Son yıllarda Türkiye’nin sınır ötesi güvenlik stratejisinde yaşanan değişim, yalnızca askeri operasyonlarla sınırlı kalmadı. Diplomatik temaslar, ortak güvenlik mekanizmaları ve ekonomik entegrasyon projeleri de terörle mücadelede yeni yaklaşımın temel unsurları haline geldi. Ankara’nın Irak yönetimiyle geliştirdiği yakın iş birliği, PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki hareket alanını daraltmayı, sınır güvenliğini kalıcı hale getirmeyi ve bölgesel kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyor. Bu nedenle 28 Temmuz zirvesi, güvenlik politikalarının ekonomi ve diplomasiyle birlikte yürütüldüğü yeni dönemin önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriliyor.
“Terörsüz Türkiye” süreci neden Irak’a dayanıyor?
Türkiye açısından Irak, “Terörsüz Türkiye” vizyonunun en kritik dış politika ayağını oluşturuyor. PKK’nın uzun yıllardır Kandil, Mahmur, Sincar ve Hakurk başta olmak üzere Irak topraklarında konuşlanması, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğini zorunlu hale getiriyor.
Ankara’nın son dönemde izlediği strateji üç temel hedef üzerine kurulu bulunuyor:
- Irak merkezi hükümetiyle güvenlik koordinasyonunun artırılması,
- Sınır hattında kalıcı güvenlik mekanizmalarının oluşturulması,
- Terör örgütünün finansman ve lojistik hatlarının kesilmesi.
Bu yaklaşım sayesinde yalnızca askeri tedbirlerin değil, diplomatik ve ekonomik araçların da terörle mücadelede etkin biçimde kullanılmasının hedeflendiği değerlendiriliyor.
Güvenlik ile ekonomi aynı masada buluştu
Ankara’daki zirvede dikkat çeken bir diğer unsur ise güvenlik gündeminin ekonomik iş birliği projeleriyle birlikte ele alınması oldu.
İki ülke, enerji arz güvenliği, petrol ve doğal gaz taşımacılığı, Kalkınma Yolu Projesi, ulaştırma koridorları, eğitim ve akademik iş birlikleri ile savunma alanlarında yeni mutabakatlara imza attı. Bu yaklaşım, güvenliğin yalnızca askeri tedbirlerle değil, ekonomik kalkınma ve bölgesel entegrasyon yoluyla da desteklenmesini hedefleyen yeni stratejiyi ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşme sonrası yaptığı açıklamada Irak’ın Türkiye’ye günlük 1 milyon varil petrol tedariki konusunda dile getirilen teklif ile enerji alanındaki yeni iş birliği perspektifi de öne çıktı. Aynı açıklamalarda Türkiye’nin Irak’ın savunma kapasitesine destek vermeye hazır olduğu vurgulandı. Bu mesajlar, enerji güvenliği ile bölgesel güvenlik politikalarının artık birbirini tamamlayan başlıklar olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Bölgesel dengeler açısından kritik zamanlama
Türkiye-Irak zirvesinin gerçekleştirildiği dönemde Orta Doğu’da enerji arz güvenliği, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, Suriye’deki güvenlik dengeleri ve bölgesel diplomatik hareketlilik uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alıyordu.
Bu nedenle Ankara ile Bağdat arasında atılan adımlar yalnızca ikili ilişkiler açısından değil Avrupa’nın enerji güvenliği, bölgesel ticaret koridorları ve Orta Doğu’daki istikrar arayışları bakımından da dikkatle takip ediliyor. Özellikle Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması ve Kalkınma Yolu Projesi’nin hızlandırılması, güvenlik iş birliğini ekonomik çıkarlarla doğrudan ilişkilendiriyor.
İmzalar sadece diplomatik değil, stratejik bir yol haritası niteliğinde
28 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye-Irak Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi Toplantısı’nın ardından iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar, yalnızca mevcut iş birliğini güçlendirmeyi değil, güvenlikten enerjiye, ulaştırmadan eğitime kadar geniş bir alanda uzun vadeli ortaklık kurmayı hedefliyor.
Ankara’nın “Terörsüz Türkiye” vizyonu ile Bağdat yönetiminin ülke egemenliğini güçlendirme hedefi, ilk kez bu denli kapsamlı bir iş birliği paketiyle aynı zeminde buluştu.
Güvenlik iş birliği: Terörle mücadelede ortak hareket dönemi
Zirvenin en önemli başlıklarından biri güvenlik oldu.
Son iki yılda kurulan Ortak Güvenlik Koordinasyon Mekanizması’nın daha etkin işletilmesi konusunda mutabakata varılırken, terör örgütlerinin iki ülke ilişkilerini hedef almasına izin verilmeyeceği mesajı verildi.
Ankara uzun süredir PKK’nın Irak topraklarındaki varlığının yalnızca Türkiye’nin değil Irak’ın da ulusal güvenliğini tehdit ettiğini vurguluyor. Bu çerçevede;
- istihbarat paylaşımının artırılması,
- sınır güvenliği konusunda koordinasyonun güçlendirilmesi,
- ortak operasyon planlamalarının geliştirilmesi,
- lojistik ve finans kaynaklarının engellenmesi
başlıkları ön plana çıktı.
Diplomatik kaynaklar, güvenlik alanındaki bu koordinasyonun “Terörsüz Türkiye” sürecinin en önemli dış politika ayağını oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Enerji ortaklığı yeni bir seviyeye taşındı
Zirvenin en dikkat çeken gelişmelerinden biri enerji alanında yaşandı.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), Kerkük sahalarında yeni iş birliklerine dahil olması, iki ülke arasındaki enerji diplomasisini yeni bir boyuta taşıdı.
Taraflar ayrıca;
- petrol üretiminin artırılması,
- doğal gaz alanında ortak çalışmalar,
- enerji yatırımlarının karşılıklı teşvik edilmesi ve
- enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi konularında ortak irade ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak’ın Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara daha güçlü şekilde açılmasının her iki ülkenin ekonomik çıkarına hizmet edeceğini ifade ederken, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi de enerji alanındaki ortaklığın uzun vadeli stratejik ortaklığa dönüşeceğini belirtti.
Enerji uzmanlarına göre bu adım yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik politikalarının da önemli bir parçası olarak görülüyor. Bölgesel istikrarın sağlanması, enerji yatırımlarının güvenliğini de doğrudan etkiliyor.
Kalkınma Yolu Projesi neden kritik?
Ankara ve Bağdat’ın üzerinde en fazla durduğu projelerden biri de Kalkınma Yolu Projesi oldu.
Basra Körfezi’nden başlayarak Irak üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya uzanacak ulaşım koridoru;
- demir yolu,
- kara yolu,
- lojistik merkezler ve
- liman bağlantıları ile bölgenin en büyük ticaret projelerinden biri olarak görülüyor.
Projenin tamamlanması halinde;
- Irak’ın transit gelirlerinin önemli ölçüde artması,
- Türkiye’nin Avrupa-Orta Doğu ticaretindeki konumunun güçlenmesi,
- Körfez ülkeleri ile Avrupa arasında yeni bir lojistik koridor oluşması ve
- sınır bölgelerinde ekonomik hareketliliğin artması bekleniyor.
Uzmanlar, ekonomik kalkınmanın terör örgütlerinin hareket alanını daraltabilecek en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.
Savunma sanayiinde yeni iş birliği
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde elde ettiği üretim kapasitesi, Irak’ın da ilgisini çekmeye devam ediyor.
Zirvede;
- savunma sanayii alanında teknik iş birlikleri,
- askeri eğitim faaliyetleri,
- güvenlik kurumlarının kapasitesinin geliştirilmesi ve
- tecrübe paylaşımı başlıkları ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Irak’ın güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesine her türlü desteği vermeye hazır olduğunu vurguladı.
Ticaret hacminde yeni hedef
İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması da zirvenin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı.
Türkiye, Irak’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olmayı sürdürürken, taraflar;
- gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması,
- sınır kapılarındaki geçişlerin hızlandırılması,
- yatırımcıların karşılıklı teşvik edilmesi ve
- özel sektör iş birliklerinin geliştirilmesi
konularında ortak çalışma yürütülmesi konusunda görüş birliğine vardı.
Ekonomi çevreleri, güvenlik alanında sağlanacak ilerlemenin ticaret rakamlarına da doğrudan yansıyacağını değerlendiriyor.
Eğitim ve kurumsal iş birlikleri
İmzalanan mutabakatlar yalnızca ekonomi ve güvenlikten ibaret değil.
İki ülke;
- yükseköğretim,
- mesleki eğitim,
- kamu personeli eğitimi ve
- teknik bilgi paylaşımı alanlarında da iş birliğini artırmayı hedefliyor.
Bu adımların uzun vadede kurumsal ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Üç temel hedef öne çıkıyor
Ankara’daki zirvenin ardından ortaya çıkan tablo, Türkiye-Irak ilişkilerinde üç stratejik hedefin ön plana çıktığını gösteriyor:
Birincisi, terörle mücadelede ortak hareket edilmesi.
İkincisi, enerji ve ulaştırma projeleriyle ekonomik entegrasyonun hızlandırılması.
Üçüncüsü, güvenlik ve ekonomik kalkınmanın birbirini destekleyen iki unsur olarak ele alınması.
Uzmanlara göre bu yaklaşım, Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği “güvenlik ve kalkınma birlikte yürütülmeli” anlayışının Irak sahasına yansıması niteliğinde.
PKK’nın Irak’taki varlığı neden önem taşıyor?
Güvenlik uzmanlarına göre PKK’nın Irak’taki yapılanması yalnızca silahlı unsurlardan oluşmuyor. Örgüt;
- lojistik hatlarını,
- silah ve mühimmat sevkiyatını,
- finans ağlarını,
- eğitim kamplarını ve
- sözde yönetim yapılanmalarını Irak’ın kuzeyindeki farklı bölgelerde sürdürüyor.
Türkiye’nin yıllardır yürüttüğü sınır ötesi operasyonların temel amacı da bu altyapıyı zayıflatmak ve yeni geçiş güzergahlarının oluşmasını engellemek olarak değerlendiriliyor.
Son dönemde kurulan kalıcı üs bölgeleri, teknoloji destekli sınır güvenliği, insansız hava araçlarıyla yürütülen keşif faaliyetleri ve Irak yönetimiyle geliştirilen koordinasyon mekanizmaları, bu stratejinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Bağdat yönetiminin yaklaşımı değişiyor
Geçmiş yıllarda Irak merkezi yönetimi ile Türkiye arasında terörle mücadele konusunda zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanırken, son dönemde güvenlik diyaloğunda dikkat çekici bir yakınlaşma gözleniyor.
Bağdat yönetimi, Irak topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılar için kullanılmasına izin verilmeyeceğini birçok kez resmi açıklamalarında vurguladı.
2024 yılında gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarında PKK’nın “yasaklı örgüt” olarak tanımlanması ve ortak güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde atılan adımlar, Ankara tarafından olumlu karşılandı.
28 Temmuz’daki zirvede de bu yaklaşımın daha ileri taşınmasına yönelik siyasi irade yinelendi.
Ortak Güvenlik Koordinasyon Mekanizması ne sağlayacak?
Türkiye ile Irak arasında oluşturulan güvenlik mekanizmalarının temel amacı, terörle mücadelede koordinasyonu artırmak.
Bu kapsamda;
- düzenli güvenlik toplantılarının yapılması,
- istihbarat paylaşımının geliştirilmesi,
- sınır güvenliği konusunda eşgüdüm sağlanması,
- kaçakçılık ve terör finansmanıyla ortak mücadele ve
- kritik bölgelerde koordinasyonun artırılması hedefleniyor.
Uzmanlar, bu mekanizmanın yalnızca askeri değil diplomatik ve idari koordinasyonu da kapsayan kalıcı bir model haline gelmesinin iki ülke açısından önemli kazanımlar sağlayacağını belirtiyor.
Kalkınma ile güvenlik arasındaki ilişki
Ankara’nın son dönemde öne çıkardığı güvenlik yaklaşımının dikkat çeken yönlerinden biri, ekonomik kalkınmanın terörle mücadelede tamamlayıcı unsur olarak görülmesi.
Özellikle Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirilmesiyle;
- sınır bölgelerinde ticaretin artması,
- yeni istihdam alanlarının oluşması,
- lojistik merkezlerin gelişmesi ve
- ulaşım altyapısının güçlenmesi bekleniyor.
Ekonomi uzmanları, ekonomik canlılığın artmasının yasa dışı yapılanmaların hareket alanını daraltabileceği ve bölgesel istikrara katkı sağlayabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
Bölgesel gelişmeler süreci nasıl etkiliyor?
Türkiye-Irak iş birliği yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Orta Doğu’daki güç dengeleri bakımından da yakından izleniyor.
Suriye’deki güvenlik gelişmeleri, İran’ın bölgedeki etkisi, Körfez ülkelerinin Irak’a yönelik yatırımları ve Avrupa’nın enerji arz güvenliğine ilişkin arayışları, Ankara ile Bağdat arasındaki iş birliğinin stratejik önemini artırıyor.
Bu nedenle güvenlik, enerji ve ulaştırma alanlarında atılan adımların sadece iki ülkeyi değil, daha geniş bir coğrafyayı etkilemesi bekleniyor.
“Terörsüz Türkiye” hedefinin diplomatik boyutu
Uzmanlara göre Türkiye’nin son dönemdeki politikası, terörle mücadeleyi yalnızca askeri operasyonlarla değil diplomasi, ekonomi, enerji ve bölgesel iş birliği araçlarıyla desteklemeyi amaçlıyor.
Irak ile geliştirilen ortak mekanizmalar, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Ankara’nın beklentisi güvenlik alanındaki koordinasyonun güçlenmesiyle birlikte enerji projelerinin hızlanması, ticaret hacminin büyümesi ve Kalkınma Yolu Projesi’nin daha güvenli bir zeminde ilerlemesi.
Bu çerçevede 28 Temmuz zirvesi, iki ülke ilişkilerinde yalnızca yeni anlaşmaların imzalandığı bir toplantı değil güvenlik ve ekonomik entegrasyonun birlikte ele alındığı yeni dönemin başlangıcı olarak görülüyor.
Ekonomi ile güvenlik aynı eksende buluşuyor
28 Temmuz’daki zirve, Türkiye-Irak ilişkilerinde güvenlik kadar ekonomik iş birliğinin de stratejik öncelik haline geldiğini ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin görüşmelerinde enerji, ulaştırma, ticaret ve yatırım başlıklarının güvenlik gündemiyle birlikte ele alınması, Ankara’nın son yıllarda benimsediği “güvenlik-kalkınma” yaklaşımının somut yansıması olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, güvenliğin sağlanması yatırım ortamını güçlendirirken, ekonomik kalkınma da yasa dışı yapıların hareket alanını daraltabilecek tamamlayıcı bir unsur olarak görülüyor.
Kalkınma Yolu Projesi’nin stratejik etkisi
Türkiye ile Irak arasındaki en önemli ortak projelerden biri olan Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi’nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak yeni bir ticaret koridoru oluşturmayı hedefliyor.
Projenin tamamlanmasıyla birlikte;
- Irak’ın lojistik merkez olma kapasitesinin artması,
- Türkiye’nin Asya-Avrupa ticaretindeki transit ülke konumunun güçlenmesi,
- taşıma sürelerinin kısalması,
- yeni yatırım alanlarının oluşması ve
- sınır bölgelerinde ekonomik hareketliliğin artması
bekleniyor.
Ekonomi çevreleri, bu koridorun yalnızca iki ülkeye değil, Körfez ülkeleri ile Avrupa arasındaki ticaret ağlarına da önemli katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.
Enerji ortaklığı yeni dönemin belirleyici unsuru
Zirvede öne çıkan başlıklardan biri de enerji alanındaki iş birlikleri oldu.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Irak’taki faaliyetlerinin genişletilmesine yönelik açıklamalar, petrol ve doğal gaz alanındaki ortaklığın derinleşeceğine işaret etti.
Enerji alanındaki iş birliğinin;
- arz güvenliğinin güçlendirilmesi,
- enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi,
- yatırım hacminin artırılması ve
- bölgesel enerji ticaretinin geliştirilmesi
bakımından stratejik önem taşıdığı belirtiliyor.
Ticaret hacminde yeni hedefler
Irak, uzun yıllardır Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biri olmayı sürdürüyor.
İki ülke arasında;
- gümrük kapılarının modernizasyonu,
- lojistik altyapının güçlendirilmesi,
- sınır geçişlerinin hızlandırılması ve
- yatırımcıların karşılıklı teşvik edilmesi
gibi başlıklarda atılacak adımların ticaret hacmine doğrudan katkı sağlaması bekleniyor.
İş dünyası temsilcileri, güvenlik alanında sağlanacak ilerlemenin özel sektör yatırımlarını da olumlu yönde etkileyebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
Uzmanlar ne diyor?
Uluslararası ilişkiler ve güvenlik uzmanları, Türkiye-Irak ilişkilerinde son yıllarda yaşanan gelişmeleri üç temel başlık altında değerlendiriyor:
Birinci başlık, güvenlik iş birliğinin kurumsallaşması.
İki ülke arasında oluşturulan ortak mekanizmaların düzenli işlemesi, sınır güvenliği ve terörle mücadelede koordinasyonu güçlendirebilir.
İkinci başlık, ekonomik entegrasyon.
Enerji, ulaştırma ve ticaret projelerinin ilerlemesi, ilişkilerin yalnızca güvenlik ekseninde kalmamasını sağlayabilir.
Üçüncü başlık, bölgesel diplomasi.
Türkiye ile Irak arasındaki iş birliğinin Suriye, Körfez ülkeleri ve Avrupa ile yürütülen bölgesel girişimleri de etkileyebileceği değerlendiriliyor.
2023-2026 kronolojisi
2023
- Türkiye ve Irak arasında güvenlik diyaloğu yeniden hız kazandı.
- Kalkınma Yolu Projesi bölgesel gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi.
2024
- Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantıları gerçekleştirildi.
- Güvenlik ve sınır koordinasyonuna ilişkin ortak çalışmalar artırıldı.
2025
- Enerji, ulaştırma ve ticaret alanlarında teknik görüşmeler sürdürüldü.
- Ortak projelerin uygulanmasına yönelik hazırlıklar devam etti.
28 Temmuz 2026
- Ankara’da Türkiye-Irak Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplandı.
- Güvenlik, enerji, ulaştırma, ticaret ve eğitim alanlarında yeni mutabakatlar imzalandı.
- “Terörsüz Türkiye” hedefi ile bölgesel güvenlik iş birliği vurgusu ön plana çıktı.
28 Temmuz zirvesi, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin yalnızca ikili diplomatik temaslardan ibaret olmadığını, güvenlikten enerjiye, ticaretten ulaştırmaya kadar uzanan çok boyutlu stratejik ortaklığın yeni aşamasını temsil ediyor.
Ankara’nın “Terörsüz Türkiye” vizyonu çerçevesinde Irak ile geliştirilen güvenlik koordinasyonu, enerji projeleri ve Kalkınma Yolu girişimi birlikte değerlendirildiğinde iki ülke ilişkilerinin önümüzdeki dönemde daha kurumsal ve çok yönlü bir yapıya kavuşması bekleniyor.
Sürecin başarısı ise imzalanan mutabakatların sahaya nasıl yansıtılacağına, ortak mekanizmaların ne ölçüde işletileceğine ve güvenlik ile ekonomik projelerin eş zamanlı ilerleyip ilerlemeyeceğine bağlı olacak.
Ankara-Bağdat hattında atılan son adımlar, yalnızca iki ülke ilişkileri açısından değil Orta Doğu’nun güvenlik, enerji ve ticaret dengeleri bakımından da yakından takip edilmeye devam edecek.