Dünya Etnospor Birliği Başkanı Bilal Erdoğan, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali'nin ikinci gününde etkinlik alanını gezerek yürütülen faaliyetleri inceledi.
Festival sahasında çeşitli stantlara uğrayan Erdoğan, ardından çadır ve obaları gezdi. Erdoğan, alandaki ziyaretçilerin fotoğraf çektirme taleplerini de geri çevirmedi.
Festival alanında yoğun katılım
Festival alanına ilişkin izlenimlerini paylaşan Erdoğan, festivalin ikinci gününde yoğun katılım yaşandığını belirterek, çocuklardan ailelere kadar farklı yaş gruplarına hitap eden etkinliklerin sürdüğünü ifade etti.
Erdoğan, festival programı ile ziyaretçilere sunulan faaliyetlere ilişkin şunları söyledi:
"Yağmur yağmak üzereydi ama yağmadı. Şu anda gezmek için çok güzel bir hava var. Gün boyunca önce okullardaki çocuklarımız geldi. Aileler ve bireysel gelenler de var. Ziyaretçiler, akşamki konsere de katılım sağlayacak. İkramlarımız bulunuyor. Geleneksel spor gösterilerimiz var. Atlı sporlar ve güreşler alanında birçok gösteri var. Mümkün olduğunca çocuklarımıza at bindirdiğimiz alanlar var. Birçok farklı kurumumuzun ok atmak için alanı var. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve sponsorlarımızın deneyim alanları var. Bazı sanatsal gösteriler de festivalde mevcut. Gazze ve Filistin hassasiyetini yaşatmaya çalıştığımız alanlar da bulunuyor."

“Yeni nesil, ne yapmaya çalıştığımızı anlıyor”
Festivalin kültürel değerlerin korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması bakımından taşıdığı öneme dikkati çeken Erdoğan, toplumların kendi kültürleriyle var olmasının karşılıklı saygıya dayalı diyaloğun önünü açacağını vurguladı.
Erdoğan, dünyada barış üretmekte yetersiz kalan mevcut sistemin sorgulandığı bir dönemde kültür merkezli bakış açısına ihtiyaç bulunduğunu belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
"Burada kendi kültürümüzün ihyasını konuşuyoruz. Dünya Etnospor Birliği olarak Türkiye merkezli bir kurumuz. Bu etkinlik Türkiye'deki vatandaşlarımıza hitap ediyor ama bütün dünya için aynı şeyi söylüyoruz. Bütün toplumların kendi kültürlerinin kıymetli olduğunu, kendi kültürlerini yaşatmalarının saygın olduğunu ve ancak bu şekilde dünya toplumlarının karşılıklı saygı çerçevesinde diyalog kurup anlaşabileceğini düşünüyoruz. Bu şekilde barış temelli bir diyalog mekanizması olacağını düşünüyoruz. Dünyada şu anda kural temelli, uluslararası sistem denilen, batı medeniyetinin hegemonyasında gerçekleşen ama barış üretemeyen, daha çok savaş, kan ve gözyaşı üreten sistemin sorgulandığı zamanda bu kültürel bakış açısına ihtiyaç var. Çocuklarımızın gözündeki ışıltıyı görünce de hedefe yaklaştığımızı hissediyoruz. Yeni nesil, ne yapmaya çalıştığımızı anlıyor. Bu yüzden çalışmalarımıza devam edeceğiz."