ABD'de Barack Obama yönetiminin Suriye'de PYD/PKK'ya destek
vermesi ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in
iade sürecini "ağırdan alması", Türk-Amerikan ilişkileri açısından
2016'yı son dönemin en çalkantılı yılı haline getirdi.
ABD'nin PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD ve onun silahlı
kolu YPG'ye verdiği destek, 2016 yılı biterken Ankara-Washington
hattındaki tansiyonun ana sebeplerinden biri oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta "ABD'nin PYD/PKK,
YPG ve DEAŞ dahil Suriye'de terör örgütlerini desteklediği"
yönündeki eleştirisi, Obama yönetiminde adeta "soğuk duş" etkisi
yaptı.
ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin "ABD, YPG'ye silah vermiyor. Nokta"
şeklindeki açıklamasına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun,
"ABD, YPG'ye silah veriyor. Nokta" diye cevap vermesi, ipleri biraz
daha gerdi.
ABD'NİN PYD'YE DOĞRUDAN SİLAH DESTEĞİ 2015'TE
BAŞLADI
ABD ile Türkiye arasındaki gerilimi tırmandıran "PYD'ye silah
temini" tartışması yeni gibi gözükse de, aslında ABD'nin PYD/PKK
unsurlarına silah ve mühimmat yardımı 2015 yılına uzanıyor.
ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyonun PYD/PKK ve
onun askeri kolu olan YPG'ye, 2014'ün sonlarında DAEŞ'in Kobani
kuşatması sırasında ilk kez hava desteği verdiği biliniyor.
İlk silah yardımının da 2015 yılı ocak ayında Kobani'ye havadan
paraşütle indirerek yapıldığı açıklandı. Ancak ABD'nin DEAŞ ile
mücadeleyi bahane ederek örgüte silah ve eğitim desteğini rutin
hale getirmesinin, 2015'in sonlarına denk geldiği belirtiliyor.
ABD'nin Suriye'de ılımlı muhalif gruplar için başlattığı
"eğit-donat programının" sadece 154 mezun vermesi, bunlardan bir
kısmı da silah ve mühimmatlarla Nusra Cephesine katılması üzerine
Beyaz Saray, 2015 Eylül ayında programı askıya aldığını
açıkladı.
YENİLENMİŞ "EĞİT-DONAT" İLE SDG AYNI DÖNEME DENK
GELİYOR
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) birkaç hafta sonra yeni bir
"eğit-donat programı" başlattığını duyurdu. Pentagon, taramadan
geçen gruplara DEAŞ'a karşı kullanmak üzere mühimmat vereceğini ve
performans esaslı olarak mühimmat takviyesinin devam edeceğini ilan
etti.
Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak PKK'nın Suriye kolu PYD de, küçük
gruplardan oluşan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adında bir
koalisyon kurduğunu duyurdu.
ABD ilk mühimmat paketini 15 Ekim 2015'te havadan paraşütle
attıktan sonra örgüt, ABD ordusunun indirdiği mühimmat ve
silahlardan bir kısmını aldığını, sosyal medya üzerinden tüm
dünyayla paylaştı.
Bunun yanı sıra Obama yönetimi, ekim ayının sonunda 50 kişilik bir
özel kuvvetler birliğini Suriye'nin kuzeyine DEAŞ'a karşı savaşan
gruplara taktik eğitimi için konuşlandıracağını açıkladı.
Bu gelişmeler 2015 yılının sonundan itibaren Washington-Ankara
hattındaki iplerin gerilmesine neden oldu. Türkiye'den gelen
eleştirilere karşı Amerikalı yetkililer ısrarla "örgüte silah
vermediğini, SDG şemsiyesi altında DEAŞ'a karşı savaşan Suriye Arap
Koalisyonu adında bir gruba mühimmatı verdiğini" savundu. Ancak
Suriye Arap Koalisyonu diye bir grubun varlığı ilk kez o zaman
duyuluyordu. Yerel kaynaklar da böyle bir grubun varlığından
haberdar değildi.
McGURK'ÜN KOBANİ ZİYARETLERİ
Şubat ayında Obama'nın DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Bret
McGurk'ün örgütün Kobani'deki kampını ziyaret etmesi, ABD'nin
Suriye politikasında düştüğü çelişkilere bir yenisini ekledi.
Bu ziyaret üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Obama yönetimini sert bir
dille eleştirerek, Washington'a "terör örgütleri ile NATO müttefiki
arasında bir tercih yapması" çağrısında bulundu.
Ancak McGurk, 19 Mayıs'ta örgütün Suriye'deki kamplarını ikinci kez
ziyaret ederek, Obama yönetiminin PYD/PKK'ya desteğini bir kez daha
ortaya koymuş oldu.
Yaz aylarında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Komutanı Orgeneral
Joseph Votel'in de PYD kamplarını ziyaret ettiği öğrenildi.
