AjansHaber Gündem Devlet Bahçeli: “Aile bağı zayıflarsa çocuk yalnızlaşır”

Devlet Bahçeli: “Aile bağı zayıflarsa çocuk yalnızlaşır”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 23 Nisan’ın taşıdığı tarihsel anlamdan çocukların dijital dünyada maruz kaldığı risklere, eğitim sisteminden güncel siyasi tartışmalara kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında gündemdeki başlıklara dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Çocukların dijital mecralarda karşı karşıya kaldığı tehditlerin yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değil aynı zamanda milli beka meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, erken seçim tartışmalarına net bir şekilde kapıyı kapatırken, terörle mücadelede izlenen kararlılık ile Cumhur İttifakı’nın duruşuna ilişkin kritik mesajlar verdi.

23 Nisan’ın sadece bir kutlama günü olmadığını dile getiren Bahçeli, bu tarihin bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu ve emperyalizme karşı verdiği mücadelenin simgesini temsil ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“23 Nisan’ı sadece bayram günü olarak anmak onun tarihini daraltır. 23 Nisan kriz karşısında dağılmadan düşünebilme iradesidir. 23 Nisan toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kabiliyetidir. TBMM’nin  açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol başlığında başkaldıran bir milletin kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, karayolları ve demiryolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkûmiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken, Ankara’da yanan meşale, karanlığı yaran millî uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu’da hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur. TBMM meşruiyetini Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını şehit kanıyla sulanan toprağından almıştır. O iman bugün de sarsılmazdır. Gazi Meclisimiz aziz milletimizin istikbal ruhsatı iftihar membahıdır ve ilelebet payidar kalacaktır. 23 Nisan’ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tesadüfi bir iradedir.”
 

“Çocuk toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır”

Çocukların bir milletin “mayası” olduğunu vurgulayan Bahçeli, onlara yönelik yaklaşımın aslında devletin temel anlayışını da ortaya koyduğunu ifade etti. Eğitim konusunun sıradan bir politika alanı değil, doğrudan milli güvenliği ilgilendiren bir beka meselesi olduğunun altını çizdi:

“Çocuk bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin insan mayasıdır. Çocuk toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı kendi devletine bakışıdır. İnsan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. 23 Nisan atiye olan ahdimizdir. Eğitim milletin istikbal meselesidir. Eğitim milli beka meselesidir. Okullarımız vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği mevzilerdir. Özgürlüğün kıymetinin öğretildiği şahsiyet inşa alanıdır.”
 

Son dönemde okullarda yaşanan vahim olayların yalnızca hukuki bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bahçeli, bu gelişmelerin çocukların ruh sağlığını olumsuz etkileyen dijital dünya ile birlikte ele alınması gerektiğini ifade ederek sağduyu çağrısında bulundu:

“Bu vahim gelişmeler vicdanlarda yaralar açmıştır. Yalnızca ceza alanının konusu değildir, çok yönlü ele alınmalıdır. Serinkanlı, sağduyulu bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında çocukların ekran süresinin artması, akran zorbalığının arkadaş grupları ve sohbet grupları çocuklarımızın ruh sağlığını örselemektedir. Onları sanal dünyaya mahkûm etmektedir.”
 

“Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır”

Dijital mecraların artık masum bir haberleşme alanı olmaktan çıkıp suçu meşrulaştıran bir bozgunculuk iklimine dönüştüğünü savunan Bahçeli, bu soruna yönelik çözümün yüzeyde değil daha derin yapısal alanlarda aranması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
“Artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmektedirler. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Dijital mecraların, sohbet odalarının masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığı, haya yoksunlarının ellerinde suç ve suçluyu övmenin bir ifsat hattına dönüştüğü artık inkâr edilemez bir hakikattir. Karşımızdaki tehlike, suçu meşrulaştıran dijital bir bozgunculuk iklimidir. Bozguncu yapılara, haysiyet yoksunlarının çağrılarına terk edemeyiz. Çocuklar sosyal medyada yitip gitmektedir. Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisi değildir. Mesele daha vahimdir. Biz bu meselenin üstünü örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Aile çocuğun ilk mektebidir, okul çocuğun ikinci evidir. Bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk sosyal medya kalabalığında kendine bir yol arar. Hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulabilir. Onları dinlemek, anlamak, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek gerekir. Çocuk güven isteyen bir emanettir.”
 

“Öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim anlayışı ölü doğmuştur"

Eğitimin temel taşı olarak öğretmenlerin taşıdığı kritik role dikkat çeken Bahçeli, ailelerin dijital farkındalık düzeyinin artırılmasının da zorunlu hale geldiğini ifade etti. Bu süreçte kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yaptı:
“Öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim anlayışı ölü doğmuştur. Minik elleri tutan, bilgileriyle zihnini açan, gözlerindeki ışığı güçlendiren öğretmenlerimizdir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz. Ailelerin desteklenmesi de aynı derecede hayatidir. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Aileyi güçlendirmek, okul-aile-devlet iş birliğini güçlendirmeyi gerektirir. Çekişme dili üretilmemelidir. Bürokrasi ve kurumlar arasındaki eşgüdüm güçlendirilmelidir. Ailelerin dijital farkındalık kapasiteleri çoğaltılmalıdır. 23 Nisan’ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Millet adına karar alan herkes çocuğun güvenliği ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Bugünkü çağrımız sağduyu çağrısıdır. Sağduyu toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir.” Okul güvenliği ve çocukların korunması adına atılan adımlara destek verdiğini belirten 

Bahçeli, kalıcı tedbirlerin hayata geçirilmesi konusundaki ısrarını yineleyerek bu alanda daha
güçlü ve sürdürülebilir politikaların gerekliliğine dikkat çekti:
“Bizim talebimiz açıktır. Bizim çağrımız bir mecburiyettir. Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. Okul güvenliğini, çocuklarımızın ruh sağlığını sağlayacak kalıcı tedbirler vakit kaybetmeden alınmalıdır. Araştırma komisyonu kurulması isabetli bir adımdır. Evlatlarımız istikbalimizdir. İstikbalimiz her türlü polemiğin üzerindedir.”


“Terörsüz Türkiye süreci sadece bugünlerin değil yarınların da meselesidir”

Siyasi vizyonunu “çileden gelenlerin birliği” şeklinde tanımlayan MHP Genel Başkan Bahçeli, bu çerçevede Cumhur İttifakı’nın taşıdığı öneme ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin stratejik değerine dikkat çekerek bu ideallerin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı:
“Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Bizim siyasetimiz tarih yazanların siyasetidir. Bizim siyasetimiz çıkarların değil, çilenin içinden çıkıp gelmiş neferlerin siyasetidir. Cumhur İttifakı milleti seçimden seçime hatırlayanlardan değil, kapı kapı gezen derdimizdir diyen gönül erlerinin birliğidir. Cumhur İttifakı krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, düzeni sağlayanların varlık cephesidir. Terörsüz Türkiye süreci iç cephemizin sağlamlığıdır. Terörsüz Türkiye süreci sadece bugünlerin değil yarınların da meselesidir.”
 

Konuşmasının sonunda muhalefetin seçim çağrılarına kapıyı net bir şekilde kapatan Bahçeli, milli iradenin istismar edilmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini ifade etti:
“Ara seçimle suları bulandırmak aklı felce uğratmaktır. Ara seçim teranesi basiretsiz muhalefetin ayak oyunudur. Vakitsiz seçim çağrısı yapanlar kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Seçim siyasi cambazlıklarla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir. Dolambaçlı yollara mahal verilmeyecektir. Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız. Milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz. Hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş bir partinin değil bir milletin yürüyüşüdür.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız