29 Temmuz 2026 Çarşamba
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Yaşam Kene tutunmasında 10 gün kritik: Uzmanlardan doğru müdahale uyarısı

Kene tutunmasında 10 gün kritik: Uzmanlardan doğru müdahale uyarısı

Havaların ısınmasıyla birlikte kırsal alanlarda kene tutunması ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları yeniden gündeme geldi. Türkiye’de özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşan hastalıkta erken müdahale hayati önem taşıyor. Uzmanlar, vücuda tutunan kenenin ezilmeden ve çıplak elle temas edilmeden en kısa sürede çıkarılması gerektiğini belirtirken vatandaşları, tutunmanın ardından 10 gün boyunca belirtileri izlemeleri konusunda uyarıyor.

Editör: Özgür Başerli

İlkbahar ve yaz aylarıyla birlikte tarla, bağ, bahçe, mera, ormanlık alan ve piknik bölgelerinde kene tutunması riski artıyor. Kene tutunması her zaman hastalıkla sonuçlanmasa da virüsü taşıyan türler, ölümcül seyredebilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ni insanlara bulaştırabiliyor.

Hastalık yalnızca enfekte kenenin insan vücuduna tutunmasıyla değil, virüsü taşıyan kenelerin çıplak elle ezilmesi, enfekte hayvanların veya KKKA hastalarının kanı ve diğer vücut sıvılarıyla korunmasız temas edilmesi sonucunda da bulaşabiliyor. Her kenenin virüs taşımadığı ve her kene tutunmasının KKKA’ya dönüşmediği belirtilirken doğru müdahale ve belirtilerin yakından izlenmesi önem taşıyor.

Türkiye’de 50’den fazla kene türü bulunuyor

Türkiye’de 50’den fazla kene türü bulunurken KKKA virüsünün insanlara taşınmasında özellikle Hyalomma grubundaki keneler öne çıkıyor. Bu grupta yer alan Hyalomma marginatum, hastalığın bulaşmasında etkili türlerden biri olarak biliniyor ve ilkbahar ile yaz aylarında daha aktif hale geliyor.

Keneler en çok nerelerde görülüyor?

Keneler; tarla, bağ, bahçe, mera, otlak, çalılık, ormanlık alanlar ve hayvanların bulunduğu kırsal bölgelerde daha sık görülüyor. Bu alanlarda çalışan veya vakit geçiren tarım ve hayvancılık çalışanları, çobanlar, orman işçileri, yaylacılar ile piknik ve doğa etkinliklerine katılanlar, kene tutunması açısından daha fazla risk taşıyor.

Türkiye’de KKKA vakaları özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşıyor. Tokat, Sivas ve Erzincan başta olmak üzere Kelkit Havzası ve çevresindeki bazı yerleşimler, hastalığın daha sık görüldüğü bölgeler arasında yer alıyor.

Ölüme kene değil, taşıdığı virüs yol açıyor

Kamuoyunda sıklıkla “kene ölümü” şeklinde ifade edilse de can kayıplarının temel nedeni kenenin kendisi değil, bazı kenelerin taşıdığı KKKA virüsünün neden olduğu ağır enfeksiyon tablosu oluyor.

Virüs vücuda girdikten sonra kan hücrelerini, damar sistemini ve farklı organları etkileyebiliyor. Ağır vakalarda iç ve dış kanamalar, karaciğer fonksiyonlarında bozulma ve çoklu organ yetmezliği gelişebiliyor. Hastalığın ilerleyişi hızlı olabildiği için kene tutunmasının ardından ortaya çıkan ateş, halsizlik, kas ağrısı ve benzeri belirtilerin sıradan bir enfeksiyon olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Kene, uygun bir kene klempi veya ince uçlu penset yardımıyla deriye tutunduğu en yakın noktadan kavranarak ezilmeden ve parçalanmadan çıkarılıyor.

KKKA’nın tedavisi nasıl yapılıyor?

