Mısır’ın başkenti Kahire’de devam eden Filistin ve İsrail
arasındaki kalıcı barış görüşmeleri, dün İsrail’in iddiası ile
bitti. Topraklarına HAMAS tarafından roket atıldığını iddia eden
İsrail ordusu, Gazze’deki saldırılarına yeniden başladı. Refah ve
civarına 10’dan fazla bomba atıldığı bu saldırılarda yine çocuklar
katledildi.
Tarafların talepleri konusunda ger adım atmadıkları ve bir
uzlaşmaya varılamayacağı bilgisi medyada yer almaya başlamışken
başlayan İsrail saldırısının ardından, uluslararası kamuoyu, yine
aynı soruya cevap aramak durumunda kaldı: İsrail saldırıları nereye
kadar devam edecek? Filistin’de kalıcı bir barış ortamının
sağlanması için ne yapılmalı?
Güvenlik Politikaları Uzmanı ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Mete
Yarar, bu sorulara verilebilecek
cevapları AjansHaber’e değerlendirdi.
“ESKİDEN MASADA AĞIRLIĞI OLAN BİR MISIR VARDI”
İsrail Filistin görüşmelerinin tarihine bakıldığında; o gün yaşanan
tempo ile şu anki tempo arasında çok büyük bir fark olmadığını
belirten Mete Yarar, daha önce de bu şekilde masadan kalkıldığını,
restleşildiğini ama sonunda bir ortak noktaya varılabildiğini
hatırlattı. Bugünkü görüşmenin farkı konusunda ise
Yarar “Buradaki en önemli etkenlerden bir tanesi, bu
görüşmelerde daha önceki görüşmelere nazaran bir sıkıntı var. Daha
önceki görüşmelerde, masada ağırlığını koyan bir Mısır vardı.
Mısır’ın, bir şekilde hem HAMAS’ın üzerinde hem de İsrail’in
üzerinde belli bir ağırlığı vardı ve ilişkiler de ona göre
gidiyordu.” şeklinde konuştu.
DENGELEYİCİ BİR ÜLKE İHTİYACI
Sisi’nin iktidara gelmesiyle bu ağırlıkta ciddi bir kaybın olduğunu
belirten Mete Yarar “Ateşkes görüşmeleri Kahire’de
yapılıyor olabilir, ama sonuçta, ne olursa olsun o masada
ağırlığını koyabilecek bir Mısır yok, Mısır şu an başka bir
pozisyonda. Bu dengeleyici pozisyona başka bir ülke oturmadığı
sürece, barış görüşmeleri biraz daha
uzayabilir.” dedi.
“HER İKİ TARAFI DA İKNA EDEBİLECEK ÜÇÜNCÜ BİR TARAF
LAZIM”
Daha önce görüşmelerin başında ismi zikredilen Katar ya da
Türkiye’nin bu dengeleyici pozisyona gelebilme ihtimali olmadığını
belirten Mete Yarar “Bu çok zayıf bir ihtimal. Çünkü
iki tarafı da dengeleyebilecek bir güç olması gerekiyor. Yalnızca
HAMAS’a ya da İsrail’e değil iki tarafı da ikna edebilecek, iki
tarafı ortak bir noktada uzlaştırabilecek bir devlete ihtiyaç var.
Bu daha önce ABD olmuştu, zaman zaman Mısır olmuştu. Şu an, bu
boşluktan kaynaklanan tuhaf bir durum var. Filistin’in bu duruma el
atması gerekiyor. Bu uzlaştırıcı üçüncü taraf ortaya çıkarsa kriz
çözülebilir.” ifadelerini kullandı.
“YURT DIŞINDA YAŞAYAN FİLİSTİNLİLER, TARAF OLMAKTAN
VAZGEÇMİŞ GÖRÜNÜYOR”
Mete Yarar, Filistin’in bütünlüklü bir siyasi yapısının olmaması
konusunda daha önce de sıkıntı yaşadığını
hatırlatarak “Mesele El-Fetih ile HAMAS çekişmesinden
ziyade, yurtdışında, yani Filistin’in çevre ülkelerinde yaşayan
Filistinli sayısı, ülkenin içinde yaşayan nüfustan kat be kat
fazla. Açıkçası başka ülkelerde yaşayan Filistinliler, bu işin
tarafı olmaktan vazgeçmiş görüntüsünü sergiledikleri sürece, ne
El-Fetih ne de HAMAS ortak hareket etmezler. Filistin içindeki bu
siyasi birleşme için, başka ülkeler etkili olamaz. Halkın bu
birleşmeyi istemesi ve bu konuda ısrar etmesi gerekiyor. Ama bunun
istendiğine dair bir işaret yok şu anda. Filistin’in en büyük
sorunlarından bir tanesi, bu soruna ortak bir kararlılıkla üzerine
gitmiyorlar.” şeklinde konuştu.
“FİLİSTİNLİLERİN BİR DİASPORASI YOK”
Bu krizle ilgili olarak, dünyanın ilgisinin de zaman zaman
kaybolduğunun altını çizen Mete Yarar “Yalnızca Gazze
bombalandığında ya da El-Aksa Camii’ne saldırıldığında ortaya çıkan
bir sorun değil bu, her gün yaşanan bir ıstırap. Ama Filistinliler,
bu ıstırabı taze tutacak bir diasporaya sahip
değil.” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL, FİİLİ İŞGAL YAPMASA DA FİLİSTİN’İ KENDİ İÇİNDE
PARÇALIYOR”
Uzman Mete Yarar, İsrail’in saldırılarını nereye kadar götüreceğine
ilişkin soruya ise şu cevabı verdi:
Ben, İsrail’in Gazze’nin tamamını ele geçirmeyi
planladığını düşünmüyorum. Ama özellikle son dönemde, yani 20-25
yıllık döneme bakıldığında görünüyor ki, İsrail başka bir politika
izliyor. Bunlardan bir tanesi, güvenlik şeritleriyle aslında
Filistin’i kendi içinde parçalıyor. Son haritalara baktığınızda,
Filistin toprakları bir bütün değil. Aralarında güvenlik
çemberleri, duvarlar, duvarların arasında kontrol noktaları gibi
uygulamalarla bir ülkenin içinde hapsedilmiş, hatta şehirlere,
kasabalara, mahallelere hapsedilmiş insanlar var. İsrail’in son
Gazze olaylarındaki isteği, kendi toprakları ile Gazze arasında bir
tampon alan oluşturmaktı. Tampon dedikleri, 2 km’lik bir alan.
Zaten topu topu 12 km’lik derinliği olan bir ülkenin, kuzeyi ve
güneyinden 4 km’sini alırsanız, ülkenin yüzde 30’unu almış
oluyorsunuz. Aslında, fiili olarak ülkeyi işgal etmeyen ama gerçek
anlamda ülkenin sınırlarını gittikçe parçalayan bir İsrail
politikası var ki, bu sıklıkla gözden kaçırılan bir politika.
Türk savunma sanayisi Eurosatory 2026’da güçlü katılımla sahnede
#Gündem / 15 Haziran 2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres ile telefonla görüştü
#Gündem / 15 Haziran 2026
Yorumlar