Bu hafta sonu Türkiye'den ayrılacağını açıklayan büyükelçinin
son olarak ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğunda görevli Metin
Topuz'un gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamaların Türk
yargısına müdahale niteliği taşıdığı yorumları yapıldı.
Topuz'un Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 17/25 Aralık 2013'teki
kumpasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, ''Anayasal
düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs'', ''casusluk'' ve ''Türkiye
Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'' iddialarıyla
gözaltına alınmasına rağmen Bass'ın bu durumu "intikam arayışı"
olarak tanımlaması tepkiye neden oldu.
FETÖ MENSUPLARIYLA İRTİBATA AÇIKLIK GETİRMEDİ
ABD Büyükelçisi Bass, Türkiye tarihinin en önemli olaylarından
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında ülkesinin
Türkiye'deki en üst düzey temsilcisi konumundaydı.
Ancak Büyükelçi Bass, Türkiye'ye yönelik ihaneti ve ihaneti
gerçekleştiren başta elebaşı Fetullah Gülen olmak üzere ABD'de
bulunan FETÖ mensuplarının iadesi konusundaki Türkiye'nin
hassasiyetini Washington'a yeterince anlatamadı.
Darbe girişiminin en önemli sanıklarından Adil Öksüz'ün 15
Temmuz'dan birkaç gün sonra ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğundan
arandığı ortaya çıkınca sadece "vize işlemi" nedeniyle arandığı
iddia edildi.
MİT tırları davasında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca
hazırlanan iddianamede bazı sanıkların ABD'nin diplomatik
misyonlarıyla telefon trafiği yer aldı. ABD'nin Türkiye'deki
temsilcileri, başsavcılığın talebine rağmen istenen izahatı hala
yapmadı.
Türkiye ile ilgili birçok konuda hızla açıklama yapan ABD
Büyükelçisi Bass, Türkiye için hayati önem taşıyan 15 Temmuz darbe
girişimiyle ilgili ilk açıklamasını 18 Temmuz'da yaptı.
"PYD'YE DESTEK YOK" YALANI
Büyükelçi Bass, ülkesinin Suriye'de terör örgütü PKK/PYD'ye askeri
yardımda bulunduğuna yönelik haberleri de yakın zamana kadar her
seferinde yalanladı. Ancak birçok kez ortaya çıkan fotoğraf ve
videolar Büyükelçi Bass'ın söylediklerinin aksini ortaya koydu.
Bass, geçen yılın aralık ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın ABD liderliğindeki koalisyonun DEAŞ dahil, YPG ve PYD’ye
destek verdikleri yönündeki beyanatının ardından yaptığı yazılı
açıklamada, "ABD hükümeti, YPG veya PKK’ya silah ya da patlayıcı
sağlamamıştır, nokta." ifadelerini kullandı.
Bass'ın açıklaması Türk hükümeti tarafından sert şekilde
eleştirildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "ABD, YPG'ye silah
vermiştir. Nokta." karşılığını verdi.
Son olarak dün de Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, ABD'nin
terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele için YPG terör örgütüne 40-50
bin kişilik bir orduyu donatacak silah-mühimmat desteği sağladığını
belirtti.
MEDYAYA AMBARGO
John Bass'ın özellikle gitmeden önceki son açıklamaları Türkiye'de
tartışma konusu oldu. Bunlardan biri de geçen hafta İstanbul'da
"sadece bir grup gazeteci" ile bir araya geldiğinde yaptığı
açıklamalardı.
Büyükelçi, geçen hafta İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında
bazı basın kurumlarına ambargo uyguladı. Bass, daha önceki Amerikan
büyükelçilerinin geniş katılımlı basınla buluşmaları teamülünü
yıktı. Bass, böylece Türkiye'deyken sıklıkla dile getirdiği basın
ve haber alma özgürlüğüne de görev süresi dolmadan hemen önce darbe
vurdu.
Bass, Türk basınına akreditasyon uygulamasını savunurken de "ciddi"
medya organlarının temsilcileriyle buluşmak istediğini söyledi ve
diğerlerinin gerçekleri değil kurguyu tercih ettiğini ileri sürdü.
Bass, "Onları gazeteci olarak göremiyorum” sözleri nedeniyle Türk
basını tarafından eleştirildi.
Bass, önceki gün de başkent Ankara'da konutunda verdiği veda
resepsiyonuna az sayıdaki basın kuruluşu temsilcilerini davet
ederek, basın özgürlüğüne ilişkin ifadelerinin aksine tutum
sergiledi.
"9,5 AYDIR TERÖR YOK"
Önceki gün Ankara'da diplomasi muhabirleriyle veda toplantısı yapan
Bass'ın, terörle mücadele konusunda yaptığı açıklama, ABD Başkanı
Donald Trump’ın, başkanlık seçimleri dönemindeki "terör örgütü
DEAŞ'ın kurucuları"nın aslında ABD Başkanı Barack Obama ve Demokrat
Parti adayı Hillary Clinton olduğu yönündeki iddialarını akla
getirdi.
Bass, DEAŞ'ın son 9,5 aydır Türkiye’de kayda değer bir eylem
gerçekleştirmemesinin Türkiye ile ABD'nin bu konudaki iş
birliğinden kaynaklandığını öne sürdü. John Bass, "Türkiye, çok
sevindirici bir şekilde, son 9,5 aydır kayda değer bir DEAŞ
saldırısı yaşamadı. Bu, DEAŞ’ın Türkiye’de saldırı düzenlemekten
vazgeçmesinden kaynaklanmıyor. DEAŞ, şu anda Türkiye’ye saldırı
gerçekleştiremiyor." dedi.
Bass'ın sözleri kamuoyunda tehdit olarak algılandı.
Kamuoyunda büyük tepki çeken açıklamayı Başbakan Yardımcısı ve
Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Sayın büyükelçinin neyi kastettiğini
açıklaması lazım." sözleriyle değerlendirdi.
YARGIYA MÜDAHALE ETTİ
Büyükelçi Bass, Türkiye'nin yargı sürecinde olan birçok konuyu,
basın ve ifade özgürlüğünü gerekçe göstererek açıklamalarına
taşıdı.
John Bass, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma
kapsamında, eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can
Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün, "devletin güvenliği veya
iç ya da dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla
gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk
maksadıyla temin etmek", "devletin güvenliği veya iç veya dış
siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması
gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklamak" ve ''silahlı terör
örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek"
suçlarından tutuklanmasına ilişkin olarak 27 Kasım 2015'te
Instagram hesabından siyah bir kare paylaştı.
Bass, siyah karenin yanında "Türkiye'de bugün bağımsız medyadaki
daha fazla sesin susturulduğunu görmekten derin rahatsızlık
duyuyoruz." mesajıyla Türkiye'nin iç işlerine ve yargı kararına bir
kez daha karıştı.
Büyükelçi, kendilerini "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"
olarak adlandıran bin 100 akademisyenin imzası ile geçen yılın
başında yayımlanan bildirinin ardından bu kişilere soruşturma
açılmasına ilişkin de "Türk demokrasisi rahatsız edici fikirlerin
serbestçe ifade edilmesini kucaklayacak kadar güçlü ve
dirençlidir." şeklindeki diplomatik ifadeleriyle yorum yaptı.
FETÖ'DEN TUTUKLANANLARIN OFİSİNE ZİYARET
Bass, geçen yılın temmuz ayında da FETÖ'nün şifreli haberleşme
programı "ByLock" kullanıcısı olduğu tespit edilen ve daha sonra bu
nedenle tutuklanan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi yöneticisi
Taner Kılıç ve onunla bağlantılı direktör İdil Eser’in o dönemde
gözaltına alınmalarının ardından örgütün ofisini ziyaret etti.
Bass, aynı dönemde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine ilişkin
soru üzerine, "ciddiyetle ve Türkiye ile son derece yakın" olarak
çalıştıklarını, "aynı ruh ve kararlılıkla" çalışmaya devam
edeceklerini savundu. Ancak, ABD yönetiminden 15 Temmuz darbe
girişiminden bu yana elebaşı hakkında somut bir adım gelmedi.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
