Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen programa katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasının başlangıcında Kurban Bayramı ile fetih coşkusunun aynı atmosferde yaşandığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’ye ve İslam alemine yönelik bayram mesajları verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün hem sizlerle bayramlaşalım hem de İstanbul’un fethinin 573. sene-i devriyesini coşkuyla kutlayalım istedik. Fethin 573. yıl dönümünde İstanbul daha bir güzel; bu mübarek bayram gününde sizler daha bir güzelsiniz.” dedi.
Bayramların birlik ruhunu güçlendirdiğini kaydeden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Bayramın sizler için, tüm İstanbul ve Türkiye için, İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını; kardeşliğe, barışa, huzura vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Kestiğiniz kurbanların Hak Teala katında makbul olmasını diliyorum. Bayram, şüphesiz en çok da çocuklar için bayramdır. Bayram; cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur, asıl böyle anlamını bulur. Türkiye’nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor; her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum.”
“Ümmet olma şuurumuz perçinleniyor”
Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma kültürüne vurgu yapan Erdoğan, bayramların manevi yönüne işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayramlar; insanımızın dostluk, kardeşlik, milli ve manevi değerlerini en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlardır. Bayramlar; yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin dertleriyle dertleniyoruz. Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar, tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor.” diye konuştu.
Merhum şair Murat Kapkıner’in dizelerini anımsatan Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etti.
Erdoğan, “Geçenlerde Hakk’a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu: ‘Afrika’da öldürülse bir yerli / Canı benden çıkıyor seni bildim bileli.’ İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin. Şu anda hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.” dedi.
“İstanbul’un fethi hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır”
Fethin tarihi ve medeniyet perspektifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, İstanbul’un yeniden ihya edildiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum; İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil; dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllarca sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi; her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi; Ayasofya dahil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır.” ifadelerini kullandı.
Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un fethine ilişkin tarihçi Halil İnalcık’ın görüşlerini paylaşan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu hakikati büyük tarihçi rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor; O, 1451’de tahta oturduğu andan itibaren fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış; 20 Nisan deniz bozgunu fethi tehlikeye düşürdüğü anda azim ve kararında sarsılmamıştır. İstanbul’un fethi ve 500 yıllık imparatorluk yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir; bu tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir. Ne diyordu? ‘Letuftahanne’l Kostantiniyyete feleni’me’l emiru emiruha veleni’me’l ceyşu zalike’l ceyş.’ ‘İstanbul muhakkak fetholunacaktır; onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.’”
“Bu milletin gönlünde fetih özlemi eksik olmaz”
Fetih ruhunun milletin hafızasında güçlü şekilde yaşamaya devam ettiğini ifade eden Erdoğan, İstanbul’un Türk kimliğine vurgu yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi milletimizin mefkuresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar; Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, fetih mübinine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi; her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakarlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkuresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz. Değerli kardeşlerim; bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımız, İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin gözbebeği, iftihar tablosudur.” dedi.
“Ayasofya’nın zincirlerini nasıl parçaladıysak”
Fetih tartışmaları üzerinden eleştirilerde bulunan Erdoğan, Ayasofya ve İstanbul’un kimliği üzerinden mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama biliyoruz ki bunu hala kabullenemeyenler var. İstanbul’un fethini hala içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Diyorlar ki. ‘Her kim zulüm 1453’te başladı diyorsa maskesini indirin. Altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. İstanbul’un statüsü değişsin diyorsa bunlar, Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek 'Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti.' diyorsa pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız. Her kim bu şehrin Yahya Kemal’in 'Türk İstanbul' dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız.” dedi.
Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren Erdoğan, bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır. Eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef yoktur. Yeter ki Sultan Fatih gibi ‘Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım.’ diyerek kararlılığımızı gösterelim. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir. Bunun için hep birlikte çalışacak, saflarımızı daha da sıklaştıracak ve İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız. Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim. Dünyamız ve bölgemiz gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Değerli kardeşlerim, Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini, beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz. Sağ olun. Var olun. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.” ifadelerini kullandı.