Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınca, alanında uzman
akademisyen ve araştırmacıların yanı sıra müsteşarlık personelinin
katkısıyla hazırlanan "Güvenlik Terimleri Sözlüğü"nde, Fetullahçı
Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin
detaylı bilgilere yer verildi.
İçişleri Bakanlığı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınca
"Güvenlik Terimleri Sözlüğü" hazırlandı.
Mart ayında ilk baskısı yapılan kitabın ön sözünü yazan İçişleri
Bakanı Süleyman Soylu, küreselleşmenin de etkisiyle güvenlik
bilimlerinin çalışma alanına devletlerin güvenliğinin yanı sıra
bireyin ve sosyal grupların da girdiğini belirtti.
Böylelikle güvenliğin zamana, mekana ve aktörlere göre değişen bir
görünüm kazanmaya başladığını bildiren Soylu, "Hem derinleşen hem
de genişleyen güvenlik çalışmaları bu alanla ilgili kelime, terim
ve kavramların da zaman içinde artmasına ve güncellenerek
değişimine neden olmaktadır." ifadesini kullandı.
SÖZLÜKTE 564 MADDE VAR
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu da
sözlükteki "Takdim" bölümünde, sözlüğün kriminoloji, sosyoloji,
siyaset bilimi, kamu yönetimi, ilahiyat, tarih, hukuk, iletişim,
uluslararası ilişkiler gibi alanlardan akademisyenler ve güvenlik
sektöründe çalışan uzmanlardan oluşan geniş bir yazar kadrosu
tarafından oluşturulduğunu anlattı.
Çalışmanın amacını, "Güvenlik alanında kullanılan ve karşılaşılan
kelime, terim ve kavramların sosyal ve siyasal bilimler ışığında
tanımlanması ve açıklanması" ifadesiyle açıklayan Dervişoğlu,
sözlükte 564 maddenin olduğunu bildirdi.
TERÖR ÖRGÜTLERİNE İLİŞKİN DETAYLI BİLGİ
Bazı kavramların örnekleriyle anlatıldığı sözlükte, ajan
provokatör, akil insanlar, algı yönetimi, beyin yıkama, kripto,
etki ajanı, karşı istihbarat, milli alarm sistemi gibi kavramların
ayrıntılı tanımlamaları yapıldı.
Terör örgütü PKK ve uzantılarına ilişkin bilgilere yer verilen
sözlükte, FETÖ/PDY, DHKP-C, TİKKO, Boko Haram, Hizbullah, Hizb-ut
Tahrir gibi birçok terör örgütüne ilişkin detaylı açıklamalar yer
aldı.
FETÖ/PDY'nin kuruluşu, hedefi ve mevcut durumuna ilişkin bilgilere
yer verilen sözlükte, örgütün, elebaşı Fetullah Gülen tarafından
1970'li yıllarda vaaz, sohbet, seminer, konferans gibi
faaliyetlerle insanları etrafında toplayan dini motifli oluşum
olarak ortaya çıktığı hatırlatıldı.
Örgütün, bünyesindeki vakıf, okul ve dershaneleri kullanarak
ideolojisine bağlı gençlerden oluşan taban oluşturmayı, devlet
kurumlarına sızarak devletin tüm karar ve uygulama mekanizmalarını
kontrol altında tutmayı, örgütsel menfaatleri her türlü değerin
üzerinde tutarak örgüt ideolojisini hakim kılmayı, bölgesel ve
küresel bağlamda uygulanacak iç ve dış politikalarda belirleyici
ana unsur olmayı, sadece Türkiye'de değil, dünyadaki tüm
Müslümanların ruhani liderliğine ulaşmayı amaçladığı
belirtildi.
FETÖ/PDY'nin, kullandığı taktik ve yöntemler, "tedbir ve takiye
yoluyla gizliliği esas alarak hücre yapılanması şeklinde organize
olmak, bünyesinde bulunan vakıf, okul ve dershaneleri kullanarak
yapıya mensup insan kaynaklarının nicelik ve niteliğini artırmak,
devlet hiyerarşisini bozarak yapı içindeki hiyerarşiyi esas almak,
sahip oldukları kadrolar ve basın yayın organları marifetiyle
siyasi ve ekonomik istikrarı bozmak, illegal yollardan elde edilen
gizli bilgi ve belgeleri örgüt lehine propaganda amaçlı servis
ederek algı operasyonları yürütmek, medya, finans ve birçok iş
kolunda yürütülen faaliyetlerle temel yapıyı güçlendirmek" şeklinde
özetlendi.
FETÖ/PDY'NİN DEŞİFRE OLMAYA BAŞLAMASI
Mutlak gizliliği esas alarak hücre yapılanması şeklinde
teşkilatlanan FETÖ/PDY'nin, kod adları kullanarak, "tedbir" adı
altındaki uygulamalarıyla istihbarat örgütü gibi hareket edip,
devlet kadrolarını ele geçirmeye çalıştığı kaydedildi. Uzun yıllar
gizlilik stratejisi sayesinde devlet içinde kamufle olan örgütün
gizli ajandasının, 7 Şubat 2012'de MİT görevlileri şüpheli
sıfatıyla ifadeye çağrıldığında gün yüzüne çıkmaya başladığı
kaydedildi.
Bu tarihten itibaren siyasi hedeflerini gerçekleştirmek adına
devletin çeşitli kurumlarına sızan elemanları maharetiyle hükümete
karşı birçok yasa dışı faaliyet gerçekleştiren örgütün, Türkiye
Cumhuriyeti'nin başta yürütme organı olmak üzere yargı ve yasama
organını ele geçirme amacıyla birçok faaliyette bulunduğu
aktarıldı. FETÖ/PDY'nin, 17 ve 25 Aralık 2013'te, hükümete karşı
yürüttüğü organize darbe girişimiyle birlikte örgütün emniyet, adli
ve idari kurumlara sızan üyelerinin deşifre olduğu
hatırlatıldı.
Örgütün, 17 ve 25 Aralık'ta başlayan ve akabinde İzmir Liman
İşletmesi, Van merkezli İHH yardım tırlarına yönelik
operasyonlarıyla devam eden süreçte, yakınları üzerinden bazı
hükümet üyeleri hedef alınarak yürütülen algı operasyonlarıyla
demokratik yollarla seçilen hükümeti yıpratmayı ve nihayetinde
düşürmeyi amaçlayan bir darbe girişiminde bulunduğunun açığa
çıktığı kaydedildi. Yaşanan gelişmelerin ardından devlet ve hükümet
eliyle FETÖ/PDY'ye karşı mücadele kapsamında alınan tedbirler ve
yargının söz konusu örgüte yönelik gerçekleştirdiği soruşturmalar
neticesinde, örgütün kamu kurumlarındaki üyelerinin deşifre olmaya
başladığı belirtildi.
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ
FETÖ/PDY'nin, siyasi ve idari kurumlar marifetiyle hedeflerini
gerçekleştirme imkanını yitirmesinin ardından Türk Silahlı
Kuvvetleri içine sızan örgüt üyelerini harekete geçirdiği ve 15
Temmuz 2016'da darbe girişiminde bulunduğu hatırlatıldı.
FETÖ/PDY, "uluslararası terör örgütü" olarak nitelendirilirken,
örgütün elebaşı Fetullah Gülen ve üst düzey örgüt yöneticilerinin
ABD'de yaşadığı, Türkiye'nin, örgüte karşı sürdürdüğü ulusal ve
uluslararası mücadelenin devam ettiği belirtildi.
TERÖR ÖRGÜTÜ DEAŞ'IN ELEMAN SAYISI
Güvenlik Terimleri Sözlüğü'nde, terör örgütü DEAŞ'a ilişkin
bilgilere de yer verildi. 2011 sonlarına doğru ABD askerlerinin
Irak'tan çekilmesinin, 2010 sonrası Irak Başbakanı Nuri
el-Maliki'nin takip ettiği Şii yanlısı politikalarının ve
Suriye'deki iç savaşın bölgedeki istikrarsızlığı artırmasının,
DEAŞ'ın Suriye'de güçlenmesine neden olduğuna işaret edildi.
Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporunda, örgütün Ağustos
2014'te Suriye'de 50 bin, Irak'ta ise 30 bin elemanı olduğunun
bildirildiği, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) verilerinde Eylül
2014 itibarıyla DEAŞ'ın sahip olduğu eleman sayısının 20 ila 31 bin
500 civarında olduğunun görülmekle birlikte, aynı yılın aralık ayı
itibarıyla Rusya Genelkurmay Başkanlığının, bu sayının 70 bine
kadar ulaştığını açıkladığı kaydedildi.
Bölgesel aktörlerin ise bu sayının daha yüksek olduğunu ifade
ettiği, bu bağlamda, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)
yetkililerine göre Kasım 2014 itibarıyla DEAŞ'ın 200 bin elemana
sahip olduğunun belirtildiği dile getirildi.
PKK'NIN ÜSSÜ KANDİL DAĞI
Sözlükte, terör örgütü PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki üssü Kandil
Dağı'na ilişkin detaylara da yer verildi.
Kandil Dağı'nın, halen PKK'lı üst düzey yöneticilerin ve örgütün
birçok kampının bulunduğu, çevresiyle birlikte örgüt kontrolünde,
İran/Irak sınırında, Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) kontrolünde
bulunan 3587 metre yüksekliğinde ve Zagros sıradağlarının parçası
olan dağa verilen ad olduğu ifade edildi.
Kandil'in, 1997'den sonra PKK tarafından konum ve coğrafi yapısının
örgütün eylem ve faaliyetlerine uygunluğu nedeniyle merkez olarak
seçildiği, terör örgütü PKK'nın önceleri Suriye'de bulunan
kamplarını ve merkezini zaman içinde buraya taşıdığı, Körfez
Savaşı'nın yarattığı boşluk sayesinde daha 1990'ların başında kuzey
Irak'a yerleşmeye başladığı hatırlatıldı.