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne karşı hastalığı doğrudan ortadan kaldıran, etkinliği kanıtlanmış özel bir ilaç bulunmuyor. Kene, uygun bir kene klempi veya ince uçlu penset yardımıyla deriye tutunduğu en yakın noktadan kavranarak ezilmeden ve parçalanmadan çıkarılıyor. İşlemin ardından tutunma bölgesi sabunlu su veya antiseptik solüsyonla temizlenirken kişiden KKKA belirtileri açısından kendisini 10 gün boyunca izlemesi isteniyor.

Belirtiler ne zaman ortaya çıkıyor?

KKKA belirtileri, kene tutunmasının hemen ardından ortaya çıkmayabilir. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarının bilgilendirmelerine göre hastalığın kuluçka süresi, kene tutunmasının ardından genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabiliyor. Bu nedenle kene çıkarıldıktan sonra kişinin ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ve kas ağrısı  veya ishal gibi belirtiler açısından kendisini 10 gün boyunca takip etmesi gerekiyor. Belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.

Takip edilmesi gereken belirtiler şunlar:

  • Ateş,
  • Halsizlik ve iştahsızlık,
  • Baş ve kas ağrıları,
  • Üşüme ve titreme,
  • Bulantı ve kusma,
  • Karın ağrısı ve ishal,
  • Yüzde veya gözlerde kızarıklık,
  • Deride döküntü veya morarma,
  • Burun, diş eti veya vücudun farklı bölgelerinde kanama.

Belirtilerden birinin ortaya çıkması halinde kişi, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalı ve doktora yakın zamanda yaşadığı kene tutunmasını mutlaka bildirmeli. Hastalığın ileri dönemlerinde ciddi kanamalar ve genel durumda hızlı bozulma görülebilir.

Kenelerden korunmak için neler yapılmalı?

Kene tutunmasına karşı alınacak basit ancak etkili önlemler, özellikle kırsal ve yeşil alanlarda bulunulduğunda bulaş riskinin azaltılmasında büyük önem taşıyor.

Uzmanlar, kenelerden korunmak için şu önlemlerin alınmasını öneriyor:

  • Tarla, bağ, bahçe, mera, orman ve piknik alanlarına giderken vücudu örten uzun kollu kıyafetler giyilmeli.
  • Kenelerin kıyafet üzerinde kolay fark edilmesi için açık renkli giysiler tercih edilmeli.
  • Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı; açık ayakkabı yerine kapalı ayakkabı veya çizme kullanılmalı.
  • Otların ve çalılıkların yoğun olduğu alanlarda çıplak ayakla veya kısa kıyafetlerle dolaşılmamalı.
  • Kırsal alandan döndükten sonra kıyafetler ve bütün vücut kontrol edilmeli.
  • Kulak arkası, saç dipleri, koltuk altları, kasıklar, bel çevresi ve diz arkaları dikkatlice incelenmeli.
  • Çocukların vücut kontrolü yetişkinler tarafından yapılmalı.
  • Hayvanların üzerindeki kenelere çıplak elle dokunulmamalı ve hayvanlarda uygun veteriner ilaçlarıyla düzenli parazit mücadelesi yapılmalı.
  • Hayvan kesimi veya bakımı sırasında kan ve dokularla temas ihtimaline karşı eldiven ve koruyucu kıyafet kullanılmalı.

Kene vücuda tutunduğunda ne yapılmalı?

Kenenin vücuda tutunması halinde yapılacak doğru ve hızlı müdahale, bulaş riskinin azaltılması açısından büyük önem taşıyor.

Uzmanlar, bu durumda şu adımların izlenmesini öneriyor:

  • Panik yapılmadan kene mümkün olan en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılmalı.
  • Çıkarma işlemi sırasında eldiven, bez veya temiz bir poşet kullanılmalı.
  • İnce uçlu bir cımbız varsa kene, deriye en yakın bölümünden tutulmalı.
  • Kene sıkılmadan, ezilmeden ve sabit bir kuvvet uygulanarak çıkarılmalı.
  • Kene çıkarıldıktan sonra tutunma bölgesi sabunlu suyla veya uygun bir antiseptikle temizlenmeli.
  • Kişi keneyi çıkaramıyorsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı.
  • Kene tutunmasının ardından 10 gün boyunca ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler takip edilmeli.
  • Belirti ortaya çıkarsa sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve kene tutunması doktora bildirilmelidir.

Kene tutunduğunda ne yapılmamalı?

Halk arasında kenenin çıkarılmasına ilişkin doğru bilinen yanlışların sayısı bir hayli fazla. Uzmanlar, bulaş riskini artırabilecek hatalı müdahalelerden kaçınılması gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulunuyor:

  • Keneye çıplak elle dokunulmamalı.
  • Kene parmakla sıkılmamalı, ezilmemeli veya patlatılmamalı.
  • Üzerine kolonya, alkol, gaz yağı, deterjan veya yağ dökülmemeli.
  • Sigara, kibrit veya başka bir ısı kaynağıyla yakılmaya çalışılmamalı.
  • Bıçak veya kesici aletle müdahale edilmemeli.
  • Kene, çıkarılmak amacıyla kontrolsüz biçimde çekiştirilmemeli.
  • Belirtiler ortaya çıktığında kendiliğinden geçmesi beklenmemeli.
  • Doktor önerisi olmadan antibiyotik veya başka bir ilaç kullanılmamalıdır.

Türkiye’nin keneyle mücadele ordusu büyüyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, biyolojik mücadeleyi desteklemek ve yaban hayatı popülasyonunu güçlendirmek amacıyla bu yıl 39 bin 250 keklik ile 11 bin 750 sülünü doğaya bırakmayı hedefliyor.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, toplam 51 bin kanatlının 62 ildeki 156 farklı alanda doğayla buluşturulacağını belirterek, salınacak türlerin kene ve kahverengi kokarcayla biyolojik mücadeleye katkı sağlayacağını ifade etti.

Son 10 yılda 1 milyon kanatlı doğaya bırakıldı

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 2025 yılında 36 bin 250 keklik ile 9 bin sülünü doğaya bıraktığını aktaran Yumaklı, son 10 yılda yaklaşık 750 bin keklik ve 250 bin sülün olmak üzere toplam 1 milyon kanatlının doğayla buluşturulduğunu bildirdi.

Bu yılki salım çalışmalarının eylül ayı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.

Salım yapılan alanlar 3 yıl ava kapatılıyor

DKMP Genel Müdürü Kadir Çokçetin de son olarak Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Kırkırca Mahallesi’nde 900 kekliğin doğaya bırakıldığını belirtti.

Salım yapılacak bölgeler belirlenirken su kaynakları ile kekliklerin tohumlu bitki ve böceklerle beslenebileceği alanların dikkate alındığını kaydeden Çokçetin, popülasyonun korunması amacıyla bu bölgelerin 3 yıl boyunca ava kapatıldığını söyledi.

Çokçetin, DKMP’nin temel görevlerinden birinin Türkiye’nin yaban hayatını ve biyolojik çeşitliliğini korumak, geliştirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu vurguladı.

Kene tutunmasında panik değil, doğru müdahale

Kene tutunması halinde paniğe kapılmadan doğru müdahalede bulunmak büyük önem taşıyor. Kenenin ezilmeden ve çıplak elle temas edilmeden mümkün olan en kısa sürede vücuttan çıkarılması, ardından kişinin 10 gün boyunca belirtileri takip etmesi gerekiyor. Ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması ve doktora kene tutunmasının bildirilmesi öneriliyor.

Kişisel korunma ve erken müdahalenin yanı sıra kenelerle biyolojik mücadele çalışmaları da yürütülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, keneyle mücadeleye destek sağlamak amacıyla bu yıl 39 bin 250 keklik ile 11 bin 750 sülün olmak üzere toplam 51 bin kanatlıyı doğaya bırakmayı hedefliyor. Böylece kene kaynaklı risklerin azaltılmasına yönelik çalışmalar, bireysel tedbirler ve biyolojik mücadele uygulamalarıyla sürdürülüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız