Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine yaptığı açıklamalarda “Terörsüz Türkiye” sürecinin mevcut aşamasına ve bundan sonraki adımlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“Terörsüz Türkiye süreci doğru adımlarla ilerliyor”
Bahçeli, Türkiye’nin uzun yıllardır mücadele ettiği terör sorununun çözüm sürecine ilişkin genel çerçeveyi şu sözlerle ortaya koydu:
“Türkiye, yaklaşık elli yıldır kan ve gözyaşına sebep olan bölücü terör örgütü PKK’nın feshiyle yeni bir gün doğumuna şahitlik etmektedir. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmektedir. Türkiye millibirliğin güçleneceği, barış ve huzurun kalıcılaşacağı bir döneme girmekte, yeni bir siyasi ve toplumsal hayat vasat bulmaktadır. Türkiye için tarihi bir fırsat olan PKK’nın silah bırakması ve fesih sürecinin uzun vadeli beklenen başarıya ulaşması için demokratik, siyasi ve ekonomik reformlarla millibirliğimiz daha da güçlendirilmeli, toplumsal uzlaşı, adalet ve eşitlik esas olmalıdır.”
Bahçeli, toplumsal bütünlüğün önemine dikkat çekereksürecin yalnızca güvenlik değil aynı zamanda sosyal ve siyasal bir dönüşüm içerdiğini ifade etti:
“Türkiye’de milli bütünlüğün tahkim edilmesi gayesiyle toplumsal mutabakat ve dayanışmanın yükseltilmesi, son dönemde ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonu ekseninde şekillenen güvenlik, siyaset ve sosyal entegrasyon tartışmalarıyla birlikte merkezi bir önem kazanmıştır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda toplumsal uzlaşıyı derinleştirmek, toplumun her kesiminin ortak bir milli benlik ve gelecek tasavvuru etrafında kenetlenmesini teşvik etmek manasına gelir.”
“Milli birlik ve toplumsal uzlaşı temel hedef”
Bahçeli, milli birlik vurgusunu sürdürerek sürecin devlet ve toplum açısından stratejik önem taşıdığını şu sözlerle dile getirdi:
“Bu bakış açısıyla ‘Terörsüz Türkiye’ gayesi, hem devletin bekasını teminat altına almayı hem de halkın farklı katmanları arasında sarsılmaz bir birliktelik zemini inşa etmeyi hedefleyen geniş ufuklu bir siyasi tasavvurun parçası olarak sunulmaktadır. Milli birlik mefhumu; Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter niteliğinin korunması, ortak milli şahsiyetin kuvvetlendirilmesi ve toplumun tüm unsurları arasında bir kader birliği algısının yerleştirilmesiyle doğrudan ilintilidir. Bu perspektifte milli bütünlük, vatandaşlık statüsü yanında; ortak mazi, kültür, lisan ve değerler manzumesi etrafında kristalleşen bir toplumsal aidiyet hissidir. Bu nedenle sıklıkla karşımıza çıkan ‘milli dayanışma’, ‘toplumsal kucaklaşma’ ve ‘ortak istikbal’ gibi kavramlar; milli birliğin sadece devlet aygıtının hamleleriyle değil, toplumun her bir ferdinin katılımıyla tahkim edilebileceği inancını yansıtır.”
Bahçeli, TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarına da değinerek, kurumsal sürecin önemine işaret etti:
“Bunu mümkün kılacak siyasi hukuki ve sosyal şartlar ülkemizde mevcuttur. Nitekim TBMM ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ bu yönde önemli bir işlev görmüş, çok önemli mesafe kat edilmiştir. Önümüzdeki dönemde Türkiye’yi demokrasisi gelişmiş, ekonomik ve sosyal olarak güçlenmiş, Dünya liginde üst sıralarda olan bir ülke yapmak temel hedefimizdir.”
“Yeni aşama için yol haritası oluşturulmalı”
Sürecin daha etkin yürütülmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, iletişim ve koordinasyon eksikliklerine dikkat çekti:
“Ancak yapılanların ve söylemlerin karşılıklı anlam kazanması noktasında bir iletişim eksiliği yaşandığı görülmektedir. Bu noktada yeni aşama için bir yol haritası ortaya koymak bu doğrultuda gerekli mekanizmaları harekete geçirmek gerekmektedir.”
Bahçeli, sürecin yönetiminde tek merkezli bir yapının önemine vurgu yaptı:
“Örgüt üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek, bir yandan da yasal ve idari düzenlemeleri yaparak barış ve kardeşliği, siyaseti ve demokratik değerleri öne çıkarmak ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ulaşma amacına hizmet edecektir.”
“Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü önerisi”
Bahçeli, süreçte yeni bir mekanizma önerisinde bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Başından beri ‘örgütün kurucu önderi’ ifadesinin kullanılması da bu endişeyi gidermeye, olası riskleri azaltmaya ve en hızlı şekilde ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ilişkin sonuç almaya yöneliktir. Bize göre ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir.”
Bu kapsamda koordinatörlüğün işlevine ilişkin açıklamalarda bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır. Bu statü örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla kati suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır.”
“Koordinatörlük süreci yönetmek için tasarlanmıştır”
Bahçeli, önerilen yapının amacını şu sözlerle açıkladı:
“Koordinatörlük PKK terör örgütünün bütün uzantıları, örgüt yöneticileri ve militanlarının mutlak bir şekilde silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek, silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacına matuf olarak tasavvur edilmiştir.”
Bahçeli, sürecin uluslararası örneklerle benzerlik taşıyabileceğini belirterek IRA sürecine atıfta bulundu.
“Yasama ve yürütmede yeni komisyonlar kurulabilir”
Sürecin kurumsal takibi için yeni yapılar öneren Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Diğer yandan milli dayanışma, kardeşlik, demokrasi ve ‘Terörsüz Türkiye’ gelişmelerini takip etmek üzere yasama ve yürütme içerisinde iki ayrı komisyon kurulabilecektir. Komisyonlar ‘Terörsüz Türkiye' hedefi gerçekleşene kadar devam edecektir.”
“Tek hedef Terörsüz Türkiye’yi’ inşa etmektir”
Bahçeli, sürecin nihai amacını şu sözlerle özetledi:
“ ‘Terörsüz Türkiye’ sadece bir güvenlik mimarisi inşa etmek değil ekonomik, demokratik, sosyal ve kültürel alanları da içeren bütüncül bir dönüşüm hamlesi ortaya koymak, milli birlik ve kardeşliği tahkim etmektir.”
Demokrasi ve toplumsal mutabakat vurgusu
Bahçeli, sürecin demokratik boyutuna ilişkin değerlendirmesinde ise şunları kaydetti:
“Terör ile demokrasi birbirine zıt kavramlardır. Terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla, PKK terörünün sona ermesi, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat olacaktır.”
Sonuç: Kurumsal yapı ile yeni dönem
Bahçeli, açıklamalarının sonunda sürecin kurumsal bir çerçeveye oturtulmasının önemine işaret ederek, devletin tüm kurumlarının koordineli çalışmasının hedefe ulaşmayı hızlandıracağını ifade etti.