İçişleri Bakanı Çiftçi, Erzurum’da düzenlenen seminerde “Terörsüz Türkiye” hedefinin güvenlikten taviz anlamına gelmediğini vurguladı. Seminerin hayırlara vesile olmasını dileyen Çiftçi, devlet ile millet arasındaki bağın güçlendirilmesinin önemine işaret etti.
Kaymakamları, devlet ile millet arasında köprü olarak tanımladı
Mülki idare amirlerinin görev tanımına ilişkin çerçeveyi çizen Çiftçi, kaymakamların devletin sahadaki temsil gücünü anlattığı bölümde şu ifadeleri kullandı:
“Sizler (kaymakamlar) görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz.”
Devlet-millet ilişkisine dair tarihsel vurgu
Devlet ile millet arasındaki mesafenin geçmişte yaşanan kırılmalarla şekillendiğini anlatan Bakan Çiftçi, Abdurrahim Karakoç’un dizelerine de atıfta bulundu:
"Devlet-millet ilişkisinde geçmişte yaşanan kopukluklara değinen Çiftçi, "Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet, merhum Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde ifade ettiği üzere 'Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu.. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. 'Türkiye Yüzyılı' hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir."
Terörle mücadele ve “Terörsüz Türkiye” vurgusu
Terörle mücadele yaklaşımını açıklayan Çiftçi, terör ve terörizmin tüm biçimleriyle bir tehdit olduğunu belirterek, etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzeninin yanı sıra toplumsal birlikteliği, ekonomik istikrarı ve milletin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı.
Terörle mücadelede kararlılık mesajı veren Çiftçi, “Ancak devletin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde başlatılan ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır.” ifadelerini kullandı.
Radikalleşme, suç ve yeni güvenlik anlayışı
Radikalleşme ve organize suçlarla mücadeleye de değinen Çiftçi, sürecin çok boyutlu bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekti.
Radikalleşmenin çok boyutlu bir süreç olduğunu ifade eden Çiftçi, “Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir.” dedi.
Organize suç ve gençlere yönelik tehditler
Organize suçlarla mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunan Çiftçi, yeni nesil organize suç örgütlerinin; teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüştüğünü ve uyuşturucu gelirleri, kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebildiğini kaydetti.
Bakan Çiftçi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz, yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.”
Sahipsiz sokak hayvanları ve kamu düzeni
Sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Çiftçi, konunun çok boyutlu bir kamu düzeni meselesi olduğunu vurguladı.
Sahipsiz sokak hayvanları konusuna ilişkin değerlendirmede bulunan Çiftçi, “Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah’ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir.” ifadelerini kullandı.
Kadına yönelik şiddet ve 6284 sayılı kanun vurgusu
Kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunan Çiftçi, “Bizim inanç dünyamızda kadın Allah’ın emanetidir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda kadın, ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir. Ve dahi kurucusudur. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araçtır. Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Kadına Destek Uygulaması (KADES) yalnızca teknolojik bir uygulama değildir, buraya gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır.” ifadelerini kullandı.
Trafik güvenliği ve ekonomik maliyet
Trafik kazalarına ilişkin verileri paylaşan Çiftçi, dikkat çekici istatistiklere yer verdi.
Kurallara göre şekillenen trafik kültürünün toplumsal anlamda oluşmasının ve oluşturulmasının da önemli olduğunu işaret eden Çiftçi, “Burada hepimizin üzerinde büyük bir sorumluluk var. Çünkü 2025’te 6 bin 35 vatandaşımız trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. 2024’te ise bu sayı 6 bin 351 idi. Bir önceki yıla göre yüzde 5’lik bir azalma söz konusu olsa bile bu rakamların hala çok yüksek olduğunu ifade edebiliriz. Trafik kazaları sadece can kaybına yol açmıyor, yaralanmalara, ekonomik kayıplara ve toplumsal huzurun bozulmasına da neden oluyor. 2015-2025 arasında trafik kazalarının ülkemize doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin 308 milyar doları aşması meselenin ekonomik boyutunu da açıkça göstermektedir. Denetlenen araç sayısındaki artışa paralel olarak ölümlü kazalarda yaşanan düşüş, denetimlerin can güvenliğine katkısını açıkça ortaya koymaktadır.” diye konuştu.
Okul güvenliği ve çocuklara yönelik tehditler
Okullarda güvenlik konusunun altını çizen Çiftçi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara da değindi.
Okul güvenliğine ilişkin değerlendirmede bulunan Çiftçi, “Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekmektedir. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız. Bu nedenle, İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen ‘Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Genelgenin’ harfiyen uygulanmasını bekliyor ve istiyoruz. Kolluk birimlerimizle okul yönetimi, yerel idareler, sağlık ve sosyal hizmet birimleri arasında koordinasyonu tesis edecek olan da sizlersiniz. Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, gecikmeye ve zafiyete müsaade edemeyiz.” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve kamu yönetimi uyarıları
Sosyal medya kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, kamu görevlilerinin sorumluluklarına dikkat çekti.
Bu kapsamda şu ifadeleri kullandı:
“Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır. Sosyal medya kamu hizmetlerinin anlatılması, vatandaşla iletişim kurulması, ihtiyaçların tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından önemli imkanlar sunmaktadır. Bu alan avantajları kadar ciddi riskler de barındırmaktadır. Bilginin çarpıtılması, kurumların itibarsızlaştırılması, kriz dönemlerinde söylentilerin büyümesi, kişisel hakların ihlali ve kritik verilerin paylaşılması gibi risklere karşı dikkatli olunmalıdır. Paylaşımlar sadece teyit edilmiş bilgilere dayanmalı, devlet ciddiyetine, tarafsızlığa ve makamın saygınlığına uygun olmalıdır. Buradan açıkça ifade etmek istiyorum. Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır, kişisel reklam ve şov alanına dönüştürülmemelidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımı konusunda beğeni almak, gündeme gelmek isteğiyle ölçünün kaçırıldığı noktasında bizlere gerekli uyarılarda bulundu. Bu noktadan hareketle, hazırlıklarında sona yaklaştığımız Mülki İdare Amirleri Sosyal Medya Kullanım Rehberi ve Yönergesini yakın zamanda yayımlayacağız. Bu rehber ve yönergeye kati surette uyulmasını bekliyoruz.”
Dezenformasyonla mücadele ve “hızlı bilgi” uyarısı
Dezenformasyonun küresel bir tehdit haline geldiğini vurgulayan Çiftçi, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Risk Raporu’nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka, deepfake, manipüle edilmiş video ve görsellerin gelişmesiyle bu tehdidin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği açıktır.”
Çiftçi ayrıca şunları kaydetti:
“Yanlış veya doğrulanmamış bilgiler, insanların algısını yönlendirebilmekte, devlet kurumlarına güveni azaltabilmekte ve kriz dönemlerinde panik ortamı oluşturabilmektedir. Yanlış bile olsa ilk bilgi hafızada kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayız. Resmi tatiller, olumsuz hava koşulları, asayiş olayları, doğal afetler veya eğitim-öğretime ara verilmesi gibi durumlarda kamuoyunu yanıltabilecek asılsız haber ve paylaşımlar yakından takip edilmelidir. Gerekli durumlarda doğru ve zamanında bilgilendirme mutlaka yapılmalıdır. Kurumsal sosyal medya hesaplarında mavi tik kullanımının yaygınlaştırılması, sahte hesapların önüne geçilmesi, dezenformasyon riskinin azaltılması ve resmi açıklamaların vatandaş nezdinde güvenilirliğinin artırılması bakımından önemli bir tedbirdir. Ancak unutmayalım ki dezenformasyonla mücadelenin en güçlü aracı milletle kurulan gönül ve güven bağıdır. Vatandaş devletine güveniyorsa yalan bilgi karşılık bulamaz. Vatandaş yöneticisine inanıyorsa manipülasyon mutlaka sonuçsuz kalır. Bu nedenle sizlerden beklentimiz sadece yöneten değil dinleyen, sadece talimat veren değil gönül köprüleri kuran, sadece kriz anlarında görünen değil her daim milletinin yanında duran yöneticiler olmanızdır.”
Seminer 3 gün sürecek
32 ilden 150 kaymakamın katıldığı programın 3 gün süreceği bildirildi. Programa Vali Aydın Baruş, İçişleri Bakanlığı Eğitim Daire Başkanı Ömer Faruk Coşkun ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de katıldı.