09 Haziran 2026 Salı
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Kurdeşen hastalığı nedir? Nasıl anlaşılır?

Kurdeşen hastalığı nedir? Nasıl anlaşılır?

Kişinin kendisinin de anlayabileceği bir hastalık olan kurdeşen; ayrıca ciltte rahatsız edici kızarıklık ve kabarıklara da neden olabiliyor. Alerji Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Kırmaz Kurdeşen’i AjansHaber’e anlattı.

Kurdeşenin hemen hemen herkesin başına gelebilecek bir hastalık olmasıyla birlikte henüz bilinmeyen sebepleri de var. Çoğunluğu alerjik durumlara bağlanan bu hastalığın kesin tedavileri üzerinde süren araştırmalar da mevcut.  Peki nedir bu Kurdeşen? Nasıl anlarız? Önlemek mümkün mü? Nasıl tedavi edilir? İmmunoloji (Alerji) Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Kırmaz kurdeşen ile ilgili merak edilenleri AjansHaber’e anlattı.   “BU HASTALIĞIN 2 FORMU VARDIR”   Kurdeşen (Ürtiker) deriden kabarık, kaşıntılı, kızarık ve birbiriyle birleşme eğilimi olan lezyonlar şeklinde tanımlayan Kırmaz şöyle devam etti:
  Bu hastalığın 2 formu vardır. Onlarda akut ürtiker ve kronik ürtikerdir. Görsel olarak ikisinin de birbiriyle farklı yoktur. Ancak akut ürtiker 6 haftadan kısa süren bir zamanda lezyonları tamınlar. 6 hafta daha fazla sürüyorsa da oda kronik ürtikerdir.    “GENELLİKLE GIDA YA DA İLAÇ ALERJENLERDEN DOLAYI OLUR”   Kırmaz, “Akut ürtiker, genellikle alerjik nedenlerden dolayı oluyor ve en etkin hücre mast hücresi dediğimiz hücrelerdir. Mast hücreleri tüm vücutta ve özellikle derialtı dokuda bulunmaktadır. Onlarda genellikle gıda ya da ilaç alerjenlerden dolayı oluyor. Bazen de enfeksiyonlar da neden olabilir. Bunun dışında aynı mast hücreleri 4-5 saat gibi daha geç bir süre bazı başka hücre-hücre habercisi moleküller (sitokinler) yapar ve salarlar. Bu sitokinler lezyonların daha uzun sürmesine neden olur.” dedi.   “ALTINDA YATAN SEBEBİN YÜZDE 50’SİNİ BULAMIYORUZ”   Akut ürtiker ilaç ya da gıdalarla oluşan alerjik reaksiyonlar sonucunda oluşabileceğini söyleyen Kırmaz bunun dışında “Virüsler de ürtiker nedeni olabilirler. Ürtiker lezyonlarına en sık neden olan ilaçlar; kas gevşeticiler, idrar söktürücüler ve antiromatizmal ağrı kesicilerdir. Gıda olarak ise en belirgin alerjen kaynakları da şu şekilde sıralayabiliriz; süt, yumurta, yer fıstığı, ağaç fıstıkları, balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır. Bazı ilaçlar ve radyolojik çekimlerde kullanılan boyar maddeler mast hücrelerini alerjik mekanizmalarda bağımsız (yalancı alerjik olarak) uyarabilir. Ayrıca bayatlamış balıkların yenmesi sonucu balığın kendi histaminine bağlı toksik reaksiyon gelişir. Bu toksik reaksiyonlar da ürtikerde olma olasılığı var. Her türlü araştırmalarımıza rağmen kronik ürtikerin altında yatan sebebin yüzde 50’sini bulamıyoruz.” diye konuştu.   “BU HASTALIK HER AN HERKES OLABİLİR”   Hekimleri zorlayan kısmı ise Kronik hastaların yüzde 50’sini oluşturan İdiyopatik (spontan) hastaların olduğunu söyleyen Kırmaz bunları da ekledi;
  Bu hastaların yüzde 60’ında görülen olay, vücudu kendi antikorlarına karşı antikor yapıyor ya da kendi alerji antikorlarının reseptörlerine göre antikor yapıyor. Bu hastalar genelde kordizon dediğimiz ilaç kullanmak zorunda kalıyorlar.   Kişi kendisinin anlayabileceği bu hastalık geleceğini bile hissedebiliyorlar. Lezyonları mutlaka kendileri de görebiliyorlar ve bu rahatsızlıktan dolayı bize başvuruyorlar.  Bu hastalık her an herkeste oluşabilir. Önceden tahmin edilmediğinden önlemekte mümkün değildir. Eski alerjik şikâyetleri olanların akut ürtikere geçme olasılığı daha fazladır. Herkesin hayatında bir kere akut ürtikere geçme ihtimali var. Bundan dolayı tahmin edilmez bir durumdur. Alerjik durumunuz ne olduğunu biliyorsanız ve onlardan uzaklaşırsanız hastalık kendiliğinden kaybolur. Hekim yardımı almak mutlaka gereklidir.    “GENELDE KENDİNİ SINIRLAR VE KLASİK ALERJİ İLAÇLARINA İYİ YANIT VERİR”   Akut ürtiker genelde kendini sınırlar ve klasik alerji ilaçlarına iyi yanıt verdiğini söyleyen Kırmaz, “Antihistaminikler; histamin salınmadan, reseptörüne bağlanmadan koruyucu olarak verilirlerse daha etkili olur. Ancak bu ilaçların ne kadar verileceğine konusunda kesin bir kural veya kaide yoktur. Eski model alerji ilaçları da yeni model ilaçlarına bazıları da maalesef uyku hali, dikkat dağınıklığı ve konsantarsyon bozukluğu gibi yan etkiler vardır. Bu ilaçları kullanırken bazen standart dozun 2-3 katı gerektirebiliyor. Şiddetli bulguları olan hastalarda kısa süreli kortizon kullanımı gerekebilir. Hayatı tehdit eden anjiyoödem veya anaflaksi atağı geçiren hastalar adrenaline yanıt verirler. Bu sebeple bu hastaların bu ilaca kolay erişme, kullanma, uygulama yöntemleri ve epinefrinin etki süresi hakkında bilgilendirilmesi gerekli.” diye devam etti.   “BAZEN ÜRTİKERE ÇARE BULUNMAYABİLİR”   H1 antihistaminikler kronik ürtiker, anjiyoödem tedavisinde esas kullanılan ilaçlardır. Ürtikerin değişik alt tiplerinde değişik H1 antihistaminikler tercihle uygulanabilir.    Ciltteki histamin reseptörlerinin %15-20 kadarı H2 alt tipinde olduğu için bazen piyasada mide ilacı olarak tanımlanan ranitidin, famotidin (20 mg günde 2 kez) gibi kullanılabilir.   Sıklıkla en yüksek veya en yüksek doza yakın dozlar da bile antihistaminikler kullanılsa da bazen ürtikere çare bulunamayabilir. Bu durumlarda alerji ve immünoloji uzmanları bu ilaçları değişik başka ilaç grupları ile kombine ederek kullanırlar ve başarıya ulaşırlar.    Tedavisi güç, inatçı bulguları olan hastalarda ise kortizon, bazı astım ilaçları, kalsiyum kanal blokörleri, sıtma ilaçları veya dışarıda kullanılan insan antikorları (IVIG) gerekebilir.  
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız