Antalya Büyükşehir Belediyesince bu yıl 54'üncüsü düzenlenen
festivalin açılışında, Bosna Hersekli yönetmen Aida Begic'in "Beni
Bırakma" filmi, Antalya Kültür Merkezi Aspendos Salonu'nda
sanatseverlerle buluşturuldu.
Suriye'deki dram ve mülteci çocuklar konusunu işleyen festivalin
başlangıç filmine sinemaseverler yoğun ilgi gösterdi. Filmin
gösterimine çok sayıda Suriyeli de katıldı.
Yaklaşık 1,5 saat süren gösterimin ardından yönetmen Aida Begic ile
filmde oynayan 8 Suriyeli mülteci çocuk, sahneye çıkarak
davetlileri selamladı.
Yönetmen Begic, yaptığı konuşmada, geç saatler olmasına rağmen
ilginin yoğunluğunun kendisini mutlu ettiğini söyledi.
Dünyada ilk gösterimi festivalde gerçekleştirdiklerini belirten
Begic, "Umarım filmi sevmişsinizdir. Filmi çekmek kolay olmadı, bir
bölümünü Suriye'de savaş sırasında çektik. Şanlıurfa'da da büyük
uluslararası bir ekiple çektik. İnsanlar etrafımızda, ne yapmak
istediğimizi anlamadı. Sürekli, 'Ne yapıyorsunuz?' diye sorular
sordular. Gerçekten bizimle olan tüm insanlara çok teşekkür
ederim." diye konuştu.
Güzel bir festival düzenlendiğini dile getiren Begic, filmde
oynayan Suriyeli çocukların muazzam olduğunu, film sayesinde artık
onların keşfedildiğini anlattı.
Suriyeli çocukların çok şey yaşadığını ifade eden Begic, dünyanın
daha güzel olması gerektiğini kaydetti.
Jüri Başkanı Elia Suleiman da ilk kez gösterimi yapılan filmi
izleyenlere ve yönetmen ile ekibine teşekkür etti.
"SİNEMA İSLAMOFOBİYİ AŞMAKTA KÖPRÜ OLABİLİR"
Aida Begic, İslamofobinin bir anda kendiliğinden oluşmadığını ve
insanları İslam'dan uzaklaştırmak için çok dikkatlice hazırlanmış
bir proje olduğunu belirterek, "Birbirimizi anlamaya ihtiyacımız
var. Aksi halde İslamofobi dahil hiçbir fobiyi aşamayız. İnanıyorum
ki sinema bu açıdan farklı görüşler, kültürler ve yaşam tarzları
arasında köprü olabilir." dedi.
Aynı zamanda festivalin açılış filmi olan "Bırakma Beni" hakkında
açıklama yapan Begiç, filmde oynayan çocuklarla birlikte filmi
izlemenin paha biçilemez bir duygu olduğunu söyledi.
Begiç, hazırlık aşamasıyla birlikte yaklaşık 2 yılda tamamlanan
film için çok fazla enerji harcadığına vurgu yaparak, "Normalde bir
film çekerken araştırma yaparsınız, daha sonra canlandıracak
oyuncuları bulursunuz ama buradaki insanlar gerçekti. Bu şekilde
çekilen bir filmin sonucunu beyazperdede görmek harikaydı. Ağlasam
mı gülsem mi bilemedim. Çok farklı bir duyguydu ama mutluyum." diye
konuştu.
"SURİYE'DE YAŞANAN ACILAR BENİM İÇİN ÇOK
TANIDIK"
Film çekimlerinden önce yüzlerce çocukla oyunculuk, kamera, drama
gibi konularda atölye çalışmaları yapan Begiç, "Oyuncu çocuklar
filmi başlamadan önce kendilerine çok güvenmiyordu. Film çekerken
güvenleri yerine geldi ki daha önce herhangi bir film izlediklerine
de emin değilim. Dün filmi onlarla izlerken, 'İşte biz buyuz. Bu
filmi biz yaptık, biz aktörüz' diye düşündüklerini hissettim."
değerlendirmesinde bulundu.
Begiç, sinemanın anlamını ve neden sinema yaptığını sürekli
sorguladığına işaret ederek, şöyle devam etti:
"Dünyaya bakış açınızdaki en ufak değişiklik sinemanıza da
yansıyor. Benim daha önceki iki filmim de savaştan etkilenen
kadınlar ve çocuklar üzerine odaklanıyordu. Sinema, kadın ve
çocukların yaşadığı sorunlar üzerine yeterince odaklanmıyor. O
yüzden filmlerime özellikle kadın ve çocukların sosyal sorunlarını
taşımayı tercih ediyorum. Ben de ülkemde savaş zamanı sıkıntılar
yaşadım. Film ekibindeki arkadaşlarımda da savaş zamanı
yaralananlar veya bir yakınını kayedenler var. O yüzden Suriye'de
yaşanan acılar benim için çok tanıdık ve aslında filmde benim
geçmişimden de ufak parçalar var. Benzer bir geçmişten gelmeme
rağmen Suriye'de tam olarak ne yaşandığını bilmiyordum. O yüzden bu
çocuklara açık bir fikirle, keşfetmek üzere yaklaştım."
İnsanların hayatına pozitif katkı sağlamayı her zaman istediğini
aktaran Begiç, "Beni Bırakma" filminden en büyük kazancının ise
çocukların yaşantısına yaptığı pozitif etkiyi net bir şekilde
görmesi olduğunu dile getirdi.
"İSLAM KORKUSU YAŞAYAN SIRADAN İNSANLAR SUÇLU
DEĞİL"
Begiç, İslamofobinin bir anda kendiliğinden oluşmadığının altını
çizerek, İslamofobinin çok dikkatlice hazırlandığını, medyada
paketlendiğini ve sunulduğunu kaydetti.
İnsanların, onlarca yıldır hazırlanan projeyle İslam'dan
korkmalarının sağlandığına işaret eden Begiç, "Benim işim sinema.
Sinema eserlerinde başörtülü kadınların, farklı ten rengine sahip
insanların, Müslümanların nasıl gösterildiğine baktığınızda,
İslamofobinin planlı bir iş olduğunu görürsünüz. Ben Müslüman
olmasaydım, bu tip filmlere baktığımda ben de Müslümanlardan
korkabilirdim. Aslında toplumda İslam korkusu yaşayan sıradan
insanlar suçlu değil. Çünkü medyada öyle bir bombardıman yapıldı ki
Müslüman kadınların kendi üzerlerine atlayıp onlara da zorla
başörtüsü takacağını sanıyorlar. İslam dünyası çok büyük. İslam
hakkındaki kötü propagandalar ise bu büyük alemin radikal ve
zararlı çok küçük bir bölümünü, sanki tamamı öyleymiş gibi
insanların beynine servis ediyor."
İşi gereği çok seyahat ettiğine dikkati çeken Begiç, Belgrad'da
yaşadığı bir olayı şu sözlerle anlattı:
"Bir marketteydim. Başörtülü bir kadın oralarda çok sık görülmez.
Etrafımda bir gerilimin ve değişik bir baskının olduğunu hissettim
ve o gerilimi bir şekilde kırmam gerektiğini düşündüm. Kasiyerin
verdiği para üstü hakkında sıradan bir şeyler söyledim. Ben yorum
yapar yapmaz başörtülü olmamdan dolayı gerilen insanlar son derece
rahatladı. Sonrasında oradaki insanlar 'Bakın konuşabiliyormuş, bir
şeyler söylüyor. Demek bu da normal bir insan' demeye başladı.
Bunun sonucunda çok dostane bir ortam oluştu. Ben konuştuktan sonra
insanların rahatlamasını görmenizi isterdim. Çoğu yalan olan bu
genellemelere kapılırsak kaybederiz. Birbirimizi anlamaya
ihtiyacımız var. Aksi halde İslamofobi dahil bütün hiçbir fobiyi
aşamayız. İnanıyorum ki sinema bu açıdan farklı görüşler, kültürler
ve yaşam tarzları arasında köprü olabilir."
Aida Begiç, "Bırakma Beni" filminin uzun bir yolculuğa çıkacağını
belirterek, sonraki projesinde ise bir komedi filmi çekmeyi ya da
bir aşk hikayesi anlatmayı planladığını aktardı.
Yapımcılığını Beşir Derneği ve Film House'un üstlendiği, Suriyeli
yetim çocukların gerçek hikayesini anlatan filmde, 13 ülkeden gelen
özel ekiplerle 100'den fazla kişi görev aldı.
Filmin başrol oyuncuları Suriyeli İsa Demlakhi, Ahmed Husrom, Motaz
Faez Basha, Carole Abboud ve Tuka Na'al, yaklaşık 1,5 saat süren
filmde kendilerini canlandırdı.
Görüntü yönetmeliğini Begiç'in eşi Erol Zubçeviç'in üstlendiği
filmde ayrıca Mehmet Usta, İsmail Hakkı ve Bekir Develi de rol
aldı.
Özel'den Kılıçdaroğlu'na "ittifak" eleştirisi!
#Siyaset / 06 Eylül 2024
MSB: Suriye'nin kuzeyinde 8 terörist etkisiz hale getirildi
#Gündem / 06 Eylül 2024
Yorumlar
