Yıldırım, Kayseri Valiliği ve Müstakil Sanayici ve İş adamları
Derneği Kayseri Şubesince, (MÜSİAD) bir otelde organize edilen
akşam yemeğinde, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu
temsilcileriyle bir araya geldi.
Yemekte yaptığı konuşmada Yıldırım, Kayseri'nin, millet iradesine
başvurduklarında güçlerine güç kattığını, kendilerine her zaman
güçlü destek verdiğini dile getirdi.
Binali Yıldırım, ekonomik gelişmişliğiyle diğer şehirlere ilham
kaynağı olan Kayseri'nin, özellikle iş camiası, özel teşebbüs,
ticaret, emek, alın teri, üretim ve istihdamla özdeşleştiğini, bu
kadim şehrin, her alandaki yüksek randımanının, bütün iller için
güzel bir örnek teşkil ettiğini belirtti.
Kayseri'nin, tecrübesini Malatya, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Niğde
gibi komşu vilayetlerle paylaşmasının önemini vurgulayan Yıldırım,
Kayseri'nin, markalaşma becerisi, yenilikçilik, ticaret becerisi,
üretim potansiyeli, rekabetçilik alanlarında önemli mesafe kat
ettiğini bildirdi.
Başbakan Yıldırım, ekonomisi dünyaya açılan Kayseri'nin, yalnızca
ticaretteki başarısıyla ekonomiye kattığı yüksek değerle değil,
demokrasiye, hukuk mücadelesine verdiği destekle milletin gönlünde
taht kurduğunu vurguladı.
Kayseri'nin, 15 Temmuz gecesi meydanları doldurup, darbe yapmaya
çalışan alçaklara da geçit vermediğini hatırlatan Yıldırım, "27 gün
boyunca nöbet tuttunuz, demokrasiyi korudunuz. Cumhurbaşkanımıza,
Meclisimize, hükümetimize, bayrağımıza, ezanımıza sahip çıktınız.
Kayseri, 15 Temmuz'da üç şehit verdi. İkisi kadın, biri erkek.
Cennet Yiğit, Kübra Doğanay kardeşlerimiz, istiklalimiz,
istikbalimiz için şehit oldular. Aynı şekilde Murat Kocatürk
kardeşimiz de şehadet şerbetini içenler arasında. Bütün
şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize acil şifalar
diliyorum." dedi.
"HAYIR' KAMPANYASINDA SINIR TANIMIYORLAR"
Şehitlerin en kutsal emaneti olan ezan, bayrak ve vatana sahip
çıkmanın, boyunlarının borcu olduğunun altını çizen Yıldırım, şöyle
devam etti:
"Sizler var oldukça Türkiye her türlü zorluğu aşacak ve her türlü
hain oyunu bozacaktır. Bugün FETÖ, PKK, DEAŞ, Avrupa, bazı ülkeler
bir hedef, masa etrafında birleşmiş 'hayır' kampanyası yapıyorlar.
Bu çok anlamlı. Yani bu anayasa değişikliği Avrupalıları niye
ilgilendiriyor? Avrupalılar bizim anayasa değişikliğine oy mu
verecek? Bunlar neden PKK'nın, FETÖ'nün yanında yer alıyor? İçeride
'hayır' kampanyası yapan başta anamuhalefet partisi olmak üzere
diğer partilerin, grupların bunu iyice düşünmesi lazım. Türkiye'nin
büyümesini, gelişmesini istemeyen bütün çevreler, 'hayır'
kampanyasında sınır tanımıyorlar. Bakın Avrupa'ya, bölücü başının
posterleri sokaklarda. Sokaklar ağzına kadar PKK, FETÖ
sempatizanlarıyla taraftarlarıyla dolmuş taşmış, çıt çıkaran yok.
Türkiye'den, memleket sevdalılarıyla gurbetçilerimizle buluşmak
üzere giden milletvekillerimize, bakanlarımıza, hatiplere kapılar
kapalı. Bunu hepimiz gördük, yaşadık. Avrupa değerleri diye
yıllardır bize nasihat çekenlerin gerçek yüzünü bir kez daha
gördük."
Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin, yalnızca bölgesinde güçlü olmasının
yeterli olmadığına, güçlü kalmak mecburiyetinde olduğuna işaret
ederek, "Çünkü Türkiye, tarihin her döneminde çok stratejik konumda
olmuş ve bu topraklar, dünyanın gidişatını değiştiren bölgeler
olmuş. Bugün bakalım etrafımıza, bütün olaylar bizim etrafımızda.
Kuzeyimizde, güneyimizde, doğumuzda hatta batımızda, her tarafta
bir huzursuzluk, karışıklık var. Bütün bu şartlar içinde
Türkiye'nin dimdik ayakta kalması gerekiyor. Bunu bildikleri için
de 'Türkiye geleceği inşa edecek adımları atmasın.' diye var
güçleriyle, en son gayretleriyle çalışıyorlar. Tam bir ittifak, şer
ittifakı var. Kandil oradan bas bas bağırıyor, 'Aman evet çıkmasın,
evet çıkarsa biz biteriz.' Buradan, Kayseri'den söylüyorum 'evet'
çıkacak, onlar da bitecek. Onların kandillerini söndüreceğiz."
ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Diyarbakır'da, kendisinin
de Van'da olduğunu hatırlatan Yıldırım, şunları kaydetti:
"İki yıl önce oralarda, bırakın bayrak sallamayı insanlar sizi, bir
bakanı, görevliyi gördüğü zaman kapıyı kapatıp içeri girerdi. 'Aman
terör örgütü görmesin, sonra hayatım tehlikeye girer.' Ama bugün
meydanlarda, sokaklarda, bayrağını dalgalandıra dalgalandıra teröre
lanet okuyor ve terörü en şiddetli şekilde kınıyor. Bugün terörün
güdümüne, sultasına giren parti orada, sokaklarda dolaşamıyor.
Türkiye'nin geldiği nokta bu. Elhamdülillah. Ama bunu burada
bırakamayız. Oradaki insanlarımıza bir daha hayal kırıklığı
yaşatamayız. Asla hiçbir vatandaşımızı terörün insafına terk
edemeyiz."
“MİLLETTEN BAŞKA HİÇBİR VESAYET KALMIYOR”
Başbakan Binali Yıldırım, "Anayasayı öyle bir şekilde
değiştiriyoruz ki bütün vesayetleri kaldırıyoruz, tek vesayet
sahibi oluyor, o da millet. Milletten başka hiçbir vesayet
kalmıyor. Adına 'vesayet' derseniz, tek vesayet sahibi millet
oluyor, millet patron, her şeyin sahibi oluyor." dedi.
Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, herkesin farklı özelliğinin,
kimliğinin olduğunu belirterek, "Kimimiz Kürt, kimimiz Türk,
kimimiz Zaza, kimimiz Laz, kimimiz Avşar, kimimiz Sünni, kimimiz
Alevi, kimimiz Caferi ne olursak olalım, bunlar bizim tercihimiz
değil ama bizi birbirimize bağlayan ay yıldızlı bayrağımız var ve
gurur duyacağımız bir Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz var."
ifadesini kullandı.
Bu bayrak altında, "tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak"
şeklinde yollarına devam edeceklerini dile getiren Yıldırım,
şunları kaydetti:
"Bizim kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya hiç
kimsenin gücü yetmeyecek. Bölgeyi geziyorum, doğuyu, batıyı,
kuzeyi, güneyi geziyorum, her gün iki ile gidiyorum. Türkiye'nin
gelecek heyecanını, hedeflerini, rüyasını bütün millet satın almış
durumda. Allah'a şükür günden güne yapılan tezviratlar,
karalamalar, yalan dolanla Türkiye'nin bu muazzam dönüşümünü
gölgelemeye çalışan gayretler bir bir yok oluyor. 14 yıldır bize
güvendiniz, destek verdiniz. Bu yola çıkarken bir şey dedik, 'Ne
aldatan olacağız, ne aldanan olacağız.' Bu yola çıkarken Kayseri,
Rize, Konya, Sivas, 81 vilayetimiz bizimle beraberdi. Sizin
evladınız Abdullah Gül, bu harekette bizimle beraberdi. AK Parti
iktidarında başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, yol arkadaşlığı yaptı.
Kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz."
"Getirdiğimiz anayasa değişikliği niye bu kadar ilgi görüyor veya
niye bu kadar çok konuşuluyor? Biz, ilk defa halk oylaması
yapmıyoruz." diyen Yıldırım, AK Parti iktidarında üçüncü kez
milletin hakemliğine gidildiğini hatırlattı.
"MECLİSİN ETKİNLİĞİ ARTIYOR"
Yıldırım, bu anayasa değişikliğinin önemli olduğunun altını
çizerek, şunları ifade etti:
"Önemi nereden geliyor? Önemi şuradan geliyor; anayasayı öyle bir
şekilde değiştiriyoruz ki bütün vesayetleri kaldırıyoruz, tek
vesayet sahibi oluyor, o da millet. Milletten başka hiçbir vesayet
kalmıyor. Adına vesayet derseniz, tek vesayet sahibi millet oluyor,
millet patron, her şeyin sahibi oluyor. Bu anayasa değişikliğinde
'Seçim yapalım, ondan sonrasına bakalım.' yok. Seçimi yapıyorsunuz,
siz Kayserilisiniz, masarifi sevmezsiniz, hesabı, kitabı iyi
yaparsınız. Ne o yazın seçim, kışın seçim yok. İki sandık geliyor,
birinde hükümeti, birinde vekillerinizi seçiyorsunuz. İşi
bitiriyorsunuz, işinize, gücünüze bakıyorsunuz. Şimdi, hiç iktidar
emeli, hırsı olmayanlar buna karşı çıkacak. Çünkü onların milli
iradeyle değil, zayıf hükümetlerde müdahalelerle iktidarın bir
tarafından tutunma şansları var, o şans kayboluyor. Çünkü iktidar
garanti, seçim oldu sandıklar kapandı, açıldı, yüzde 50 artı 1 alan
iktidar oluyor, 5 sene sen sağ, ben selamet. Aynı şekilde Meclisi
de seçiyoruz. Meclise de vekilleri gönderiyoruz."
Bu değişikliğin, "Meclisi etkisiz hale getireceği" iddialarının
bulunduğunu anımsatan Yıldırım, "Bunlar da külliyen yanlış, yok
böyle bir şey. Meclis kendine geliyor. Milletvekillerinin
etkinliği, özgüveni daha çok artıyor." diye konuştu.
"DEĞİŞİKLİĞİ OKUDUKLARI YOK"
Yıldırım, bugünkü Mecliste, iktidar partisinin kanun
çıkarabileceğini ya da çıkarmayacağını, bunun dışında kimsenin
kanun çıkarma şansının olmadığını belirterek, yeni sistemde bütün
partilerin aynı konumda olacağını, kanun teklifini
milletvekillerinin verebileceğini söyledi.
Meclisin denetiminin eksilmediğini, arttığını ifade eden Yıldırım,
şöyle konuştu:
"Yine Mecliste genel görüşme, Meclis araştırması, yazılı soru var,
yazılı soruyu 15 günde cevaplama mecburiyeti var. Mevcut anayasada
bu yok. 'Efendim gensoru, güven oyu yok.' Kardeşim 80 milyonun
güven oyu verdiğine, vekiller güven oyu verse ne olur vermese ne
olur? Güven oyunu millet veriyor, hükümeti millet kuruyor.
Gensoruyu kime vereceksin? Millet zaten gensoruyu veriyor seçime
geldiği zaman. Çalıştıysa 'tamam' diyor, yoksa biletini kesiyor.
Yetmedi, Meclis soruşturması var, cumhurbaşkanını, bakanları,
yardımcılarını yargılayabiliyor. Şimdi bir yalan tutturmuşlar,
'Ömür boyu koruma var.' diyor. Yok böyle bir şey. Bunların
değişikliği falan da okudukları yok. Hakikaten okumuyorlar. Olay
şudur, şu andaki anayasada ne varsa, aynı şey var."
Başbakan Yıldırım, cumhurbaşkanının görevi bittikten sonra bir suç
işlemesi durumunda vatandaş gibi hesabını vereceğini, görev yaptığı
seneyle ilgili suçlama olması durumunda ise Meclis aşamasından
sonra yargılama sürecinin başlayacağını anlattı.
"NEREDE TEK ADAM"
Mevcut anayasada cumhurbaşkanının "vatana ihanet" suçundan
yargılanabildiğini, bunun mevzuatta bulunmadığını, yargıya götürmek
için ise her 4 milletvekilinden 3'ünün kabul oyu vermesi
gerektiğini anımsatan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Yeni sistemde her şeyle suçlayabilirsiniz, hiçbir sınırlama yok.
Birinin aklına bir şey geldi, 'Efendim şu işi yaparken suç işledi.'
Onunla suçlayabilir, yargıya taşımak için 4 milletvekilinin 3'üne
ihtiyaç yok, 3 milletvekilinin 2'si olur verirse gidiyor. Yani
güvenceyi biraz daha düşürüyoruz, suçlamaları olabildiğince
çeşitlendiriyoruz. Nerede Meclis etkinliği yok oluyor? Nerede tek
adam? Bir de 'tek adam' var, bütün yetkiler kendi elinde
toplanıyor, kimseye hesap vermiyor. İşte hesabı söyledim, Meclise,
millete, yargıya hesap veriyor. Siyasi, hukuki, idari, cezai
sorumluluk var."
"ANAMUHALEFET PARTİSİNİN GELECEĞE YÖNELİK KORKU, TEHDİT,
UMUTSUZLUK VERME LÜKSÜ YOK"
Başbakan Binali Yıldırım, "CHP minibüsçülerle oturuyor, 17'sinde
sizin hatlarınız kapanıyor, kahvecilerle oturuyor, kahveler
kapanacak, iş adamlarıyla oturuyor, mallarınız elinizden alınacak,
olmuyor muhtarlarla oturuyor, 'muhtarlıklar kapanıyor haberiniz
olsun.' Tam bir felaket tellallığı. Anamuhalefet partisi sorumluluk
taşır, iktidar alternatifidir. Anamuhalefet partisinin geleceğe
yönelik korku, tehdit, umutsuzluk verme lüksü yok." dedi.
Cumhurbaşkanının şu anki yetkileriyle yenisi arasında çok fark
olmadığını ifade eden Yıldırım, yeni sistemde başbakanın
yetkilerinin cumhurbaşkanlığına taşındığını söyledi.
Yıldırım, iki iradenin ortadan kalktığını anımsatarak, "İki
iradenin olduğu yerde mutlaka sorun çıkıyor. Geçmişte Adnan
Menderes ile Celal Bayar bile anlaşamadı. Sonunda darbe oldu. İrade
olmayan yerde idare olmaz. Ondan sonra kayıp yıllar. 1950-1960
arası dünya ortalamasının 2 katı büyüdü Türkiye. 1960'dan 1979'a
kadar dünya ortalamasının yarısı kadar büyüyemedi. 1982'den 1992
kadar rahmetli Özal döneminde yine dünya ortalamasının 2 katı
büyüdük. 1990'lı yıllar dünya ortalamasının altındayız." diye
konuştu.
Geçmişte hükümetlerle cumhurbaşkanları arasında sürekli bir
huzursuzluk yaşandığına işaret eden Yıldırım, en son Bület Ecevit
ile Ahmet Necdet Sezer arasında yaşanan "kitap fırlatma" hadisesi
nedeniyle Türkiye'nin büyük bedeller ödediğini anımsattı.
