11 Mart 2026 Çarşamba
weather
9°
AjansHaber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada; dış politikadan sosyal politikalara, savunma stratejilerinden teknolojik dönüşüme kadar pek çok kritik başlıkta önemli mesajlar verdi.

Milli şair Mehmet Akif Ersoy’un mirasına sahip çıkacaklarını belirten Erdoğan, Türkiye’nin hürriyet davasındaki kararlılığını şu sözlerle ifade etti:

“Evet, millet olarak hiçbir zaman korkmadık, korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak, inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra hayatı da muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif, İstiklal Marşı ile ilgili şunları ifade etmişti: 'O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın' Ben de bugün Cenabı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyorum.”

Tarihi miras ve toplumsal birlik mesajı

Gelecek nesillere aktarılan değerlerin korunması noktasında taviz verilmeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç ve dış tehditlere karşı şu uyarıda bulundu:

“Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, kim hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın, bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedhahın, hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine; inancımızı ve irademizi kırmasına, bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte birbirimizin hukukuna ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukuna canımız pahasına sahip çıkacağız.”

Bölgesel savaş riski ve İran vurgusu

Orta Doğu’daki istikrarsızlığın yeni bir safhaya geçtiğine dikkat çeken Erdoğan, İsrail’in provokasyonları sonucu bölgenin içine düştüğü durumu şu cümlelerle özetledi:

“Bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken; yanlış hesaplar, yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı.”

Komşu ülkede yaşanan insani dramı ve sivil kayıpları rakamlarla açıklayan Erdoğan, sahadaki son durumu şöyle aktardı:

“Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin'e ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hameney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdiden her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor.”

Aktif diplomasi ve kriz yönetimi

Türkiye'nin kriz anlarında sorumluluk almaktan çekinmeyen bir devlet geleneğine sahip olduğunu belirten Erdoğan, yürütülen yoğun temas trafiğine dair şu bilgileri paylaştı:

“Bakınız burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz. Biz 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükumetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular.”

Kanlı senaryolara karşı teyakkuz hali

Bölgesel güvenliği tehdit eden mezhepsel çatışma risklerine ve Meclis’teki bilgilendirme sürecine değinen Cumhurbaşkanı, barış için sabırlı bir diplomasi yürüttüklerini belirtti:

“Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri Bakanlarımız Gazi Meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi.”

Uluslararası algı operasyonlarına tepki

Türkiye’yi hedef alan dezenformasyon kampanyalarına ve medya üzerinden servis edilen iddialara yanıt veren Erdoğan, şunları söyledi:

“Saldırılar devam ederken aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu akıl evvellere şunu açıkça söylemek isterim: Düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilen bu hezeyanların amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetin de gayet farkındayız. Allah'ın izniyle biz bu tuzağa ve bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale Zaferi'mize baksın.”

Toprak bütünlüğü ve savunma iradesi

Ankara'nın barış odaklı dış politika vizyonunu yinelerken, egemenlik hakları konusunda geri adım atmayacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı, şu ifadeleri kullandı:

“Tekrar söylüyorum: Biz macera peşinde değiliz, gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulh-u sükunun hâkim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın bizim gerek ülkemiz içinde gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kasteden ve dahi macera arayan olursa evvelallah ona da 'hodri meydan' demekten çekinmeyiz.”

Teknolojik gelişmelerin askeri alandaki yansımalarını ve dijital dönüşümün toplumsal boyutlarını değerlendiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgemizdeki çatışmalarda gördüğümüz gibi artık savaşlar da boyut ve biçim değiştirmektedir. Dijital platformlar ve yapay zeka teknolojileri sivil ve askeri olmak üzere iki yönlü kullanılmaktadır. Avrupa ülkeleri dahil dünyanın birçok yerinde dijital mecralarla ilgili soru işaretleri yükselmekte, şüpheler artmakta, dijitalleşmenin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için önlemler gündeme gelmekte ve alınmaktadır. Şurası bir gerçek ki eğitimden ulaşıma, sağlıktan haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz.”

Ekran bağımlılığı ve çocukların korunması

Dijitalleşmenin özellikle küçük yaştaki bireyler üzerindeki olumsuz etkilerine dair küresel ve yerel verileri paylaşan Erdoğan, tehlikenin boyutuna dikkat çekti:

“Bununla birlikte ekranda geçirilen süreler uzadıkça; ders başarısından aile ilişkilerine, sosyal becerilerden ruh sağlığına pek çok alanda çocuklarımız bundan olumsuz etkileniyor. Tüm dünya için endişe verici olan şu rakamları sizlerle paylaşmak isterim: Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir uluslararası araştırmaya göre dünya genelinde internette geçirilen günlük ortalama süre; yetişkinlerde 6 saat 38 dakikayı, televizyon izleme süresi ise 3 saat 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir başka raporda; 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarla bir şekilde temas halinde olduğu, 2000 ve sonraki yıllarda doğan çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifade ediliyor. Türkiye’deki tablo ise üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 saat 4 dakikası cep telefonlarından olmak üzere internette geçirilen günlük ortalama süre 7 saat 13 dakika, sosyal medyada harcanan haftalık süre ise 25 saat 4 dakikadır.”

Çocukların dijital ortamlardaki güvenliğini sağlamak amacıyla hazırlanan yasa teklifinin detaylarını paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz; onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli, bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur. Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı amaçlayan, çocuğun üstün yararını esas alan, önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladığımız yasa teklifimizi biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenlemeyle sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren, çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Emeklilere ödeme takvimi müjdesi

Konuşmasının sonunda emeklilere yönelik müjdeyi açıklayan Erdoğan, ödemelerin erkene çekildiğini şu sözlerle duyurdu:

“Son olarak emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız