Partisinin, Afyon NG Güral Termal Otel'de düzenlenen 26. İstişare
ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanış konuşmasını yapan Erdoğan,
üç gün boyunca kampta yapılan çalışmaların ülke ve parti için
hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
Erdoğan, İdlib ve Afrin'in Türkiye ile iç içe olan yerler olduğunu,
buralarda var olan sıkıntıyı gidermek zorunda olduklarını dile
getirdi.
PYD/YPG denilen terör örgütünün sıradan bir örgüt olmadığını
belirten Erdoğan, "En doğudan Akdeniz'e oluşturulmak istenen bir
terör koridorunu biz bozmak mecburiyetindeyiz, buna müsaade
edemeyiz. Eğer biz buna müsaade edersek yeni bir Kobani yaşarız,
kusura bakmasınlar. Biz yeni bir Kobani yaşamak istemiyoruz ve bunu
yaşatmayacağız. Gerçek hak sahibi olanlar buralardan sürülmüştür.
Hak sahipleri de yerlerine gelecek. Bizim bu topraklarda gözümüz
yok. Oraların gerçek sahipleri de yerlerine yerleşsin istiyoruz,
derdimiz bu. Aynı durum Irak için de geçerlidir. Kuzey Irak
yönetiminin referandum adımı Irak ile birlikte tüm bölgede bitip
tükenmek bilmeyecek çok kanlı, çok can acıtıcı ve hepsinin de
sonuçları bizi ilgilendirecek bir sürecin başlangıcı anlamına
geliyor." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,
"Birileri, bizim partimizdeki değişimle ilgili ifadelerimizi,
aslında neyi anlattığımız, neyi kast ettiğimiz çok belli olduğu
halde, ısrarla farklı yönlere çekmenin gayreti içindedir."
dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimlikleri herkesçe malum olan bir takım
ellerin bölgeyi, burada yaşayan herkesin felaketine yol açacak
şekilde yeniden dizayn etmeye çalıştığını vurguladı.
Telafer'de daha önce yarısı Sünni yarısı Şia 400 bin Türkmenin
olduğunu, bu insanların tehdit altında Telafer'i terk ermek zorunda
kaldıklarını anımsatan Erdoğan, şu anda Telafer'de 8-10 bin
civarında Türkmenin olduğunu ifade etti.
"BİZ SURİYE'YE GİTMEDİĞİMİZDE SURİYE BİZE
GELİYOR"
Balkanlar ve Kafkaslar'ı hem coğrafi hem insani ilişkiler hem de
stratejik olarak "canımızdan bir parça" olarak tanımlayan Erdoğan,
şunları kaydetti:
"Biz bu şekilde sayınca birileri hemen karşımıza dikilip, 'Siz daha
Türkiye'nin iç meselelerini çözemiyorsunuz, niçin bu kadar geniş
bir coğrafyayla ilgileniyorsunuz?' diyorlar. Halbuki çok derin
akrabalık ve dostluk ilişkilerimizin bulunduğu bu coğrafyalardaki
gelişmelerin hiçbiri bizim içişlerimizden, milli güvenliğimizden,
bugünümüzden ve geleceğimizden ayrı düşünülemez. Bizim kimsenin
içişlerine karıştığımız yok. Biz sadece kendi içişlerimizi güvence
altına almaya çalışıyoruz. Biliyoruz ki Suriye'de kaos olursa biz
burada nasıl huzur içinde yaşayacağız. Zulümden kaçan 3 milyonun
üzerindeki Suriyeli kardeşimiz ülkemizde barınmıyor mu? Biz
Suriye'deki gelişmelere sırtımızı dönsek bile krizin sonuçlarından
kaçabilir miyiz? İşte biz Suriye'ye gitmediğimizde Suriye bize
geliyor.
Kendimizi aldatmayalım, bir gerçeği çok iyi yakalamamız lazım ve
bilmemiz lazım. 911 kilometre bir Suriye sınırı ve burada çok ciddi
devlet yapılanması ön çalışmaları var. En batısından en doğusuna.
Bugün biz buna sessiz kalırsak ki geciktik, o zaman bu yapılanma
orada ne yapacaktır? Tahakkuk edecektir. İşte Cerablus'tan
müdahaleyi yaptık ki Sayın Obama döneminde kendileriyle defaatle
bunları konuştuk, maalesef hep oyalama, oyalama, adım atılamadı.
Artık bu dönemde daha bekleyemeyiz dedik ve Cerablus'a girdik. Hani
hep söyledim ya artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve
Cerablus'a girme olayı işte bu adımın ta kendisidir."
AK PARTİ’DE DEĞİŞİM
Erdoğan, AK Parti'nin Türkiye'nin en büyük siyaset ailesi
olduğunu ve her gün daha da genişleyen, büyüyen, birbirine
kenetlenen bu ailenin bir mensubu olmaktan iftihar ettiğini
belirterek, "AK Parti'nin en önemli özelliklerinden biri de
vefanın, dayanışmanın, kardeşliğin partisi olmasıdır. Birileri,
bizim partimizdeki değişimle ilgili ifadelerimizi, aslında neyi
anlattığımız, neyi kast ettiğimiz çok belli olduğu halde, ısrarla
farklı yönlere çekmenin gayreti içindedir. Halbuki AK Parti'nin
nasıl ortak geçmişini, ortak geleceğine dönüştürme iradesine sahip
büyük bir parti olduğunun en güzel ispati işte bu toplantıdır."
ifadesini kullandı.
Bu büyük birlik, beraberlik, kardeşlik, dava ve yol arkadaşlığının
asla kişilerle kail olmadığının altını çizen Erdoğan, şöyle devam
etti:
"Şahsım dahil hiç kimse elbette kendini davamızın üzerinde göremez
ama aynı zamanda bu davanın her bir ferdi ülkemize, milletimize,
medeniyetimize, tarihimize yaptığı hizmetler itibarıyla başlı
başına bir kahramandır.
Hiç kimse bilmese, hiç kimse takdir etmese de ben bunların hepsini
de çok iyi biliyorum ve her birinize ayrı ayrı şükranlarımı
sunuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki sizlerle yol arkadaşlığı yaptım,
iyi ki tüm bu başarıların altına sizlerle birlikte imza atma
şerefine nail oldum, iyi ki geleceği de sizlerle birlikte inşa etme
şansına sahibim. Bir faniye bundan daha büyük mutluluk nasip
olabilir mi?"
"EN HAFİF TABİRİYLE AKIL TUTULMASIDIR"
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'ye yönelik
her saldırının, ülkenin önüne çıkarılan her engelin, musallat
edilen her belanın sorumluluklarını daha da arttırdığını
vurguladı.
AK Parti'yi yıkmadan Türkiye'yi yıkamayacağını görenler olduğuna
dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ülkemizle birlikte partimizi de hedef alıyorlar. Bunun için bizim
birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi her zamankinden çok
daha güçlü tutmamız gerekiyor. Milletimize hizmetkar olarak
başladığımız bu yolda, aynı şekilde devam ettiğimiz müddetçe
Allah'ın izniyle bize kimse zarar veremez. Bize verdiği desteğe
karşılık milletimize şükran borcumuzu ödemenin tek bir yolu vardır,
o da çok çalışmaktır, daha çok proje üretmektir, daha çok yatırım
yapmaktır, refahı daha çok artırmaktır.
Milletimiz istiklali ve istikbali için geçmişte Çanakkale'den
İstiklal Harbimize kadar tüm seferberliklerde, daha sonra terörle
mücadelede, 15 Temmuz'da, sınır ötesi harekatlarımızda gözünü
kırpmadan hayatını ortaya koymuştur. Böyle bir milleti, ana
muhahlefet partisinin yaptığı gibi yalanla, çarpıtmayla,
istihzayla, hatta çoğu kere alenen hakaretle kendine ram edeceğini
sanmak en hafif tabiriyle akıl tutulmasıdır. Biz milletime gönülden
bağlı olduğumuz, her işimizi de milletimizin gönlüne girmeyi
amaçlayarak yaptığımız için 15 yıldır iktidardayız."
"BİRER SİYASİ CESET HALİNE DÖNÜŞMÜŞLERDİR"
İktidara ilk geldikleri yıllarda ülkede vesayet odaklarıyla hareket
etmeyi, milletin rızasını kazanmaya tercih edenlerin bulunduğunu
gördüklerine işaret eden Erdoğan, bugün onların hiçbirisinin
esamesinin okunmadığını, bölücü örgüt ve uzantılarının buram buram
ihanet kokan eylemleriyle, bölge halkıyla birlikte tüm milleti
sindireceklerini, devlete diz çöktüreceklerini sandıklarını
aktardı.
Erdoğan, "Teröristler dağlarda birer birer imha edilirken, onların
uzantıları da artık kimsenin ne dediklerine, ne yaptıklarına
bakmadığı birer siyasi ceset haline dönüşmüşlerdir." dedi.
Bu süreçte bir de eğitim, hizmet, himmet ve yardımlaşmanın istismar
edildiğini Erdoğan, böylece devlet ve toplum hayatının içine bir
kanser hücresi gibi sızmaya çalışanların ortaya çıktığını
belirtti.
"DAHA ÇOK KİTAPLAR YAZILACAK"
FETÖ denen bu ihanet çetesinin, emniyet, yargı, ordu, eğitim, iş
dünyası ve sivil toplum kuruluşları içindeki militanları
aracılığıyla el koymaya, millete boyunduruk vurmaya çalıştığını
anımsatan Erdoğan, "Bugün onların hepsi mahkeme salonlarında hukuka
hesap verirken, milletimizin vicdanında çoktan mahkum edildiler.
İşte şimdi yalanlar ve bu yalanlarla kendilerini kurtarma
gayretleri... Bunlarla ilgili davalar da yavaş yavaş sonuçlanmaya
başladı." ifadesini kullandı.
Genel Başkan Erdoğan, salonda bulunanlara, bu kişilerin
mahkemelerde yaptıkları şovlara ve yurt dışında yürüttükleri
provokasyonlara bakmamaları gerektiği çağrısında bulunarak, "Şu
anda yargı önünde hesap verenler, davalar bitip kendilerini hükümlü
olarak cezaevlerinde bulduklarında yaptıkları ihaneti düşünecek çok
zamanları, etraflarında bunu kendilerine hatırlatacak çok kişileri
olacak." diye konuştu.
Herhalde 15 Temmuz gecesinin, 16 Temmuz gün ve gecesinin
değerlendirilmesi yapıldığında bu ümmetin nelerden kurtulduğunun
çok iyi bilineceğine işaret eden Erdoğan, o gece bütün olanlar
masaya yatırıldığında ise daha çok kitap yazılacağını kaydetti.
“BUGÜN BİZ BUNA SESSİZ KALIRSAK Kİ GECİKTİK”
Erdoğan, "Bir millet ki hep söylüyorum, söylemeye devam edeceğim.
Yani F-16'ların altına bu kadar büyük bir cesaretle yatabiliyorsa,
tankların altına Sabri'ler kendini atabiliyorsa, topların
karşısında durabiliyorsa, bütün o taramalıların karşısında
durabiliyorsa buradaki imanın söndürülmesi mümkün değildir. Aslolan
da o değil mi? Hep söylüyoruz, 'İmandır o cevher ki ilahi ne
büyüktür, imansız olan paslı yürek, sinede yüktür.' Paslı
yüreklerle passız olanlar o gece savaştılar ve bunun neticesini
aldık." değerlendirmesinde bulundu.
Yıllarca samimi duygularını istismar ettikleri insanların
nafakalarından artırarak verdikleri paralarla kurdukları sefahat
düzenlerini yurt dışında sürdürenlerin akıbetinin karanlık olduğunu
vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin FETÖ ile ilgili girişimlerinin
yavaş yavaş da olsa netice vermeye başladığını bildirdi. Erdoğan,
şöyle konuştu:
"Şu anda mahkumiyet kararları da onlara ulaştırılıyor,
ulaştırılacak. Yurt dışındakilerin de tavrını çok daha iyi
göreceğiz. Biliyoruz da şimdi uluslararası hukuk açısından da
göreceğiz. Ne doğuda ne de batıda artık bu örgütün hiçbir mensubu
eskisi kadar rahat değildir, olamayacaktır. Bugün olmazsa yarın ama
birgün mutlaka FETÖ ihanet çetesi mensubu herkes ülkesine ve
milletine yaptığı ihanetin hesabını verecek. Artık vatansız
olduklarını marifet gibi anlatanların, gittikleri her yerde sığıntı
gibi muamele gördüklerini fark ettiklerinde yaşayacakları
pişmanlığın bir faydası olmayacak. Muteber alimlerimizi yaptıkları
çalışmalar, ortaya koydukları görüşler, FETÖ'nün sadece devletimiz
için değil aynı zamanda dinimiz içinde de paralel yapı kurduğunu
gösteriyor.
Açık konuşmak, adını doğru koymak lazım. FETÖ, başladığı yer neresi
olursa olsun, geldiği nokta itibarıyla fasık, sapkın, ehli sünnet
akaidine mugayir bir harekete dönüşmüştür. Bunun için de FETÖ,
tarihteki her fasık hareket gibi dinimizle ve milletimizle ilgili
karanlık düşünceleri olan kimselerin doğal müttefiki, kullanılmaya
elverişli aracı haline gelmiştir. İslamın ana çizgisinden yani
sıratı müstakimden sapan her yapıya kollarını, kucaklarını,
imkanları sonuna kadar açan Batı'nın bunları niçin böylesine sıkı
bir şekilde sahiplendiğini artık daha iyi anlıyoruz."
"YARGI BU, KARARINI VERMİŞ, MESELE BİTMİŞTİR"
Erdoğan, son 2 asırda birçok bölgede ortaya çıkan farklı
hiziplerin, hatta her ne kadar mücadele ediyor gibi gözükseler de
DEAŞ ve El Kaide türü yapıların fikri nüvesini oluşturan
hareketlerin gerisinde hep Batı'nın elinin gölgesinin olduğunu
ifade edererek, "PKK nereye sığınıyor? Batı'ya. DEAŞ nerede?
Batı'da. Batı'dan gelip Türkiye üzerinden Suriye'ye de girmek
istediler. Yakaladıklarımızı zaten gönderdik. Peki Feto nerede? O
da Batı'da. Şu anda Batı'da Ali'siz Alevilik var mı? Var. Onları da
kendi içinde ayrıca parçamalaya gayret ediyorlar. Bununla da
kalmıyorlar çok ciddi parasal destekler vermek suretiyle de
bunların güçlenmesine, oradaki faaliyetlerini sürdürmesine de
destek veriyorlar." diye konuştu.
FETÖ'nün de Avrupa'nın değişik ülkelerinde çok ciddi destekler
almak suretiyle yapılandığını dile getiren Erdoğan, "Kendilerine
sorduklarımızda aldığımız cevap şu, 'İltica ettiler.' Ne demek
iltica ettiler? Bunlar hain, bunlar katil, bunlar kesinlikle şu
anda terörist. Bizim mahkemelerimizin bunlar hakkında verdiği
kararlar var. Bizden tabii birilerini istemeye kalkıyorlar. Kusura
bakmayın. Bizden istediklerinizi alabilmeniz için önce
istediklerimizi de bize verin. Senden istediğim zaman 'yargı'
diyorsun. Bizden istediğiniz zaman kusura bakmayın, bizde de yargı.
Yargı bu, kararını vermiş, mesele bitmiştir." ifadelerini
kullandı.
"EZANIN GÜCÜ, SİLAHIN GÜCÜNE GALEBE ÇALMIŞTIR"
Genel Başkan Erdoğan, AK Parti olarak tüm bu fitne ve terör
odaklarına karşı Türkiye'nin ve milletin beka müdafaasıyla birlikte
sahih İslam anlayışını yüceltmenin mücadelesini de verdiklerini
belirtti. Milletin bağımsızlık ve gelecek mücadelesiyle sahih İslam
geleneğini temsilinin bin yılı aşkın süredir içiçe geçtiğini
vurgulayan Erdoğan, "İşte bu sebeple 15 Temmuz gecesi, salanın
gücü, ezanın gücü, silahın gücüne galebe çalmıştır. Rabbimden
kıyamete kadar da milletimizi bu yoldan ayırmamasını diliyorum."
şeklinde konuştu.
Türkiye'nin başında dolanan kara bulutların hiçbirinin diğerinden
bağımsız olmadığının altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:
"Her kim Gezi olaylarıyla ihanetin ilgisinin olmadığını söylerse
bilin ki ya cahildir ya da kendisi de aynı ihanetin içindedir. Her
kim bölücü terör örgütünün eylemleriyle DEAŞ'ın ülkemize yönelik
saldırılarının alakasının bulunmadığını iddia ediyorsa bilin ki ya
dünyadan bihaberdir veya o da aynı dünyanın bir parçasıdır. Her kim
ülkemize yönelik ekonomik tecrit operasyonlarıyla Avrupa Birliğinin
sözlerini yutma pahasına takındığı tavrın aynı eller tarafından
kotarılmadığını öne sürüyorsa bilin ki ya hiçbir şeyden
anlamıyordur ya da her şeyi biliyordur."
Suriye ve Irak'taki gelişmelerin de Türkiye'den bağımsız olmadığına
işaret eden Erdoğan, Kuzey Afrika, Akdeniz ve Karadeniz'deki
gelişmelerin de Türkiye ile ilgisinin bulunduğunu söyledi.
ENSAR VE MUHACİR KÜLTÜRÜ
Bu kişilerden yaklaşık 100 binin değişik yollarla Türkiye'ye
geldiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bütün bunların üzerinde durmak bizim için bir görev değil mi?
Efendim, şöyle, böyle diyorlar. Kardeşlerim ne derlerse desinler.
Biz ensar ve muhacir kültüründen gelmiş bir medeniyetin
mensuplarıyız. Bunu bir defa böyle göreceğiz. Kılıçdaroğlu şöyle
demiş. Kılıçdaroğlu ne derse desin, HDP şöyle demiş, ne derse
desin. Hakk ne diyor biz ona bakacağız ve yola da böyle devam
edeceğiz. Umutmayalım, ta Hint Yarımadasına üç beş tane mazlumun
ahını dindirmek için kadırgalarını gönderen ecdadın mensupları,
torunlarıyız. Öyleyse duramayız. İmkanımız neye el veriyorsa biz
buna duyarsız kalsak bile göz göre göre gelen kötü sonuçlardan
kurtulamayız. Bölgesel yönetimi kararından döndürmek için
başlattığımız ve başlatacağımız yaptırımları eleştirenler yarın
gerçekten çok büyük felaketler yaşanmaya başladığında acaba nasıl
bir çözüm öngörüyorlar. Lütfetsinler de bunu da bilelim. Sırtında
yumurta küfesi taşımayanlar için oturdukları yerden ahkam kesmek
elbette çok kolay."
Erdoğan, geçtiğimiz günlerde bölgedeki kanaat önderleriyle bir
araya geldiğinde istisnasız hepsinin ülkeye bağlılıklarının tam
olduğunu ama bazılarının da kafalarında soru işaretleri bulunduğunu
gördüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bölgenin bağrına saplanan referandum hançerini birileri Kürtlerin
hakkı kılıfıyla pazarlamaya çalışıyor ve buna da müşteri buluyorsa
yapmamız gereken çok iş var demektir. Suriye'de kurulmaya çalışılan
terör kantonlarına en küçük bir muhabbeti, en küçük bir olumlu
yaklaşımı olan zihnini ve gönlünü bölücülük fitnesine kaptırmış
demektir. Kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün. Biz,
Türkiye'nin, Suriye ve Irak kaynaklı tehditlerle köşeye
sıkıştırılmasına izin vermeyeceğiz. Saldırıları kendi
topraklarımızda karşılamak yerine bizzat kaynağında bu sorunları
çözme stratejimizi adım adım hayata geçiriyoruz. İşte Fırat Kalkanı
bunun ilk adımıydı. Şimdi İdlib'de az önce ifade ettiğim operasyon
yürütülüyor. Bize dostluk gösterene yüreğimiz de kollarımız da
sonuna kadar açıktır. Bize husumet besleyenlere sözümüzü ise burada
bir kez daha tekrarlayayım, bir gece ansızın gelebiliriz."
Erdoğan, cephedeki yetkililerle sürekli irtibat halinde olduklarını
ve bilgi alışverişinde bulunduklarını belirterek, gelişmelerin
sonunun hayırlı olacağını aktardı.
Türkiye genelinde devam eden kongre süreçlerinin büyük kongreyle
nihayete ereceğini dile getiren Erdoğan, alınan neticelerle 2019
seçimlerinde partinin yükünü omuzlayacak teşkilatın da
kesinleştirmiş olacağını söyledi.
Erdoğan, 2019'un mart ayında gerçekleşecek mahalli idareler
seçimlerinin çok iyi neticelenmesi gerektiğine işaret ederek,
"Mahalli idareler seçimlerinden ne kadar güçlü çıkarsak, kasım
ayındaki milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine o kadar
morali yüksek gireriz. AK Parti'nin mahalli idareler ile
milletvekili seçimlerindeki oy oranları arasında daima bir fark
bulunduğunu biliyoruz. Amacımız bu farkı mahalli idarelerdeki
oylarımızı yukarıya doğru çıkartarak kapatmaktır. Aksi taktirde
mecliste sıkıntıya düşeriz." ifadelerini kullandı.
Bu silsilenin en tepesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olduğuna
dikkati çeken Erdoğan, "Biliyorsunuz yeni sistemde yürütme tamamen
cumhurbaşkanlığına geçiyor. Dolayısıyla bu seçimde sadece bir
cumhurbaşkanı seçimleyecek, onunla birlikte hükümeti, üst düzey
bürokrasiyi ve icraya yönelik tüm kararları da belirleyen bir
tercih söz konusudur." dedi.
Erdoğan, eğer cumhurbaşkanlığı seçiminde arzu edilen netice
alınamaz ise diğer başarıların da havada kalacağını belirterek,
boşa geçirilecek tek bir saniyenin olmadığını ve kendisi de dahil
olmak üzere herkesin çok çalışması gerektiğini kaydetti.
"MESELE KEMİYET DEĞİL, KEYFİYET MESELESİDİR"
Hizmetler çalışmalarına ara vermeden devam edeceğini dile getiren
Erdoğan, "Gidemediğimiz yer bizim değildir, bunu da böyle
bileceğiz. Hem ülkemizin meselelerinin çözümü hem partimizin
seçimlerde elde etmek isteği neticeler için hep birlikte çok
çalışmalıyız. Türkiye'yi 2023 hedeflerine bu kadro ulaştıracak."
ifadesini kullandı.
İstişare toplantılarında yapılan sunumlar ve yöneltilen soruların,
her alanda gerçekleştirilen büyük icraatların yanında çözüm
bekleyen pek çok sorunun da olduğunu gösterdiğinin altını çizen
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu konuda miletvekillerimizle ikili görüşmeler yaptım. Kendi
illeriyle ilgili bazı sorunları benimle de paylaştılar. İnşallah
bütün bu krizleri de süratle, yoğun bir şekilde aşarız ve geleceği
çok daha güçlü bir şekilde inşa ederiz. Kadın kollarımız, gençlik
kollarımız, aman çok gayretli olacağız. Üye sayılarımız güzel ama
yeterli değil. Sayımız ne kadar fazla olursa olsun, mesele kemiyet
meselesi değil, keyfiyet meselesidir. Hem krizlerle mücadele
edebileceğimizi hem de hedeflerimiz doğrultusunda programlarımızı
adım adım uygulama başarısını ortaya koyabileceğimizi herkese ispat
edeceğiz."
NOTLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali
Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım ile salona geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı konuşma sonrası, 3 gün süren AK
Parti 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sona erdi.
