17 Temmuz 2026 Cuma
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem İsrail hapishanelerinden çıkan Filistinli eski esirler yaşadıklarını anlattı

İsrail hapishanelerinden çıkan Filistinli eski esirler yaşadıklarını anlattı

İçeri Bak İnisiyatifi tarafından İstanbul’da düzenlenen medya bilgilendirme toplantısında, İsrail hapishanelerinde uzun yıllar tutulan ve esir takasları kapsamında serbest bırakılan Filistinli eski tutuklular ile avukatları, cezaevlerinde yaşadıklarını ve hukuki süreçleri anlattı.

Kariye’de düzenlenen toplantıda konuşan Nafiz Nayif Salim El-Hac Hüseyin, Osman Said Ahmed Said ve Fehd Eş-Şeludi, İsrail hapishanelerinde maruz kaldıklarını belirttikleri uygulamalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Filistin meselesi 7 Ekim’de başlamadı”

Müebbet hapis cezasına çarptırıldıktan sonra esir takasıyla serbest bırakılan Nafiz Nayif Salim El-Hac Hüseyin, İsrail hapishanelerinde halen 9 bin 400 Filistinli esirin bulunduğunu belirtti.

Filistin meselesinin 7 Ekim 2023’te başlamadığını söyleyen Hüseyin, “Filistin davası ne bugün ne de 7 Ekim’de doğmuş bir şey değil. Filistin davası Filistin topraklarının işgalciler tarafından işgal edildiğinde başlayan ve o günden bu yana devam eden bir şeydir.” dedi.

İşgal altındaki Filistin topraklarında bugüne kadar 17 hapishane kurulduğunu aktaran Hüseyin, bu cezaevlerinde yıllar içinde 1 milyondan fazla Filistinlinin tutulduğunu ifade etti.

“Bu verdiğim rakamlar sadece bir rakamdan ibaret değil. Bu rakamların arkasında aileler, eşler, çocuklar vardır ve gerçek yaşanmış olaylar vardır.” ifadelerini kullanan Hüseyin, yaşananların toplumsal boyutuna dikkati çekti.

Kadınlar, çocuklar ve idari tutuklular

Hüseyin, İsrail hapishanelerinde 94 kadın tutuklunun bulunduğunu, bunlardan 3’ünün hamile olduğunu söyledi.

Cezaevlerinde 360 Filistinli çocuğun tutulduğunu belirten Hüseyin, ayrıca 3 bin 500 kişinin idari tutukluluk uygulaması kapsamında mahkeme kararı olmaksızın alıkonulduğunu ifade etti.

İsrail güçlerinin 93 Filistinli tutuklunun cenazesini ailelerine teslim etmediğini belirten Hüseyin, bu nedenle ailelerin yakınlarını defnedemediğini söyledi.

“Cenazeler hapishane morglarında tutuluyor”

Hüseyin, cezaevlerinde 116 kişinin müebbet hapis cezası aldığını, yaklaşık 300 kişi hakkında da müebbet hapis cezası verilmesinin beklendiğini kaydetti.

Filistinli tutuklular arasında bugüne kadar 328 kişinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 18’inin açlık grevi sonrasında yaşamını yitirdiğini belirten Hüseyin, “Hapishanelerde halen teslim edilmeyen esirlerin cenazeleri var. İşgal güçleri, bu esirlerin cenazelerini hapishanelerin morglarında tutuyor.” dedi.

“İhlaller bireysel değil, sistematik”

Yaklaşık 31 yıl İsrail hapishanelerinde tutulan Osman Said Ahmed Said ise cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin münferit olmadığını savundu.

Said, “Bu ihlaller sadece bireysel olarak yapılmış ihlaller değil, sistematik olarak en aşağıdakinden en üsttekine kadar sistematik olarak bir emir silsilesi içerisindeki ihlallerdir.” ifadelerini kullandı.

“Bir yılda 20 kilodan fazla zayıflayanlar oldu”

Cezaevlerinde aç bırakıldıklarını anlatan Said, hapishane yönetiminin verilen gıda miktarını bilinçli şekilde azalttığını öne sürdü.

“Bir yıldan kısa bir süre içerisinde 20 kilodan fazla zayıflamış insanlar vardı.” diyen Said, su ve gıdaya erişimin sınırlandırıldığını, sağlık hizmetlerine ulaşımın engellendiğini, çıplak arama sırasında fiziksel ve psikolojik şiddet uygulandığını söyledi.

Said, “Bu işkencelerin tamamı bir güne mahsus değil. Kişinin hapishaneye atılmasıyla başlayıp çıkış gününe kadar her gün sistematik ve bazen de günde birden fazla kez uygulanan işkenceler.” dedi.

Nakab Hapishanesi’ndeki koşulları anlattı

Nakab Hapishanesi’nde yaşadıklarını paylaşan Said, günde yalnızca bir saat su verildiğini, bu süre içinde duş alma, abdest alma ve içme suyu ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını anlattı.

Şeker hastası bazı tutukluların kan şekerlerini yükseltmek için diş macunu yemek zorunda kaldığını öne süren Said, birçok kişinin hapishaneye sağlıklı girip uzuv kaybıyla çıktığını, bazı tutukluların uzuvlarının kesilmesine diğer mahkumların zorla tanık ettirildiğini iddia etti.

Said ayrıca, suya erişimin kısıtlanması nedeniyle cezaevindeki tutukluların yaklaşık yüzde 70’inin deri hastalıklarına yakalandığını söyledi.

“Uluslararası kamuoyu daha fazla ilgi göstermeli”

Yaklaşık 20 yıl İsrail hapishanelerinde kalan Fehd Eş-Şeludi de uluslararası kamuoyunun cezaevlerinde yaşananlara daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini belirtti.

İsrail’in askeri, güvenlik ve siyasi açıdan çöktüğünü öne süren Şeludi, Filistinli tutuklulara yönelik işkencelerin gizlendiğini savunarak, “Hapishanelerde insanlara işkence yapmak için doktorlar bulunuyor.” dedi.

Şeludi ayrıca, “Biz en son Yahudi’yi kendi ülkemizden, kendi topraklarımızdan kovuncaya kadar topraklarımızı terk etmemekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

Avukat Sönmez: "Hukuki başvurular yapıldı"

30’dan fazla Filistinli esir ve ailelerinin avukatlığını üstlenen Gülden Sönmez ise iddia edilen hak ihlallerine ilişkin ulusal ve uluslararası hukuk mekanizmalarına başvurular yapıldığını söyledi.

Filistinli tutuklulara yönelik ağır işkence iddialarına ilişkin deliller sunduklarını belirten Sönmez, “Biz bütün bunların hesabının sorulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden de avukatları olarak hem ulusal yargı mekanizmalarına hem de uluslararası yargı mekanizmalarına birtakım başvurular yaptık.” dedi.

Esir takasıyla serbest bırakılan bazı Filistinlilerin ağır fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşadığını ifade eden Sönmez, amaçlarının sorumluların insanlığa karşı işlenen suçlardan hesap vermesini sağlamak olduğunu söyledi.

Sönmez, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın sürdüğünü, ayrıca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi mekanizmalarına da sistematik işkence iddialarıyla ilgili başvurular yapıldığını sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız