İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “World Decolonization Forum”da yapılan konuşmalar, küresel ölçekte yükselen “dekolonizasyon” tartışmalarının artık yalnızca tarihsel sömürgecilik eleştirisiyle sınırlı olmadığını ortaya koydu.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, mevcut uluslararası sistemin “Paris, Londra, New York merkezli bilgi üretim sınırlarına dayandığını” belirterek dünyanın artık İstanbul, Kahire, Cakarta ve Gazze gibi yeni merkezlerden doğan düşünsel birikime ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Albayrak, özellikle Gazze’de yaşananların uluslararası sistemin meşruiyet krizini derinleştirdiğini ifade ederek, “Eski cevaplar artık yeni soruları taşıyamıyor. Bunun en görünür kanıtı Gazze’dir.” değerlendirmesinde bulundu.
Forumdaki ortak vurgu, küresel düzenin yalnızca siyasi ve ekonomik değil epistemolojik, kültürel ve dijital düzlemde de yeniden şekillendiği yönünde oldu.
Filistinli gazeteci Yara Eid: “Batı medyası bizi insan olarak göstermiyor”
Forumun en dikkat çeken başlıklarından biri ise Filistinli gazeteci ve insan hakları aktivisti Yara Eid’in açıklamaları oldu.
Eid, Batı medyasının Filistinlileri yalnızca “acı çeken pasif kurbanlar” olarak resmettiğini belirterek, haber dilinin etik ve insani bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“Biz bundan daha fazlasıyız. Biz insanız.” diyen Eid, Filistinlilerin yalnızca savaş ve yoksulluk görüntüleriyle değil eğitimli, üretken ve hayalleri olan bireyler olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Eid’in değerlendirmeleri, medya çalışmalarında son yıllarda sıkça tartışılan “insansızlaştırıcı haber dili” eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı. Özellikle Batılı yayın kuruluşlarının İsrail-Filistin haberlerinde kullandığı terminoloji, akademik çevrelerde uzun süredir “asimetrik temsil” tartışmalarının merkezinde yer alıyor.
“Dijital sansür yeni dönemin görünmez sınırı”
Forumdaki bir diğer dikkat çekici unsur ise dijital platformların rolüne ilişkin tartışmalar oldu.
Yara Eid, Meta ve Instagram başta olmak üzere sosyal medya platformlarında Filistin yanlısı içeriklerin görünürlüğünün sınırlandırıldığını savunarak, kendi hesabında takipçi kaybı, içerik erişim düşüşü ve görünmez sansür yaşadığını anlattı.
Bu açıklamalar, teknoloji şirketlerinin algoritmik müdahaleleri üzerine süren küresel tartışmaların Türkiye’deki akademik ve medya çevrelerine de taşındığını gösterdi.
Katılımcılar, klasik sömürgeciliğin yerini artık “teknokolonyalizm”, veri hakimiyeti ve algoritmik kontrol mekanizmalarının aldığı görüşünü dile getirdi.
NUN Vakfı Başkanı Esra Albayrak da çocukların dikkatinin, hafızasının ve hayal dünyasının dijital platformlar üzerinden “ham maddeye dönüştürüldüğünü” belirterek, yeni sömürge biçimlerinin teknoloji merkezli ilerlediğine işaret etti.
Akademi de tartışmanın merkezinde
Forumda öne çıkan bir başka başlık ise üniversitelerin bilgi üretimindeki rolü oldu.
Leeds Üniversitesi’nden Prof. Salman Sayyid, dünya genelindeki üniversitelerin büyük bölümünün Batı modeliyle yapılandığını belirterek, bilgi üretiminin “kamu yararı yerine piyasa mantığıyla” şekillendiğini savundu.
ABD’li siyaset bilimci Anne Norton ise “Sömürgecilik bitmedi.” diyerek, modern dünyanın hâlâ sömürgeci düzenin inşa ettiği sistem içinde işlediğini ifade etti.
Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Ebrahim Moosa da Batı merkezli bilgi sisteminin temel mantığının “rekabet ve yok etme” üzerine kurulu olduğunu ileri sürdü.
Forumdaki akademik tartışmalar, özellikle Gazze savaşının ardından Batı üniversitelerinde yaşanan protestolar, akademik sansür tartışmaları ve Filistin yanlısı öğrencilere yönelik disiplin süreçleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yükseköğretimde “entelektüel bağımsızlık” meselesinin yeniden küresel gündeme taşındığını gösteriyor.
Yusuf İslam: “Müzik de sömürgeleştirilebiliyor”
Sanatçı Yusuf İslam’ın değerlendirmeleri ise tartışmayı kültürel alana taşıdı.
Müslüman olduktan sonra hem Batı kültüründen hem de Müslüman toplumların katı yaklaşımlarından baskı gördüğünü anlatan Yusuf İslam, kültürel kimliğin tek biçimli hale getirilmesine karşı çıktı.
“Müslümanlar gitarı Bağdat’tan Avrupa’ya taşıdı.” diyen sanatçı, kültürlerin birbirini dönüştüren canlı yapılar olduğunu belirterek, müziğin yasakçı anlayışlarla değil bilinçli üretimle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İslam’ın açıklamaları, forumdaki genel tartışmanın yalnızca siyaset değil kültür, sanat ve kimlik alanlarına da yayıldığını ortaya koydu.
Yeni küresel tartışma: “Dekolonizasyon”
Forum boyunca öne çıkan ortak yaklaşım, dekolonizasyonun artık yalnızca geçmiş sömürgecilik hesaplaşması olmadığı yönündeydi.
Katılımcılar, günümüzde askeri güç, dolar sistemi, medya tekelleri, teknoloji şirketleri, üniversiteler ve kültürel üretim araçları üzerinden yeni bir hakimiyet düzeni kurulduğunu savundu.
Bu nedenle dekolonizasyon yalnızca siyasi bağımsızlık değil, “bilgiyi üretme hakkı”, “kendini tanımlama yetkisi” ve “dijital görünürlük mücadelesi” olarak yeniden tarif ediliyor.
İstanbul’daki forum, özellikle Gazze savaşı sonrası hızlanan küresel vicdan tartışmalarının akademi, medya ve kültür alanlarında daha görünür hale geldiğini ortaya koyarken Türkiye’nin bu tartışmalarda yeni bir düşünsel merkez olma iddiasını da yansıttı.