İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ'nün
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İstanbul'daki "ana darbe
soruşturması" sonucunda, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, 6 general, 17
subay olmak üzere 9'u firari 15'i tutuklu 24 şüpheli hakkında
iddianame hazırlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu
savcılarından Can Tuncay tarafında yürütülen FETÖ'nün 15 Temmuz
darbe girişimine ilişkin İstanbul'daki ana darbe girişimi
soruşturması tamamlandı.
Soruşturma sonunda hazırlanan 351 sayfalık iddianamede, İstanbul
genelinde şehit edilen 89 isim ''maktul'' sıfatıyla, olay tarihinde
kaçırılmaya teşebbüs edilen 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar,
Deniz Harp Okulu Komutanı Mesut Özel, Deniz Harp Akademisi Komutanı
Tayyar Ertem ve eşi Emel Ertem ile Harp Akademileri Komutanı Tahir
Bekircioğlu müşteki, aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın da bulunduğu 89 kişi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı, 65. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, AK Parti İstanbul İl
Başkanlığı, Doğan Şirketler Grubu Holding, Digitürk Genel
Müdürlüğü, Casper Bilgisayarlar Sistemi Anonim Şirketi de ''suçtan
zarar görenler'' sıfatıyla yer aldı.
İddianamede, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen "1" numaralı şüpheli,
Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit, Albay Ahmet Zeki Gerehan, Kurmay
Albay Onur Özden, Kurmay Albay Rıfkı Keser, Kurmay Albay Uzay
Şahin, Kurmay Yarbay İrfan Arat, Kurmay Yarbay Engin Durmaz ve
Kurmay Binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu, hakkında yakalama kararı
bulunan firari şüpheli olarak yer alıyor.
İddianamede, 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Erdal Öztürk,
Tümgeneral Fethi Alpay, Tuğgeneral Eyyüp Gürler, Tuğgeneral Özkan
Aydoğdu, Tuğgeneral Yüksel Durak, Kurmay Albay Ahmet Gümüş, Kurmay
Albay Mehmet Kapan, Kurmay Albay Muzaffer Düzenli, Kurmay Albay
Müslüm Kaya, Kurmay Albay Nebi Gazneli, Kurmay Albay Ömer Faruk
Özköse, Kurmay Albay Sadık Cebeci, Kurmay Yarbay Şakir Çınar,
Kurmay Yarbay Fatih Karakaya ve Kurmay Binbaşı Murat Yanık, tutuklu
şüpheli olarak bulunuyor.
Başsavcıvekili İsmail Uçar'ın onayladığı iddianame ile 72 klasör
evrak da İstanbul 14 Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Mahkeme heyetinin, 15 gün içinde iddianamenin kabulü veya reddi
yönünde bir karar vermesi bekleniyor. İddianamenin kabulü halinde,
ilerleyen günlerde şüphelilerin yargılanmasına başlanacak.
İddianamede, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkında, "Türkiye
Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını
engellemeye teşebbüs Etme", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini
ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs
etme", "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "bir
suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle ve kişinin yerine
getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme", "tasarlayarak bir
suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle kasten öldürme",
"cebir kullanarak, silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte,
kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin
sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle kişiyi
hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs etme, "cebir kullanmak
suretiyle gece vakti, silahla, kamu görevinin sağladığı nüfuz
kötüye kullanılmak suretiyle ve birden fazla kişi tarafından
birlikte konut dokunulmazlığını ihlal etme", "silahlı terör örgütü
kurmak", "kara ulaşım araçlarının alıkonulması", "hava ulaşım
araçlarının alıkonulması", "gece vakti, cebir kullanmak suretiyle,
silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte ve kamu görevinin
sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işyeri
dokunulmazlığını ihlal", "haberleşmenin engellenmesi", "işyeri
dokunulmazlığını ihlal", "silahla, birden fazla kişi tarafından
birlikte ve kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak
suretiyle kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi" ile
"silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte ve kamu görevinin
sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle siyasi hakların
kullanılmasının engellenmesi'' suçlarından 92 kez ağırlaştırılmış
müebbet ve 56 yıldan 174 yıla kadar hapis cezası istendi.
Şüpheliler Tümgeneral Fethi Alpay, Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit,
Tuğgeneral Özkan Aydoğdu, Tuğgeneral Eyyüp Gürler, Muzaffer
Düzenli, Uzay Şahin, Onur Özden, Ahmet Zeki Gerehan, Mehmet Murat
Çelebioğlu ve Murat Yanık'ın da aynı suçlardan ayrı ayrı 92 kez
ağırlaştırılmış müebbet ve 56 yıldan 174 yıla kadar hapis cezasına
çarptırılması istenen iddianamede, şüpheliler Engin Durmaz, Mehmet
Kapan ve Fatih Karakaya hakkında 47 kez, şüpheli Sadık Cebeci
hakkında 17 kez, şüpheliler Nebi Gazneli, Müslüm Kaya hakkında 6
kez, şüpheliler Şakir Çınar, Rıfkı Keser, İrfan Arat, Ömer Faruk
Özköse, Ahmet Gümüş, Erdal Öztürk ve Yüksel Durak hakkında ise üçer
kez ağırlaştırılmış müebbet ve ''silahlı terör örgütüne üye olmak''
suçundan 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapis cezası talep
edildi.
"YURTTA SULH KONSEYİ" İSTANBUL YAPILANMASI
İddianamede, İstanbul'daki darbe girişimi faaliyetlerini, öncesinde
yaptığı toplantılarla planlayan, görev dağılımı yapan, kontrol
altına alınacak bölgeleri belirleyen veya girişim günü icrasında
yönlendirici ve azmettirici vasıfta olup darbe girişimi kapsamında
hakimiyet sağlanması için işlenen muhtelif suçlardan doğrudan /
dolaylı fail sıfatıyla sorumlu olan "Yurtta Sulh Konseyi'' İstanbul
yapılanmasının, Fethi Alpay, Mehmet Nail Yiğit, Özkan Aydoğdu,
Eyyüp Gürler, Muzaffer Düzenli, Uzay Şahin, Onur Özden, Ahmet Zeki
Gerehan, Mehmet Murat Çelebioğlu ve Murat Yanık isimli
şüphelilerden oluştuğu vurgulandı.
Kalkışma suçlarının yanında darbe girişimi sırasında işlenen ve
sorumlu oldukları belli başlı suç konusu eylemlere ayrıntılı olarak
yer verilen iddianamede, diğer 14 şüphelinin eylemlerinin ise
Yurtta Sulh Konseyi İstanbul yapılanmasının eylemleriyle kuvvetli
şekilde hukuki ve fiili bağlantısı olması nedeniyle soruşturmaya
konu edildiği belirtildi.
İddianamede, şöyle denildi:
''Konsey üyesi şüphelilerin İstanbul ilinde darbe girişimi
faaliyetleri kapsamında darbeci askeri kanadın hakimiyetinin
sağlanması amacıyla işlenen öldürme, öldürmeye teşebbüs,
yaralama, hürriyeti tahdit, yağma, özel şahıslara ve kamuya ait
mallara zarar verme suçlarının eylemleri üzerinde ortak hakimiyet
sağlayan ve azmettiren konumunda sorumlu oldukları, darbe girişimi
toplantılarına katılan ve aynı gerekçelerle terör örgütüyle
aralarında süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde organik bağ
bulunup örgüt üyesi konumunda bulunan diğer şüphelilerin ise
faaliyet kapsamında darbeci askeri kanadın hakimiyetini sağlamak
için emniyet altına almayla görevlendirilenlerin
görevlendirildikleri bölgede sevk-idare ettikleri birliklerin
işlediği ve kendilerinin azmettirdiği suçlardan, sayılanlar
dışındaki konumda bulunan ve terör örgütüyle organik bağı tespit
edilemeyen şüphelilerin ise darbe girişimi planlamasına ve olay
günü girişimine genel olarak katılmalarından dolayı sorumlu olup
eylemleri örgüt adına işledikleri, örgütün deşifresine yönelik
beyan ve tespitlerden anlaşılacağı üzere görev ve rütbesi ne
olursa olsun örgüt mensubu asker şahısların örgütsel tabirle
'şakirt' tabir edildikleri, örgütün sivil ve asker yönetici
unsurlarının emrinde oldukları anlaşılmıştır."
"BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANDI"
FETÖ/PDY'nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisine diğer
devlet kurumları gibi yıllar süren bir süreçte sızdığı
belirtilen iddianamede, Türkiye için başlıca tehdit unsuru olan
örgüt üyesi askerlerle bu askerleri yönlendirilen örgütün, 15
Temmuz'da "ağabey-imam" tabir edilen sivil unsurlar yönetiminde,
mevcut anayasal demokratik düzeni hedef alan ve meşru hükümeti
devirme amaçlı darbe girişimi gerçekleştirdiği
hatırlatıldı.
"Ancak darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
çağrısı üzerine başta milletimizin ve güvenlik güçlerimizin
demokrasiye sahip çıkarak, ferasetle dik duruşu ve karşı koyması
neticesinde başarısızlıkla sonuçlanmıştır." denilen iddianamede,
elebaşı Fetullah Gülen'in talimatlarıyla, devlet kurumlarına sızan
kamu görevlisi görünümlü örgüt mensuplarının birkaç yıllık
süreçte ülkede istikrarsızlık yaratarak, devletin tüm
kademeleriyle ele geçirilip kendi mensuplarından olmayanların
tasfiye edilmesi ve sonunda mevcut hükümeti devirme amacı
doğrultusunda gerçekleştirdikleri eylemlere yer verildi.
İstanbul'daki darbe girişimiyle ilgili istatistiki bilgilerin de
yer aldığı iddianamede, askerlerin eylemleri sonucu 2'si asker, 5'i
polis, 82'si sivil vatandaş olmak üzere toplam 89 kişinin
hayatını kaybettiği, kolluk görevlileri dahil 719 kişiye karşı
hedef gözetmeksizin silahla veya tankla ateş açılarak
öldürülmelerine teşebbüs edildiği, eylemlerin yöneldiği
mağdurlardan 685'inin yaralandığı, 34'ünün yara almadan
kurtulduğu, 155 kişinin yaralama kastıyla gerçekleştirilen
eylemlerin mağduru olduğu, kolluk görevlileri dahil 148 kişiye
karşı yağma ve hürriyeti tahdit eylemi gerçekleştiği, 214
özel şahsa ait mal ile askeri kurumlara ait olanlar hariç 25
kamu malının zarar gördüğünün tespit edildiği bildirildi.
"EYLEME GEÇİLMESİNİ SAĞLAYAN TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ
GÜLEN"
Darbe sürecinde yurt genelinde ve İstanbul'da yaşanan olaylar,
olayların değerlendirilmesi, darbeyi planlayan ve yönlendirilen
FETÖ/PDY'nin yapısı ve işleyişi, terör örgütü niteliği,
darbe girişiminin terör örgütünün bir eylemler dizisi
olduğuna dair delillerin sıralandığı iddianamede, hukuki durumu
eylemi gerçekleştiren asker şahısların eylemleriyle benzer olmasa
da darbe planına bizzat onay verdikten sonra eyleme geçilmesini
sağlayan terör örgütü lideri Fetullah Gülen'in hukuki durumu
irdelendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 9 Eylül 2016'da "darbe
girişiminin talimatını verdiği" gerekçesiyle Gülen hakkında,
geçici olarak tutuklanması istemiyle ABD yetkili makamlarına
hitaben talepname yazısı ile delil ve tespitlere yer verilen
iddianamede, ABD'de ikamet eden terör örgütü elebaşı Gülen'in,
Türkiye'de işlenen birçok suçun yanı sıra 15 Temmuz'da
gerçekleştirilen kanlı darbe teşebbüsünün talimatını veren
kişi olması nedeniyle tutuklanması için arandığı ve 15 Temmuz'da
TSK içinde değişik rütbelerde görev yapan askerler tarafından
Gülen'in emir ve talimatları doğrultusunda silahlı bir askeri
darbe teşebbüsünde bulunulduğu anımsatıldı.
Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen sanık ve gizli tanık
beyanlarının da yer bulduğu iddianamede, "darbe" talimatını
Fetullah Gülen'in verdiğine ilişkin anlatımlar sıralandı.
Darbe girişimine katılan Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız'ın,"darbe
girişiminden önce 9 günlük bayram tatilinde Ankara'da bir kısım
askerlerle birlikte darbe planlamasına ilişkin toplantı
yaptıkları, bu toplantıya katılan FETÖ imamı Adil Öksüz'ün
kendilerine, 'ben bu çalışmaları Amerika'ya gidip Gülen hocama
sunacağım' dediği, darbe planlaması yapılan toplantıda darbeye
karşı olan bir kısım generalleri rehin alma görevinin kendisine
verildiği, kendisinin de darbe girişimi sırasında bu
generallerden ikisini rehin aldığı" yönünde beyanda bulunduğu
aktarılan iddianamede, Adil Öksüz'ün en son darbe planlarını
Gülen'in onayına sunmak üzere 11 Temmuz 2016'da uçakla Amerika'ya
seyahat ettiği, darbe gerçekleşmeden 2 gün önce 13 Temmuz'da
Türkiye'ye döndüğü ve 16 Temmuz'da darbe girişiminin idaresinin
yapıldığı Akıncılar Üssü'nde yakalandığı bilgisi verildi.
"GÜLEN, BİRİNCİ DERECEDEN SORUMLU"
"Fetullah Gülen'in, Adil Öksüz aracılığı ile TSK'daki örgüt
mensubu askerlere 15 Temmuz 2016'da darbe gerçekleştirmeleri
konusunda talimat verdiği anlaşılmıştır." denilen iddianamede,
FETÖ'nün yayın organı olarak faaliyette bulunan "www.herkul.org"
adresinde kayıtlı video sitesinde, Gülen ile Adil Öksüz'ün
birlikte görüntülerinin bulunduğu kaydedildi.
Jandarmada albay rütbesiyle görev yapan Arif Kalkan'ın 14 Ağustos
2016'da verdiği ifadede, "askeri lise yıllarından itibaren FETÖ
olarak tanınan örgütün içerisinde yer aldığı, bu örgütün
lideri olan Gülen ile iki kez yüz yüze görüştüğü, askeri
lise öğrencisiyken yaptığı bu görüşmelerden birisinde
Gülen'in kendisine 'Baki' kod ismini verdiği, darbe öncesinde
FETÖ üyesi askerlerle Ankara'da toplantı yaptıkları, kendisine
Ankara Güvercinlik'te bulunan bir kısım generalleri rehin alarak
darbe girişiminin merkezi olan Akıncılar Hava Üssü'ne götürme
görevi verildiği, kendisine ve kendisi gibi Türk ordusunda
görev yapan değişik rütbedeki darbeye katılan subaylara,
Gülen'in Türkiye'de bulunan örgüt yöneticileri aracılığıyla
talimatlar verdiği, kendilerinin de aldıkları bu talimatlar
doğrultusunda hareket ederek, 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe
girişiminde bulundukları" yönünde beyanda bulunduğu belirtilen
iddianamede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın da
mağdur olarak verdiği 19 Temmuz tarihli ifadesinde, "Darbeci
askerler tarafından rehin alındıktan sonra, darbecilerin karargah
olarak kullandıkları Akıncılar Hava Üssü'ne götürüldüğünde,
FETÖ üyesi olan darbeci askerlerden Hakan Evrim'in kendisine,
'dilerseniz, sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile
görüştürürüz' dediği" beyanı hatırlatıldı.
Bu ifadelerden Gülen'in darbe teşebbüsünün yöneticisi
olduğunun en güçlü şekilde anlaşıldığı vurgulanan
iddianamede, "Tanık beyanları ve şüphelilerin itirafları
incelendiğinde, darbe teşebbüsünün Gülen'in emir ve
talimatları doğrultusunda hareket eden TSK içerisindeki FETÖ
üyeleri tarafından gerçekleştirildiği, Türkiye'de darbe
planlaması yapıldıktan sonra planlar onaylanmak üzere Amerika
Birleşik Devletleri'nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Gülen'e
götürüldüğü, kendisinin darbe planına onay verdikten sonra
darbe girişiminde bulunulduğu, Gülen'in darbe teşebbüsünü
gerçekleştiren ve sivil halkı katleden FETÖ lideri olarak hem
darbe teşebbüsünden hem de sivillerin ölüm ve yaralamalarından
birinci derecede sorumlu olduğu açıkça anlaşılmıştır."
değerlendirmesi yapıldı.
"COLARADO BÖLGE İMAMI"NIN KRİPTOLOJİK
ÇÖZÜMLEMESİ
İddianamede, terör örgütünün muhtelif kademelerinde ülke
geneli bölge imamlığı ve ABD'de muhtelif eyaletlerin bağlı
olduğu "Colarodo bölge imamlığı" sıfatıyla yönetici olarak
faaliyet gösteren, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan,
örgüt ve faaliyetleri hakkında açıklamalarda bulunan Hasan
Polat'ın ifadesine de yer verilerek, örgüt içerisinde kriptoloji
sorumluluğu görevini yapmasından dolayı Gülen'in darbe girişimi
öncesi ve sonrasında örgüt üyelerine hitaben yapmış olduğu
bir kısım konuşmaların tespit edildiği ve Polat'a kriptolojik
çözümleme yaptırıldığı bilgisi yer aldı.
Polat'ın, Gülen'in konuşmalarının yer aldığı görüntü
çözümlemelerine, iddianamede şöyle yer verildi:
"Fetullah Gülen'in 'www.herkul.org' isimli internet sitesinde, 13
Haziran 2009 tarihli konuşması; 'Örgütün ideolojisi
doğrultusunda hareket eden mensuplarına devletin kamu kurumlarına
sızılması talimatı verdi.' 4 Şubat 2016 tarihli konuşması; '15
Temmuz'da tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi öncesinde
örgütüne mensup bir kısım asker şahıslara darbe yapılması
talimatı verdi, düşman gördüğü Türkiye Cumhuriyeti
hükümetine karşı yapılan darbe girişimini 'düşmanını
öldürme' şeklinde tanımladı, bu girişim esnasında ölenlerin
şehit, yaralananların gazi olacağını beyan etti.' Yeşil-haki
renkli cübbe giyerek yaptığı konuşması; 'Daha önceden haki renkli
cüppe giydiğine hiç şahit olmadım. Konuşmasında örgütüne
mensup asker şahıslara özellikli bir mesaj verdi.' 22 Temmuz 2016
tarihli konuşması; 'Darbe girişiminden sonra örgütünün
ideolojisi doğrultusunda hareket eden örgüt mensuplarına karşı
yürütülen soruşturmalarda yakalanan, gözaltına alınan ve
tutuklananlara konuşmamaları, susmaları, örgütü deşifre
etmemeleri talimatı verdi, ayrıca darbe girişimine karşı çıkan
ve engelledikleri zannettiği şeklinde tanımladığı vatandaşlar
için (ahmak) kelimesini kullanarak hakaret etti."
Hasan Polat'ın yaptığı tespitlerde herhangi bir tereddüdü
olmadığını da söylediği belirtilen iddianamede, Gülen'in
yeşil-haki cübbeyle yaptığı konuşmayla ilgili, "Gülen'in, internet
sitesinden bugüne kadarki yapmış olduğu sohbet yahut dini bir
vaaz gibi görünen konuşmalarında belirtilen tarihteki konuşması
hariç, hiçbir konuşmasında genel itibarıyla askeri birimlerin
kullanmış oldukları haki-yeşil renkli cübbe giymediği ancak 15
Temmuz 2016 tarihindeki darbeye teşebbüs olaylarından kısa süre
önce, 20 Mart 2016 tarihindeki sohbet yahut dini bir vaaz gibi
görünen konuşmasında askeri kurumların kullanmış olduğu
kıyafetlerde kullanılan haki-yeşil rengin kullanıldığı tespit
edilmiştir." denildi.
Örgütün darbe girişiminde İstanbul'da faaliyet gösteren
mensuplarına ve eylemlerine ilişkin iddianamede, şu değerlendirmede
bulunuldu:
''Ülke çapında gerçekleştirilen darbe girişimi faaliyetlerinin
İstanbul ili ile ilgili kısmıyla ilgili görevin Ankara ili Keçiören
ilçesinde FETÖ/PDY mensubu Neşet Gülener isimli şahsın ve şüpheli
Kurmay Albay Onur Özden'in evinde yapılan toplantılar sonucunda
Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığında yuvalanan
terör örgütü mensupları merkezli icrası planlanan darbe
girişiminin İstanbul ilindeki faaliyetleri açısından şüpheli
Muzaffer Düzenli başta olmak üzere Murat Yanık, Onur Özden, Mehmet
Murat Çelebioğlu ve Uzay Şahin'in irtibat ve koordinasyon timi
olarak görevlendirildikleri, bu aşamadan sonra adı geçen
şüphelilerin İstanbul iline gelerek 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı ve
66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı ve Hava Harp Okulu
Komutanlığında yapılan toplantıları koordine ettikleri tespit
edilmiştir.''
İddianamede, şüpheliler Eyyüp Gürler, Murat Yanık, Özkan Aydoğdu,
Mehmet Nail Yiğit ile Fethi Alpay'ın darbe planlamasından,
İstanbul'da yapılan toplantılardan önce haberdar olduklarının
anlaşıldığı anlatılarak, yine yapılan toplantılar sonucunda Kara
Harp Akademisi öğrencilerinin İstanbul ili genelinde kontrol altına
alınacak her noktaya gruplar halinde takviye edilmesi kararının
alındığı, takviyenin amacının yetişmiş rütbeli personel olan
Akademi öğrencilerinin sevk ve idarede görev alarak faaliyetin
kolaylaştırılması olduğu, olay günü her noktaya gönderilecek
grubu belirleme, sevk edilmelerini sağlama ve faaliyetlerinin
emrini verme işini toplantılara katılan Kara Harp Akademisi Öğretim
Başkanı Albay Ahmet Zeki Gerehan'ın ifa ettiğinin belirlendiği
kaydedildi.
Ankara ve İstanbul'da yapılan darbe toplantılara katılan
şüphelilerin kullandığı cep telefonu HTS kayıtlarının da
incelendiği, kayıtlara göre söz konusu şüphelilerin aynı yerden
telefonlarının sinyal verdiği belirtilen iddianamede, şüphelilerin
darbe toplantısında aldıkları kararları eyleme geçirdikleri
bildirildi.
İddianamede, sıkıyönetim direktifinin, Personel Planlama Daire
Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç tarafından 21.30'da "Harekat
Yıldırım" adı altında, "Yurtta Sulh Konseyi Başkanı" imzasıyla tüm
askeri birliklere gönderildiği, söz konusu direktifte sıkıyönetim
ilanı ile birlikte atama listesinin de belirlendiğine işaret
edildi. İstanbul'da 15 Temmuz günü darbe girişiminin 22.10'da boğaz
köprülerinin kesilmesiyle başlamasının ardından ertesi gün 13.00'e
kadar süren tüm olayların dakika dakika anlatıldığı iddianamede,
darbe girişiminin, Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamaya
göre, tam olarak 17 Temmuz saat 16.00'da bastırıldığının
açıklandığı kaydedildi.
İddianamede, İstanbul'da darbe girişimine katılan askerlerin ateş
açması sonucu 2'si asker, 5'i polis, 82'si sivil olmak üzere toplam
89 kişinin hayatını kaybettiği, kolluk görevlileri dahil 719 kişiye
karşı hedef gözetmeksizin silahla veya tankla ateş açıldığı ve bu
kişilerden 685'inin yaralandığı, 148 kişiye karşı yağma ve
hürriyeti tahdit eylemi gerçekleştiği, 214 kişiye ait mal ile kamu
mallarının zarar gördüğünün tespit edildiği vurgulandı.
ÖRGÜTÜN UYUYAN HÜCRELERİ
Darbe girişiminin, devletin etkin mücadele kararı almasından sonra
sosyal ve ekonomik anlamda zayıflayan Fetullahçı Terör Örgütü'nün,
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanan mensupları
aracılığıyla son bir hamlesi olarak değerlendirildiği iddianamede,
FETÖ'nün 1984 yılından 2014 yılına kadar TSK içerisinde yuvalanmaya
çalışıldığı belirtilerek, 1987'den itibaren FETÖ ile iltisaklı
olduğu tespit edilen 400 subay-astsubayın ihraç edildiği ancak 2003
yılından sonra ise ihraçların gerçekleşmediği anlatıldı. Bu
aşamadan sonra terör örgütünün faaliyeti olduğu belirlenen
Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi kumpasa dayalı davalar
aracılığıyla FETÖ mensubu olmayan ve örgütün kritik konumda
gördüğü birçok askeri personelin tasfiyesinin sağlandığına dikkat
çekilen iddianamede, bu durumun örgütün TSK içerisindeki
kadrolaşmasına hız vermesini sağladığı ifade edildi.
FETÖ'nün en önem verdiği kurumun TSK olduğunun altı çizilerek,
darbe girişimine katılmayan ancak örgütün şifreli haberleşme
uygulaması "ByLock"u kullanan 800 personelin varlığının tespit
edildiği belirtilen iddianamede, bu kişilerin de darbenin başarısız
olması durumunda ikinci bir darbe girişiminde kullanılmak üzere
uyuyan hücreler olarak bekletildikleri değerlendirmesinde
bulunuldu.
DARBE GİRİŞİMİNDE MEDYA UNSURU
FETÖ'nün, darbe girişimi öncesinde kullandıkları medya unsurları
vasıtasıyla darbe girişiminin gerçekleşeceğini beyan edip devamında
darbe girişimi günü toplumun darbeye karşı koymamasını telkin
ederek, hükümetin darbe yoluyla düşürülmesini kanıksatma ve bu
yönde algı oluşturma faaliyetlerinde bulunduklarına vurgu yapılan
iddianamede, ''Medya gücünün toplumdaki etkinliği nazara
alındığında darbe girişimi faaliyetleri açısından belirleyici önem
arz ettiği, terör örgütüyle organik bağları olduğuna dair
tespitler bulunan medya unsurlarının örgütün faaliyeti olan darbe
girişimini önceden bilmelerinin medya faaliyetiyle, ifade ve basın
özgürlüğü kavramlarıyla açıklanamayacağı, bu durumun dahi başlı
başına unsurların örgütle bağını ortaya koyduğu" anlatıldı.
İddianamede, 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce katıldıkları
televizyon programında, darbe çağrışımıyla subliminal mesaj içeren
söylemlerde bulundukları iddiasıyla tutuklanan Mehmet ve Ahmet
Altan ile Nazlı Ilıcak'ın çeşitli televizyon programlarıyla köşe
yazılarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldıkları ve
darbeyle yönetimden indirileceği yolunda imalarda bulundukları
savunuldu.
İddianamede, kapatılan Today's Zaman gazetesinin genel yayın
yönetmeni olan Bülent Keneş'in darbe girişimini ima eden tweetler
attığı, yine kapatılan Zaman gazetesi yazarlarından olan ve en son
''zamanamerika.com'' sitesinde yazan Abdulkerim Balcı'nın darbeden
bir gün önce yazdığı yazıda darbe girişimini ima ettiği, yine Emre
Uslu, Osman Özsoy, Tuncay Opçin ve Ekrem Dumanlı'nın gerek sosyal
medyada gerek örgüte bağlı internet sitelerinde yazdıkları
yazılarla darbe girişimini önceden ima ettikleri ve darbe girişimi
günü de örgüte destek mahiyetinde paylaşımlarda bulundukları
kaydedildi.
