Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi Kurmay Subaylar Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımlarını, değişen savaş konseptini ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin stratejik rolünü değerlendirdi. Erdoğan, Türkiye’nin milli güvenlikten taviz vermeyeceğini belirterek, “Terörsüz Türkiye” sürecinin başarıya ulaşmasıyla ülkenin yeni bir döneme gireceğini vurguladı.
“Kurmay subaylarımız en güçlü katkıları yapacak”
Mezuniyet töreninde konuşan Erdoğan, kurmay eğitimini başarıyla tamamlayan subayları tebrik ederek şu ifadeleri kullandı:
“Subaylarımızın mezuniyet sevinçlerini paylaşıyoruz. Dereceye girenlerle birlikte 16. Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8. Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimlerini başarıyla tamamlayan tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce diplomalarını alan subaylarımız, kurmay unvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize yüksek bir vazife şuuruyla inşallah hizmet edecekler. Türk ordusunun tarih boyunca dünya ölçeğinde temayüz etmiş en güçlü vasıflarından biri olan kurmay akla, bilgi ve kabiliyetleriyle öyle inanıyorum ki en güçlü katkıları yapacaklar. Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Cenab-ı Allah ayağınıza taş değdirmesin. Sizleri her türlü tehdit ve tehlikeden emin ve muhafaza eylesin diyorum.”
“26 farklı ülkeden gelen misafir askerleri kutluyorum”
Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören yabancı askerlere ve eğitim kadrosuna da teşekkür ederek şunları söyledi:
“26 farklı ülkeden gelerek burada modern, kapsamlı ve nitelikli eğitimler alan misafir askerlerimizi de aynı şekilde canıgönülden kutluyorum. Üstlenecekleri görevlerle ülkelerimiz arasındaki dostluk, dayanışma ve iş birliklerini daha da geliştireceklerine yürekten inanıyorum. Son olarak subaylarımızı hem kuramsal çerçevede hem de uygulama zemininde titizlikle eğiten, bilgi ve deneyimleriyle genç kurmaylarımızı teçhiz eden komutan ve hocalarımıza da takdir ve tebriklerimi iletiyorum.”
Cumhurbaşkanı, şehitleri rahmetle andı
Konuşmasının devamında şehitleri anan Erdoğan, merhum Nurettin Topçu’nun sözlerine yer verdi:
“Bu vesileyle devletimizin bekası, ülkemizin güvenliği, milletimizin huzur ve selameti için can veren şehitlerimizin tamamını rahmetle yad ediyorum. Merhum Nurettin Topçu’nun ifadesiyle, ‘Şehit, bir fertte barınan milletin ruhu, bir millet iradesidir ki bir vücudun gömüldüğü yerden bize ebedi hayat gönderir. Bize ebediyeti kazandırır.’ "
“Şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarına inanıyorum”
Şehitlerin ve gazilerin fedakarlıklarına vurgu yapan Erdoğan, mezun olan kurmay subayların bu emaneti en iyi şekilde taşıyacaklarına inandığını ifade etti:
“Türk milletine ebediyeti kazandıran, milletimizin hürriyet abideleri, devletimizin ebed müddet nişaneleri olan aziz şehitlerimiz, destanlaşan mücadeleleri ve hatıralarıyla yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Ay yıldızlı al bayrağımızda temerküz eden milli ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını ortaya koyan gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hepsine hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum. Bugün mezun ettiğimiz kurmay subaylarımızın ülkemizde, bölgemizde ve sınırlarımızın ötesinde ifa edecekleri görevlerle şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarından hiçbir şüphe duymuyorum.”
“Milli Savunma Üniversitemiz en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri haline geldi”
Milli Savunma Üniversitesinin kuruluş yıl dönümüne de değinen Erdoğan, üniversitenin kısa sürede savunma ve güvenlik alanında önemli bir eğitim ve araştırma merkezi haline geldiğini belirtti:
“Değerli arkadaşlar. 31 Temmuz’da, yani 20 gün sonra, Milli Savunma Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünü idrak edeceğiz. Şunu en başında ve özellikle ifade etmek isterim. 10 yıl gibi kısa sürede Milli Savunma Üniversitemiz, küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri haline gelmiştir. Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı, donanımlı, vicdanlı, özgüven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak, milletimizin iftihar kaynağıdır. Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla, ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle, askeri harekat ortamı ve askeri kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle üniversitemiz hayati bir misyonu yerine getirmektedir. Milli Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve Yabancı Diller Yüksekokulu ile bir yandan milli iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askeri bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor.”
“Milli Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız”
Hükümet olarak Milli Savunma Üniversitesine verdikleri desteğin süreceğini vurgulayan Erdoğan, üniversitenin fiziki ve teknik altyapısının güçlendirilmesi için gerekli tüm adımların atılacağını söyledi:
“Hükümet olarak kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçları karşılama noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık. Bundan sonra da Milli Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
“Savaşların doğası değişiyor”
Küresel güvenlik ortamındaki dönüşüme dikkat çeken Erdoğan, yapay zeka, siber saldırılar ve insansız sistemlerin modern savaş anlayışını yeniden şekillendirdiğini belirterek yeni dönemde planlama ve komuta kabiliyetinin daha da kritik hale geldiğini söyledi:
“Kıymetli misafirler, keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zeka ve yeni teknolojiler, eğitimden sağlığa ve finansa, ulaştırmadan kamu hizmetlerine kadar hayatın her alanını hem de çok derinden etkiliyor. Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz. Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin ve hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz. Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor. Siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla birlikte yürütülüyor. Kamikaze dronlarla kritik altyapılar, enerji nakil hatları ve ticaret güzergahları hedef alınıyor. İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği, yapay zeka merkezli yazılımların harekatın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam, planlamayla birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hale getirmiştir.”
“Komutanlarımız yeni destanlar yazmaya devam ediyor”
Milli Savunma Üniversitesinde yetişen kurmay subayların yeni nesil harp ortamına uygun şekilde yetiştirildiğini belirten Erdoğan, Türk komutanlarının tarihi birikimden aldıkları ilhamla önemli başarılara imza attığını ifade etti:
“Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Milli Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar. Gazi Mustafa Kemal, tuttuğu notlardan birinde, ‘Komutanlık çare aramaktan ibarettir. Bunu da harp tarihi öğretir.’ diyordu. Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız, eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar.”
“Yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda ilerliyoruz”
Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği kazanımlara dikkat çeken Erdoğan, yerlilik oranının yüzde 82’ye ulaştığını belirterek savunma ve havacılık ihracatında yeni rekorlara imza atıldığını söyledi:
“Devlet olarak uluslararası güvenlik paradigmasının radikal bir dönüşüme uğradığı bu dönemde yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık. Geliştirdiğimiz ürünleri doğrudan sahada test ediyor, geri bildirimler ışığında sürekli yeniliyor ve güncelliyoruz. Mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz ve sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmamız başarılarına her gün yenilerini ekliyor. Bu eklemeyle birlikte güvenlik birimlerimizi yerli ve milli ekipmanlarımızla, son teknolojiye sahip teçhizatlarımızla donatıyoruz.”
“Savunma ve havacılık ihracatında yeni rekor”
Savunma sanayisi ihracatındaki artışa ilişkin verileri paylaşan Erdoğan, kurmay subayların ve Milli Savunma Üniversitesinin bu başarıların sürdürülebilirliğinde önemli rol oynadığını vurguladı:
“Bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora imza attık. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30’a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik.Tabii şurası da mühimdir. Risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada milli kazanımlara dönüştürmektedir. Kurmay aklın üretim merkezi olan Milli Savunma Üniversitesi ise yetiştirdiği vatan evlatlarıyla bu kazanımları sürdürülebilir kılmaktadır.”
“Dünyaya yön veren köklü bir askeri birikime sahibiz”
Türk ordusunun tarihi mirasına vurgu yapan Erdoğan, Türk milletinin savaş tarihi boyunca geliştirdiği askeri doktrin ve yeniliklerin dünya askeri literatürüne yön verdiğini ifade etti:
“Değerli arkadaşlar. Türk milleti olarak dünyada başka hiçbir milletle mukayese edilemeyecek ölçüde köklü ve zengin bir askeri birikime sahibiz. Kara Kuvvetlerimiz iki hafta önce 2235. yaşını kutladı. Dünyanın en eski askeri müzesi olan Harbiye Askeri Müzesi’ni 1453’te kurmuş bir milletiz. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım. Bakın biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren yontma keser taktiğini ve örtme harekatını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz. Evcilleştirdiğimiz atları cenk meydanlarında fırtına gibi kullanarak piyade ağırlıklı savaş konseptini biz değiştirdik. Süvariye 360 derecelik manevra imkanı sunan üzengiyi, ordu millet olarak biz icat ettik.”
“Ecdadın mirasına sahip çıkıyoruz”
Türk milletinin askeri tarih boyunca geliştirdiği yeniliklere dikkat çeken Erdoğan, bugün de aynı anlayışla barış, adalet ve güvenlik için çalıştıklarını ifade etti:
“İstanbul’un fethiyle bir çağı kapatıp diğerini açarken Sultan Fatih’in döktürdüğü şahin toplarıyla, karadan yürüttüğümüz gemilerle ve askeri dehamızın ışıltısıyla yeni bir destan kaleme aldık. Mehteri, savaş alanında birlikleri yönlendiren bir orkestra olarak yine biz kullandık. Daha burada saymayacağımız birçok yeniliği harp sahasına ve sanatına biz kazandırdık. Tüm bunları yaparken toprakla birlikte gönülleri de fethettik. Gücümüzü iyilik ve adaletle, zekamızı erdem ve merhametle taçlandırdık. Değerli arkadaşlarım. Bugün de aynı çizgide ilerliyor, ecdadın mirasına en güzel şekilde sahip çıkıyoruz. Gönül coğrafyamızda kanayan yaraları biz sarıyor, diyalog kanallarının açık tutulmasında öncü roller üstleniyoruz. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar barışın ve huzurun kalıcı hale gelebilmesi için her türlü kapıyı zorluyoruz.”
“Türkiye’nin güvenliğini kimseye emanet edemeyiz”
NATO Zirvesi’ne de değinen Erdoğan, “Aynı şekilde mensubu olduğumuz uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösteriyoruz. Biliyorsunuz iki gün önce NATO Liderler Zirvesi’ne Ankara’da başarıyla ev sahipliği yaptık. Değişen güvenlik koşulları ekseninde ittifakın geleceğini Türkiye’de ele aldık. NATO’nun güneydoğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaştık. Ankara Zirvesi’nin bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.
“Terörsüz Türkiye süreciyle yeni bir hikaye yazacağız”
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin güvenlik politikaları, milli birlik ve Terörsüz Türkiye sürecine değinen Erdoğan, güçlü bir Türkiye hedefi doğrultusunda milli güvenlikten taviz vermeyeceklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Son olarak burada şu hususun da altını çizmek istiyorum. Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik bir şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye’nin güvenliğini kimseye emanet edemez, milli güvenliğimizden asla taviz veremeyiz. Dolayısıyla hem milli güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz. Bunun için her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız. Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikaye yazmaya başlayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle eğitimlerini başarıyla tamamlayan subaylarımızı tekrar tekrar tebrik ediyor, üstlenecekleri görevlerinde her birine başarılar diliyorum.”