İstanbul’da düzenlenen Vizyon 100 İstanbul Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomide yaşanan yapısal dönüşüme dikkat çekerek Türkiye’nin bu süreçteki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, jeopolitik riskler, ticaret düzenindeki değişim ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir döneme işaret etti.
Küresel ekonomi: “tarihi bir eşik”
Yılmaz, dünya ekonomisinin çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İçinden geçilen dönemde küresel ekonominin, üretimden ticarete, finansmandan işgücü piyasalarına kadar köklü bir değişim sürecinden geçtiğini belirten Yılmaz, bu dönüşümün yönünü doğru okumanın, riskleri sağlıklı değerlendirmenin ve ortaya çıkan imkanları zamanında yakalayabilmenin tüm ülkeler ve firmalar için son derece belirleyici hale geldiğini ifade etti.”
Küresel ekonominin “yeniden şekillendiği tarihi bir eşikte” olduğunu vurgulayan Yılmaz, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve jeopolitik bloklaşmanın aynı anda etkili olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin konumu: “istikrar adası” ve “güvenli liman”
Yılmaz, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumuna ilişkin değerlendirmesinde ülkeyi “istikrar adası” olarak tanımladı:
“Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye bölgesinde adeta bir istikrar adası konumundadır ve ‘güvenli liman’ vasfıyla ortaya çıkmaktadır. Bugün Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasında yer alan, dinamik ve hızla büyüyen, yani ‘dünyanın bağlantı noktası’ konumunda olan bir ekonomidir.”
Yılmaz, Türkiye’nin diplomasi ve caydırıcı güç arasında denge kurarak istikrarını korumaya çalıştığını da ifade etti.
Enerji ve arz güvenliği vurgusu
Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara değinen Yılmaz, Türkiye’nin enerji ithalatçısı bir ülke olarak fiyat artışlarından etkilendiğini ancak arz güvenliği açısından sorun yaşanmadığını belirtti:
“Özellikle yükselen fiyatlar, enerji ithalatçısı olan ülkemizi etkiliyor. Ancak şunun da altını çizmek isterim, Türkiye bu süreçte arz problemi yaşamadı. En pahalı enerji olmayan enerjidir. Elbette fiyat etkisini yaşıyoruz ama son 23 yılda yaptığımız birtakım projelerle, attığımız adımlarla Türkiye tedarik sistemini çok çeşitlendirdi. Depolama kapasitesini arttırdı, yerli üretimini geliştirdi. Dolayısıyla bu süreçlerde bir arz problemi yaşamadık.”
Makroekonomik görünüm ve büyüme
Türkiye ekonomisinin küresel şoklara rağmen dayanıklılık gösterdiğini ifade eden Yılmaz, büyüme performansına dikkat çekti. Milli gelirin 1,6 trilyon dolara ulaştığını ve kişi başı gelirin 18 bin doları aştığını belirtti.
Ayrıca Türkiye’nin bu yıl Dünya Bankası sınıflandırmasına göre “yüksek gelirli ülkeler ligine” adım attığını vurguladı.
Yeni yatırım ve üretim stratejisi
Yılmaz, Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’na da değinerek, ihracat ve üretim odaklı yeni teşvik sistemini anlattı. Program kapsamında vergi avantajları ve hizmet ihracatını destekleyen düzenlemelerin hayata geçirileceğini belirtti.
Türkiye’nin küresel üretim üssü olma hedefini yineleyen Yılmaz, finansal merkezleşme çalışmalarının da hız kazandığını ifade etti.
