Türkiye’de yürütülen temasların diplomatik ve ekonomik açıdan yoğun bir programla ilerlediğini belirten Francken, çok sayıda girişimciyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve İstanbul’daki temasların “harika” geçtiğini ifade etti.
“Savaş yöntemlerini anlayan iki ülke: Türkiye ve Ukrayna”
Francken, modern savaşın doğasının hızla değiştiğini vurgulayarak Türkiye ve Ukrayna’nın bu dönüşümü erken kavradığını söyledi.
Bu kapsamda Belçika Savunma Bakanı Francken, şu ifadeleri kullandı:
“(Savaş yöntemlerinin değiştiğini) Bunu anlayan iki ülke var, Ukrayna ve Türkiye. Diğer tüm ülkeler ise bu iki ülkeyi örnek almak zorunda.”
Francken, NATO doktrinindeki dönüşüme dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“NATO’nun doktrinini gerçekten değiştiren iki ülke var: Bunlardan biri Ukrayna, diğeri ise Türkiye.”
Türk savunma sanayisine övgü
Francken, Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişimini dikkat çekici bulduğunu belirterek teknoloji, inovasyon ve üretim kapasitesine vurgu yaptı.
Bu kapsamda Francken şu ifadeyi kullandı:
“(Türk Savunma Sanayii) Siz çok öndesiniz, bu yüzden size yetişmemiz gerekiyor ve sizden çok şey öğrenebiliriz.”
Dron teknolojisi ve yeni savaş konsepti
Francken, dron ve anti-dron sistemlerinin modern savaşın merkezine yerleştiğini belirterek ülkelerin bu alanda hızlı uyum sağlaması gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda Francken şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu nedenle değişmemiz gerekiyor. Savaşma biçimimizi de değiştirmemiz gerekiyor. Zira aksi halde Ruslar da sürekli eğitim yapıyor. Bu nedenle hazır olmak zorundayız.”
Francken ayrıca teknolojik dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Dolayısıyla yerinizde sayamazsınız, çünkü yerinizde sayarsanız savaşı kaybedersiniz. Umarım hiç savaş yaşamayız.”
Savunma sanayisinde iş birliği ve projeler
Francken, Türkiye ile Belçika arasında savunma sanayii alanında önemli iş birliği yürütüldüğünü belirtti. Baykar’a yaptıkları ziyareti “çok başarılı” olarak nitelendiren Francken, tersane ziyaretleri ve farklı şirketlerle gerçekleştirilen görüşmelerin verimli geçtiğini söyledi.
Belçika’nın anti-dron projelerine ilişkin bilgi veren Francken, 1 milyar doları aşan bir ihale sürecinin devam ettiğini aktardı.
Bu kapsamda Francken şunları kaydetti:
“Bu, 1 milyar doları aşan bir proje. İhale süreci şu anda devam ediyor. Konsorsiyumda en az bir Belçikalı şirketin yer alması gerekiyor. İhale sürecinin yıl sonunda sona ereceğini düşünüyorum. İkinci konu ise anti-dron teknolojisi. Bu alanda pek çok şey oluyor, birçok yeni gelişme var, araştırdığımız konular var. Dolayısıyla Türk şirketleri için de pek çok imkan var. Siz çok öndesiniz, bu yüzden size yetişmemiz gerekiyor ve sizden çok şey öğrenebiliriz.”
37 belge imzalandı
Francken, İstanbul’da 37 belge imzalandığını, Ankara’da da yeni anlaşmaların imzalanacağını belirtti. Ziyaretin somut ekonomik ve savunma çıktılar ürettiğini ifade etti.
AB, SAFE ve Türkiye vurgusu
Francken, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine değinerek Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. Belçika’nın yeni bir ticaret anlaşmasına destek verdiğini ifade etti.
SAFE kredi mekanizmasına Türkiye’nin dahil edilmesini istediklerini belirten Francken, Avrupa’daki siyasi tıkanıklıkların süreci yavaşlattığını dile getirdi.
NATO, üretim kapasitesi ve Avrupa savunması
Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırdığını belirten Francken, Belçika’nın NATO içinde yüzde 60’lık artışla öne çıktığını söyledi.
Ancak üretim kapasitesine dikkat çeken Francken şu ifadeyi kullandı:
“(Belçika) Şu anda yeterli üretim kapasitemiz yok ve üretimi artırmamız gerekiyor.”
İstanbul ziyareti ve Boğaz turu
Francken, İstanbul temaslarında Boğaz turunun en unutulmaz anlardan biri olduğunu söyledi. Sahil güvenlik botuyla yapılan gezide yunusları gördüklerini belirtti.
Bu anı şöyle anlattı:
“Bu gerçekten en güzel andı.”
Kraliçe Mathilde ile ilk ekonomik misyon
Francken, Belçika Kraliçesi Mathilde’nin ilk kez ekonomik misyona liderlik ettiğini belirterek ziyaretin diplomatik açıdan da önemli bir deneyim olduğunu ifade etti. İstanbul temaslarının hem ekonomik hem kültürel açıdan güçlü bir etki bıraktığını söyledi.