"CHP'YE BİR HALLER OLDU, 'KUZU' TAKTİĞİ
YAPIYOR"
Yıldırım, Türkiye'nin 2001 krizinden sonra milli gelir olarak yüzde
26 geri gittiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
"O kirizden 2011 yılına kadar 638 milyar lira ödedik. Faizleriyle o
borcu ödedik. Biz o borcu ödemeseydik Türkiye'deki kişi başı milli
gelir 20 bin dolar olacaktı. Zayıf iktidarların Türkiye'ye nasıl
maliyet ödettiğini görüyorsunuz. Mevcut sistemle biz bir yere
varamayız. Yeni sisteme karşı çıkmanın bir sebebi var, o da iktidar
umudu olmama. Bunun başka izahı yok. Yeni sistemde aday
olacaksınız, seçildiniz mi ülkeyi yöneteceksiniz, seçilmediniz mi
ortadasınız. 7 sefer kaybet, 8'incide de 'Ben niye bırakacağım bu
seçim değil ki, halk oylaması, nereden çıkardınız. Ben Binali Bey
için çalışıyorum' diyor. CHP'ye bir haller oldu, 'kuzu' taktiği
yapıyor."
CHP'nin esnaf ve ev ziyaretlerinde gerçek dışı söylemler
kullandığına işaret eden Yıldırım, "CHP minibüsçülerle oturuyor,
17'sinde sizin hatlarınız kapanıyor, kahvecilerle oturuyor,
kahveler kapanacak, iş adamlarıyla oturuyor, mallarınız elinizden
alınacak, olmuyor muhtarlarla oturuyor, 'muhtarlıklar kapanıyor
haberiniz olsun.' Tam bir felaket tellallığı. Anamuhalefet partisi
sorumluluk taşır, iktidar alternatifidir. Anamuhalefet partisinin
geleceğe yönelik korku, tehdit, umutsuzluk verme lüksü yok. Ufuk
verecek, heyecan verecek." şeklinde konuştu.
"CHP, HDP'NİN GÖLGESİNE GİRDİ"
Başbakan Yıldırım, CHP'nin HDP'nin gölgesine girdiğini ve birlikte
"hayır" kampanyası yürüttüğünü kaydederek, HDP'nin de gerçek
kimliğinin 7 Haziran'da göründüğünü ifade etti.
HDP'nin iradesinin başkalarının elinde olduğunu ve bu nedenle kendi
kimliğini muhafaza edemediğini vurgulayan Yıldırım, "Şimdi
tutturmuş tek adam. Seçim olan yerde tek adam olmaz. İki
cumhurbaşkanı mı seçeceğiz, anlamadım ben. Bugünlerde HDP ile çok
haşır neşir oluyor Kılıçdaroğlu, bir eşbaşkanlık merakı sardı.
Başka türlü izah edemiyorum. Bu sistem garantili hükümet sistemi.
Sandıkta buluşuyorsun, hükümetini alıp gidiyorsun veya dersini alıp
gidiyorsun." değerlendirmesinde bulundu.
Yıldırım, 2002'de iktidar olduktan sonra birçok kişinin kendilerine
ortakçı çıktığını ifade ederek, AK Parti olarak iktidar oldukları
günden beri birçok engellemeyle karşılaştıklarını söyledi.
En son engelleme çalışması olan 15 Temmuz'da halkın iradesini hiçe
sayanların çok büyük darbe yediğini belirten Yıldırım, halkın o
gece Türkiye'ye sahip çıktığını anlattı.
"KAFALARINDA MİLLET İRADESİ YOK"
Yeni sistemde HSYK'nın 7 üyesinin Meclis tarafından seçileceğini
belirten Yıldırım, yargının "bağımsız olmayacağı" ve yetkileri "tek
adam"ın belirleyeceği iddialarının doğru olmadığını kaydetti.
Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Mevcuttan fark ne? Tek fark var. Mevcut sistemde yargı mensupları
HSYK'nın 7 üyesini kendi arasında sanki milletvekili seçimi gibi
bir araya gelip seçiyor. 12 bin kişi oy kullanıyor, ondan sonra da
birbirlerine düşüyorlar. Kaybedenler ile kazananlar kanlı bıçaklı
oluyor. Sonra işlerini bile yapamıyorlar. Bu yanlış bir şeydi bunu
düzelttik. Şimdi o yetkiyi aldık Meclise verdik. Meclisi seçen kim?
Millet. Milletin vekillerinin seçmesini çok görüyorlar,
bürokratların seçmesini 'yargı bağımsız, tarafsız' diye görüyor.
Bunların demokrasi anlayışı bu kadar. Bundan bir hayır gelmez.
Kafalarında millet iradesi yok. Kafalarının bir yerinde hep vesayet
var."
Seçilme yaşını 18'e düşüreceklerini hatırlatan Yıldırım, "Efendim
'milletvekillerini seçecekler oradan yakınlarını milletvekili
yapacaklar, askere gitmekten kurtaracaklar.' Akla ziyan iftiralar.
Bir kere bilmiyorlar bizim kuralımız var. AK Parti öyle
yakınlarını, kardeşini, anasını, babasını milletvekili yapmıyor.
Böyle bir akılla, böyle bir işle nereye varacağız biz?" diye
konuştu.
"9 MİLYON VATANDAŞA SİYASETİN ÖNÜ AÇILIYOR"
Değişiklikle, 9 milyon insana siyasetin önünün açılacağını belirten
Yıldırım, "Bu kişiler sadece milletvekili değil muhtar, il, ilçe
meclis üyesi ve belediye başkanı olabiliyor. Seçimle gelinen her
yerde aday olabiliyorlar. 9 milyonun yarısına yakını kadın.
Kadınları hiç saymıyorlar, yok sayıyorlar. Tamamen çelişki."
ifadesini kullandı.
Yeni sistemin "sürekli büyüme, refah ve daha az bürokrasi", mevcut
sistemin ise "birbirini frenleme" üzerine kurulu olduğunu dile
getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
"Yetkiyi ve sorumluluğu vereceksek hesabını da soracağız. AK Parti
iktidara geldiğinde 36 bakan vardı, 24'e kim düşürdü? AK Parti
düşürdü. Daha düşmesi lazım. Artık devletin yüklerinden kurtulması
lazım. Devlet eskiden dört şeye hakim olacak diyorduk. Adalet,
emniyet, eğitim ve sağlık. Eğitim ve sağlık yavaş yavaş artık özel
sektör eline geçiyor. Emniyet ve adalete devlet sahip olacak. Ondan
sonra elindeki bütün zenginlikleri millete verecek. Devlet zengin
olduğu müddetçe devlete ilgi artar. Gelişmenin şartı da devletin
elindeki zenginliklerin mutlaka vatandaşa verilmesi lazım."
"BÜTÜN RENKLERİ KUCAKLAYARAK İKTİDAR OLURSUN"
Yıldırım, yeni sistemde birlik, beraberliğin ve 80 milyonun
kardeşliği olduğunu belirterek, "Birlikte Türkiye'yiz,
farklılıklarımız zenginliğimiz. ötekileştirme yok bölge partisi
olup iktidara gelme şansı yok. Yüzde 51 Diyarbakır'dan, Edirne'den,
İzmir'den, İstanbul'dan da destek alacaksın. Türkiye'nin bütün
renklerini kucaklayarak ancak iktidar oluyorsun. Başka türlü yüzde
51 alamazsın. Onun için burada ayrılık, ötekileştirme olmaz. Burada
birlikte Türkiye olma yolu var." diye konuştu.
AK Parti hükümetleri boyunca yollar, okullar, hastaneler
yaptıklarına işaret eden Yıldırım, 16 Nisan'ın ülke ve millet için
aydın yarınların kapısını açacağını vurguladı.
Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 15 Temmuz darbe
girişiminde Türkiye'ye yönelik tehlikeyi fark ettiğini, bu konunun
bir beka meselesi olduğunu anladığını dile getirerek, "Bahçeli ile
bir araya geldik, 'önce ülkem, önce milletim' dedi, sonra 'partim'
dedi ve bizimle ortak sorumluluğu aldı. Bu anayasa değişikliğini
milletin önüne getiriyoruz. Bu bir seçim değil, burada partiler
seçimlere girmiyor. Partilere oy vermeyeceğiz, Türkiye'nin
geleceğine oy vereceğiz. Hangi partiye gönül verdiyseniz başımızın,
gözümüzün üstünde yeri var ama Türkiye'nin geleceği için, tek
devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak için hepimiz aynı noktada
buluşmamız lazım." değerlendirmesinde bulundu.
DİĞER KONUŞMACILAR
Programda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki,
Kayseri'nin 6 bin yıllık tarihe sahip olduğunu, birçok şehirde
kazılardan tarihi eser çıkarken, Kayseri'deki Kültepe höyüğünden
binlerce yıllık çek ve senetleri içeren kil tabletlerin çıktığını
anlattı.
Kayserililerin, hayırseverlikte sınır tanımadığını ifade eden
Özhaseki, hayırseverlerin kente yaptığı yatırımların 1 milyar
dolara ulaştığını bildirdi.
Kayseri'de belediyecilik alanında yapılanları anlatan Özhaseki,
"Gayret ederek, çalışarak şehirde altyapı sorunu bırakmadık, hiç
gecekondu kalmadı. Şehrimiz tamamıyla imarlı hale geldi.
Belediyemizin borcu harcı da kalmadı." diye konuştu.
Kayseri Valisi Süleyman Kamçı ise sivil toplum kuruluşlarının
demokrasiye önemli katkı sağladığını söyledi.
Türkiye'nin bu yolda önemli mesafe katettiğini ifade eden Kamçı,
güçlü Türkiye ve aydınlık yarınlar için üzerlerine düşen görevi
yerine getirme konusunda, sivil toplum kuruluşlarının desteği ve
katkısının önemini dile getirdi.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail
Olpak, iş dünyası gözüyle mevcut anayasanın hem siyasetin hem de iş
dünyasının iş yapmasını engellediğini ifade etti.
İstikrar isteyen iş dünyası olarak anayasa değişikliğini
önemsediklerini söyleyen Olpak, 16 Nisan'da halkın onayına
sunulacak değişikliğin, tercih değil ihtiyaç olduğunu belirtti.
Anayasa değişikliğinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Olpak, "Bu
değişiklikle yine bizi ilgilendiren bir durum ortaya çıkacak.
Elbette seçimler demokrasinin gereği ama çok sık seçim yapmak da
işlerimizi yavaşlatıyor, herkes bir beklenti içine giriyor.
İnşallah anayasa değişikliğiyle artık 5 yılda bir seçim
yaşayacağız. 2019'un ilkbaharında mahalli seçimler, sonbaharında da
cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri aynı gün yapılacak ve
biz iş dünyası için 5 yıl seçimsiz, önümüzü gören bir süreç
çıkacak." ifadelerini kullandı.
Programa, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Milli Eğitim Bakanı İsmet
Yılmaz, eski Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, eski Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, AK Parti Grup Başkanvekili
Mustafa Elitaş, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik,
AK Parti İl Başkanı Hüseyin Cahit Özden, Kayseri MHP İl Başkanı
Mustafa Baki Ersoy ile şehit yakınları, milletvekilleri ve diğer
yetkililer katıldı.
Programda, Başbakan Yıldırım'a, Kayseri'de 15 Temmuz darbe
girişimine karşı nöbet tutan vatandaşların fotoğrafının yer aldığı
tablo hediye edildi.
