Çanakkale Zaferi’nin 110. yıl dönümünde Türkiye’nin telekomünikasyon devi Turkcell ve gıdadan turizme uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Yıldız Holding, milyonlarca liralık bütçelerle hazırladıkları reklam filmlerinde neredeyse aynı kareleri ve müzikleri kullandı.
Farklı sektörlerde faaliyet göstermelerine rağmen iki markanın görsel dillerinin ve duygu mimarilerinin birebir örtüşmesi, Türk marka iletişimindeki yaratıcı duraklamanın bir belgesi olarak yorumlandı. Her iki çalışmada da "milli duygu eşittir dalgalanan bayrak ve epik orkestra" formülünün dışına çıkılamadığı görülüyor.
Cesaret eksikliği marka kimliğini eritiyor
Sektör temsilcilerine göre bu durumun temel kaynağı, markaların ve ajansların ulusal günlerde "güvenli liman" olarak gördükleri jenerik içeriklere sığınması. Ancak bu strateji, uzun vadede markaların duygusal sermayesini tüketiyor.
Tüketici zihninde hangi markanın hangi mesajı verdiği belirsizleşirken, ortaya çıkan içerikler sadece birer "şablon" olarak kalıyor. Çanakkale gibi zengin bir tarihi hafıza, özgün bir sesle işlenmek yerine birbirinin kopyası haline gelen yapımlarla geçiştiriliyor.
Asıl trajedi ise dev bütçeli bu yapıların rekabet etmek yerine birbirlerini kopyalar duruma düşmesi. Markaların özgün bir hikaye anlatmak yerine hazır kalıpları tercih etmesi, dijital dünyada sadece birer "gürültü" unsuru haline gelmelerine neden oluyor. Reklam dünyasındaki bu yaratıcı kısırlık, markaların hedef kitleleriyle kurmak istedikleri samimi ve kalıcı bağı da zayıflatıyor.
