Filistinli tasarımcıların ortak noktasında yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda tarihsel bir hafızayı canlı tutma çabası bulunuyor. Defilelerde sergilenen her koleksiyon, kişisel bir tasarım hikayesinin ötesine geçerek kolektif anlatıya dönüşüyor. Bu anlatı, savaşın, göçün ve kaybın gölgesinde şekillenirken moda, görünmeyeni görünür kılan güçlü iletişim aracına dönüşüyor.

Moda, siyaset ve görünürlük: Sylwia Nazzal’ın manifestosu
Filistinli tasarımcı Sylwia Nazzal, 2022’de kurduğu Nazzal Studio ile kısa sürede uluslararası moda sahnesinde dikkat çekti. Onun yaklaşımında moda yalnızca tasarım değil, doğrudan politik bir ifade alanı.

Nazzal bu durumu net bir şekilde şöyle tanımlıyor:
“Moda doğası gereği politiktir… benden satın almak bile ‘Özgür Filistin’ diye bağırır.”
Özellikle “Evde olması gerekenler” koleksiyonunda yer alan, 10.000’den fazla Filistin madeni parasıyla hazırlanmış 72 kilogramlık elbise, tasarımcının sanat ile aktivizmi birleştiren yaklaşımının en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Nazzal’a göre bu eser:
“Bir giysiden çok daha fazlası… manevi zırh.”

Hafızayı giysiye dönüştürmek: Nafsika Skourti’nin arşivi
Yunan-Filistinli tasarımcı Nafsika Skourti, modayı bir “hafıza taşıyıcısı” olarak konumlandırıyor. “Varlığın izleri” koleksiyonunda aile fotoğrafları, el yazıları ve tarihsel belgeler doğrudan tasarıma dönüşüyor.
Skourti, koleksiyonun amacını şöyle anlatıyor:
"Arşivler, para birimleri ve aile evleri gibi fiziksel izler siliniyor; kıyafetler ise yaşanmış deneyimin parçalarını günümüze taşımanın bir yolu haline geliyor.”
Tasarımcı, modanın etkisini ise daha geniş bir toplumsal düzlemde tanımlıyor:
“Giysiler aracılığıyla, genellikle yıkım haber başlıklarına indirgenen canlı bir hayatı görünür hale getiriyoruz.”

Düğün podyumdan bir direnişe: Leena Sobeih
İngiliz-Filistinli tasarımcı Leena Sobeih, kişisel bir töreni kültürel bir manifestoya dönüştürdü. Manchester’daki düğününde tasarladığı korse, Filistin nakış sanatı “Tatreez” ile kimlik ve hafızayı birleştirdi.
Sobeih, motiflerin anlamını şöyle açıklıyor:
“Her motif bir hikaye anlatır; bir kadının nerede büyüdüğünü, köklerinin nereye dayandığını anlayabilirsiniz.”
Korsenin merkezindeki kırmızı “Hayat Ağacı” motifi ise yalnızca estetik değil, politik bir sembol:
“Bu motif bir umut sembolü… köklerimize olan bağlılığımızı ve dayanıklılığımızı temsil ediyor.”

Podyumda savaşın gölgesi: Sineen Kharoub’un yükselen sesi
Filistinli tasarımcı Sineen, haute couture koleksiyonunu doğrudan çatışma coğrafyasının tanıklığı üzerine kuruyor. Filistin bayrağı renkleri, kefiye ve yerel semboller onun defilelerinin merkezinde yer alıyor.
Sineen, yaşadığı gerçekliği şu sözlerle aktarıyor:
“Filistinliler için gerçeklik çok farklı… savaş uçaklarının sesine alıştık.”
Onun için moda yalnızca estetik değil:
“Moda bir lüks değil; duyulmayan seslerin yankısıdır.”

Tarih, mücevher ve hafıza: Zeighn Abu Al-Teen
Parsons çıkışlı tasarımcı Zeighn Abu Al-Teen, “Filistin Düğünü” koleksiyonunda mücevherleri tarihsel bir anlatı aracına dönüştürüyor. Swarovski destekli parçalar, Filistin florasını ve kültürel hafızasını taşıyor.
Abu Al-Teen tasarım yaklaşımını şöyle özetliyor:
“Mücevherler birer depolama alanıydı; kadınlar kültürel anlatılarını bu bölmelerde taşırdı.”

Dijital nakış ve modern miras: Natalie Tahhan
Kudüslü tasarımcı Natalie Tahhan ise geleneksel Tatreez kültürünü dijital üretim teknikleriyle yeniden yorumluyor. İğne ve ipliğin yerini teknoloji alırken, kimlik ve motifler yaşamaya devam ediyor.
Tahhan’ın yaklaşımı net:
“Neden Kudüs’te bir moda markası yaratmayalım?”
Koleksiyonları, Filistin motiflerini küresel pazara taşırken aynı zamanda diaspora için bir aidiyet nesnesine dönüşüyor.
Defilelerin ötesinde ortak bir dil
Farklı coğrafyalardan gelen bu tasarımcıların ortak noktası, modayı bir “görünürlük politikası” olarak kullanmaları. Defileler, bu anlamda yalnızca estetik sunumlar değil Filistin’in silinmeye çalışılan hafızasının yeniden inşa edildiği alanlara dönüşüyor.
Filistinli tasarımcılar için podyum, artık yalnızca sahne değil. Aynı zamanda tanıklık, arşiv ve en önemlisi, susturulmak istenen hikayenin devam ettiği yer.