Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi
sırasında Esenler Birlik Köprüsü'nde çıkan olaylar ile İstanbul
Emniyet Müdürlüğünün işgal girişimine ilişkin aralarında tankın
içinden çıkan eski emniyet müdürü Mithat Aynacı'nın da bulunduğu
23'ü tutuklu 67 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. Şüphelilerin
üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15'er yıla kadar hapisle
cezalandırılması istenen iddianamede, şüpheli Aynacı'nın ayrıca 55
yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
FETÖ'NÜN KODLARI: MİTHAT AYNACI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu
savcılarından Gökhan Yolasığmaz tarafından FETÖ'nün 15 Temmuz darbe
girişimi sırasında Esenler Birlik Köprüsü'nde çıkan olaylar ile
İstanbul Emniyet Müdürlüğünün işgal girişimine ilişkin 2'si emniyet
personeli 21'i rütbeli asker olmak üzere 23'ü tutuklu 67 şüpheli
hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.
Soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet
Müdürlüğünün işgal edilmesine teşebbüs eden aralarında tankın
içinden çıkan eski emniyet müdürü Mithat Aynacı, yine olay
tarihinde Edirne Emniyet Müdürlüğünde görevli olup İstanbul Emniyet
Müdürlüğü binası çevresinde bulunduğu tespit edilen emniyet müdürü
İsmail Uğuz ile yarbaylar Osman Akkaya ve Fatih Sönmez'in de
bulunduğu 23 rütbeli asker ile 44 er "şüpheli" sıfatıyla yer
aldı.
Aralarında İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın da bulunduğu
74 kişinin "müşteki" ve 14 kişinin "mağdur" sıfatıyla yer aldığı
iddianamede, FETÖ'nün yapılanması, faaliyetleri ile 15 Temmuz darbe
girişimi ile darbecilerin İstanbul'daki yaptığı toplantı
anlatıldı.
Darbe girişimi sırasında rütbeli askeri personel şüpheli Ömer
Kalın'ın kullandığı tankı, duran araçların ve vatandaşların
üzerine sürmesi sonucu Hüseyin Kısa, Muhammet Aksu, Mehmet Şefik
Şefkatlioğlu ve Türkmen Tekin'in şehit oldukları, Ahmet Kocabay'ın
ise şüpheli Yarbay Fatih Sönmez tarafından silahla vurularak şehit
edildiği belirtilen iddianamede, her iki bölgede çıkan olaylarda 30
kişinin yaralandığı kaydedildi.
CEZA İSTEMLERİ
İddianamede, tüm şüpheliler hakkında ''anayasal düzeni ortadan
kaldırmaya teşebbüs etme'', ''TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya
görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'', ''Türkiye
Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını
engellemeye teşebbüs etme'' ve ''silahlı terör örgütüne üye
olma'' suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15'er yıla
kadar hapis cezası talep edildi.
Darbe girişimi sırasında tankın içinden çıkan şüphelilerden eski
emniyet müdürü Mithat Aynacı hakkında ayrıca "kasten öldürmeye
teşebbüs", "hakaret" ve "tehdit" suçlarından 30 yıldan 55 yıla
kadar hapis cezası istenen iddianamede, 4 kişiyi kullandığı tank
ile ezerek ölümüne yola açtığı gerekçesiyle şüpheli Kalın'ın
"kasten öldürme'', kasten yaralama'', ''mala zarar verme''
suçlarından 4 kez müebbet ile 529 yıldan 990 yıla kadar hapisle
cezalandırılması öngörüldü.
Maktul Ahmet Kocabay'ı silahla vurarak şehit etme ve diğer
maktullerin ölümünden sorumlu tutulan şüpheli Yarbay Fatih Sönmez
hakkında ayrıca ''kasten öldürmeye azmettirme'' suçundan 5 kez
müebbet ve ''kasten öldürmeye teşebbüs'', ''kasten yaralama'',
''hakaret'', ''tehdit'', ''mala zarar verme'' suçlarından 559
yıldan 1030 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, "Ana
darbe davası"nın sanıklarından Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet
Nail Yiğit'in kendisine İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinin
işgal edilmesi talimatı verdiğini belirten 66. Mekanize Piyade
Tugayında Kurmay Başkan Vekili Yarbay olarak görev yapan şüpheli
Osman Akkaya hakkında da ayrıca ''kasten yaralama'', ''kasten
öldürmeye teşebbüs'', ''hakaret'', ''tehdit'' suçlarından 113
yıldan 256 yıla kadar hapis cezası istendi.
İddianamede, diğer bazı şüphelilerin de yine benzer suçlardan 13,5
yıl ila 990 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezasına
çarptırılmaları talep edildi.
Başsavcılıkça onaylanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza
Mahkemesine gönderildi.
Öte yandan bu iddianame, İstanbul'daki darbe girişimine ilişkin
hazırlanan 24. iddianame oldu.
ASKERLERİ "BİR İŞİ BECEREMEDİNİZ" DİYEREK FIRÇALAMIŞ
Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz darbe
girişimi sırasında Esenler Birlik Köprüsü'nde çıkan olaylar ile
İstanbul Emniyet Müdürlüğünün işgal edilmeye çalışılmasına ilişkin
hazırlanan iddianamede, Vatan Caddesi'nde tankın içinden çıkan eski
emniyet müdürü Mithat Aynacı'nın eylemleriyle ilgili detaylara yer
verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu
savcılarından Gökhan Yolasığmaz tarafından 2'si emniyet personeli
21'i rütbeli asker olmak üzere 67 şüpheli hakkında hazırlanan 341
sayfalık iddianamede, şüpheli Aynacı'nın, 15 Temmuz'da 4. Sınıf
Emniyet Müdürü olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev
yaptığı ve kendisine aktif bir görev verilmeyerek Emniyet Müdürlüğü
emrinde bekletildiğinin tespit edildiği yer aldı.
Darbe girişimi sırasında saat 23.00 sıralarında Vatan Caddesi Akgün
Otel önüne tank ve ZPT araçlarla şüphelilerin geldiğinin görüldüğü
aktarılan iddianamede, askeri araçların İl Emniyet Müdürlüğüne
ulaşmasını engellemek için vatandaşların da yardımıyla trafiğin
araçlarla her iki istikamete kapatıldığı anlatıldı.
İddianamede, askeri araçlara yaklaşıldığında tank içerisindeki
askerlerin görevlilere ve sivil halka ateş açtığı, ayrıca
helikopter ve uçakların, darbe girişimine karşı koyan insanları
sindirmek için alçak uçuş yaptıkları vurgulanan iddianamede, askeri
bir helikopterin İl Emniyet Müdürlüğü bahçesine inmeye çalıştığı
fakat görevlilerin ateşle karşılık vermesi sonucu başarılı
olamadığı kaydedildi.
İlerleyen saatlerde dirençleri kırılan darbeci askerlere
görevlilerce megafonla "teslim olmaları" yönünde çağrı yapıldığı,
darbeci askerlerin ikazlara havaya ateş ederek cevap verdiği
belirtilen iddianamede, darbeci askerler teslim olmayınca
vatandaşların tankların üzerine çıkarak asker kıyafeti giymiş
kişileri darbettikleri ve bu sırada görevlilerin, askerleri
vatandaşların elinden alarak gözaltı işlemi uyguladığı
anlatıldı.
İddianamede, diğer askeri araçlardaki şüphelilerin dışarı
çıkarıldığı esnada, üzerinde resmi polis üniforması olan Emniyet
Müdürü Mithat Aynacı olarak tanınan kişinin de araçtan çıktığı
ifade edildi.
"ASKERLERLE GÖRÜŞTÜKTEN SONRA EVDEN ÇIKTI"
Eski 4. Sınıf Emniyet Müdürü Mithat Aynacı'nın gözaltına alındıktan
sonra üzerinden çıkan telefonda inceleme yapılmak istendiğinde
şifre gerektiği anlatılan iddianamede, yazılım ve bu yazılıma ait
donanımlar aracılığıyla şifreyi geçmeye yönelik yapılan
çalışmalarda telefona daha önceden yüklenen güvenlik ayarı
nedeniyle işlem sırasında telefonun otomatik fabrika ayarlarına
döndüğü ve tekrar başlatılmasının mümkün olmadığı kaydedildi.
İddianamede, yapılan araştırmalarda örgütün şifreli haberleşme
programı "ByLock" kullandığı belirlenen Aynacı'nın üzerinde 1
dolarlık banknot bulunduğu anlatılarak, şüphelinin kullandığı GSM
hattındaki görüşmeler incelendiğinde 15 Temmuz'da başka dosyadan
tutuklu eski İstanbul Jandarma Komutanı Gürcan Sercan ile bu
dosyanın şüphelilerinden eski 66. Mekanize Tugayı Kurmay Başkan
Yardımcısı Kurmay Yarbay Osman Akkaya ile bazı asker kişilerle
birçok kez telefon görüşmesi yaptığının tespit edildiği
kaydedildi.
Aynacı'nın kullandığı GSM hattının baz bilgisine göre, 15 Temmuz'da
saat 20.00 sıralarında Küçükçekmece’de bulunan ikametinde olduğu ve
20.14'te aktif görevde olan bir uzman çavuş tarafından arandıktan
sonra ikametinden ayrıldığı anlatılan iddianamede, şüphelinin, eski
Albay Gürcan Sercan'la saat 22.49'da görüşme yaptıktan sonra
Küçükçekmece ilçesinden ayrılarak İl Emniyet Müdürlüğünün bulunduğu
Vatan Caddesi'ne hareket ettiği aktarıldı.
"AYNACI'NIN İSMİNİ ANA DARBE DAVASI SANIĞI
VERMİŞ"
Şüpheli Mithat Aynacı ile ilgili ifadelere de yer verilen
iddianamede, şüphelilerden eski 66. Mekanize Tugayı Kurmay Başkan
Yardımcısı Kurmay Yarbay Osman Akkaya'nın savcılıktaki ifadesinde,
Bezmialem Hastanesi'nin önüne vardığında İstanbul'daki ana darbe
davası sanıklarından eski 66. Mekanize Tugay Komutanı Mehmet Nail
Yiğit'in cep telefonundan kendisini aradığını anlattığı
kaydedildi.
Yiğit'in, "Sana bir mesaj atacağım, o mesajdaki numarayı ara,
emniyetten bir polis sana yardımcı olacak." dediğini aktaran
Akkaya, şu ifadeleri kullandı:
"Telefonu kapattıktan sonra 'isim ve numara' yazan mesaj geldi.
Vatan Emniyete iyice yaklaştığımız esnada mesajda geçen numarayı
fırsat bulunca aradım, kendisine 'Ben Yarbay Osman, Tugay Komutanı
Mehmet Nail Yiğit verdi numaranızı.' dedim. O da kendisini tanıttı
ve nerede olduğumuzu sordu. Ben de Bezmialem'in oralarda olduğumuzu
söyledim. O da 'Tamam ben geliyorum.' dedi ve telefonu kapattık.
Kendisi ile bu konuşmanın haricinde bir konuşmam olmadı."
Akkaya, Aynacı'nın halktan tepki alınca tankın içine girdiğini
belirterek, "Bu şahıs üzerinde normal kendi polis kıyafeti vardı.
Bilgim dışında ZPT aracına binen bu şahsın, aracın içerisinde polis
üniformasını çıkartarak askeri elbise giydiğini, polis tarafından
askeri üniformalı bir şekilde askeri araç içinde yakalandığını
sonra öğrendim. Bu şahsın kim olduğunu ne amaçlı oraya geldiğini,
üzerini neden değiştiğini bilmiyorum. Kendisiyle önceden bir
tanışmam yoktur." beyanlarında bulundu.
İddianamede, başka dosya üzerinden hakkında soruşturma yürütülen
Fatih Sultan Mehmet Samancı'nın da savcılıktaki ifadesinde,
nezarette Mithat Aynacı'nın kendisine "bir işi beceremediniz"
dediği, bunun üzerine Aynacı'ya küfrettiği yönünde beyanda
bulunduğu anlatıldı.
Şüphelilerden Bora Serhat Seçkin de savcılıktaki ifadesinde,
araçlarına binen Mithat Aynacı'nın telefonla sürekli yazışma
yaptığını ve bu sırada "Ankara'yı, İzmir'i ele geçirdik. Bir tek
burası kaldı" şeklinde kendi kendine söylendiğini belirterek, şu
beyanlarda bulundu:
"Osman Akkaya'ya 'Buraya helikopter desteği lazım.' diye
söylüyordu. Bu sırada etrafta halk toplanmıştı. Ben dışarı
çıkmadığım için tam göremedim. Ancak yarbay Osman Akkaya'nın halk
tarafından araçtan indirildiğini gördüm. Bunun üzerine ismini
Mithat Aynacı olarak öğrendiğim polis görevlisi bana, 'Halk Osman
Akkaya'yı öldürdü. Eğer araçtan çıkarsak bizi de öldürürler.' diye
söyledi. Ben Mithat Aynacı'ya bağırarak teslim olacağımızı
söyledim. Polisler Mithat Aynacı'yı teslim olması için iknaya
çalıştılar, bizden de destek göremeyince teslim olmak zorunda
kaldı."
İFADESİNDEKİ ÇELİŞKİLER
Şüpheli Aynacı'nın sorgusunda, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün
çağrısı ile olay yerine gittiğini anlattığı ancak şüphelinin
kullanıldığı GSM hattının incelemesinde kendisine emniyetten
gönderilen bir mesajın olmadığının tespit edildiği vurgulanan
iddianamede, bu beyanı gerçeği yansıtmayan Aynacı'nın darbe
girişimin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine böyle bir savunmaya
girdiği değerlendirmesinde bulunuldu.
İddianamede, Aynacı'nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan
ifadesinde, telefonla kendisini arayan ve asker olduğunu söyleyen
bir kişinin görüşmek istediğini söylediğini ancak buna cevap
vermeden telefonu kapattığını iddia ederek, "Sonrasında yürüyüş
güzergahı üzerinde Osman Akkaya ile karşılaştım. Kendisine hangi
maksatlı görevli olduğunu sorduğumda bana cevap vermedi. Etrafta
tepkili halk kitlesi olup polis olmayınca ben de kendisine
kışlalarına gitmelerini söyledim. O da kabul ederek kendilerini
çıkarmalarını söyledi." şeklindeki beyanda bulunduğu ancak bunun,
olay öncesi kendisiyle 6 farklı telefon görüşmesi yapan Akkaya'nın
anlatımlarıyla ifadeleriyle çeliştiği
vurgulandı.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
