24 Haziran 2026 Çarşamba
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Güçlü muhalefet demokrasinin mütemmim cüzüdür"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Güçlü muhalefet demokrasinin mütemmim cüzüdür"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Cumhur İttifakı’nın Türkiye’nin birlik ve dirliği için çalıştığını belirterek, muhalefetin yaşadığı iç tartışmaların siyaset kurumuna zarar verdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçlü bir muhalefetin demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında yaşayan vatandaşlara ve gönül coğrafyasındaki topluluklara selamlarını gönderdi. AK Parti teşkilatının Türkiye’ye hizmet yolculuğundaki rolüne dikkat çeken Erdoğan, partinin kardeşlik, dayanışma ve tevazu anlayışıyla yoluna devam ettiğini ifade etti.

Siyasi atmosferde yaşanan tartışmalara rağmen AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın hizmet odaklı siyaset anlayışını sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Öncelikle sizlerin aracılığıyla, 81 ilimizin yanı sıra Avrupa’da ve dünyanın farklı yerlerinde milletimizi başarıyla temsil eden bütün vatandaşlarıma selamlarımı gönderiyorum. Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum. Grup toplantımızı her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştiriyoruz. Grup toplantımıza katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli misafirlerimize, özellikle sevgili genç kardeşlerime hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı şu içten sevdanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün bir kez daha AK Parti’nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize ve hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyorum. Cenab-ı Allah’a, şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye’ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamd ediyorum. Kavgaların, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz. Devam edeceğiz.”

Konuşmasının devamında Cumhur İttifakı’nın siyaset anlayışını değerlendiren Erdoğan, muhalefetin gündeminin aksine Türkiye’nin geleceğine odaklandıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili kardeşlerim, değerli yol arkadaşlarım. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye, bilhassa böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken biz, uyum içinde, ittifak olarak dayanışma içerisinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizi ve yüreğimizi ortaya koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden, cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz. Ne diyordu İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif. ‘Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.’ Evet, ilhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket Allah’ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla ve heyecanla baktığı müreffeh Türkiye’yi, aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin. Son nefesimize kadar bizi bu aziz millete hizmetkarlık yapmaktan alıkoymasın diyorum.”

Meclis çalışmalarına vurgu

TBMM’nin milli iradenin tecelligahı olduğunu belirten Erdoğan, Meclis’in yasama faaliyetlerini etkin şekilde sürdürmesinin doğrudan vatandaşların hayatına olumlu yansıyacağını ifade etti.

Son dönemde hayata geçirilen düzenlemeleri hatırlatan Erdoğan, milletvekillerine yeni yasama çalışmalarında da aynı hassasiyetle hareket etmeleri çağrısında bulunarak şunları söyledi:

“Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün bir hususun altını önemle çizmek durumundayım. İstiklal Harbimizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclisimiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse bunun kazananı sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızın şikayetlerine konu olan fahiş site aidatlarından Türkiye’nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi fedakarane gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum. 12. Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına ve üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.”

“Muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından vazgeçmiyor”

Muhalefetin Meclis çalışmalarına yaklaşımını eleştiren Erdoğan, son dönemde yaşanan tartışmaların TBMM’nin saygınlığına zarar verdiğini savundu.

Ana muhalefet partisinde yaşanan gelişmelerin artık parti içi mesele olmaktan çıkarak siyaset kurumunu etkileyen bir boyuta ulaştığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tabii burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclise taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın? Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın? Dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın? Dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın? Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkanı gibi. Yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet. Ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak budur.”

Muhalefet içerisinde yaşanan tartışmaların demokratik siyasete zarar verdiğini savunan Erdoğan, güçlü bir demokrasinin güçlü ve işlevsel bir muhalefete ihtiyaç duyduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi değerli kardeşlerim, kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince Cumhuriyeti biz kurduk, Atatürk’ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse, toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir.”

“Muhalefet yapıcı davranmalıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu meselelerin çözümünde iktidar kadar muhalefetin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, siyasi rekabetin hizmet ve proje ekseninde yürütülmesinin önemine işaret etti.

Muhalefet partilerinin Meclis çalışmalarında daha yapıcı bir tutum sergilemesini beklediklerini ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’nin selameti açısından muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, hızlı, üretken ve çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin ve hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istiyoruz. Muhalefet partilerinden, özellikle önümüzdeki bir buçuk iki senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye’nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemelerini bekliyoruz. Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz.”

Siyasetin temel sorumluluğunun millete hizmet etmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, milletvekillerine hitaben görev bilinci ve çalışma temposunun artırılması çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis çalışmalarının yoğunlaşacağı yeni döneme ilişkin beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:

“Şunu ifade etmek isterim ki ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz. İktidar Partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclisi çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden, bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum.”

 AK Parti’nin 25’inci yılına hazırlık

AK Parti’nin kuruluşunun 25’inci yılı dolayısıyla yürütülen hazırlıklara da değinen Erdoğan, yıl dönümünün parti tarihine ve Türk siyasi hayatına yakışır kapsamlı etkinliklerle kutlanacağını söyledi.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek programlara ilişkin bilgi veren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizde ve 76 yıllık demokrasi mücadelemizde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz. Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti ile özdeşleşmiş olan istişare ve değerlendirme kamplarımızın 33’üncüsünü inşallah bu hafta sonu Sapanca’da düzenleyeceğiz. Kampımızda bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yad edecek hem de millî irade destanımızı hatırlayacağız.”

"AK Parti’nin temelinde mücadele ruhu var”

Konuşmasının devamında AK Parti’nin siyasi serüvenini değerlendiren Erdoğan, partinin kuruluşundan bugüne kadar farklı alanlarda çok sayıda mücadele verdiğini söyledi.

AK Parti’nin iktidar anlayışının kişisel çıkar ya da makam odaklı değil, millete hizmet merkezli olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Burada bir hususu ifade etmek isterim. AK Parti’yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ’ından FETÖ’süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşı’ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük.”

“Türkiye bölgesinde ve dünyada daha fazla ağırlık kazanmıştır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin iktidar anlayışının toplumun tüm kesimlerini kuşatan bir hizmet siyasetine dayandığını belirterek, Türkiye’nin son yıllarda uluslararası alanda elde ettiği konumun verilen mücadelenin sonucu olduğunu söyledi.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmeleri doğru okuyarak etkin politikalar geliştirdiğini ifade eden Erdoğan, son dönemde yaşanan İran merkezli kriz sürecinin de Türkiye’nin diplomatik kapasitesini ortaya koyduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduk. Bu şekilde de yola devam ediyoruz. Sadece bize oy veren kardeşlerimizin değil, her vatandaşımızın yüzünü güldürmek, refahını artırmak için çalıştık. Bugün de aynı halisane niyetlerle çalışıyoruz. Şunu tüm samimiyetimle dile getirmek arzusundayım. Verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkanlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde Türkiye’nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkanı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu ve hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail’in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar da berraklaşmıştır.”

İsrail’e sert eleştiri

Bölgedeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, İran krizi sürecinde Türkiye’nin diplomatik girişimlerle gerilimin tırmanmasını önlemeye çalıştığını belirtti.

İsrail’in bölgedeki politikalarının barış ve istikrar çabalarını zora soktuğunun altını çizen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Dünya Savaşı’ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri, partimizin ve ittifakımızın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edilmiştir. Bu son süreçte başta dışişleri ve güvenlik bürokrasimiz olmak üzere tüm kurumlarımız büyük bir gayret, büyük bir emek ortaya koymuşlardır. Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduk. Şimdi daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içindeyiz. İsrail’in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükte birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir.”

Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarın tesisine yönelik girişimlerini sürdüreceğini belirten Erdoğan, kalıcı çözüm için diplomatik desteğin devam edeceğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bölgemizde barış eğer gelecekse İsrail’e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa İsrail’in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulhün, sükûnun, adaletin, istikrarın ve refahın egemen olmasını Allah’ın izniyle engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz.”

“Terörsüz Türkiye sürecinde önemli mesafeler katettik”

Konuşmasının son bölümünde Terörsüz Türkiye sürecine değinen Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın girişimiyle başlatılan ve devlet politikası haline getirilen süreçte önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi.

Sürecin çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çok değerli kardeşlerim, bugün son olarak sizlerle Terörsüz Türkiye sürecine dair bazı önemli değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Özellikle şunu bir kez daha ifade etmek durumundayım. Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler katettik. 23 Ekim’de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettik. Terörsüz Türkiye süreci, geride bıraktığımız 22 yıllık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlüklerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi samimi temennimizdir.”

“Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur”

İran krizi ve bölgesel gelişmelerin Terörsüz Türkiye sürecinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, terörün ekonomik ve sosyal kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi.

Terörün tamamen sona ermesiyle birlikte Türkiye’nin yeni bir döneme gireceğini belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“İran krizi, sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müsbet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum. Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ileride daha net görünecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacaktır. Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli. Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur. Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Diyarbakır’ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkari’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle’nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars’tan Van’a, Batman’dan Ağrı’ya, Mardin’den Şırnak’a her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor. Bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak. Milletimizin artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istediği ortada. Cumhur İttifakı olarak biz de milletin bu beklentisini karşılamak istiyoruz. Gönül ister ki 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik jeopolitik ortam hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor. Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz.”

“Düzenlemeyi Meclisin takdirine sunacağız”

Terörsüz Türkiye sürecinin kalıcı sonuçlara ulaşması için hazırlanan yasal düzenlemelere ilişkin de açıklamalarda bulunan Erdoğan, gerekli istişarelerin ardından çalışmanın TBMM’nin değerlendirmesine sunulacağını söyledi.

Sürecin başarıyla tamamlanması konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Erdoğan, devletin temel niteliklerinden ve milletin değerlerinden taviz verilmeyeceğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

“Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclisin takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz.”

“Yeni bir kapı ruhu aranıyorsa adres Terörsüz Türkiye sürecidir”

Terörsüz Türkiye sürecinin siyasi partiler üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Erdoğan, tüm siyasi aktörlere sürece katkı sunma çağrısında bulundu.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını örnek gösteren Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tekrar ifade etmek isterim ki eğer yeni bir kapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz ittifak ve iktidar olarak irade ise irade, kararlılık ise kararlılık, uzlaşı ise uzlaşı, cesaret ise cesaret noktasında üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Yolumuz, bahtımız açık olsun diyorum. Bu düşüncelerle grup toplantımızın ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Genel Kurul çalışmalarında sizlere başarılar diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız