AjansHaber Yaşam Baharın ve kültürel mirasın simgesi: Hıdırellez

Baharın ve kültürel mirasın simgesi: Hıdırellez

UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan, kökenleri Mezopotamya’dan Orta Asya’ya uzanan Hıdırellez; sadece bir bahar bayramı değil, binlerce yıllık bir inanışın, dayanışmanın ve doğayla kurulan derin bağın simgesi olarak her yıl 6 Mayıs’ta yeniden hayat buluyor.

Hıdırellez kelimesi, İslam inancı ve halk kültüründe önemli yer tutan Hızır ve İlyas peygamberlerin isimlerinin birleşmesinden oluşmuştur. Halk inanışına göre; karaların koruyucusu ve darda kalanların yardımcısı olan Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu gün, baharın ve bolluğun başladığı an olarak kabul edilir.

​Binlerce yıllık tarihsel derinlik

​Hıdırellez, kökeni tek bir coğrafyayla sınırlı olmayan, binlerce yıllık tarihsel derinliğe sahip bir kutlamadır. Bu geleneğin Mezopotamya, Anadolu, Orta Asya ve Balkanlar’da çok eski dönemlerden beri var olduğu öngörülmektedir. Mezopotamya’da yağmurun ve doğanın canlanışını simgeleyen tanrılar adına törenler düzenlenirken, Orta Asya’da Türk boyları baharın gelişini “yeni gün” ve “diriliş” olarak kutlamıştır. Modern dönemde ise 6 Mayıs, Rumi takvime göre kışın sona erip sıcak günlerin başlangıcı kabul edilir.

UNESCO tarafından tescillenen dünya mirası

​Hıdırellez, sadece yerel bir gelenek olmaktan öteye geçerek 2017 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilmiştir. Türkiye ve Kuzey Makedonya’nın ortak adaylığıyla kabul edilen bu başlık, geleneğin kuşaklararası aktarımı ve toplumsal barışa olan katkısını küresel ölçekte tescillemiştir. UNESCO bu kararıyla, Hıdırellez’in kültürel çeşitliliği koruyan ve toplumsal diyalogu güçlendiren işlevine vurgu yapmıştır.

​Dileklerin ve arınmanın sembolü

Hıdırellez kapsamında uygulanan ritüeller, doğayla temas ve baharın gelişiyle birlikte umut ve dileklerin sembolleştirilmesi geleneğine dayanıyor. En yaygın uygulamalardan biri ateşten atlama olurken, bu geleneğin hastalıklardan arınma ve kötülüklerden korunma inancıyla yapıldığı belirtilir.

5 Mayıs akşamı gül ağacı altına dilek bırakma geleneğinde ev, araba veya para gibi istekler sembollerle ya da yazılarla ifade edilir. Bu dileklerin Hızır inancıyla ilişkilendirildiği halk arasında yaygın bir inanış olarak yer alır.

Bazı bölgelerde bereket amacıyla kilit açma, cüzdanın açık bırakılması ve un ile şeker gibi gıda maddelerinin ağzının açık tutulması gibi uygulamalar da görülür. Sabahın ilk ışıklarıyla doğaya çıkılması ve çiğ damlalarıyla temas edilmesi ise şifa ve arınma inancıyla ilişkilendirilir.

Neden 6 Mayıs?

​Osmanlı Devleti’nde 6 Mayıs (23 Nisan) halk arasında yaz mevsiminin başlangıç tarihi sayılmaktaydı. Nitekim eski takvimde yıl ikiye ayrılmış olup 23 Nisan’dan (6 Mayıs) 26 Ekim’e (8 Kasım) kadar süren 186 gün “Hızır günleri” adıyla yaz mevsimini, 23 Nisan’a kadar devam eden 179 gün de “Kasım günleri” adıyla kış mevsimini oluşturuyordu. Hıdrellez de kışın sona erip yazın başladığı gün olarak kutlanmaktadır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız