CHP içinde yaşanan tartışmaların tamamen parti içi iddialar ve yargı süreci kapsamında şekillendiğine dikkat çeken Çelik, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın bu sürecin tarafı olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ifadeleri sert sözlerle eleştiren Çelik, siyasi tehdit ve hakaret diline karşı hukuk ve siyaset zemininde mücadele edeceklerini vurguladı.
Konuşmasına vefat yıl dönümü nedeniyle şair Necip Fazıl’ı anarak başlayan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle bugün Türk edebiyatının müstesna ismi, Büyük Doğu idealinin mütefekkiri, şair Necip Fazıl’ın ölüm yıl dönümü. Bir kere daha kendisini rahmetle, saygıyla anıyoruz. Mekanı cennet olsun. Büyük Doğu ideali yaşıyor ve yaşamaya devam edecek.”
CHP içi tartışmalar ve yargı süreci değerlendirmesi
CHP içindeki siyasi tartışmaları yakından takip ettiklerini belirten Çelik, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Son siyasi tartışmaları yakinen takip ediyoruz. Yargı kararının ortaya çıkmasından sonra CHP merkezde yürüyen tartışmaların birtakım ayrıntılarına değineceğim. Fakat öncelikle şunu söylemek isterim. CHP’lilerin CHP’lilerle yürüttüğü bu tartışma, kendi işlerindeki bu çatışma, birilerinin sürekli olarak kasti bir biçimde AK Parti üzerinden bu işi yürütmeye, değerlendirmeye çalıştığı bir yalan siyasetine dönüşmüş durumda. Özellikle Sayın Özgür Özel, kendi zaaflarını, kendi siyasi yetersizliklerini örtbas etme konusunda sürekli olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygısız ifadeler kullanan, haddini aşan bir siyasi üslubu takip ediyor. Ve maalesef orada toplanan bazı kişilerin de Cumhurbaşkanlığı makamına ve Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı son derece yanlış ifadeler kullandıklarını gördük.”
Siyasi eleştiri ve üslup vurgusu
Demokratik eleştirinin sınırlarına işaret eden Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle şunu söylemek isterim. Biz siyasi eleştiriyi saygıyla karşılarız. Siyasi protestoyu saygıyla karşılarız. Siyasi eleştirinin ve siyasi protestonun demokrasimizin olgunluğu içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Biz de siyasi eleştiriye her zaman kıymet veririz. Fakat siyasi eleştiriyi aşan, siyasi hakaret, hedef gösterme ve siyasi tehdit anlamına gelen bütün ifadeleri Sayın Özgür Özel’e ve orada bu ifadeleri kullanan bazı kişilere aynen iade ediyoruz. Aslında üstünde durmaya bile değmez fakat işte televizyonlardan verildiği için maalesef bu konuları gündemimize almamız gerekiyor. Bunların söylediği sözlerin herhangi biri Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına yaklaşamaz. Bu sözleri söyleyenler, bu sözleri sadece kendi isimlerinin yanına yazdırmış olurlar. Biz tabii ki siyasi protesto, siyasi eleştiri olsa bunlar konusunda gayet saygıdeğer bir tutum takınıyoruz. Ama iş şantaj, tehdit, haddini aşan ifadeler kullanma, hakaret gibi konulara geldiği zaman çok net bir şekilde söylüyorum. Siyasi zorbalığa ve siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz.”
“Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir” açıklaması
Özgür Özel ve bazı CHP’lilerin AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanına yönelik ifadelerini değerlendiren Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Bakın bu bir iki gündür kullanılan ifadeler tamamen haddini aşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu ifadeleri kullananlarla hukuk önünde ve meşru siyaset yoluyla en net ve en etkili mücadeleyi vereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Biz meselelerin sükunet içerisinde ve sağduyulu bir şekilde halledilmesinden yanayız. Türkiye’nin demokrasisi olgundur. Türkiye’nin rejimi, Türkiye’nin siyasi hayatı pek çok krizin içinden geçmiştir. Bugünlere gelmiştir. Bugünlere gelmenin neticesi olarak da yüce milletimizin büyük feraseti, yüce milletimizin büyük basireti, devlet hayatımızın binlerce yıllara dayanan tecrübesi sayesinde atlatılmayacak kriz yoktur. Ama bunun yerine siyasi yetersizliklerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına, Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük bir siyasi tehdit, şantaj ve çirkin üslup kampanyasına çevirenlere bir adım bile attırmayız. Bu kadar net konuşuyorum. Çünkü kendi meselelerini çözemeyenler, kendi meseleleriyle ilgili olarak herhangi bir şekilde ortaya bir siyasi yetenek koyamayanların artık gelinen noktada sürekli olarak Sayın Cumhurbaşkanımızı, AK Partimizi, Cumhur İttifakımızı bu üslupla hedef alması karşısında bizim onların önüne koyacağımız şey en net ve en kesin hukuki ve siyasi mücadeledir. Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir. Bu kırmızı çizgiye kimseyi dokundurtmayız. Yine bahsettiğim gibi bunların söylediği sözlerin herhangi bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Partimize, Cumhur İttifakı’na yaklaşması mümkün değil. Hepsini iade ediyoruz. Hukuk önünde ve siyaset yoluyla bunlarla hesaplaşmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz.”
CHP içi süreç ve toplumsal hassasiyet
Siyasi eleştirinin sınırlarına dikkat çeken Çelik, şunları söyledi:
“Tabii arzumuz sağduyunun, sükunetin, aklın, siyasi aklın, basiretin, ferasetin ve gerçeklerin konuşulduğu bir ortamın hakim olmasıdır. Tercih onlarındır. O protesto hakkını kullanan, eleştiri hakkını kullanan vatandaşlarımıza saygımız büyüktür. Protesto hakkını kullanmak, eleştiri hakkını kullanmak üzere orada bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımıza saygımız büyüktür. Fakat onların içerisine karışarak bu çirkin üslubu kullananlara, Cumhurbaşkanlığı makamına, partimize, arkadaşlarımıza dönük bu tehdit, şantaj ve hakaret üslubunu kullananlarla da hukuk önünde hesaplaşacağız.”
CHP içi iddialar ve yargı süreci
Sürecin taraflarının CHP içinden olduğuna dikkat çeken Çelik, şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlarım, bugün gelinen nokta esasında bir sürü gündem bu işin içine karıştırılsa da CHP’lilerin iç çatışması, iç mücadelesi neticesinde ortaya çıkan birtakım iddiaları yargının araştırmasından ve sonuca bağlamasından ibarettir. Yargı kararı konusunun sonrasında ortaya çıkan tablo nasıl başladı? Hiçbir şekilde hiçbir siyasi parti, AK Parti, Cumhur İttifakı ya da diğer muhalefet partileri bu olayın tarafı değillerdi. Halen de biz bu olayın herhangi bir yerinde değiliz. İlk iddialar Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yöneticilik yapmış ve halen Cumhuriyet Halk Partisi’nde aktif siyaset yapan kişiler tarafından gündeme getirildi. Özgür Özel yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin o zamanki yönetimi bunları ciddiyetle ele almak, değerlendirmek yerine başka bir yol tercih etti. Bu iddiaların üzerine yine Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanları, milletvekilleri, yöneticileri tarafından gündeme getirilen bu iddialar karşısında yargı harekete geçti. Yargının bulduğu deliller, yargının yaptığı değerlendirmeler sonucunda bu tablo ortaya çıktı. Dolayısıyla ikide bir burada sanki bu konunun tarafı bizmişiz gibi bir gündem oluşturmaya çalışmak, Özgür Özel yönetiminin baştan beri, Özgür Özel ekibinin baştan beri kendi yetersizliklerini örtmek için kullandığı bir yöntemdir.”
Yargı, vesayet ve siyaset tartışması
Yargı vesayeti ve siyasal müdahale tartışmalarına değinen Çelik, şöyle konuştu:
“Şimdi sık sık şunu söylüyor Sayın Özgür Özel. Diyor ki siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor. Bakınız, biz AK Parti kurulduğundan beri siyasetin yargı eliyle dizaynında iki kavram üzerinde hassasiyetle durduk. Bir tanesi yargı vesayeti, diğeri yargısal aktivizm. Ve AK Parti’nin siyasi mücadelesinin ve Türkiye’nin en önemli demokrasi mücadelesinin AK Parti tarafından ortaya koyulan iradesi askeri vesayete karşı olmak kadar, yargı vesayetine ve yargısal aktivizme de karşı olmaktır. O sebeple sivil siyasetin üstünlüğünü ve sivil siyasetin dokunulmazlığını her zaman en güçlü biçimde biz savunduk. Yargısal aktivizm ve yargı vesayeti ya da yargı faaliyeti yoluyla siyasetin dizayn edilmesi siyaset değildir. Anti siyasettir. Dolayısıyla demokrasiye aykırıdır. Bunun mücadelesini biz verdik. Tabii biz yargısal aktivizme ve yargısal vesayete karşı olduğumuz kadar siyasetin ekonomik yolsuzluk yoluyla, siyasi çökme yoluyla dizayn edilmesine de karşı çıktık. Aynı şekilde biz siyasetin ekonomik yolsuzluk kadar siyasi yolsuzluk, siyasi abrakadabra olarak siyasi kumpaslarla, siyasi birtakım numaralarla, siyasi birtakım oyunlarla dizayn edilmesine de karşı çıktık. Ve bugün yine Cumhuriyet Halk Partisi içinde geçmişten beri siyaset yapan isimler iddia ediyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi bu siyasi oyunlarla, bu siyasi kumpaslarla karşı karşıya kalmıştır. Yargı inceliyor ve bir neticeye varıyor. Dolayısıyla tartışma, Cumhuriyet Halk Partililerin Cumhuriyet Halk Partililer hakkındaki iddialarıyla beraber ortaya çıkan bir şeydir.”
“Biz meydanların ve sandığın partisiyiz”
Partisinin siyasal pozisyonuna vurgu yapan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Dolayısıyla yargısal aktivizm yoluyla geçmişte vesayet zamanlarında siyasetin dizayn edilmesi ne kadar yanlışsa, siyasetin bu şekilde ekonomik yolsuzluk, siyasi yolsuzluk, siyasi oyunlarla dizayn edilmesi de o kadar yanlıştır. Bunlar anti siyasettir. Demokrasiye aykırıdır. Demokrasinin güvenliği siyasetin güvenliğinden geçer. Siyasi partilerin yönetimlerinin özgür iradeyle oluşması, her türlü vesayetten bağımsız ama her türlü siyasi kumpas, şantaj ve oyundan da bağımsız olarak tecelli etmesi demokrasinin sağlığı açısından çok önemlidir. Dolayısıyla her yargı kararına karşı 'Siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor' demeleri aslında başka şeyleri örtbas etmekten başka bir şey değildir. Bir diğer konu da şu. Sık sık bir şey kullanıyor Özgür Özel. Diyor ki 'Bizim karşı karşıya olduğumuz tablo AK Parti yargı kolları tarafından yapılıyor.' Tabii bu son derece standardı düşük bir tanımlama. Son derece düşük bir siyasi değerlendirme. Bunu çok sık kullandığı için bunu söylemek zorunda kalıyorum. Esasında biz siyasi partilerin bu şekilde birtakım vulgarize tabirlerle, yakıştırmalarla ele alınmasına karşıyızdır. Bu konuda son derece hassasiyet gösteririz. Büyük bir titizlik içerisinde hareket ederiz. Ama Sayın Özgür Özel ve ekibine şunu söylemek gerekir. AK Parti’de siyasi yargı kolları yok. Yargıdan sorumlu genel başkan yardımcılığı diye bir şey yok. Ama sizin döneminiz zamanında bütün Türkiye gördü ki yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz var. Yolsuzluktan sorumlu bir biriminiz var. Ve bütün bunlar önünüze geldiğinde siz bunlarla ilgili bir adım atmadınız. Atmadığınız gibi tam tersine himaye etmeye çalıştığınızı yine Cumhuriyet Halk Partililer söyledi. AK Parti yargı kolları diye tabirler uyduracağınıza, sizin döneminizi kastederek söylüyorum, kendi partinizdeki yolsuzluk kollarına baksaydınız, siyasi ve ekonomik yolsuzluk kollarına uğrasaydınız. Onun için bizim herhangi bir şekilde siyaset meydanı ve sandık dışında bir iradenin peşinde koştuğumuzun söylenmesi dünyanın en büyük yalanıdır. Biz meydanların partisiyiz. Biz sandığın partisiyiz. Biz önümüze vesayetin en karanlık günlerinde, en ağır vesayet araçlarıyla çıkıldığında bile sandıktan, millet iradesinden başka bir şey düşünmedik. Cumhurbaşkanımız bilinen ve bilinmeyen türlü siyasi tehditle ve siyasi suikastla karşı karşıya kaldığında, Ankara kapkaranlık bir iklime büründüğünde Cumhurbaşkanımızın yaptığı şey Anadolu’ya çıkmak ve millet iradesiyle buluşmak oldu. Her zaman bu böyle oldu. Dolayısıyla burada AK Parti’ye en son yakıştırılacak şey sizin bu söylediğiniz sözlerdir. Ama biz siyasi vesayetin, yargı vesayetinin en karanlık, en ağır günlerinde, askeri vesayetin en karanlık günlerinde tehdit edilirken siz bu tehditlerin arkasında durdunuz.”
“CHP’nin hesap verme borcu vardır”
CHP’ye yönelik hesap verme vurgusu yapan Çelik, şunları söyledi:
“Dolayısıyla sizin her türlü bu iddia karşısında probleminiz kendinizi her türlü iddianın üstünde görmenizdir. Bu başlı başına bir demokrasi karşıtlığı, milli irade karşıtlığıdır. Dolayısıyla esas mesele bu siyasi zihniyet tüzüğünün değişmesidir. Parti tüzüklerinin yazılı olan parti tüzüklerinden daha önemli olan şey zihniyet tüzüğüdür. Buradaki zihniyet tüzüğü biraz evvel bahsettiğim gibi tamamen demokrasi karşıtlığı, tamamen siyaset karşıtlığı ve anti siyaset üzerine kurulu bir tablodur. Şimdi burada en büyük mağdurlardan bir tanesi siyasi hayatımız, milletimiz ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş olan saygıdeğer vatandaşlarımızdır. Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş olan saygıdeğer vatandaşlarımız bu tabloyu hak etmiyorlar. Temiz siyaset en temel demokratik haktır. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımıza, vatandaşlarımızın hakkı olan temiz siyaseti ellerinden alanların Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımıza hesap verme borcu vardır. Esas mesele budur. Bu hesap vermeden kaçmak için gündemi bizim üzerimizden değiştirmeye kalkmayın. Buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz, bundan sonra da bunu yapamayacaksınız. Dolayısıyla siz esas olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş değerli vatandaşlarımıza bu tablonun bir izahını yapmakla mükellefsiniz.”
“Bu tartışmalarda taraf değiliz”
Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti’nin pozisyonuna ilişkin net bir çerçeve çizen Çelik, şöyle konuştu:
“Onun dışında biz Cumhurbaşkanlığı olarak Cumhuriyet Halk Partisi içindeki bu tartışmalarda taraf değiliz. Yani adada kim kalmış, adadan kim gönderilmiş, o gün kim elenmiş, kim kazanmış, Cumhuriyet Halk Partisi adasında ne oluyor bizi hiç ilgilendirmez. Biz geçmişte son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve ondan öncesindeki dönemde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibiyle mücadele ettik. Daha sonrasında Sayın Özgür Özel ve ekibiyle mücadele ettik. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi içinde herhangi bir şekilde bizim taraf olduğumuz bir durum yoktur. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetiminde kim varsa siyasi rekabet çerçevesinde, demokratik standartlar içerisinde bu rekabeti, bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Onun dışında bu konunun bizi ilgilendiren bir tarafı yok. Bu gündem sizin gündeminiz. İkide bir meydana çıkıp, ikide bir sağa sola çıkıp Sayın Cumhurbaşkanımızı ve AK Partimizi hedef almanız gündem saptırmaktan, başta Cumhuriyet Halk Partili vatandaşlarımıza ve milletimize hesap vermekten kaçmaktan başka bir şey değildir. AK Parti ve Cumhur İttifakı kendi gündemine hakimdir.”
Siyasi değerlendirme ve kapanış
Siyasetin kaos değil çözüm üretme sanatı olduğunu belirten Çelik, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Tabii bir de ikide bir kaos çıkarmaktan, birtakım süreçleri sabote etmekten bahsediyorlar. Biliyorsunuz daha önce kitapçıları birbirinden ayırdılar. Bizden olan olmayan kitapçılar diye. Kahve dükkanlarını ayırdılar. Bizden olan olmayanlar diye. Yani kitabın ve kahvenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme hakkı olsa bunların hepsini mahkum ettirir. Sokağı bu şekilde bölmeye çalıştılar. Vatandaşlarımızın bir kısmını karşı karşıya getirdiler. Halbuki siyaset sanatı sağduyuyla hareket etme sanatıdır. Siyaset insan hayatının maliyetini azaltmak için icat edilmiştir. Ve siyaset toplumsal hayata daha çok oksijen pompalamak için icat edilmiştir. Ama siyaset sanatının bu ustalığından yoksun olanlar kaostan beslenmeye çalışıyorlar. Sisteme oksijen pompalamak yerine karbondioksit pompalıyorlar. Dolayısıyla siyasetin burada gerçek ustalığı kaos çıkarmak üzerinden değil, siyaset sanatının çözüm üreten kapasitesini ortaya koymak üzerinden kendisini gösterir.”