05 Haziran 2026 Cuma
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi Türkiye’nin savunma sanayiinde ihracat haritası değişiyor mu?

Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi Türkiye’nin savunma sanayiinde ihracat haritası değişiyor mu?

Temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişi, yalnızca askeri kapasite açısından değil, ihracat performansı ve uluslararası etkisi bakımından da dikkat çekiyor. Son yıllarda savunma sanayiinde yerlilik oranını artıran Türkiye, aynı zamanda ihracat pazarlarını genişleterek küresel silah ticaretinde daha görünür bir aktör haline geldi.

Editör

2025 yılı verileri, Türk savunma ve havacılık sanayiinin yeni bir eşiğe yaklaştığını ortaya koyuyor. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) verilerine göre sektör, 2025 yılında 10,56 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rakam, yalnızca ekonomik bir başarı olarak değil, Türkiye’nin dış politika ve güvenlik stratejilerinin önemli bir unsuru olarak değerlendiriliyor.

Ancak ihracattaki büyümenin yanında dikkat çeken başka bir gelişme daha bulunuyor; Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerin ve bölgelerin değişen profili.

İhracatta rekor büyüme

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, 2025 yılı ihracat performansına ilişkin değerlendirmesinde sektörün çift haneli büyüme ivmesini koruduğunu belirterek Türkiye’nin küresel savunma pazarındaki konumunu güçlendirdiğini ifade etti.

2024 yılında yaklaşık 7,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen savunma ve havacılık ihracatı, 2025 sonunda yüzde 40’ın üzerinde artışla 10,56 milyar dolara yükseldi. Sektör temsilcileri, bu büyümenin yalnızca tek seferlik büyük satışlardan kaynaklanmadığını, kalıcı bir ihracat ekosisteminin oluştuğunu vurguluyor.

Özellikle insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, mühimmat, deniz platformları, radar teknolojileri ve zırhlı araçlar ihracatın lokomotif ürün grupları arasında yer aldı.

Türkiye küresel silah ticaretinde nerede duruyor?

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2025 yılı uluslararası silah transferleri raporu, Türkiye’nin küresel savunma pazarındaki yükselişini doğrulayan veriler ortaya koyuyor.

Rapora göre Türkiye, son yıllarda silah ihracatını artıran ülkeler arasında öne çıkarken, geleneksel ihracatçı ülkeler dışında yeni pazarlarda etkisini genişletmeye devam ediyor.

SIPRI verileri, küresel savunma ticaretinde rekabetin giderek sertleştiğini gösterse de Türkiye’nin özellikle maliyet-etkin sistemler, hızlı teslimat kabiliyeti ve operasyon sahasında test edilmiş platformlar sayesinde farklılaştığını ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre Türk savunma ürünlerinin uluslararası pazarlarda tercih edilmesinin temel nedenleri arasında fiyat-performans dengesi, teknoloji transferine açıklık ve esnek iş birliği modelleri bulunuyor.

İhracat haritasında Afrika ve Asya etkisi

Türk savunma sanayiinin ihracat haritasındaki en dikkat çekici değişimlerden biri Afrika kıtasında yaşanıyor.

Son dönemde Nijer, Somali, Çad, Libya ve çeşitli Sahra Altı Afrika ülkeleriyle geliştirilen savunma iş birlikleri, Türkiye’nin bölgedeki görünürlüğünü artırdı. Özellikle insansız hava araçları ve güvenlik sistemleri alanındaki talepler, Afrika pazarını Türk şirketleri açısından stratejik bir konuma taşıdı.

Benzer şekilde Orta Asya, Güneydoğu Asya ve Körfez ülkeleri de Türk savunma ürünlerine yönelik talebin arttığı bölgeler arasında yer alıyor.

Savunma sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin son yıllarda yalnızca ürün satışı değil, eğitim, bakım, lojistik destek ve ortak üretim modelleri geliştirmesi de ihracat ağının genişlemesinde etkili oldu.

Bu durum, Türkiye’nin savunma ihracatını klasik alıcı-satıcı ilişkisinin ötesine taşıyarak uzun vadeli stratejik ortaklıklara dönüştürdüğü yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

NATO üyesi ülkelerle yeni dönem

Türkiye’nin ihracat haritasındaki değişimin bir diğer boyutunu NATO ülkeleri oluşturuyor.

Son yıllarda Avrupa’nın güvenlik algısında yaşanan dönüşüm ve savunma harcamalarındaki artış, NATO üyesi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesine neden oldu. Bu süreçte Türk savunma şirketleri, özellikle insansız sistemler ve kara platformlarında dikkat çekici anlaşmalara imza attı.

Savunma sanayii alanındaki teknolojik ilerleme, NATO’nun ortak savunma kabiliyetlerine katkı sağlayan unsurlardan biri olarak görülürken, Türkiye’nin ittifak içerisindeki stratejik konumunun ekonomik boyutunu da güçlendiriyor.

Hedef ilk 10 savunma ihracatçısı arasına girmek

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, sektörün orta vadeli hedeflerinden birinin Türkiye’yi dünyanın en büyük savunma ihracatçıları arasına taşımak olduğunu belirtiyor.

SSB’nin açıkladığı hedefler arasında yıllık ihracatın 11 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkarılması ve Türkiye’nin küresel savunma sanayi sıralamasında ilk 10 ülke arasına girmesi bulunuyor.

Savunma ve havacılık sektörünün ulaştığı üretim kapasitesi, artan Ar-Ge yatırımları ve genişleyen uluslararası iş birlikleri dikkate alındığında bu hedeflerin artık yalnızca stratejik bir vizyon değil, somut bir politika haline geldiği görülüyor.

Zirve öncesi kritik soru

Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin savunma sanayiinde yalnızca ihracat hacmini artırmadığını, aynı zamanda ihracat yaptığı coğrafyaları da çeşitlendirdiğini gösteriyor.

Afrika’dan Asya’ya, Körfez’den Avrupa’ya uzanan yeni müşteri ağı Türkiye’nin savunma ürünlerini bölgesel bir alternatif olmaktan çıkarıp küresel ölçekte rekabet eden bir marka haline getirme hedefini destekliyor.

Bu nedenle Ankara’daki zirve öncesinde asıl soru, Türkiye’nin ne kadar ihracat yaptığı değil değişen uluslararası dengeler içinde savunma sanayi ihracatının hangi yeni coğrafyalara ve hangi stratejik ortaklıklara yöneldiği olarak öne çıkıyor.

Mevcut veriler ise Türkiye’nin savunma ihracat haritasının son yıllarda belirgin biçimde değiştiğine ve bu dönüşümün önümüzdeki dönemde daha da hızlanabileceğine işaret ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız