Enerji uzmanları, anlaşmanın yalnızca bugünün petrol ticaretini değil, Türkiye’nin uluslararası enerji piyasalarındaki konumunu, Irak’ın yeniden yapılanma sürecini ve bölgesel güç dengelerini de etkileyecek uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye artık sadece alıcı değil, üretici ortak
Türkiye bugüne kadar Irak petrolünün önemli alıcı ülkelerinden biri olarak öne çıkıyordu. Kerkük ortaklığıyla birlikte ise ilk kez bu ölçekte üretim zincirinin doğrudan parçası haline geliyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı anlaşmaya göre TPAO, BP Energy Company of Kirkuk Limitedin yüzde 15 hissesini devralarak Kerkük sahasının geliştirilmesi, yeni kuyuların açılması ve üretimin artırılması çalışmalarında görev alacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, söz konusu sahalarda yaklaşık 3 milyar varillik rezerv potansiyeli bulunduğunu açıkladı.
Bu ortaklıkla birlikte Türkiye artık yalnızca Irak petrolünü satın alan ülke olmayacak üretimden elde edilen gelirden pay alan, rezerv geliştiren ve uluslararası petrol projelerinde söz sahibi olan yatırımcı ülkeler arasında yer alacak.
Uzmanlara göre uluslararası enerji sektöründe en yüksek katma değer, ham petrol ticaretinden ziyade rezerv geliştirme, üretim ve saha işletmeciliğinden elde ediliyor. Bu nedenle TPAO’nun Kerkük’te üretici ortak konumuna gelmesi, Türkiye’nin enerji politikasında önemli bir paradigma değişimi olarak görülüyor.
Kerkük neden stratejik?
Kerkük, dünyanın en eski petrol üretim bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Yaklaşık bir asırdır üretim yapılan saha, Irak’ın en önemli enerji merkezleri arasında bulunuyor.
BP’nin yürüttüğü geliştirme projesiyle sahadaki üretimin artırılması, mevcut kuyuların rehabilite edilmesi ve yeni rezervlerin ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.
Türkiye’nin bu projeye ortak olması, yalnızca petrol üretimine katılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Irak’ın enerji sektörünün yeniden ayağa kaldırılmasında doğrudan yatırımcı ülkeler arasında yer almasını sağlıyor.
Enerji uzmanları, Kerkük’ün mevcut altyapıya sahip olması, yüksek rezerv potansiyeli ve Türkiye’ye coğrafi yakınlığı nedeniyle TPAO açısından düşük riskli ve yüksek getirili uluslararası yatırımlar arasında değerlendirildiğini ifade ediyor.
1 milyon varillik hedef ne ifade ediyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak Başbakanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında açıkladığı günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı hedefi, anlaşmanın en dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
Bu hedef yalnızca Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanması anlamına gelmiyor.
Enerji uzmanlarına göre günlük 1 milyon varillik akışın sağlanması halinde;
- Türkiye’nin ham petrol arz güvenliği önemli ölçüde güçlenecek,
- Ceyhan Terminali yeniden Doğu Akdeniz’in en önemli petrol ihracat merkezlerinden biri haline gelecek,
- Irak petrolü dünya pazarlarına daha güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşabilecek,
- Türkiye, transit ülke kimliğinin ötesine geçerek üretim ortağı ve enerji ticaret merkezi konumunu güçlendirecek.
Ancak uzmanlar, bu hedefin kısa vadede değil, üretimin artırılması, yeni enerji anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve Kerkük-Ceyhan Boru Hattının tam kapasiteyle çalışması halinde orta vadede gerçekleştirilebileceğini belirtiyor.
Kerkük-Ceyhan hattı yeniden kritik hale geliyor
Yaklaşık yarım asırlık Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı Anlaşmasının süresinin dolmasının ardından Ankara ile Bağdat yeni ve daha kapsamlı bir enerji iş birliği modeli üzerinde çalışıyor.
Yeni modelin yalnızca petrol taşımacılığını değil;
- petrol üretimini,
- doğal gaz projelerini,
- saha geliştirme faaliyetlerini,
- yeni yatırımları,
- enerji ticaretini ve
- tek çatı altında toplaması hedefleniyor.
Teknik kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon varil/gün olan Kerkük-Ceyhan Boru Hattının yeniden yüksek kapasiteyle çalıştırılması, hem Irak’ın ihracat gelirleri hem de Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye neden yurt dışında petrol sahalarına yatırım yapıyor?
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan ülkeler arasında yer alıyor.
Son yıllarda Karadeniz’de doğal gaz keşfi, Gabar’da artan petrol üretimi ve yurt dışındaki hidrokarbon yatırımlarıyla enerji arz güvenliğini güçlendirmeyi amaçlayan Ankara, yalnızca petrol satın alan ülke olmanın uzun vadede yeterli olmadığını değerlendiriyor.
Bu nedenle TPAO son yıllarda yurt dışındaki yatırımlarını hızlandırdı.
Irak’ın Badra sahası, Azerbaycan’daki Şah Deniz Projesi, Rusya’daki doğal gaz projeleri, Somali’deki deniz aramaları ve Pakistan başta olmak üzere farklı ülkelerde yürütülen hidrokarbon faaliyetleri, bu stratejinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ortaya koyduğu vizyona göre hedef, TPAO’nun yalnızca Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren milli bir şirket olmaktan çıkarılarak küresel ölçekte üretim yapan uluslararası bir enerji şirketine dönüştürülmesi.
BP ortaklığı TPAO’ya ne kazandıracak?
Kerkük anlaşması yalnızca yeni bir petrol sahasına ortak olunması anlamına gelmiyor.
BP gibi dünyanın en büyük uluslararası enerji şirketlerinden biriyle aynı konsorsiyumda yer almak, TPAO’nun teknik bilgi birikimini artırması, ileri üretim teknolojilerine erişmesi ve uluslararası finansman olanaklarından daha etkin yararlanması açısından da önem taşıyor.
Uzmanlara göre bu tür ortaklıklar, TPAO’nun ilerleyen dönemde Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu’daki yeni enerji projelerinde daha güçlü bir oyuncu olarak yer almasının önünü açabilir.
Irak yeniden yapılanırken Türkiye stratejik ortak oluyor
2003 yılından bu yana savaşlar, terör saldırıları ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle enerji altyapısında büyük kayıplar yaşayan Irak, petrol üretimini artırarak ekonomik kalkınmasını hızlandırmayı hedefliyor.
BP liderliğinde yürütülen Kerkük geliştirme projesi de bu yeniden yapılanma sürecinin en önemli yatırımları arasında yer alıyor.
TPAO’nun projeye ortak olmasıyla birlikte Türkiye, yalnızca petrol satın alan ülke değil, Irak’ın enerji altyapısının yeniden inşasına katkı sunan stratejik yatırımcı ülkeler arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre bu durum, iki ülke arasındaki ilişkiyi klasik alıcı-satıcı modelinden çıkararak uzun vadeli yatırım ortaklığına dönüştürebilir.
Bölgesel dengelerde yeni enerji ekseni
Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi, Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri ve küresel enerji arzında yaşanan kırılganlıklar, Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasını her zamankinden daha önemli hale getirdi.
Enerji uzmanları, Kerkük ortaklığının bu nedenle yalnızca iki ülkenin ekonomik çıkarlarını değil, bölgesel enerji güvenliğini de yakından ilgilendirdiğini belirtiyor.
Irak, üretimini artırarak küresel petrol pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedeflerken Türkiye ise üretici ortak, güvenilir transit ülke ve enerji ticaret merkezi kimliklerini aynı anda pekiştirmeyi amaçlıyor.
Bu çerçevede Kerkük anlaşması, Ankara’nın son yıllarda sıkça dile getirdiği “Türkiye Yüzyılı’nda enerji merkezi olma” vizyonunun en somut adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar: "Bu yalnızca bir petrol anlaşması değil"
Enerji çevrelerine göre TPAO’nun Kerkük ortaklığı kısa vadeli ticari kazançtan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Anlaşma Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi, uluslararası enerji şirketleri arasında daha görünür hale gelmesi, Irak’ın yeniden yapılanmasına katkı sunması ve iki ülke arasında uzun vadeli stratejik ortaklık kurulması açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Önümüzdeki süreçte doğal gaz, petrokimya, rafineri yatırımları ve yeni enerji altyapı projelerinin de bu iş birliğine eklenmesiyle Türkiye-Irak enerji ortaklığının daha geniş bir ekonomik ortaklığa dönüşmesi bekleniyor.