27 Mayıs 2026 Çarşamba
Twitter
Nsosyal
AjansHaber Gündem Bahçeli: “MHP’nin beklentisi Türkiye ve Türk milletine hizmet eden CHP’dir”

Bahçeli: “MHP’nin beklentisi Türkiye ve Türk milletine hizmet eden CHP’dir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin yargı süreci ve sonrasında yaşanan tartışmaları değerlendirdi.

Editör

MHP Genel Başkanı Bahçeli, CHP’deki son gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, “CHP’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılması” gerektiğini belirterek, “MHP’nin beklentisi bölünmüş değil; Türkiye ve Türk milletine hizmet eden CHP’dir.” ifadelerini kullandı.

CHP’deki süreç ve “mutlak butlan” kararı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi'nin CHP'nin 38'nci Olağan Kurultayı'na yönelik “mutlak butlan” kararına değinen Bahçeli, kararın parti içi ve siyasi alanda farklı yansımalar doğurduğunu ifade etti:

“Her şeyden önce Türk siyasetinin kurumsallaşması ve Türk demokrasisinin güçlenmesi adına bu temennilerimizin karşılık bulmasını arzu ederdik. Ancak gelinen noktada başlangıç itibariyle beklenen bir uzlaşma zemini oluşmamış aksine CHP’ye gönül veren vatandaşlarımızla birlikte milletimizin hiçbir ferdinin arzu etmediği hadiseler vuku bulmuştur. Ortaya çıkan istenmeyen görüntüler iç ve dış kamuoyunda Türkiye’ye yönelik haksız bir algının oluşmasına ve ülkemiz aleyhine yürütülen karalama faaliyetlerine de zemin hazırlamıştır.”

“Demokrasiye yakışmayan görüntüler”

Mahkeme kararının uygulanma sürecinde yaşanan tartışmalara değinen Bahçeli, ortaya çıkan tablonun demokratik kültüre zarar verdiğini belirtti.

Bu kapsamda Bahçeli şunları kaydetti:

“Beklentimiz, demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve CHP’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır.”

İç işlerine müdahale yok vurgusu

CHP’ye ilişkin değerlendirmelerinin müdahale amacı taşımadığını ifade eden Bahçeli, Türk siyasetinin kurumsal yapısına dikkat çekti:

“Öncelikle şunu ifade etmek isterim, bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz. Böyle bir yetkimiz de yok zaten. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye’nin istikrarı, barış, huzur ve refahı için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca MHP bu konularda yüksek bir tecrübeye de sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde, kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur. MHP, 57 yılı aşan geçmişinde birçok siyasi badire atlatmıştır. Tüm bu süreçlerde çeşitli siyasi ittifaklara karşı milliyetçi ülkücü dünya görüşümüzün heybemize yüklediği derin tecrübe, köklü parti geleneğimiz ve demokratik mücadele yöntemleriyle siyasi varlığımızı sürdürme gayreti içerisinde olduk. Vurgulamak isterim ki Cumhuriyet Halk Partisi, siyasi mücadelede farklı taraflarda olduğumuz bir partidir. Geçmişte karşılaştığımız çoğu zorluk karşısında ve partimize yönelik operasyonlar sırasında, demokratik siyasi kültürümüz ve parti kurumsallığının sürdürülmesi adına kendilerinden bir destek ve dayanışma görmediğimizi belirtmek isterim. Bu birikimden hareketle ve dikkatli bir şekilde söz söylüyoruz, değerlendirmelerimiz de yalnızca demokratik siyasetin güçlenmesine, istikrarın korunmasına ve ülkemizin huzuruna yönelik iyi niyetli bir çabanın sonucudur. Bu tür fitne ve ayak oyunlarını biz yakından tanır, önceden sezer ve nasıl bertaraf edileceğini herkesten iyi biliriz. Bu tecrübeye dayanarak, CHP’nin benzer bir duruma düşmesine engel olunması gerektiğini belirtmek de bizim için Türk milletine karşı bir sorumluluktur. Zira bize göre, CHP’de yaşanan son gelişmeler, CHP’nin iç meselesi olmanın yanı sıra Türkiye’de siyasal istikrarın korunması açısından da son derecede önemlidir.”

“CHP üzerinden istikrarsızlık kabul edilemez”

Siyasi partilerin kurumsal yapısının demokrasi açısından önemine değinen Bahçeli, parlamentonun merkez rolüne işaret etti:

“Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasi istikrarımıza da zarar verecektir. Türk demokrasisinde parlamento ve siyasi parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, ‘demokrasi ve hak arayışı’ adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur.”

“Siyasi rekabet istikrarı bozucu olmamalı”

Bahçeli, siyasi rekabetin toplumsal ayrışmaya değil uzlaşıya hizmet etmesi gerektiğini vurguladı:

“Siyasette rekabet, Türkiye’nin ve Türk milletinin ali menfaatleri için yarış halinde olmaktır. Bu yarışın sağlıklı ve sağlam bir zeminde yapılması, rekabet halinde olan partilerin zemini aşındıran değil, tahkim eden bir tavır içerisinde olmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda rekabetin istikrarı bozucu, toplumu ayrıştırıcı bir istikamette seyretmesi siyaset kurumunun aleyhine bir durum olacaktır. Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan CHP’de mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesi sadece CHP’de değil, Türk demokrasisi ve siyasi kültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz. Bu endişemiz CHP’de, kurumsal kimliği ve parti aidiyetini aşındıracak eylemlerin sağduyu ve uzlaşı zeminini de zayıflatacak olmasıdır. Kendi içerisinde bu denli bölünmelerin yaşandığı ülkemizin ikinci büyük partisinin, Türkiye’nin asli gündemine odaklanacak irade ve enerjiden yoksun kalması Türk demokrasisi açısından talihsizlik olacaktır. Ayrıca Türk milletinin kendilerine yüklediği sorumluluk çerçevesinde vatandaşlarımızın sorunlarına makul ve tutarlı çözüm önerileri sunan, yapıcı muhalefet misyonunda da zafiyet yaratacaktır. CHP’de sorumlu aktörlerin bu hususu iyi tahlil edeceklerine ve CHP’yi ileriye taşıyacak sağlıklı ve emin adımları atacaklarına inanıyorum.”

“CHP kuruluş kodlarına dönmeli”

CHP’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, parti içi sürecin yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti:

“Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı’dır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir. Sayın Kılıçdaroğlu açıklamasında CHP’deki ahlaki zafiyetlere dikkat çekerek ‘CHP ahlaki değerlerini korumak zorundadır. Bütün vatandaşlarıma ve partililere söz veriyorum. CHP’yi kuruluşundaki kodlara kavuşturacağız.’ demiştir. Bu tespit aynı zamanda CHP’nin kuruluş ilkelerinden de uzaklaştığının ikrarıdır. Öyleyse öncelikle partinin mali, hukuki ve idari yönden kontrol edilmesi, CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerekecektir.”

“Nefret dili terk edilmeli”

CHP içindeki tartışmalara yönelik çözüm önerilerini sıralayan Bahçeli, parti içinde dil ve üslubun değişmesi gerektiğini söyledi:

“İlk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dilin, yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkinci olarak CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gerekliliğinin bulunduğunu vurguluyorum. Üçüncü olarak mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılması gerektiğini, bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyelerin de CHP’den temizlenmiş olacağını aktarıyorum. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir.”

“CHP’nin bölünmesi ağır sorumluluk doğurur”

CHP’nin geleceğine ilişkin son değerlendirmesinde Bahçeli, parti içi krizin derinleşmemesi gerektiğini vurguladı:

“Son süreçte sergilenen tavır, hukuki bir ihtilafın suhuletle ve hukuk zemininde çözülmesine katkı sunmak yerine, parti tabanını duygusal reflekslerle hareket etmeye sevk eden, gerilimi tırmandıran ve çatışma atmosferini besleyen bir anlayışın tezahürü olmuştur. Oysa sorumluluk sahibi siyasetçilerin görevi, kitleleri provoke etmek değil, süreci sükunet içerisinde yönetmek ve parti teşkilatlarını sağduyuya davet etmektir. Özellikle CHP Genel Merkezi önünde oluşan gergin görüntüler, partililer arasında yaşanan sert tartışmalar ve sosyal medya üzerinden yürütülen kutuplaştırıcı kampanyalar, CHP’nin kurumsal kimliğine ciddi zarar vermiştir. Demokratik siyasetin temelinde hukuk devleti ilkesi bulunmaktadır. Bu ilke, yalnızca kişinin lehine sonuç doğuran kararlar için değil, aleyhine sonuç doğuran kararlar için de geçerlidir. CHP, Türk siyasetinde önemli bir kitleyi temsil etmektedir ve Türkiye’nin güçlü bir muhalefete, sorumluluk sahibi ve uzlaşmacı siyasi partilere ihtiyacı vardır. MHP’nin beklentisi bölünmüş bir CHP değil; bütünleşmiş, kenetlenmiş, yüklerinden arınmış, Türkiye ve Türk milletine hizmet eden CHP’dir. Geçici makam mücadeleleri uğruna partinin kurumsal kimliğinin yıpratılması, tabanın kutuplaştırılması ve teşkilat yapısının tahrip edilmesi tarih önünde ağır bir sorumluluk da doğuracaktır. Türkiye’nin içinden geçtiği hassas süreçte siyasi partilerin, demokratik zeminde rekabet eden ve uzlaşmayı becerebilen bir anlayışla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Terörsüz Türkiye sürecinden geçerken, yaşanan bölgesel gelişmeler, ekonomik meseleler ve milli güvenlikle ilgili riskler, Türkiye’nin ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız