Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, kamu kaynaklarının etkin kullanımının devlet yönetiminde hayati öneme sahip olduğunu belirterek, “Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Biz buna izin veremeyiz.” dedi.
Sayıştay’ın köklü geçmişine vurgu
Programın açılışında Sayıştay mensuplarını ve davetlileri selamlayan Erdoğan, kurumun tarihsel birikimine dikkati çekerek şunları söyledi:
“Sayıştay’ımızın değerli başkanı ve üyeleri, kıymetli Sayıştay mensuplarımız, muhterem misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümünde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, bir araya gelmemize vesile olan Sayıştay Başkanımıza teşekkürlerimi iletiyorum. Devletimizin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığımızın 164. sene-i devriyesinin, Sayıştay ailesi başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
Kurumun tarihsel kökenlerine işaret eden Erdoğan, Sayıştay’ın yalnızca Osmanlı dönemine değil, daha eski Türk devlet geleneklerine dayanan bir yapıya sahip olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Sayıştay, her ne kadar Sultan Abdülaziz Han’ın irade-i seniyyesiyle Divan-ı Muhasebat adıyla 29 Mayıs 1862’de ihdas edildiyse de kökleri çok daha eskilere uzanıyor. Divan-ı Muhasebat’ın temelleri Karahanlılardan Selçuklu ve Gaznelilere, geçmişte kurduğumuz devletlerde mali denetim vazifesini yerine getiren Divan-ı İşraf kurumuna dayanıyor. Yani neredeyse 1200 yıllık köklü bir birikimden, hafıza ve kurumsal tecrübeden söz ediyoruz.”
Sayıştay’ın devlet geleneği içerisindeki yerine dikkati çeken Erdoğan, kurumun üstlendiği görevleri şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu yönüyle Sayıştay Başkanlığımız, devletimizin devamlılık ilkesinin kurumsal anlamda ete kemiğe büründüğü bir müessesedir. Kamuda hesap verme sorumluluğu ile mali şeffaflığa katkı sağlamak üzere denetim, yargı ve rehberlik faaliyetlerini yürüten Sayıştay’ımızı tebrik ediyor, mensuplarına Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Bu çatı altında devletine ve milletine hakkıyla hizmet eden, dünya defterini kapatıp ebedi aleme irtihal eden Sayıştay mensuplarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.”
Emekli ve görevdeki Sayıştay personeline teşekkür eden Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Bugüne kadar Sayıştay’da vazife üstlenmiş, bu kuruma yıllarca emek vermiş; bilgisiyle, birikimiyle, en önemlisi de kutsal bir mesuliyet bilinciyle bu ailenin yeni fertlerine örnek olmuş emekli Sayıştay mensuplarına şükranlarımı ifade ediyorum. Görevlerini yüksek bir şuurla ve geçmişten devraldıkları bu zengin mirasın hakkını tam olarak ifa eden halihazırdaki Sayıştay çalışanlarına vazifelerinde üstün başarılar temenni ediyorum.”
“Devletin varlık gayesi adalettir”
Toplumsal düzenin sürdürülebilirliği açısından kurumların önemine değinen Erdoğan, devlet anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Medeniyet tasavvurunda devletin yerini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kıymetli misafirler, sözlerimin hemen başında bir hakikati öncelikle ve özellikle ifade etmek isterim. Medeniyetimizin en büyük mütefekkirlerinden İbn Haldun’a göre insan için cemiyet düzeni içinde yaşamak şarttır. Toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde işlemesi, kendisini nesilden nesile aktarabilmesi için bazı kurumların tesis ve muhafazası zaruridir. Devlet, işte bu müesseselerden biridir.”
Devletin temel işlevlerine ilişkin görüşlerini paylaşan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Devletin sebebi vücudu, yani varlık gayesi evvel emirde adalettir. Devamında emniyettir. Son noktada huzur ve selamettir. Tabi şurası da önemlidir; bizim zihin haritamızda bu kavramların her biri, insanı ve toplumu merkeze alarak şekillenmiştir. Adaleti mülkün, yani devletin temeli olarak gören ecdat, tam da bu yüzden 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' demiştir.”
Kamu maliyesinde etkin kullanım vurgusu
Kamu kaynaklarının doğru yönetiminin devletlerin gücü açısından belirleyici olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Buradan hareketle devletlerin kudreti, hem beşeri sermayenin hem de mevcut kaynakların hikmeti de kuşatan rasyonel bir bakış açısıyla değerlendirilmesine bağlıdır. Kaynaklarını etkin ve verimli kullanamayan devletlerin muktedir ve müessir olması elbette mümkün değildir. Bunun için kamu maliyesinin iyi yönetilmesi büyük önem arz ediyor.”
Geçmiş dönemlerde yaşanan ekonomik sorunları hatırlatan Erdoğan, kamu kaynaklarının israf edilmesinin bedellerine dikkati çekerek şöyle konuştu:
“Bakınız biz Türkiye olarak geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz. Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların nasıl har vurup harman savrulduğunu gayet iyi hatırlıyoruz. SSK’nın göz göre göre nasıl batırıldığını, bankaların içinin nasıl boşaltıldığını, devletin hazinesinin nasıl hortumlandığını, rantiyenin halkın cebinden nasıl palazlandığını hiçbirimiz unutmadık.”
Darbelerin ekonomiye maliyeti
Türkiye’nin geçmişte yaşadığı vesayet süreçlerinin ekonomik etkilerine değinen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Şunu da söylemek isterim ki tamahkarlar ve beceriksizler kadar kamu maliyesine en büyük darbeyi indirenlerden biri de vesayetçiler olmuştur. Geçen hafta 66. yıl dönümü geride kalan 27 Mayıs 1960 darbesinden başlayarak tüm anti-demokratik müdahaleler bu ülkeye milyarlarca dolar zarar vermiş, halkımızı fakirleştirmiş, Türkiye’yi geride bırakmıştır.”
15 Temmuz darbe girişimi ve Gezi olaylarının ekonomik sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şunları söyledi:
“İşte en son FETÖ’nün elebaşılığını yaptığı 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin Türk ekonomisine faturası 350 milyar dolardan fazladır. Milli iradeyi gasp etmeye çalışan darbeciler bunda muvaffak olamasalar dahi her bir vatandaşımızın cebinden binlerce dolar gasp etmişlerdir. Yine bir darbe girişimi olan Gezi olaylarının doğrudan maliyeti 1,5 milyar doları, dolaylı maliyeti ise on milyarlarca doları bulmaktadır.Kamu kaynaklarının halkın yararına olacak şekilde kullanılmasından bahsederken bunların hesaba katılması gerektiğine inanıyorum. İster sokak olayları, ister FETÖ vari terör örgütleri, isterse cuntacılar vasıtasıyla olsun milli iradeyi hedef alan vesayet teşebbüslerinin ülkemize ve milletin kesesine verdiği zarar maalesef yeterince tartışılmıyor. Türkiye’nin her türlü vesayet odağına karşı mücadelesi aynı zamanda bu yüklerden de tamamen kurtulma mücadelesidir. İnşallah bu mücadele zafere ulaşınca ülkemizin ekonomik şahlanışı daha da hızlanacak, milletin kaynakları milletin cebine daha fazla akacaktır.”
“Kamu malında 86 milyonun hakkı vardır”
Kamu kaynaklarının korunmasının önemine işaret eden Erdoğan, devlet görevlilerinin bu konuda hassasiyet göstermesi gerektiğini vurguladı.
Kamu malının korunmasını milli iradenin korunması kadar önemli gördüklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Değerli arkadaşlarım, tabii burada şu hususun da altını çizmek istiyorum. Milli iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz. Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir. Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır. Garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır.”
Kamu kaynaklarının gelecek nesillere karşı da sorumluluk taşıdığını ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Beytülmal aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir. Makamı, unvanı, mevkii ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar kimsenin babasının malı değildir. Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Biz buna izin veremeyiz. Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur. Ödediği verginin en yüksek kalitede hizmete dönüşmesini bekleyen 86 milyon vatandaşımıza karşı unutmayın hepimiz sorumluyuz.”
Sayıştay’a “Türkiye Yüzyılı” vurgusu
Konuşmasının bu bölümünde Sayıştay’ın gelecekte üstleneceği role ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kurumdan beklentilerini dile getirdi.
Sayıştay’ın denetim ve rehberlik fonksiyonlarının önemine işaret eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Sayıştay’dan beklentimiz, bir taraftan yargı ve denetim faaliyetiyle halkın emanetine sahip çıkarken, diğer taraftan rehberlik çalışmalarıyla Türkiye Yüzyılı’nın inşasına aktif katkı yapmasıdır. Ulusal stratejilerin hazırlanması başta olmak üzere Sayıştay’ımızın, idarenin takdir yetkisini gözeterek hazırlayacağı raporlara duyulan ihtiyaç günden güne artıyor. Farklı kurumları, süreçleri ve yöntemleri aynı anda görebilme imkanına sahip Sayıştay’ımızın, veriye dayalı, sistem bazlı ve katma değer odaklı bir yaklaşımla daha nice yıllar milletimize ve devletimize önemli hizmetler sunacağına inanıyorum.”
“Sayıştay’ın dönüşümünü destekledik”
Konuşmasının devamında modern kamu yönetiminde mali denetimin önemine dikkati çeken Erdoğan, Sayıştay’ın son yıllarda kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik atılan adımları anlattı.
Kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin temel ilke olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
“Sayıştay’ımızın değerli mensupları, çok değerli arkadaşlar, modern kamu yönetimi vatandaş ile devletin göz hizasında iletişim kurduğu, şeffaf ve hesap vermeye dayalı bir sistemdir. Bu sistemde mali denetim ne kadar sıkı, planlı ve sonuç odaklı olursa kamu hizmetleri de o kadar verimli olur. Ekonominin büyümesi, refah seviyesinin yükselmesi, huzur ve güven ikliminin her alanda tesis edilmesi, kamu maliyesinin yönetim ve denetimi ile doğrudan ilişkilidir. Sayıştay burada da kritik rol oynamaktadır. Son 23 yılda attığımız adımlarla Sayıştay’ın kapsama alanını daha da genişlettik. Özellikle 2010’da çıkardığımız 6085 sayılı kanunla Sayıştay’ımızı 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap veren, uluslararası standartlara göre şekillenen bir yapıya kavuşturduk. Bu düzenleme ile Sayıştay Başkanlığımızın yüksek denetim organı ve yüksek hesap yargı mercii olarak kendisini yenilemesini sağladık. Anayasal hukuk devletini güçlendirme yönünde hayata geçirdiğimiz demokratikleşme reformları sayesinde Sayıştay, kamu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşları denetleme yetkisine sahip oldu.”
Dijital denetim ve Türk dünyası vurgusu
Sayıştay’ın teknoloji odaklı dönüşümüne işaret eden Erdoğan, kurumun uluslararası iş birliği çalışmalarına da değindi.
Denetim süreçlerinde dijitalleşmenin önemine vurgu yapan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Sayıştay, dijital denetim, yeni teknolojilerin sisteme entegrasyonu ve veri analitiğinin yaygınlaştırılması olmak üzere her birini destekler nitelikteki üç alanda önemli bir dönüşüme imza attı. Kamu yararı üretmeyen bürokratik süreçleri devre dışı bırakarak verimliliği artırmaya dönük her çabayı son derece kıymetli buluyoruz. Geçtiğimiz kasım ayında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan Sayıştaylarının katılımıyla İstanbul’da kurulan Türk Devletleri Sayıştaylar Birliğinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin üç yıl boyunca dönem başkanlığını yürüteceği birliğin Türk dünyasıyla ilişkilerimize farklı bir boyut kazandıracağına inanıyorum. İnşallah sonbaharda ülkemizin ev sahipliğinde düzenleyeceğimiz Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi ile yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.”
Erdoğan’dan Sayıştay mensuplarına teşekkür
Konuşmasının sonunda Sayıştay çalışanlarına teşekkür eden Erdoğan, kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Sayıştay mensuplarının çalışmalarını takdir ettiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu düşüncelerle Sayıştay’ımızın 164. kuruluş yıl dönümünün bir kez daha ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayıştay’ımızın tüm mensuplarına emeklerinden, gayretlerinden, hizmetlerinden ötürü canıgönülden teşekkürlerimi iletiyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.”