Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Erdoğan, iç ve dış gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Kabine toplantısında güvenlikten dış politikaya, ekonomiden bölgesel gelişmelere kadar geniş yelpazede değerlendirmeler yaptıklarını belirten Erdoğan, alınan kararların hayırlı olması temennisinde bulunarak şöyle konuştu:
“Terörsüz Türkiye sürecinden uluslararası güvenliğe, Irak, Somali ve Karadeniz’deki son gelişmelerden adalete ülkemizin gündeminde yer alan konuları değerlendirdiğimiz bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz.Kabinemizde yaptığımız istişarelerin ve aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
Şehit polisler ve Tarsus’taki saldırı
Konuşmasının başında Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memurlarını anan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Sözlerimin hemen başında, Çorlu ilçemizde dün meydana gelen asayiş olayına müdahale ederken şehit düşen polis memurlarımız Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç’a Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına, Türk Polis Teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.”
Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşanan silahlı saldırıya da değinen Erdoğan, hayatını kaybedenler için taziye mesajı verdi:
“Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum.”
“Küresel düzeyde çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız”
İran’a yönelik saldırılar sonrası oluşan küresel atmosferin etkilerine dikkat çeken Erdoğan, dünya ekonomisindeki kırılganlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bölgesel savaşların yalnızca siyasi değil ekonomik sonuçlar da doğurduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kıymetli vatandaşlarım, sizlerin de takip ettiği gibi 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin artçı sarsıntıları birçok alanda devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız.”
Küresel ekonomide oluşan tabloyu “şok dalgası” olarak nitelendiren Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tüfeyliekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır.”
Erdoğan, küresel ekonomik sistemde gelir dağılımındaki bozulmaya işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist; Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta, servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır.”
“İran savaşı küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaştı”
Krizlerin arka planında ekonomik çıkar gruplarının bulunduğunu savunan Erdoğan, savaşların ekonomik sonuçlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Şurası bir gerçek ki, her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran savaşıyla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözülemeyen uluslararası krizlerde çıkar çevrelerinin etkili olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında tarafların uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tüfeylilerin çok büyük rolü, etkisi, sabotaj girişimi vardır.”
Muhalefete sert eleştiri
Türkiye’de bazı çevrelerin kriz ortamından siyasi çıkar üretmeye çalıştığını dile getiren Erdoğan, muhalefetin yaklaşımını eleştirdi.
Muhalefetin kriz sürecini istismar ettiğini savunan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Değerli arkadaşlar, ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar.”
Muhalefetin milli meselelerde yapıcı davranmadığını öne süren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım: Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak, Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir.”
Muhalefetin yaklaşımını eleştirmeyi sürdüren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Böyle bir dönemde dahi ‘İktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin’ mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar.”
Siyasi söylemlerde kullanılan dilin yıpratıcı olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
“Daha kötüsü, bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır.”
Muhalefetin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Oysa muhalefet demek; çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir.”
Yolsuzluk tartışmalarına ilişkin de mesaj veren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak, son derece ucuz ve bayat bir siyasettir.”
Demokrasilerde muhalefetin de sorumluluk taşıdığını belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğunda sorumlu davranmak zorundadır.”
“Başka Türkiye yok”
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada hassas bir süreçten geçtiğini vurgulayan Erdoğan, muhalefete “yerli ve milli duruş” çağrısında bulundu.
Küresel sistemde yeni dengelerin oluştuğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek, yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır.”
Siyasi açıklamaların sonuçlarının iyi hesaplanması gerektiğini söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın, sosyal medyadaki kesilen ahkamların kime yaradığı, kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı, ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır.”
Türkiye’nin ortak değer olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. Muhalefet ediyorum bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye, Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok.”
Toplumsal birlik mesajı veren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Siyasi yelpazenin hangi kanadında olursak olalım hepimiz önce milletim önce memleketim ilkesi ile hareket etmek mecburiyetindeyiz.”
“Kelebek etkisi” ve küresel kriz vurgusu
Dünyadaki krizlerin birbirini etkilediğini belirten Erdoğan, küreselleşmenin etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Uluslararası gelişmelerin artık doğrudan etkiler ürettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Sevgili vatandaşlarım, burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta, kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başka noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir.”
Bölgesel krizlerin küresel sonuçlar doğurduğunu kaydeden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu’daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya’daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın, 2008’deki mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı’nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu.”
COVID-19 sürecini örnek gösteren Erdoğan, küresel etkilerin boyutuna işaret ederek şöyle devam etti:
“COVID-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine, daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk.”
“Türkiye savaşa çekilme tuzaklarına karşı soğukkanlılığını korudu”
Türkiye’nin krizlere karşı hazırlıklı olduğunu belirten Erdoğan, alınan önlemlerin etkisine dikkat çekti.
Küresel ekonomiyle entegre olan her ülkenin gelişmelerden etkilendiğini söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomi ile bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor. Ama biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar, gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle asgari düzeyde tutuyoruz.”
Birçok alanda hızlı tedbirler alındığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Mesela gübreden enerji tedarikine, savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik.”
Diplomatik girişimlere de değinen Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu daha da artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık.”
“Türkiye istikrar adası olarak temayüz etti”
Türkiye’nin kriz yönetimindeki performansına dikkat çeken Erdoğan, uluslararası alandaki konumun güçlendiğini söyledi.
Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında güçlü duruş sergilediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür. Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir.”
Uluslararası yatırımcı ilgisinin arttığını ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye ile daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor.”
Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerleyişine değinen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye’nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor.”
Savunma sanayisi
Saha Expo 2026’ya ilişkin verileri paylaşan Erdoğan, fuarın Türkiye’nin savunma sanayisi kapasitesini ortaya koyduğunu söyledi.
Fuara ilişkin detayları aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
“En son Saha Expo 2026’da buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye’nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı.”
Fuarda önemli bir ticari hacim oluştuğunu belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu. 50 farklı ülkenin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz Efes 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven hasımlarımıza korku veriyor.”
Türk dünyasıyla ilişkilerin güçlendiğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle devam ettirdi:
“Sadece savunma sanayi ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyası ile ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız merhum İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor.”
Türk dünyası ve ekonomik hedefler vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Türk dünyasıyla kurduğu ilişkilerin tarihi bir dönüşüm niteliği taşıdığını belirterek, geçmişte baskı gören fikirlerin bugün devlet politikası haline geldiğini söyledi.
Türk dünyası vizyonunun adım adım hayata geçirildiğini ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk Dünyası vizyonuyla adım adım hayata bugün biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal’ın 34 yıl önce söylediği ‘Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır, 21. asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü Elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor.”
“Kazakistan ziyaretinde bir kez daha tanık olduk”
Kazakistan temaslarına ilişkin bilgi veren Erdoğan, iki ülke arasında stratejik iş birliğinin daha da güçlendirildiğini belirtti.
Ziyaret kapsamında önemli anlaşmalara imza atıldığını aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu gerçeğe son Kazakistan ziyaretimizde bir kez daha tanık olduk. Kazakistan’la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ‘Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Bildirisi’ne imza attık.”
Ticaret hacmine ilişkin hedefleri de paylaşan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi’nin şehri Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayriresmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik.”
KKTC ve Türk Devletleri Teşkilatı mesajı
Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temsil edilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, teşkilatın gelecek dönem çalışmalarına ilişkin mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın 13. zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı’nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz.”
“Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır”
Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik ve savunma sanayisi performansına dikkat çeken Erdoğan, yeni hedeflere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Savunma sanayisindeki ilerlemeye vurgu yapan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye’sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye’sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz.”
Ekonomik büyüklükte ulaşılan seviyeye işaret eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“2002’nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026’nın Türkiye’si 2002’nen Türkiye’sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır.”
Terörle mücadelenin ekonomik etkilerine de değinen Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye’nin önünde yepyeni bir yol açılacak, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime, sağlığa, üretime, ulaştırmaya harcanacak, Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır.”
“Eser ve hizmet siyasetiyle yolumuza devam edeceğiz”
Hükümetin çalışmalarını sürdüreceğini belirten Erdoğan, muhalefetin polemiklerine girmeden hizmet üretmeye devam edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Tüm çabamız, tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye’nin inşası içindir. Bundan geri dönüş, taviz, yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır. Ne yapıyorsak Türkiye’nin ekonomisini büyütmek, itibarını artırmak, sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz.”
Muhalefetin söylemlerine değinen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara, ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz.”
Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olduklarını savunan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle, hizmetlerimizle konuşacağız.”
Türkiye’nin hedeflerinden geri adım atmayacağını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Türkiye’yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor, vatandaşlarımdan bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum.”
İsrail’e “korsanlık” tepkisi
Gazze’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, İsrail’in saldırılarını sürdürdüğünü söyledi.
Gazze’ye yönelik politikaları eleştiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Aziz milletim, bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim’de varılan ateşkese rağmen İsrail, Gazze’ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdürüyor. İnsani yardım girişimlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor.”
İsrail’in uluslararası sularda yardım filosuna saldırdığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“İsrail’in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi.”
Saldırıya sert tepki gösteren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu’nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum.”
Türkiye’nin Gazze’ye desteğini sürdüreceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin Gazze halkının ve Gazze’ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail’in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecek.”
Filoda bulunan Türk vatandaşlarına ilişkin girişimlerin sürdüğünü belirten Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail’in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz.”
Kurban Bayramı mesajı
Konuşmasının sonunda yaklaşan Kurban Bayramı’nı kutlayan Erdoğan, İslam alemine tebrik mesajı iletti:
“Aziz milletim, değerli basın mensupları, önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum.”