi aynı hedef uğruna bir araya geldi. Bugün isimleri okullarda, caddelerde, köprülerde ve anıtlarda yaşatılırken biyografide yer alan tanıklıklar onların sadece birer isim değil, Türkiye’nin demokrasi tarihine yön veren gerçek kahramanlar olduğunu gözler önüne seriyor. 

Kimi ilk çocuğunu göremedi.

Kimi nişanlısına kavuşamadı.

Kimi anne ve babasını geride bıraktı.

Kimi ise henüz lise sıralarındaydı.

Ancak tamamı, 15 Temmuz gecesi milli iradeyi savunurken hayatını kaybetti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız