29 Haziran 2026 Pazartesi
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen “NATO Parlamento Başkanları Onuruna Verilen Öğle Yemeği Programı"nda yaptığı konuşmada, NATO Parlamenter Zirvesi’nin ittifak ülkeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirterek, zirvenin temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde ayrı bir önem taşıdığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Parlamento Başkanları Onuruna verilen öğle yemeğinde, Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin savaş, terör, düzensiz göç ve bölgesel krizler nedeniyle yeniden şekillendiğini belirterek, NATO Parlamenter Zirvesi’nin ittifak içi dayanışmanın güçlendirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu söyledi.

NATO Parlamenter Zirvesi’ne ev sahipliği vurgusu

Konuşmasının başında zirveye katılan parlamento başkanları ve parlamenterlere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un farklı medeniyetleri buluşturan özelliğine dikkat çekerek misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:

“Kıymetli parlamento başkanları, saygıdeğer parlamenterler, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. NATO Parlamenter Zirvesi vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan güzel İstanbul’umuza hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. NATO Parlamenter Zirvesi’nin verimli geçmesini temenni ediyor, zirveye katkı sunacak tüm katılımcılara şimdiden teşekkür ediyorum.”

“Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıyor”

Erdoğan, parlamentolar arası diyaloğun NATO içindeki dayanışmayı güçlendirdiğini belirterek, gerçekleştirilecek toplantının yaklaşan NATO Zirvesi açısından da önemli bir hazırlık niteliği taşıdığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda şu değerlendirmelerde bulundu:

“Toplantının, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inanıyorum. Müttefik ülke parlamentoları arasında iş birliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”

“Güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemiz gerekiyor”

Uluslararası güvenlik ortamındaki değişimlere dikkat çeken Erdoğan, Avrupa-Atlantik coğrafyasının çok yönlü tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, mevcut gelişmelerin güvenlik politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını ifade etti:

“Kıymetli misafirler, Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız.”

“Mevcut tanımlar bugünün dünyasını açıklamakta yetersiz”

Uluslararası sistemin yaşadığı dönüşüme dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel siyaseti tanımlamakta kullanılan mevcut kavramların günümüz gerçeklerini karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, özellikle Gazze ve Lübnan’da yaşanan gelişmelerin uluslararası sistemin sorgulanmasına neden olduğunu ifade etti:

“Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum. Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum.”

“NATO’nun caydırıcılığı daha kritik hale geldi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, değişen jeopolitik ortamın NATO’nun rolünü daha da önemli hale getirdiğini belirterek, ittifak içinde dayanışmanın güçlendirilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı:

“Bu ortamda hem NATO’nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum. Mevcut jeopolitik denklem, NATO’nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır.”

“Türkiye NATO’nun güvenliğine güçlü katkı sunuyor”

Türkiye’nin ittifak içerisindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ülkenin coğrafi konumu, askeri kapasitesi ve savunma sanayisiyle NATO’nun en önemli müttefiklerinden biri olduğunu ifade etti:

“Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askerî kabiliyetleri ve gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başında gelmektedir.”

“Tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz”

Türkiye’nin NATO misyonlarındaki aktif rolüne de değinen Erdoğan, ittifak bünyesinde edinilen tecrübelerin ortak güvenlik anlayışına katkı sunduğunu belirtti:

“NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz.”

"Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en üst düzey zemini olacaktır."

Cumhurbaşkanı, Ankara Zirvesi'ne yoğun ilgi olduğunu ifade etti:

"Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en üst düzey zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyorum.Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır."

“Savunma harcamalarımızı artırıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun Lahey Zirvesi’nde alınan kararlar doğrultusunda Türkiye’nin savunma kapasitesini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, ittifakın operasyon ve misyonlarına en fazla katkı sunan ülkeler arasında yer aldıklarını söyledi:

“Son olarak, Lahey Zirvesi’nde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz.”

“Türkiye’nin katkıları göz ardı edilmemeli”

Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı katkıların zaman zaman yeterince dikkate alınmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkesinin Avrupa’nın savunma mimarisinde daha etkin rol üstlenme iradesine sahip olduğunu vurguladı:

“Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakıadır. Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz.”

“AB’nin savunma girişimlerine Türkiye de dahil edilmeli”

Avrupa Birliğinin savunma ve güvenlik alanındaki yeni girişimlerine Türkiye’nin de katılım sağlamasının önemine işaret eden Erdoğan, parlamenterlere bu konuda destek çağrısında bulundu:

“Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur.”

Amasız fakatsız güvenlik ağı çağrısı

İttifak içerisinde kapsayıcı bir güvenlik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, NATO’nun ortak savunma vizyonunun siyasi çekincelerden bağımsız yürütülmesi gerektiğini ifade etti:

“Bu noktada ittifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan amasız fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız.”

Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin savunma sanayi alanındaki iş birliklerini de güçlendireceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında düzenlenecek forumda ortak projelerin ele alınacağını söyledi:

“Kıymetli misafirler. Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi iş birliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken diğer yandan da bu iş birliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız.”

“Ateşkesin kalıcı hale gelmesi için katkı sunacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Doğu’daki gerilimlerin azaltılmasına yönelik diplomatik girişimlerin süreceğini belirterek, ABD ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözüme dönüşmesi için Türkiye’nin bölge ülkeleriyle birlikte yapıcı rol üstlenmeye devam edeceğini söyledi:

“Bu noktada, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar’ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz.”

“Lübnan’a yönelik saldırıları yakından izliyoruz”

Bölgedeki son gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları dikkatle takip ettiklerini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak provokasyonlara karşı uluslararası toplumun ortak tavır alması gerektiğini vurguladı:

“Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz.”

“Kalıcı barışın yolu iki devletli çözümden geçiyor”

Filistin meselesinin Orta Doğu’daki krizlerin merkezinde yer aldığını ifade eden Erdoğan, bölgede kalıcı barışın ancak işgalin sona ermesi ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını dile getirdi:

“Orta Doğu’daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail’in sürekli artan toprak gaspı sona ermeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır.”

Parlamenterlere de barış süreçlerinde sorumluluk düştüğünü belirten Erdoğan, Türkiye’nin tarihi birikimi ve jeostratejik konumuyla geniş bir coğrafyada diplomatik temas kurabilen önemli aktörlerden biri olduğunu söyledi:

“Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle, gerek toplumsal yapısıyla, gerekse jeostratejik konumuyla Avrupa’dan Asya’ya ve Balkanlar’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz.”

Rusya-Ukrayna savaşında diyalog çağrısı

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın diplomasi yoluyla sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin her iki tarafla da diyalog kurabilen güvenilir bir müttefik olarak barış çabalarını sürdüreceğini ifade etti:

“Rusya-Ukrayna Savaşı’nın diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini bilhassa vurgulamak istiyorum. Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan, hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz.”

Katılımcılara teşekkür

Konuşmasının sonunda NATO Parlamento Başkanları Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek programlara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii alanındaki temasların verimli geçmesini temenni ederek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti:

“Sözlerimin hitamında, bugün savunma sanayi şirketlerimize yapacağınız inceleme gezisinin bütünüyle buna dahil olmak üzere çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız