Kurdeşenin hemen hemen herkesin başına gelebilecek bir hastalık
olmasıyla birlikte henüz bilinmeyen sebepleri de var. Çoğunluğu
alerjik durumlara bağlanan bu hastalığın kesin tedavileri üzerinde
süren araştırmalar da mevcut. Peki nedir bu Kurdeşen? Nasıl
anlarız? Önlemek mümkün mü? Nasıl tedavi edilir? İmmunoloji
(Alerji) Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Kırmaz kurdeşen ile ilgili merak
edilenleri AjansHaber’e anlattı. “BU HASTALIĞIN 2
FORMU VARDIR” Kurdeşen (Ürtiker) deriden kabarık,
kaşıntılı, kızarık ve birbiriyle birleşme eğilimi olan lezyonlar
şeklinde tanımlayan Kırmaz şöyle devam etti:
Bu hastalığın 2 formu vardır. Onlarda akut ürtiker ve kronik
ürtikerdir. Görsel olarak ikisinin de birbiriyle farklı yoktur.
Ancak akut ürtiker 6 haftadan kısa süren bir zamanda lezyonları
tamınlar. 6 hafta daha fazla sürüyorsa da oda kronik
ürtikerdir. “GENELLİKLE GIDA YA DA İLAÇ
ALERJENLERDEN DOLAYI OLUR” Kırmaz, “Akut ürtiker,
genellikle alerjik nedenlerden dolayı oluyor ve en etkin hücre mast
hücresi dediğimiz hücrelerdir. Mast hücreleri tüm vücutta ve
özellikle derialtı dokuda bulunmaktadır. Onlarda genellikle gıda ya
da ilaç alerjenlerden dolayı oluyor. Bazen de enfeksiyonlar da
neden olabilir. Bunun dışında aynı mast hücreleri 4-5 saat gibi
daha geç bir süre bazı başka hücre-hücre habercisi moleküller
(sitokinler) yapar ve salarlar. Bu sitokinler lezyonların daha uzun
sürmesine neden olur.” dedi. “ALTINDA YATAN SEBEBİN
YÜZDE 50’SİNİ BULAMIYORUZ” Akut ürtiker ilaç ya da
gıdalarla oluşan alerjik reaksiyonlar sonucunda oluşabileceğini
söyleyen Kırmaz bunun dışında “Virüsler de ürtiker nedeni
olabilirler. Ürtiker lezyonlarına en sık neden olan ilaçlar; kas
gevşeticiler, idrar söktürücüler ve antiromatizmal ağrı
kesicilerdir. Gıda olarak ise en belirgin alerjen kaynakları da şu
şekilde sıralayabiliriz; süt, yumurta, yer fıstığı, ağaç
fıstıkları, balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır. Bazı ilaçlar ve
radyolojik çekimlerde kullanılan boyar maddeler mast hücrelerini
alerjik mekanizmalarda bağımsız (yalancı alerjik olarak)
uyarabilir. Ayrıca bayatlamış balıkların yenmesi sonucu balığın
kendi histaminine bağlı toksik reaksiyon gelişir. Bu toksik
reaksiyonlar da ürtikerde olma olasılığı var. Her türlü
araştırmalarımıza rağmen kronik ürtikerin altında yatan sebebin
yüzde 50’sini bulamıyoruz.” diye konuştu. “BU
HASTALIK HER AN HERKES OLABİLİR” Hekimleri zorlayan
kısmı ise Kronik hastaların yüzde 50’sini oluşturan İdiyopatik
(spontan) hastaların olduğunu söyleyen Kırmaz bunları da
ekledi;
Bu hastaların yüzde 60’ında görülen olay, vücudu kendi
antikorlarına karşı antikor yapıyor ya da kendi alerji
antikorlarının reseptörlerine göre antikor yapıyor. Bu hastalar
genelde kordizon dediğimiz ilaç kullanmak zorunda kalıyorlar.
Kişi kendisinin anlayabileceği bu hastalık geleceğini bile
hissedebiliyorlar. Lezyonları mutlaka kendileri de görebiliyorlar
ve bu rahatsızlıktan dolayı bize başvuruyorlar. Bu hastalık
her an herkeste oluşabilir. Önceden tahmin edilmediğinden önlemekte
mümkün değildir. Eski alerjik şikâyetleri olanların akut ürtikere
geçme olasılığı daha fazladır. Herkesin hayatında bir kere akut
ürtikere geçme ihtimali var. Bundan dolayı tahmin edilmez bir
durumdur. Alerjik durumunuz ne olduğunu biliyorsanız ve onlardan
uzaklaşırsanız hastalık kendiliğinden kaybolur. Hekim yardımı almak
mutlaka gereklidir. “GENELDE KENDİNİ SINIRLAR
VE KLASİK ALERJİ İLAÇLARINA İYİ YANIT VERİR” Akut
ürtiker genelde kendini sınırlar ve klasik alerji ilaçlarına iyi
yanıt verdiğini söyleyen Kırmaz, “Antihistaminikler; histamin
salınmadan, reseptörüne bağlanmadan koruyucu olarak verilirlerse
daha etkili olur. Ancak bu ilaçların ne kadar verileceğine
konusunda kesin bir kural veya kaide yoktur. Eski model alerji
ilaçları da yeni model ilaçlarına bazıları da maalesef uyku hali,
dikkat dağınıklığı ve konsantarsyon bozukluğu gibi yan etkiler
vardır. Bu ilaçları kullanırken bazen standart dozun 2-3 katı
gerektirebiliyor. Şiddetli bulguları olan hastalarda kısa süreli
kortizon kullanımı gerekebilir. Hayatı tehdit eden anjiyoödem veya
anaflaksi atağı geçiren hastalar adrenaline yanıt verirler. Bu
sebeple bu hastaların bu ilaca kolay erişme, kullanma, uygulama
yöntemleri ve epinefrinin etki süresi hakkında bilgilendirilmesi
gerekli.” diye devam etti. “BAZEN ÜRTİKERE ÇARE
BULUNMAYABİLİR” H1 antihistaminikler kronik
ürtiker, anjiyoödem tedavisinde esas kullanılan ilaçlardır.
Ürtikerin değişik alt tiplerinde değişik H1 antihistaminikler
tercihle uygulanabilir. Ciltteki histamin
reseptörlerinin %15-20 kadarı H2 alt tipinde olduğu için bazen
piyasada mide ilacı olarak tanımlanan ranitidin, famotidin (20 mg
günde 2 kez) gibi kullanılabilir. Sıklıkla en yüksek veya en
yüksek doza yakın dozlar da bile antihistaminikler kullanılsa da
bazen ürtikere çare bulunamayabilir. Bu durumlarda alerji ve
immünoloji uzmanları bu ilaçları değişik başka ilaç grupları ile
kombine ederek kullanırlar ve başarıya ulaşırlar.
Tedavisi güç, inatçı bulguları olan hastalarda ise kortizon, bazı
astım ilaçları, kalsiyum kanal blokörleri, sıtma ilaçları veya
dışarıda kullanılan insan antikorları (IVIG) gerekebilir.
Sakin şehir ağı büyüyor: Cittaslow nedir?
#Yaşam / 08 Haziran 2026
Kemal Kılıçdaroğlu: “Kurultay sürecini 11 Haziran’da başlatıyoruz”
#Gündem / 08 Haziran 2026
Yorumlar