08 Temmuz 2026 Çarşamba
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da attık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da attık”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında zirvenin sonuçlarını değerlendirdi. Erdoğan, Ankara’da gerçekleştirilen tarihi zirvede ittifakın geleceğine yön verecek önemli kararlar alındığını belirterek, Türkiye’nin NATO içindeki konumu, savunma kapasitesi ve diplomatik rolüne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede alınan tarihi kararları değerlendirdi. Türkiye’nin NATO’daki kilit rolüne vurgu yapan Erdoğan, savunma, güvenlik ve bölgesel istikrar başlıklarında önemli mesajlar verdi.

“Daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da attık”

Zirvenin başarıyla tamamlandığını belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvesi’ni az önce başarıyla tamamladık. Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir yük paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış bulunuyoruz.”

“Çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık”

Türkiye’nin Soğuk Savaş sonrası dönemde karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerine dikkat çeken Erdoğan, savunma alanında önemli mesafe katettiklerini söyledi:

“Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere, bölgemizdeki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerideyiz.”

“Taahhütlerimizi somutlaştırdık”

Zirvede geçen yıl Lahey’de alınan kararların uygulanmasının ele alındığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin NATO’ya katkılarının artırılacağını ifade etti:

“Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.”

“Bu, Türkiye’ye duyulan güvenin yeni bir ispatıdır”

NATO Ankara Zirvesi’ne tüm müttefiklerin lider düzeyinde katılmasının Türkiye’ye duyulan güveni gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına da değindi:

“NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz, Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyoruz.”

“NATO’ya yalnızca jeostratejik konumumuzu değil, savaş sanatımızı da kazandırdık”

Türkiye’nin NATO içindeki tarihi rolüne dikkat çeken Erdoğan, ittifakın güneydoğu kanadının güvenliğinde üstlenilen sorumluluğun önemini vurguladı:

“NATO’nun 1952 yılından beri üyesiyiz. Kara Kuvvetleri’nin tarihi 2.235 yılı aşan, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO’ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda iki bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık. NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan ve gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk. NATO’nun harekat ve misyonlarıyla ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.”

“Adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız”

NATO’nun yeni savunma dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin ittifak bünyesinde daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu belirterek F-16’ların Estonya’da görevlendirileceğini ve Birleşik Krallık ile imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’nin önemine işaret etti:

“İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği Misyonu kapsamında Estonya’da konuşlanacak. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı; üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretimden oluşan üç boyutlu derinlik sağlar. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır.”

“Savunma sanayisinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz”

Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayisinde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, yerli ve milli savunma projeleriyle hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılandığını hem de müttefik ülkelere ihracat yapıldığını söyledi:

“Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.”

“AB’nin savunma girişimleri NATO’yu tamamlayıcı olmalı”

Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki çalışmalarına da değinen Erdoğan, bu girişimlerin NATO ile uyumlu yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefiklerin dışlanmasının savunma projelerinin etkinliğini azaltacağını ifade etti:

“Bu sabahki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyorum. Şurası bir hakikattir ki Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde bu girişimlerin etkisi çok sınırlı olacaktır.”

“Savunma sanayisindeki engeller kaldırılmalı”

Müttefik ülkeler arasında savunma sanayi ticaretine yönelik kısıtlamaların tamamen kaldırılması gerektiğini belirten Erdoğan, bu konunun zirve bildirisine de yansıtıldığını söyledi:

“Diğer yandan, müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor. Bunların amasız, fakatsız bir biçimde en kısa sürede kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık.”

“Ankara Stratejisi müttefikler tarafından kabul edildi”

Konuşmasının devamında NATO’nun dayanışma anlayışına vurgu yapan Erdoğan, Savunma Sanayi Forumu kapsamında hazırlanan Ankara Stratejisi’nin müttefik ülkeler tarafından kabul edildiğini açıkladı:

“Şunun altını bir kez daha çizmek zorundayım: NATO, birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Zirve kapsamında ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayi Forumu vesilesiyle, NATO’nun savunma sektörüyle daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefikler tarafından kabul edildi.”

“Terörizm NATO’ya yönelik iki ana tehditten biridir”

NATO gündeminde terörle mücadelenin öncelikli başlıklardan biri olduğunu belirten Erdoğan, Ankara Zirvesi’nde müttefikler arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çekti:

“Terörizm, NATO’ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirvesi’nde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladık.”

“Savaşın çözümü için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik”

Ukrayna’da beşinci yılına giren savaşın da liderlerin gündeminde olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin savaşın ilk gününden bu yana diplomatik çözümü savunduğunu söyledi:

“Görüşmelerimizde Ukrayna’da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratma savaşına dönüşen bu muharebede her ay on binlerce zayiat verilmektedir. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik."

“2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız”

Konuşmasında NATO Zirvesi’nin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve Ankaralılara teşekkür eden Erdoğan, Türkiye’nin yıl sonuna kadar iki önemli uluslararası zirveye daha ev sahipliği yapacağını açıkladı:

“Ülkemizin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. İnşallah 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız. 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi’ni yine burada, başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 19-20 Kasım tarihlerinde COP31 İklim Zirvesi’ni Antalya’da tertipleyeceğiz.”

“Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü bellidir”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’nin savunma politikalarına yönelik açıklamalarını da değerlendiren Erdoğan, her iki ismin açıklamalarına tepki gösterdi:

“Her iki açıklamanın da benim dünyamda bir yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü bellidir. Sayın Miçotakis’in ise böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Biz bugüne kadar Sayın Miçotakis’e, Yunanistan için aldığı savunma araçları konusunda ‘Bunları niçin aldın?’ veya ‘Niçin alıyorsun?’ diye herhangi bir eleştiride bulunduk mu? Hayır. Halbuki kendisi bizim kapı komşumuzdur. Böyle bir şey söyleme imkanımız elbette olabilirdi. Ancak buna gerek duymadık. Yunanistan alabilir, satabilir. Türkiye ise bugün bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında elbette satın alma hakkına da sahiptir.”

“Çelik Kubbe NATO’nun en güçlü savunma unsurlarından biri olacak”

Çelik Kubbe Projesi’nin geldiği aşamaya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, sistemin hem Türkiye’nin hem de NATO’nun bölgedeki savunma kapasitesine önemli katkı sağlayacağını vurguladı:

“Çelik Kubbe Projesi, aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü savunma unsurlarından biri olacaktır. Bu konuda bütün adımlarımızı attık. Çelik Kubbe’de Türkiye her geçen gün daha da mesafe alıyor. Bunları zaman zaman kamuoyuna da sergiledik, sergiliyoruz ve sergilemeye devam edeceğiz. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.”

“Sorunları çözmek birinci derecede liderlerin görevidir”

Yunanistan ile ilişkiler ve Ege Denizi’ndeki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, diyalog ve diplomasi vurgusu yaparak liderlerin çözüm konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi:

“Miçotakis’in özellikle Ege Denizi’ndeki sorunları çözme konusundaki düşüncesini ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah ilk aşamada dışişleri bakanlarımız görüşür, daha sonra gerekirse biz de masaya oturur ve bu konuyu ele alırız. Ama şunu açık ve net söyleyeyim ki sorunları çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.”

“Daha adil bir dünya mümkün”

Küresel barış ve uluslararası iş birliğine ilişkin mesajlar veren Erdoğan, dünya liderlerine ortak hareket etme çağrısında bulundu:

“Daha adil bir dünya mümkün. Biz buna çalışmamız gerekiyor. Bunun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adım atan siyasetçilerin kararlı bir şekilde yürüyüşünü sürdürmesi gerekir. Ben ‘Bu sorun çözülemez.’ demem. Tam aksine, çözeriz diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. Bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması, el vermesi gerekir. Derdi barış olanlar bu işe katkı sunmalıdır.”

“İHA ve SİHA alanındaki kabiliyetlerimizi dünyaya göstermeye devam edeceğiz”

NATO’ya akredite edilmesi planlanan İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi’ne ilişkin bir soruyu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye’nin bu alandaki tecrübe ve kabiliyetlerini geliştirmeyi sürdüreceğini belirterek değerlendirmelerin ilgili birimler tarafından yapılacağını söyledi:

“Bu konuda, mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde yer alan arkadaşlarımız gerekli açıklamaları zamanı geldiğinde yapacaklardır. Türkiye olarak bu alanda belli bir imkana ve güce sahibiz. Gerek sahip olduğumuz kabiliyetleri gerek imkanlarımızı, gerekse mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmalarını ve bunların artışını tüm dünyaya gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz.”

“Baykar bu başarının önemli bir örneği”

Türkiye’nin insansız hava araçları alanındaki başarısına dikkat çeken Erdoğan, Baykar’ın uluslararası alanda elde ettiği başarıların Türk savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyduğunu ifade etti:

“Bu noktada Baykar önemli bir örnektir. Bu süreç başarıyla devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinden ciddi siparişler alıyorlar ve almaya devam ediyorlar. Bu da gösteriyor ki insansız hava araçlarımız, İHA’larımız ve SİHA’larımız dünyada güçlü bir karşılık bulmuştur.”

“Terörsüz Türkiye sürecini ciddi bir noktaya taşımış bulunuyoruz”

15 Temmuz’un ardından yürütülen güvenlik politikaları ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da güvenlik ortamının önemli ölçüde iyileştiğini söyledi:

“15 Temmuz konusunda ve terörsüz Türkiye sürecinde hükümetimiz önemli bir başarı elde etti. Bugün artık Güneydoğu’da ve Doğu’da çobanlarımız yaylalarda rahatlıkla hayvancılık yapabiliyor, sürülerini otlatabiliyor. Hatta sürülerini gönül rahatlığıyla evlatlarına emanet edebiliyorlar. Böyle bir ortamı yakaladık. Aynı şekilde nehirlerde ve ırmaklarda insanlar özgürce yüzebiliyor. Bu günlere geldik. Bölgede toplantılarımızı ve mitinglerimizi en geniş katılımla gerçekleştirebiliyor, özgürce yapabiliyoruz. Demek ki terörsüz Türkiye sürecini ciddi bir noktaya taşımış bulunuyoruz.”

“ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımları büyük ölçüde kalkmış durumda”

ABD ile ilişkiler ve yaptırımlar konusuna da değinen Erdoğan, Türkiye’ye yönelik yaptırımların büyük oranda sona erdiğini belirterek, iki ülke arasındaki iletişim kanallarının açık olduğunu ifade etti:

“Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda, büyük ölçüde bu yaptırımlar kalkmış vaziyette. İşte şu anda Milli Savunma Bakanım burada, Genelkurmay Başkanım burada, Dışişleri Bakanım burada ve Cumhurbaşkanı Yardımcım burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye’ye uygulanmadığını bizzat yaşıyor ve görüyor. Dolayısıyla böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı yaşandığında da Sayın Trump, sağ olsun, aradığımız zaman 24 saat içinde bize dönüş yapıyor. Aynı şekilde 24 saat içinde gerekli cevabı da alıyoruz.”

Liderlerden mehter ekibine övgü

NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen mehter gösterisine liderlerin tepkisinin sorulması üzerine Erdoğan, gösterinin büyük beğeni topladığını söyledi:

“Hepsi de övgüyle bahsettiler. Tokalaşırken, ‘Gerçekten muhteşemdi.’ dediler. Hatta bazıları, ‘Biz Yeniçerilerinizi tanırız.’ ifadelerini kullandı.”

“Bizim masamız kolay kolay dağılmaz”

İran ile ABD arasındaki müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin diyalog çabalarını sürdürdüğünü belirtti:

“İran-ABD masası kolay değil. Türkiye’de de biliyorsunuz altılı masa kurdular. Daha kurulmadan dağıldı. Bu ise farklı bir masa. Ama biz elimizden gelen her türlü gayreti ortaya koyuyoruz. Bütün mesele masayı sağlam tutabilmek. Bizim masamız ise kolay kolay dağılmaz.”

“KAAN motorları konusunda Trump olumlu yaklaştı”

Milli muharip uçak KAAN’ın motorlarına ilişkin bir soruya da yanıt veren Erdoğan, konuyu daha önce ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü ifade etti:

“Bu motorlarla ilgili konuyu ben Sayın Trump’la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergilediler. İnşallah bu konuda bir sıkıntı olmayacak.”

“Hürmüz Boğazı’nın savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz”

Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin bölgede gerilimin tırmanmaması için çaba gösterdiğini söyledi:

“Hürmüz Boğazı konusunda biz, Türkiye olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız. Hürmüz Boğazı’nın bir savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz. Bunu başarabilirsek ne mutlu bize.”

“Gazze’yi en büyük insani felaketlerden biri olarak görüyorum”

Gazze’deki insani durumu zirvede gündeme taşıdığını belirten Erdoğan, bölgede kalıcı barışın sağlanması gerektiğini vurguladı:

“Gazze konusunu ben özellikle ve ısrarla gündeme getirdim. Üzerinde durdum. Gazze’yi Orta Doğu’nun en büyük insani felaketlerinden biri olarak görüyorum. İnşallah bu meselenin de bir an önce barışçıl bir çözüme kavuşturulması gerekiyor.”

“Casus belli tartışmalarıyla vatandaşlarımızı meşgul etmeyelim”

Yunanistan ile yaşanan “casus belli” tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bu konunun iki ülke halkının gündemini meşgul etmemesi gerektiğini belirterek sorunların diyalog yoluyla çözülebileceğini söyledi:

“Bu casus belli konusunu benim milletimin tamamına yakını bilmez. Ne olduğunu sorsan bilmez. Dolayısıyla bunlarla bence hiç milletimizi oyalamaya da gerek yok. Ve bizler de bu konuyu zaten Yunanlı dostlarımıza diyoruz ki, bunlarla ne Yunan vatandaşını ne de bizim vatandaşımızı meşgul etmeyelim. Gelin oturalım, konuşalım, işi bitirelim. Bizim adımımız bu. Ve bu konu her zaman masaya geldiğinde kendilerine bunu söylüyoruz ve yolumuza da bu şekilde devam ediyoruz. Bu casus belli de bu konulardan bir tanesi.”

“Mavi Vatan bizim için çok çok önemli bir konu”

“Mavi Vatan” doktrinine ilişkin de açıklamalarda bulunan Erdoğan, bu yaklaşımın Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı:

“Mavi Vatan konusuna gelince, Mavi Vatan konusu da bizim için çok çok önemli bir konu. Onu sadece denizlerde değil, yeri geldiği zaman da onu özellikle biz kendi içimizde ve kara sularımızda isim olarak da kullanmaya devam edeceğiz.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız