NATO Zirvesi’nin hazırlık sürecinde uluslararası güvenlik ortamına ilişkin ciddi tartışmalar yaşandığını ifade eden Fidan, ittifakın geleceği ve transatlantik ilişkilerin yönüne ilişkin belirsizliklerin gündemde olduğunu dile getirdi.
“Hem yapılışı itibarıyla hem sonuçları itibarıyla tarihi bir zirve oldu”
Fidan, zirvenin Türkiye açısından da önemli bir diplomatik başarı olduğunu belirtti:
“Bu zirve hem yapılışı itibarıyla hem sonuçları itibarıyla gerçekten tarihi bir zirve oldu. Bu aynı zamanda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüttüğümüz Türk dış politikasının da açıkçası olağanüstü bir başarısı idi.”
Zirve öncesinde NATO’nun etkinliği, caydırıcılığı ve birlikteliğine ilişkin tartışmaların yoğunlaştığını söyleyen Fidan, “Türkiye tam bu zamanda esas itibarıyla Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlikle ve politikamızın ürettiği çıktılarla, esas itibarıyla ittifakın hala geçerliliğini koruduğu, transatlantik aktörlerin ortaya koyduğu görüş ayrılıklarının aslında bir noktada buluşturulabileceği ve NATO’nun başlangıçtaki kuruluş amacı olan, yani ofansif değil, saldırıya yönelik değil, daha çok savunma ve barışı korumaya, refahı ve huzuru artırmaya yönelik rolünün yeniden aslında bir keşfi oldu.” ifadelerini kullandı.
“Külfet paylaşımı diye esas itibarıyla kavramsallaştırdılar”
ABD’nin uzun yıllardır Avrupa’nın savunma yükünü tek başına üstlendiğine yönelik eleştirilerine de değinen Fidan, bu yaklaşımın NATO içinde yeni bir politika haline geldiğini söyledi.
Fidan, “Amerika’nın haklı olarak şikayet ettiği, NATO’nun uzun yıllardır ‘Avrupa ayağının yükünü ben taşıyorum, artık burada bir yeni düzenlemeye gidilmesi lazım.’ yaklaşımının külfet paylaşımı anlayışını ortaya çıkardığını belirterek, “Şimdi bunu külfet paylaşımı diye esas itibarıyla kavramsallaştırdılar. Bu kabul gördü. Ankara Zirvesi’nde de bu kavram olmaktan çıkıp artık pratikte uygulanır bir politikaya döndü. Bu önemli, en önemli çıktısı aslında, somut çıktısı bu. Külfet paylaşımının konsept olmaktan çıkıp artık uygulamaya dönüşülmesi ve bu konuda herhangi bir şekilde tartışmanın artık yapılmaması, o önemliydi.” dedi.
Bakan Fidan, savunma sanayisinin NATO içindeki konumuna da dikkat çekti:
"Diğer taraftan gerçekten savunma sanayii alanının en az savunma unsurları kadar, yani askerler kadar önemli olduğu, destekleyici bir unsur değil artık ana bir unsur olduğu, bütün bu savunma planlamalarının yapılmasında ve stratejilerinin oluşturulmasında o da NATO’nun kayıtlarına ve stratejik doktrinine geçti.”
“Dayanıklılık” vurgusu
NATO gündeminde en fazla öne çıkan başlıklardan birinin “dayanıklılık” olduğunu belirten Fidan, son dönemde yaşanan savaşların lojistik kapasite, mühimmat stoku ve savunma altyapısının sürdürülebilirliğinin önemini ortaya koyduğunu söyledi:
“En fazla konuşulan konulardan biri dayanıklılık konusu. Yani ordularınızı hazırlıyorsunuz ama ne kadar süreyle mühimmat olacak? Ne kadar süreyle savunma mekanizmaları olacak? Lojistik ne kadar iyi olacak? Bütün bunların hepsi bir kez daha yaşanan savaşlarda görüldüğü için gündeme geldi.”
Bakan Fidan, savunma sanayisine ilişkin düzenlenen forumların ve Savunma Sanayii Başkanlığının çalışmalarının bu süreçte önemli katkı sağladığını ifade etti:
“Burada yapılan savunma sanayii ile ilgili hem forum, Savunma Sanayii Başkanlığımızın da burada çok ciddi emeği var, onun için de onlara ayrıca teşekkür etmek lazım, hem de politik çerçeve gerçekten çok belirleyici oldu.”
Zirve öncesindeki uluslararası atmosferin yoğun tartışmalara sahne olduğunu belirten Fidan, buna rağmen zirvenin beklentilerin aksine uzlaşıyla sonuçlandığını söyledi:
“Az önce ifade ettiğim gibi yani buraya gelirken Atlantik’in iki tarafında yapılan tartışmalar aslında heyecanı da yükseltti. ‘Bu kadar tartışma burada bir kaza çıkartacak mı? Bir trajedi çıkartacak mı? Bir negatiflik çıkartacak mı?’ Yani herkes bu sorunun cevabı peşindeydi.”
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinin zirvenin başarısında etkili olduğunu dile getirdi:
“Ama burada zirve yapılırken görüldü ki, yani gerçekten Cumhurbaşkanımızın o uzun erimli tarihi liderliği sayesinde ortaya koyduğu politik çerçeve, tavır, tarafları birleştirmesi, bir noktada çözülmemiş meselelere ilişkin alternatif perspektif getirilmesi aslında bu zirveyi gerçekten hem NATO açısından hem ülkemiz açısından tarihi başarılı bir zirve yaptı.”
“Avrupa güvenliği konusu Avrupa Birliği tarafından mı götürülecek”
NATO’nun geleceğinin tüm müttefiklerin ortak kararıyla şekilleneceğini belirten Fidan, Avrupa güvenliğinin nasıl yapılandırılacağına ilişkin tartışmaların da devam ettiğini söyledi:
“Avrupa güvenliği konusu Avrupa Birliği tarafından mı götürülecek, Avrupa’daki Türkiye’nin de dahil olduğu diğer ülkeler tarafından mı götürülecek?”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un NATO’ya ilişkin açıklamalarının arka planında Avrupa Birliği’nin güvenlik alanında daha fazla öncü rol üstlenmesi hedefinin bulunduğunu belirten Fidan, İngiltere’nin ayrılmasının ardından Fransa ve Almanya’nın Avrupa’nın iki temel gücü olarak öne çıktığını söyledi.
Rusya-Ukrayna savaşının askeri açıdan önemli dersler ortaya çıkardığını vurgulayan Fidan, “Ama genel itibarıyla Rusya-Ukrayna savaşı, sebeplerinden bağımsız olarak söylüyorum, askeri stratejistler tarafından gerekli dersler çıkartıldığında şu görüldü: Aslında ittifakın iki kanadının da birbirine gerçekten ihtiyacı var.” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, ABD’nin savunma yükünün paylaşılması yönündeki talebinin Avrupalı müttefikler tarafından kabul edildiğini belirtti:
“İlk önce Amerika ‘Ben yükü gerçekten paylaştırmak istiyorum’ dedi, ‘hepsini taşımak istemiyorum’ dedi. Tamam, Avrupalılar bunu üstlerine aldılar, buradan bir maliyet ödeme var. Çünkü siyasiler için zor bir karar. Sosyal hizmetlerden, temel hizmetlerden kesip savunmaya bütçe ayırmak her iktidarın bir noktada sıkıntıya düşeceği alanlardan biri olabilir özellikle Avrupa’da.”
“Külfet paylaşımı değil, ekosistem kurulumu da önemli”
Savunma sanayiinde yalnızca yük paylaşımının değil, ortak bir üretim ekosistemi oluşturulmasının da önem kazandığını belirten Fidan, son iki yılda bu alanda yürütülen politikaların yeni bir aşamaya geçtiğini söyledi:
“Diğer taraftan savunma sanayiinin ilk başta şöyle bir politika vardı dikkat ederseniz iki sene önce, özellikle Sayın Trump ilk iktidara geldiğinde. Deniyordu ki herkes kendi sanayi yeterliliğini kendisi geliştirsin, bu noktada politikalar üretilsin. Tamam, denendi, gidildi. Konu çok ciddi tartışıldı ama gelinen noktada görüldü ki hiç kimse bu ekosistemini tek başına üretmeye uygun değil. Yani şimdi o zaman ne olacak? İttifak üyeleri arasında külfet paylaşımı değil, ekosistemin kurulumu da önemli.”
ABD Dışişleri Bakanının davetiyle gerçekleştirilen dar katılımlı toplantıya da değinen Fidan, savunma sanayii alanında güçlü müttefiklerin ortak bir politika oluşturmasının kritik önemde olduğunu ifade etti:
“Aslında yaptığımız yan toplantılardan biri, Amerika Dışişleri Bakanı daveti üzerine, dar katılımlı bir toplantıydı bu. Bu savunma sanayiyle ilgili bir ekosisteminin belli başlı endüstriyel gücü olan, sanayi gücü olan müttefiklerin katılımıyla yeni bir politika alanına dönüştürülmesi konusu bence eşit derecede önemli.”
NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlayarak dönüşüm geçirdiğini vurgulayan Fidan, ittifakın artık yalnızca askeri kapasiteye değil, savunma sanayii kabiliyetlerine de odaklandığını söyledi:
“Aslında NATO klasik manasıyla bakıldığı zaman hani insanların zihninde soğuk savaş haliyle mücessem olmuş bir durumda ama modern zamanlara geldiğiniz zaman olan şu: Evrilen tehditler karşısında ittifakla üye ülkelerin hem askeri kabiliyetlerini hem savunma sanayine ilişkin diğer kabiliyetlerini bir arada tutabilme yeteneğini nasıl yürütürüz sorusuna aradıkları bir cevap.”
NATO’nun yeni döneme “3.0” anlayışıyla geçtiğini belirten Fidan, “Bunun da kavramsallaştırılması, isimlendirilmesi 3.0’la oldu. 1.0 biliyorsunuz soğuk savaş dönemiydi. Ondan sonra soğuk savaştan bugüne gelen bir süreç oldu o da 2.0’dı. Şimdi 3.0’a geçiyoruz.” dedi.
“Belli hedefler etrafında ittifakın uzlaşması tarihi bir başarı”
NATO Zirvesi’nde farklı görüşlere sahip müttefiklerin ortak hedefler etrafında uzlaşmasının tarihi bir başarı olduğunu belirten Fidan, bu süreçte Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli rol oynadığını söyledi:
“Şu büyük bir başarı. Bu kadar jeostratejik ve küresel sarsıntıların olduğu bir dönemde, kafa karmaşasının, fikir ayrılıklarının, stratejik hedef farklılıklarının olduğu bir dönemde, ittifaka üye ülkelerin bir araya gelerek belli başlı liderlerin önemli pozisyonlar ortaya koyarak, ki Cumhurbaşkanımız bu liderlerden biri, yine belli kavramlar etrafında, hedefler etrafında ittifakın uzlaşması tarihi bir başarı. Onun altını çizmek gerekiyor.”
Alınan kararların uygulanması halinde savunma sanayisi açısından önemli kazanımlar elde edileceğini ifade eden Fidan, kesintisiz işleyen tedarik zincirleri ile pazara erişimin savunma sanayisinin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde olduğunu vurguladı:
“Sanayinin en önemli iki tane alanından biri, birincisi tedarik zincirlerinin kesintisiz çalışabilmesi ki bu tedarik zincirlerine başka ülkelerin sağladığı malzemeler de giriyor. Bunda sıkıntı olmaması lazım. İkincisi markete erişimde sıkıntının olmaması.”
İttifak ülkelerinin ortak bir savunma sanayii ekosistemi kurmasının hem maliyetleri azaltacağını hem de sektörün kendi kendini sürdürebilir hale gelmesini sağlayacağını belirten Fidan, aksi durumda savunma sanayisinin sürekli kamu desteğine ihtiyaç duyacağını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayiinde yüksek teknolojili sistemlere odaklandığını kaydeden Fidan, müttefikler arasında imzalanan savunma sanayii anlaşmalarının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi:
“Bu girişim, bu sizin de ifade ettiğiniz 50 milyar dolarlık bu Türkiye’nin değil, bütün müttefiklerin kendi aralarında yaptığı sözleşmeler. Buna benzer sözleşmeler savunma sanayimizin geleceği açısından fevkalade önemli.”
Türkiye’nin hava savunma sistemleri, füze teknolojileri, yeni nesil savaş uçakları, insansız hava araçları, sürü dronlar ve siber sistemler gibi stratejik alanlara yoğunlaştığını belirten Fidan, bu projelerin ortak çerçevede yürütülmesinin savunma direncini artıracağını söyledi.
“Türkiye NATO’ya çok ciddi bir katkı sunmuş oldu”
Türkiye’nin savunma sanayiinde ortaya koyduğu başarıların NATO içinde örnek oluşturduğunu ifade eden Fidan, ittifakın karar alma süreçlerinde somut sonuçlara önem verdiğini söyledi:
“Şimdi Rusya-Ukrayna savaşına baktığı zaman orada neye ihtiyacı olduğunu gördü. Türkiye örneğine baktığı zaman bu ihtiyaçların nasıl hayata geçirilebileceğini gördü. Eğer Türkiye tek başına bunları yapıyorsa bir ittifak bunu yapabiliyor olmalı aslında düşüncesi şu anda hakim oldu.”
Türkiye’nin geliştirdiği politikaların doğruluğunun yaşanan gelişmelerle teyit edildiğini belirten Fidan, “Bir şeyin hayata geçmiş olması onunla ilgili politika üretmesini daha kolay hale getiriyor. Türkiye de bu noktada aslında örneklik teşkil etmesi açısından da NATO’ya çok ciddi bir katkı sunmuş oldu.” ifadelerini kullandı.
Trump’ın Türkiye ziyareti ve ABD ile ilişkiler
ABD Başkanı Donald Trump’ın 7 Temmuz’da Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyarete de değinen Fidan, ziyaretin NATO Zirvesi’nden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, iki lider arasında kapsamlı görüşmeler yapıldığını söyledi:
“Sayın Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak Türkiye’ye resmi ziyaret yapması ki bu resmi ziyareti tabii zirveden ayırmak gerekiyor. İlk gün resmi ziyaret oldu 7 Temmuz’da ve yaklaşık 6 saat süren bir diyalog vardı ortada programın tamamında.”
Trump’ın Türkiye ziyaretini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nedeniyle gerçekleştirdiğini kamuoyuna kendisinin açıkladığını belirten Fidan, bunun Erdoğan’ın uluslararası konumunu ortaya koyduğunu ifade etti:
“Gelmeden önce kendisi halka ifade ettiği için bizim artık söylememizde de beis yok, gerçekten Cumhurbaşkanımız olduğu için geldi. Yani onu kendisi söyledi.”
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası liderler arasındaki konumunun Türkiye’nin diplomatik gücüne katkı sağladığını vurguladı:
“Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliği ve dünya liderleri arasındaki bulunduğu yer, Türkiye’nin imajı bakın neleri beraberinde getiriyor. Bu fevkalade önemli bir şey. Yani bu derece güçlü bir liderlik artık Türkiye’nin milli bir değeri ve bizim bir uluslararası kabiliyetimiz haline geldi. Şimdi bu Türk diplomasisi için muazzam bir katkı. Trump’ın da bunu ifade ediyor olması aslında bunu bir şekilde perçinliyor.”
İki liderin görüşmesinde Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda ortak iradenin yinelendiğini belirten Fidan, mevcut sorunların çözümüne yönelik çalışmaların sürdürüleceğini söyledi:
“İkili görüşmede her iki lider de Amerika’yla Türkiye arasındaki ilişkilerin her alanda ilerletilmesi konusundaki iradeleri yenilediler. Var olan sorunların kaldırılması, çözülmesi alanındaki iradeler de yenilendi. Bizlere bu konuda büyük işler düşüyor bakanlar olarak, uygun çözümler bulmakla alakalı.”
Görüşmede sanayi ve ticaret alanındaki iş birliğinin de ele alındığını aktaran Fidan, bölgesel gelişmelerin kapsamlı şekilde değerlendirildiğini ifade etti:
“Özellikle sanayi alanında iş birliğine ilişkin yeni düşünceler ortaya atıldı. Ticaret alanında neler daha fazla yapılabilir onlar konuşuldu.”
Trump ile yapılan görüşmenin en önemli başlıklarından birinin bölgesel krizler olduğunu belirten Fidan, “Sayın Trump buradayken bölgemizde bizim için son derece önemli olan sorunları görüşme imkanı oldu. Yani Lübnan meselesi, Filistin meselesi, Suriye meselesi, İran’la yürüyen müzakereler ve kuzeyimizdeki Ukrayna’yla ilgili savaş.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ve ABD’nin söz konusu krizlerde önemli aktörler olduğuna işaret eden Fidan, “Bütün bunların hepsinde Türkiye gibi Amerika da başat aktör ve iki liderin bu konuda bir senkronizasyon içerisinde bulunması, bir ortak anlayışla pratik ortaya dökmeleri fevkalade önemli stratejide. Bu görüşmenin bence ikinci önemli ayağı da bölgesel ve uluslararası sorunlarda nerede duruyoruz meselesine liderlerimizin karşılıklı verdiği cevap oldu ve burada oluşturulan anlayış birliği oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
“Müttefikler arasında yaptırım olmamalı”
Türkiye’nin müttefik ülkeler arasında yaptırımlara karşı olduğunu vurgulayan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın da bu konuda benzer bir yaklaşım sergilediğini belirtti:
“Beklentimizi aslında Sayın Trump ifade ediyor. Yani biz baştan beri hiçbir şekilde müttefikler arasında yaptırım olmasını istemiyoruz. Bunlar siyasi veya idari kararlar olmamalı.”
Teknik ve ticari anlaşmazlıkların farklı değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Fidan, “Teknik olarak firmalar, kurumlar alışverişte anlaşırlar, anlaşamazlar o başka bir konu. Ama en başta seçilmiş siyasal liderlik ve işte kongre, bizde parlamento, bu konuda engelleyici bir rol oynamamalı müttefikler arasında. Türkiye baştan beri liderliğiyle, parlamentosuyla bu fikirde.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’ye yönelik Avrupa ve ABD kaynaklı yaptırımların kaldırılması için uzun süredir diplomatik girişimlerde bulunulduğunu belirten Fidan, Avrupa’da bu konunun büyük ölçüde çözüldüğünü söyledi:
“Şimdi bu noktada biliyorsunuz uzun bir zamandır bize yapılan ilan edilmemiş ve edilmiş yaptırımlar vardı Avrupa başkentlerinde veya Amerika’da. Bunları sistemli bir şekilde kaldırmaya yönelik çok ciddi diplomatik çalışmalarımız oldu. Çok şükür bunu daha önce başka vesilelerle de söyledim, Avrupa’da artık bunu bir sorun olmaktan çıkardık.”
ABD tarafında idari kararlarla çözülebilecek başlıklarda da ilerleme sağlandığını kaydeden Fidan, yasal düzenleme gerektiren bazı konuların ise gündemde olmaya devam ettiğini belirtti:
“Amerika’da idari kararlarla alınabilecek konular da çok şükür sorun olmaktan çıktı. Ama yasayla bağlanmış bir iki tane konu var. CAATSA bunlardan biri. F-35’le ilgili konu da bunlardan biri.”
İki ülke liderinin ortaya koyduğu siyasi iradenin sorunların çözümü açısından önemli olduğunu vurgulayan Fidan, “Şimdi bu irade burada olduğu sürece iki liderde de biz bakanlıklar olarak bunları çözme konusunda da uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum.” dedi.
“Türkiye’nin hiçbir konuda yaptırıma tabi olmaması lazım”
Türkiye’nin uluslararası alanda artan etkisinin bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturduğunu belirten Fidan, Türkiye aleyhine ABD nezdinde yürütülen lobi faaliyetlerini yakından takip ettiklerini söyledi:
“Türkiye’nin dostu olduğu kadar hasmı da çok, sevmeyeni de olabiliyor zaman zaman. Bazı ülkelerin Amerika nezdinde lobi faaliyetlerinde bulunduğunu da açıkçası görüyoruz.”
Türkiye’nin uluslararası alandaki konumunun güçlenmesiyle birlikte farklı aktörlerin de harekete geçtiğini ifade eden Fidan, “Türkiye’nin bu kadar saygınlık kazandığı, etki ürettiği bir yerde başkaları da farklı şekilde harekete geçiyorlar. Amerikan siyasetinin yine Türkiye’nin önemiyle onlara etki eden negatif manadaki aktörlerin çabası arasında bir ikilem içerisinde kalacağı bir sürece giriyoruz. Bunu yönetmek de diplomasinin işi, zaten bizler de bunun için varız. İnşallah bunu daha ileri bir şekilde çözeceğiz.” diye konuştu.
Bakanlık görevine başladığı günden itibaren önceliklerinden birinin Türkiye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması olduğunu belirten Fidan, “İfade ettiğim gibi yani özellikle ben kendi adıma konuşacak olursam yani bakan olduğum günden itibaren 4-5 tane önemli başlık var benim gündemimde, ödev olarak kendime gördüm. Bir defa Türkiye’nin hiçbir konuda yaptırıma tabi olmaması lazım.” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda tüm kurumlarla koordinasyon içinde çalışarak yaptırımlara ilişkin kapsamlı bir envanter oluşturduklarını söyleyen Fidan, sürecin büyük bölümünün diplomatik kanallardan yürütüldüğünü belirtti:
“Biz bu envanter oluşturmayı tamamladıktan sonra çok sistemli çalışmaya başladık ülkeler nezdinde. Birçok çalışmanın perde gerisinden sessizce yürütülmesi gerekiyor.”
Yürütülen diplomatik girişimlerin sonuç verdiğini kaydeden Fidan, “Çok şükür ifade ettiğiniz ülkeler teker teker bu konuda pozisyonlarını değiştirdiler. Çünkü bizim ortaya koyduğumuz çok ciddi nitelikli bir ortaklık var her alanda. Yani Türkiye güvenilir, güçlü ve bölgesinde etkin bir ülke. Yani böyle bir ülkeyle siz ortak müttefik olmayacaksınız da kiminle olacaksınız?” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin milli güvenliğinden taviz vermeyeceğini vurgulayan Fidan, müttefiklerden istenen savunma kabiliyetlerinin sağlanamaması halinde alternatif seçeneklerin değerlendirileceğini ifade etti:
“Türkiye kendi milli güvenliğinden asla ve asla taviz vermez. Yani birçok konuda uzlaşabiliriz ama milli güvenliğimiz bizim için birinci derecede önemli bir konu. Eğer biz kendi müttefiklerimizle belli yetenekleri elde etme veya geliştirme konusunda sıkıntı yaşıyorsak biz orada beklemeyiz, biz alternatif alanlara da döner bakarız.”
Müttefik ülkelerin de bu gerçeği gördüğünü belirten Fidan, “Müttefiklerimiz bunu da gördüler, yani aslında Türkiye alternatifsiz bir ülke değil. Yani gerçekten artık daha sağlıklı düşünülmesi gerekiyor. Biraz da normal politikanın etkisinden kurtulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“F-110 motorlarıyla ilgili kongrenin yasal bildirim süresi dün itibarıyla doldu”
Avrupa parlamentolarında Türkiye’deki iç siyasi tartışmaların zaman zaman dış politikaya yansıdığını belirten Fidan, bunun stratejik konuların yönetimini zorlaştırabildiğini söyledi:
“Özellikle Avrupa parlamentolarında Türkiye’deki siyasal bölünme Avrupa parlamentolarına ithal ediliyor. Bazen bizde muhalefette olan görüş başka bir Avrupa parlamentosunda ve ülkesinde iktidarda olabiliyor. Bu gerçekten çok etkili olabiliyor.”
Yüksek strateji ile iç siyasetin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Fidan, bu yaklaşımın diplomatik kanallarda da anlatıldığını ifade etti:
“Dolayısıyla aslında belli yerlerde yüksek stratejiyle iç siyaseti ayırabilme yeteneğini de geliştirmek gerekiyor. Bunu uygun dille ve kavramlarla, stratejilerle karşı tarafa da anlatmak gerekiyor.”
ABD ile yürütülen savunma iş birliği sürecine ilişkin de bilgi veren Fidan, “F-110 motorlarıyla ilgili kongrenin yasal bildirim süresi de dün itibarıyla doldu, yani inşallah bundan sonra bir sonuç çıkmamasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD-İran geriliminde Hürmüz Boğazı mesajı
ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilime de değinen Fidan, taraflar arasında geçiş düzenlemelerine ilişkin görüş ayrılıklarının çatışmayı tetiklediğini söyledi.
İsviçre’de Pakistan’ın arabuluculuğunda imzalanan mutabakatın genel çerçeve çizdiğini belirten Fidan, “Şimdi boğazın açılması meselesi en önemli şartlardan biriydi ve taraflar bu şekilde hareket ettiler.” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile konuyu ayrıntılı şekilde görüştüğünü aktaran Fidan, “Ben dün Sayın Arakçi’yle bu konuyu çok uzun konuştum. Kendisi arayıp izah etme ihtiyacı da hissetti. Çünkü çatışmaların yaygınlaşma ihtimali de var.” ifadelerini kullandı.
Tarafların Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş kurallarını farklı yorumladığını belirten Fidan, bu nedenle önce gemilere yönelik saldırılar yaşandığını, ardından karşılıklı misillemelerin geldiğini söyledi:
“Burada boğazdaki geçiş regülasyonunun bir şekilde ortak anlayışa bağlanması gerekiyor.”
İran ve Umman’ın boğaz üzerindeki yetki alanlarına ilişkin teknik ayrıntılar bulunduğunu kaydeden Fidan, bu konunun hafta sonu Umman’da yapılacak temaslarda ele alınacağını ifade etti:
“Hafta sonu Umman’da bir araya gelecek Ummanlı mevkidaşıyla Sayın Arakçi. Orada çünkü boğaza baktığınız zaman bir tarafında İran, bir tarafında Umman var.”
Taraflar arasında dün itibarıyla iletişim kanallarının yeniden işletildiğini ve gerilimin şimdilik durulduğunu belirten Fidan, “Dün itibarıyla yapılan iletişim neticesinde taraflar arasında şu anda bir sessizlik sürecine girildi. Ama bunun tekrar bir ortak anlayışa bağlanması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Hafta sonuna kadar geçiş düzenlemelerine ilişkin anlaşmazlığın giderilebileceğini düşündüğünü belirten Fidan, “Hafta sonu itibarıyla ben bir çözüme ulaşılabileceğini düşünüyorum, bu geçişteki anlayış farklılığının izale edilmesi hususunda.” dedi.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Karadeniz güvenliği
Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye’yi doğrudan etkilediğini belirten Fidan, Karadeniz’deki güvenlik ve seyrüsefer emniyetini yakından takip ettiklerini söyledi:
“Bu konuda biz kesintisiz çalışıyoruz. Yani hiç dikkatimizden kaçırmadığımız konulardan biri. Bizi çok yakından ilgilendiriyor, direkt etkiliyor. Karadeniz’in güvenliği, seyrüsefer emniyeti sadece milli güvenlik, fiziki güvenlik ile ilgili değil, yani ticaretin direkt etkilendiğini görüyoruz.”
Ticari gemilere yönelik saldırıların arttığına dikkat çeken Fidan, savaşın kapsamının giderek genişlediğini belirterek, “Tam da korktuğumuz oluyor, baştan beri uyardığımız konular, giderek savaş yaygınlaşıyor. Yani bölgesel olarak yaygınlaşıyor, hedef olarak yaygınlaşıyor, yöntem olarak yaygınlaşıyor. Allah korusun daha ileri seviyelere taşınma durumu var.” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz ay Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajlarını ilettiğini aktaran Fidan, NATO Zirvesi öncesinde Rusya’nın tutumunu değerlendirme imkanı bulduklarını söyledi.
Fidan, “Ben geçen ay gittiğimde Sayın Putin’le ve diğer Rus meslektaşlarımızla görüştüğümde bu konuları yakından görüşme imkanımız oldu. Tabii Cumhurbaşkanımızın mesajlarını iletme imkanım oldu.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla yakın zamanda Ukrayna’yı da ziyaret edeceğini açıklayan Fidan, “Yakın zamanda inşallah Cumhurbaşkanımız tekrar Ukrayna konusunda bizi görevlendirdi, Ukrayna’ya da gideceğim. Aynı türden görüşmeleri Ukraynalı muhataplarımızla da yapacağım.” diye konuştu.
Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna ile temas kurabilen az sayıdaki ülkeden biri olduğunu vurgulayan Fidan, bu durumun müzakere süreçlerinde önemli avantaj sağladığını ifade etti:
“Avrupalılar savaşın bir tarafı ama Ruslarla görüşmüyorlar, Ruslar bir taraf ama Avrupalılarla görüşmüyorlar. Tabii iletişim kanalları var ama şimdi bu kadar hayati bir savaşta insanlar mümkün olduğunca fazla kanaldan fazla bilgi alıp kararlarını kesinleştirmek istiyorlar.”
Zirve kapsamında bazı liderlerle yaptığı görüşmelerde endişe verici değerlendirmeler dinlediğini aktaran Fidan, Türkiye’nin sahadaki temaslarının karar alma süreçlerine katkı sunduğunu belirtti:
“Türkiye’nin yaptığı bu faaliyet her iki taraf için de kararlarını almada, bir sonraki müzakere adımını atmada çok belirleyici oluyor.”
Türkiye’nin zaman zaman doğrudan müzakereci, zaman zaman ise ABD ile koordinasyon içinde kolaylaştırıcı rol üstlendiğini söyleyen Fidan, “Amerikalılarla da bu konuyu yakından müzakere etme ve görüşme imkanımız oluyor. Bu açıdan Cumhurbaşkanımızın bu inisiyatifi inanılmaz derecede önemli. Tabii biz bunu mümkün olduğunca etkin ama sessiz yapmaya çalışıyoruz. Netice almak önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
”(NATO Zirvesi) inanılmaz derecede başarılı bir organizasyondu”
NATO Zirvesi’nin hem içerik hem de organizasyon açısından büyük başarıyla tamamlandığını belirten Fidan, uluslararası katılımcılardan olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi.
Fidan, “Hem organizasyonu hem içeriği itibarıyla inanılmaz derecede başarılı bir organizasyondu, zirveydi.” dedi.
Program boyunca güvenlik ve stratejik konuların ele alındığını hatırlatan Fidan, organizasyon sürecinin de uluslararası heyetler tarafından takdir edildiğini belirterek, “Çok sayıda hemen hemen herkesten inanılmaz derecede samimi ve içten tebrikler aldım.” ifadelerini kullandı.
NATO Zirvesi organizasyonuna tam not
NATO Zirvesi’nin organizasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin ev sahipliğinin katılımcılar tarafından büyük beğeni topladığını söyledi.
Uluslararası zirvelerde ulaşım, konaklama ve güvenlik gibi birçok unsurun sorun oluşturabildiğini belirten Fidan, Türkiye’nin bu süreci katılımcılar açısından konforlu bir deneyime dönüştürdüğünü ifade etti:
“Türkiye bunu gerçekten keyifli bir ortama dönmeyi başardı. Ben şunu görüyorum, arkadaşlarıma da söyledim onu, bu organizasyondaki başarı ve gelenleri mutlu ve rahat hissettirmeyle alınan kararlardaki olumluluk arasında da doğrudan bir bağlantı var.”
Olumlu atmosferin müzakerelere de katkı sağladığını vurgulayan Fidan, “Olumlu bir ortamda, olumlu bir atmosferde daha olumlu olabiliyorsunuz, reaksiyoner olmaktan kaçınabiliyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Organizasyonun başarısında kamu kurumlarının yoğun emeği bulunduğunu belirten Fidan, Ankara Valiliği, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve diğer kurumların aylar süren hazırlıklarla süreci başarıyla yönettiğini söyledi:
“Binlerce polisimiz, jandarmamız buranın güvenliği için, trafiğin problemsiz akması için, hiçbir şeyin aksamaması için gece gündüz çalıştılar.”
Zirve alanının NATO standartlarının da üzerine çıkarıldığını ifade eden Fidan, “Şu ana kadar yapılan NATO zirve alanlarının hepsini çok fevkinde bir yer oldu.” dedi.
“Bütün detaylar inanılmaz şekilde düşünülmüş, hesaplanmış”
Katılımcılardan yemeklerden ulaşıma kadar birçok konuda olumlu geri dönüş aldıklarını belirten Fidan, Etimesgut Askeri Havaalanı’nda yapılan düzenlemelerin de organizasyona önemli katkı sağladığını söyledi:
“Lider geliyor, uçağıyla iniyor, hemen çok güzel bir yerde karşılanıyor, arabasına biniyor, tam 6 dakika sonra zirve alanında. Bunu hiçbir yerde yaşayamazsınız.”
Sadece liderlerin değil, heyetler ve basın mensuplarının da organizasyondan memnun ayrıldığını belirten Fidan, “Polislerimizin, güvenlik görevlilerimizin davranışından hizmet eden garsonlarımızın kalitesine varana kadar bütün detaylar inanılmaz şekilde düşünülmüş, hesaplanmış.” dedi.
Türkiye’nin organizasyon kabiliyetini ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan, “Türkiye’nin milli zenginliği, milli kabiliyeti burada aslında kendini de göstermiş oldu. İnanılmaz müthiş bir atmosfer oluştu. Herkes çok keyifliydi, herkes kendini çok rahat hissetti.” değerlendirmesinde bulundu.
“Saat gibi çalışan bir organizasyondu”
Zirvenin bir yıllık hazırlık sürecinin ürünü olduğunu belirten Fidan, organizasyonda görev alan binlerce kişinin büyük özveriyle çalıştığını söyledi:
“Saat gibi çalışan bir organizasyondu. Bir yıldır devam eden hazırlık çalışmaları vardı.”
Dışişleri Bakanlığı personeli ile diğer kamu kurumlarının koordineli çalıştığını belirten Fidan, “En büyük rolü yapanlar şu anda isimleri burada olmayan binlerce insan. Bütün resmi kurumlarımızla gayriresmi kurumlarımızla inanılmaz bir bütünlük içerisinde organizasyon becerisi ortaya koyduk.” ifadelerini kullandı.
"Mehter ve yeniçerili karşılama ilgi gördü"
Liderlerin mehter marşı ve yeniçeriler eşliğinde karşılanmasının da ilgiyle karşılandığını belirten Fidan, bunun Türkiye’nin tarihini ve kültürünü tanıtma açısından önemli olduğunu söyledi:
“O otantizmi görmeleri, o orijinalliği görmeleri önemli, bu bizim tarihimize ait çok kıymetli bir şey.”
Zirvenin yalnızca diplomatik görüşmelerden ibaret olmadığını vurgulayan Fidan, gastronomi, kültür ve Ankara’nın ev sahipliğiyle katılımcılara farklı bir deneyim sunulduğunu ifade etti:
“Biraz gastronomi, biraz kültürümüz, biraz Ankara’nın güzelliği… Ankara’dan da çok etkilenen oldu bu arada.”
Ankara’nın uluslararası ziyaretçiler tarafından yeterince tanınmadığını dile getiren Fidan, “İki gün Ankara’da kalmak birçok insana iyi geldi, tavsiye ederim Ankara’da daha çok kalsınlar.” ifadelerini kullandı.