CARTER, PYD'YE YARDIM YAPILDIĞINI KABUL ETTİ
Pentagon her seferinde PYD/PKK'ya ve uzantılarına silah vermediğini
iddia etse de Savunma Bakanı Ash Carter, nisan ayında Kongre'deki
bütçe toplantısında Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey
Graham'ın ısrarlı soruları üzerine "PYD'nin PKK'nın Suriye'deki
uzantısı olduğunu" ve "ABD'nin bu gruba askeri yardım yaptığını"
kabul etti.
ABD'DEN FIRAT KALKANI'NA SINIRLI DESTEK
PYD'yi silah sevkiyatları ve binlerce hava saldırısıyla DEAŞ'a
karşı destekleyen ABD'nin Türkiye'nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile
24 Ağustos'ta başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı'na sadece 100 hava
saldırısıyla destek verdiği öğrenildi. Bu hava desteği de ÖSO,
DEAŞ'tan Dabık şehrini alıp El-Bab'a ilerleyince durduruldu.
Pentagon'un El-Rai (Çobanbey) ve Dabık'ın alınmasına yardımcı olmak
için gönderdiği 100 kişilik Özel Kuvvetler Birliği de kısa bir süre
sonra geri çekildi.
ABD'nin bu "çifte standartlı" tavrı, "Obama'nın DEAŞ ile mücadelede
samimi olmadığı” şeklindeki eleştiri ve yorumlara neden oldu.
TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNİN İKİNCİ DÜĞÜMÜ
Türkiye'nin FETÖ ile mücadelesi devam ederken, örgütün 15 Temmuz
darbe girişiminde bulunmasıyla gözler FETÖ elebaşı Gülen'e ev
sahipliği yapan ABD'ye çevrildi.
Kanlı darbe girişimi devam ederken, ABD'den ilk açıklama Dışişleri
Bakanı John Kerry'den geldi. Moskova'da yaptığı açıklamada
"Türkiye'de huzur ve istikrarın devamı" temennisinde bulunan
Kerry'nin darbeye karşı demokratik olarak seçilmiş hükümetin
yanında durduğuna dair herhangi bir ifade kullanmaması dikkatlerden
kaçmadı.
Nitekim gecenin ilerleyen saatlerinde Türkiye'de başta silahlı
kuvvetler olmak üzere hiç kimsenin darbe girişimine destek
vermediği anlaşıldıktan sonra önce Obama'dan, daha sonra da
Dışişleri Bakanlığından Kerry adına ikinci açıklama geldi. Her iki
açıklamada da ABD'nin "seçilmiş hükümetin yanında olduğu" ve "darbe
girişimini kınadığı" kaydedildi.
ABD Dışişleri Bakanlığının Türkiye tarafından FETÖ elebaşının
iadesi için gönderilen belgeleri "yetersiz" bulması, Ankara
tarafından sert tepkiyle karşılandı.
Tüm bunlara ek olarak ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı
Joseph Votel'in "ABD'nin dostu bazı subayların tutuklandığı"
açıklaması, iki ülke arasındaki tansiyonu daha da yükseltti.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, darbe girişiminden 45 gün sonra
Türkiye'yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "ziyaret etmekte
geciktikleri için üzgün olduğunu" ifade etti.
Biden'ın, ziyaret sırasında, ABD Adalet Bakanlığından bir grup
uzmanın Türkiye'ye gelip Adalet Bakanlığı yetkilileriyle iade
dosyaları üzerinde çalışacaklarını açıklaması ilişkilerin nispeten
yumuşamasını sağladı. Ancak zaman içinde bu konuda dikkate değer
bir mesafenin kat edilememesi, Ankara'da "ABD'nin iade konusunda
samimi olmadığı" şeklinde yorumlandı.
BOZDAĞ'IN WASHİNGTON TEMASLARI
Ankara'nın konuya verdiği önemin bir göstergesi olarak ilk kez bir
Adalet Bakanı ABD'yi ziyaret ederek mevkidaşıyla "iade talebini"
yüz yüze görüştü.
Ekim ayı sonunda gerçekleşen ziyarette Adalet Bakanı Bekir Bozdağ,
Washington'da ABD Adalet Bakanı Loretta Lynch ile baş başa bir
görüşme gerçekleştirdi. Bozdağ, temaslarını, "Bu konunun Türkiye
için öneminin birinci ağızdan ilgili muhatabına iletmek için
geldik." sözleriyle değerlendirdi.
Türkiye'nin bu süreçte ABD'ye 4 iade dosyası ve geçici tutuklama
talebi göndermiş olmasına rağmen tutuklama talepleri yerine
getirilmemekle birlikte, bu konuda yöneltilen sorulara ABD'li
yetkililer "iade dosyalarını incelemeye devam ediyoruz" şeklinde
cevap vermekle yetindiler.
Trump'ın görevi devraldıktan sonra FETÖ ve PYD konularında
belirleyeceği tavrın, Türk-Amerikan ilişkilerindeki yeni istikameti
önemli ölçüde tayin edeceği belirtiliyor.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
