Reuters ve Associated Press (AP) tarafından geçilen diplomatik raporlara göre, ABD ile İsrail arasındaki stratejik ortaklık, Lübnan cephesindeki askeri operasyonlar ve Washington’ın İran ile yürüttüğü barış müzakereleri nedeniyle tarihinin en derin diplomatik krizlerinden birini yaşıyor.
Reuters haber ajansının aktardığı detaylara göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Tahran ile 17 Haziran’da imza koyduğu “İslamabad Mutabakat Muhtırası” (MoU) uyarınca Lübnan dahil tüm cephelerde kalıcı bir ateşkesi zorlaması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinde infiale yol açtı.
Aynı haber ajansının analizine göre, Trump’ın “bölgesel savaşı bitirme ve küresel ticareti açma” vaadi ile Netanyahu’nun “Hizbullah’ı tamamen yok etme” ısrarı, iki müttefiki açık bir çarpışma rotasına soktu.
Gerilimin perde arkası: “İslamabad mutabakatı” ve Lübnan denklemi
Gizli diplomasi mekanizması: Beyaz Saray’ın Tel Aviv’i devre dışı bırakarak Tahran ile yürüttüğü gizli müzakereler, Orta Doğu’daki askeri dengeleri temelden sarsacak resmi bir anlaşma metnine dönüştü.
60 günlük gevşeme ve denetim şartı: Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’nin (DW) İsviçre’deki diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, ulaşılan mutabakat metninin ana maddesi, İran’ın nükleer tesislere uluslararası denetçileri şartsız geri kabul etmesi karşılığında ABD’nin petrol yaptırımlarını 60 gün süreyle askıya almasını öngörüyor.
Lübnan’da operasyonları durdurma koşulu: Fransız Le Monde gazetesinin yayımladığı özel rapora göre Tahran yönetimi, bu nükleer ve ekonomik gevşeme paketinin hayata geçmesi için Lübnan’daki tüm İsrail askeri operasyonlarının tamamen ve kalıcı olarak durdurulmasını mutabakat metninin en katı ön şartı olarak Washington’a kabul ettirdi.
Gölge garantörlük ve askeri sınırlama: ABD merkezli Axios haber sitesinin Beyaz Saray ve Tel Aviv kaynaklarından aktardığı bilgilere göre, mutabakatın ek protokollerinde Lübnan hava sahasındaki jet uçuşlarının sınırlandırılması yer alıyor. Bu sürece dahil edilmeyen İsrail hükümeti, Trump yönetiminin Lübnan’daki hareket özgürlüğünü kısıtladığını ve İran’ın sahadaki nüfuzunu meşrulaştırdığını savunuyor.
Washington’da 5. tur
Diplomatik kriz tırmanıyor: Mutabakatın imzalanmasının ardından Washington ve Tel Aviv hattında askeri ve siyasi yardımlar üzerinden ilk somut yaptırım sinyalleri gelmeye başladı.
Vance’in “askeri çözüm yok” çıkışı : Reuters’ın geçtiği habere göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance yaptığı açıklamada İsrail’in Lübnan stratejisini doğrudan hedef alarak, “Hizbullah’ı sadece öldürerek yok edemezsiniz, bu savaşı bitirecek diplomatik bir mutabakata uymak zorundasınız.” diyerek Tel Aviv’e yönelik en sert askeri uyarıyı yaptı.
Askeri sevkiyatta “yavaşlatma” iddiası : Associated Press’in Pentagon kaynaklarına dayandırdığı kulis bilgisine göre, Trump yönetimi mutabakat metnine uymayan İsrail’e baskı kurmak amacıyla akıllı mühimmat ve ağır silah sevkiyatlarında “bürokratik geciktirme” stratejisini devreye soktu.
Müzakerelerde 5. tur başladı : Tüm bu gerilimin gölgesinde, Lübnan ve İsrail heyetleri mutabakatın sınır hatlarına uygulanabilirliğini tartışmak üzere Washington’da ABD arabuluculuğunda 5. kez bir araya geldi.
Liderlerin tavrı: Trump ve Netanyahu karşı karşıya
Mutlak müttefiklikten açık tehditlere: Trump’ın “Büyük ortak benim.” vurgusuyla çektiği kırmızı çizgiye karşı, Netanyahu “silah bağımsızlığı” restiyle ulusal egemenlik duvarı örüyor.
Donald Trump: “Ben büyük ortağım, İsrail küçük ortak”
Sert diplomasi : BBC’nin G7 zirvesini takip eden diplomatik muhabirlerinin aktardığı kulis bilgilerine göre, Trump ikili telefon trafiğinde Netanyahu’ya İslamabad’da varılan mutabakatın dışına çıkmaması için çok sert uyarılarda bulundu.
“Daha yumuşak dokunuş” çağrısı: Al-Monitor’un Beyaz Saray basın brifinginden aktardığı kayıtlara göre Donald Trump, Netanyahu’nun “bazen fazla heyecanlandığını” belirterek, “Bibi, Lübnan’da daha yumuşak bir dokunuş kullanabilirsin. İçeride her Hizbullah üyesi gördüğünde bir binayı yıkmak zorunda değilsin.” ifadelerini kullandı.
Güç hiyerarşisi : ABD’li yayın kuruluşu CBS News’in yayımladığı açıklamalara göre Trump, ABD-İsrail ilişkisini “Biz büyük ortağız, onlar ise çok küçük ortak. Ben olmasam İsrail çoktan havaya uçmuştu.” diyerek Washington’ın iradesinin üstün olduğunu ilan etti.
Binyamin Netanyahu: “ABD’ye bağımlılıktan kurtulmalıyız”
Mutabakatı reddetme: El Cezire’nin Tel Aviv’deki Başbakanlık Ofisi’nden aktardığı resmi açıklamalara göre Netanyahu, ABD-İran anlaşmasının İsrail’i bağlamadığını ilan ederek, “Güney Lübnan’daki güvenlik bölgesini koruyacağız ve tehditlere karşı tam hareket özgürlüğümüzü sürdüreceğiz.” dedi.
Silah resti: İsrail merkezli The Times of Israel gazetesinin hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Beyaz Saray’ın baskılarına meydan okuyan Netanyahu, “ABD askeri yardımına olan bağımlılığımızdan kendimizi kurtarmalıyız.” diyerek ulusal egemenlik vurgusunu ön plana çıkardı.
İç politika sıkışması : El Cezire’nin İsrail iç siyaset analizine göre, yaklaşan erken seçim tartışmaları öncesinde Netanyahu, Hizbullah tehdidini tamamen bitirmeden geri çekilmeyi koalisyonundaki aşırı sağcı ortaklar karşısında siyasi bir intihar olarak görüyor.
Diplomatik trafik ve Washington görüşmeleri
Masadaki asimetrik denklem: Washington’da kurulan doğrudan müzakere masası, İran’ın gölge garantörlüğü altında iki komşu ülkenin sınır güvenlik şartlarını yarıştırıyor.
Reuters haber ajansının Washington’daki Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından teyit ettiği bilgilere göre, gerilimin gölgesinde İsrail ve Lübnan resmi heyetleri arasında ABD ara buluculuğunda yeni tur doğrudan görüşmeler başladı.
Lübnan’ın talebi: Beyrut yönetimi, mutabakatın ana ruhuna uygun olarak İsrail ordusunun güney Lübnan’dan derhal ve net bir takvimle tamamen çekilmesini istiyor.
İsrail’in talebi: Tel Aviv, Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılmasını ve sınır hattında kalıcı tampon bölge tesisini şart koşuyor.
ABD’nin planı: Washington Lübnan, İran ve ABD arasında ateşkesi gözetecek yeni bir “Çatışmasızlık Hücresi” kurulmasını teklif ediyor.
İsrail’in itirazı: İsrailli diplomatik kaynaklar ve büyükelçilik yetkilileri, kurulması planlanan bu yeni mekanizmada mutabakat uyarınca İran’ın yer alıp İsrail’in dışarıda bırakılmasını “tam bir tren kazası” olarak nitelendiriyor.
Sahadaki son durum ve insani bilanço
Siyasi baskılar sınır hattındaki mühimmat trafiğini geçici olarak azaltsa da geride kalan 3 aylık tablo büyük bir yıkımı işaret ediyor.
Geçici sessizlik: El Cezire’nin Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNIFIL) raporlarından aktardığı verilere göre, ABD’nin mutabakat sonrası yaptığı baskılarla sınır hattındaki karşılıklı fırlatılan mühimmat sayısı günlük 705’ten 174’e gerileyerek sahada “kırılgan bir sakinlik” oluşturdu.
İnsani bilanço : Mart ayından bu yana yaşanan çatışmalarda 4.175’ten fazla kişi hayatını kaybetti, 1 milyondan fazla Lübnanlı ise göç etmek zorunda kaldı.
Hizbullah’ın pozisyonu: AP haber ajansının örgüte yakın yerel kaynaklardan aktardığı bilgilere göre Hizbullah, Washington’daki doğrudan görüşmeleri reddederek, İsrail askerleri Lübnan topraklarını tamamen terk etmeden silahsızlanmanın müzakere bile edilemeyeceğini duyurdu.
Küresel enerji savaşı manevrası
Beyaz Saray’ın Hürmüz Boğazı’nı açma ve Asya ticaretini rahatlatma hedefi, Netanyahu hükümetinin bölgesel güvenlik kaygılarıyla sert şekilde çarpışıyor.
Anadolu Ajansı ve Reuters analistlerinin ortak jeopolitik değerlendirmelerine göre, Trump yönetiminin küresel önceliği, Çin ile yürütülen ticaret savaşları öncesinde Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğini sağlamak ve enerji koridorlarını güvenceye almak. Bu doğrultuda Washington için İran ile imzalanan mutabakat metni stratejik bir zorunluluk. Ancak Netanyahu’nun Lübnan’daki askeri ısrarı, bu küresel hamlenin önündeki en büyük engel olarak değerlendiriliyor. Associated Press’in Beyaz Saray kaynaklarına dayandırdığı takvime göre, müzakereler için kritik viraj, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un Temmuz ayında Beyaz Saray’a yapacağı resmi ziyaret olacak.