İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü'nün
(FETÖ/PDY) yayın organı olduğu gerekçesiyle kayyuma devredilen daha
sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarına
yönelik yürütülen soruşturma sonunda hazırlanan iddianamede,
Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan, Şahin Alpay, Mustafa Ünal ve
Ali Bulaç'ın da aralarında bulunduğu 21'i tutuklu 30 şüphelinin,
"darbeye teşebbüs" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet,
"silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan da 15'er yıla kadar
hapis cezasına çarptırılması istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu, 4
Mart 2016'da kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman
gazetesinin eski çalışanlarına yönelik FETÖ/PDY üyeliği suçundan
yürütülen soruşturmanın bir kısmını tamamladı.
Cumhuriyet Savcısı İsmet Bozkurt tarafından hazırlanan iddianamede,
Mümtazer Türköne, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ahmet Metin Sekizkardeş,
Ahmet Turan Alkan, Alaattin Güner, Cuma Kaya, Faruk Akkan, Hakan
Taşdelen, Hüseyin Belli, Hüseyin Turan, İbrahim Karayeğen, İsmail
Küçük, Mehmet Özdemir, Murat Avcıoğlu, Mustafa Ünal, Onur Kutlu,
Sedat Yetişkin, Şeref Yılmaz, Yüksel Durgut ve Zafer Özsoy tutuklu
"şüpheli", Ahmet İrem, Ali Hüseyinçelebi, Süleyman Sargın, Osman
Nuri Arslan, Osman Nuri Öztürk, Lalezer Sarıibrahimoğlu, Nuriye
Ural ve Orhan Kemal Cengiz ise tutuksuz "şüpheli" olarak yer
aldı.
İddianamede, hakkında yakalama kararı bulunan İhsan Duran Dağı ise
"firari" olarak belirtildi.
İddianamede, şüpheliler hakkında "anayasal düzeni, TBMM ve
Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya
görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlarından
üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye
olma" suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis
cezasına çarptırılması talep edildi.
Başsavcıvekili İsmail Uçar tarafından onaylanan iddianame, İstanbul
13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme heyetinin, 15 gün
içerisinde incelemesini tamamlayarak, iddianamenin kabulü veya
reddi yönünde karar vermesi bekleniyor. İddianamenin kabulü halinde
şüpheliler ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkacak.
Bu arada aralarında Ekrem Dumanlı'nın da bulunduğu bazı yazar ve
yöneticiler hakkındaki soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
ZAMAN GAZETESİ: ÖRGÜTÜN MEDYADAKİ AMİRAL
GEMİSİ
FETÖ/PDY medyasının tarihi süreç içerisindeki gelişimi,
amaçlarının neler olduğu, yayın ilke ve politikalarının nasıl
belirlendiğiyle ilgili tahliller yapıldığı anlatılan iddianamede,
şu bilgilere yer verildi:
"Nurculuğun bir kolu olan Yeni Asya hareketinden ayrı hareket
ederek FETÖ/PDY'yi örgütlemeye başlayan Fetullah Gülen,
faaliyetlerine meşru bir görüntü kazandırabilmek, daha geniş
kitlelere ulaşabilmek, örgütün finansmanını ve devamlılığını
sağlamak maksadıyla eğitim-öğretim ve medya alanlarında
görünürde din ve ahlak temelli ancak esasta menfaat odaklı, dini,
siyasi ve iktisadi hedefleri olan ağlar kurmak üzere harekete
geçmiş, bu bağlamda 1979 yılı şubat ayından itibaren örgüt
üyeleri ile birlikte Sızıntı dergisini yayınlayarak düşüncelerini
bazen doğrudan bazen dolaylı olarak dile getirmeye başlamıştır.
Ülkede siyasi, iktisadi ve sosyal sıkıntıların yaşandığı bu
dönemde meşhur ağlayan çocuk fotoğrafının yer aldığı kapakla
ilk sayısını yayımlayan Sızıntı, 'eğitim, bilim, iman, sevgi,
barış ve hoşgörü sayesinde ülke sorunlarının çözüleceğini' ifade
ediyordu. Kulağa gayet hoş ve mantıklı gelen bu söylem, bundan
böyle Fethullah Gülen tarafından örgütlenen FETÖ/PDY'nin gizli
ajandasındaki faaliyetlerini gizleyen bir paravan olarak
kullanılacaktı.
Tarihi süreç içerisinde FETÖ/PDY'nin eğitim
öğretim faaliyetleri kaliteli eğitim- öğretim kurumlarına giriş
amacıyla hazırlık yapılan veya yabacı dil eğitiminin verildiği
özel dershaneler, özel okullar (kolejler), yurtlar ve ışık
evlerinde organize edilirken, muhtelif gazete, dergi, tv, radyo ve
internet siteleri, medya alanındaki örgütlenmede işlevsel bir rol
oynadı.
Organizasyonun büyümesiyle birlikte Feza grubu çatısı altında
örgütlenecek olan medya alanındaki faaliyetlerin nüvesini
oluşturan Sızıntı dergisi ile birlikte 3 Kasım 1986 tarihinden
itibaren Ankara'da yayımlanmaya başlanan ve 1987 yılında tamamen
FETÖ/PDY'nin kontrolüne geçen Zaman gazetesi bu örgütün medyadaki
'amiral gemisi' haline geldi. FETÖ/PDY bundan böyle günlük olarak
yayınlanacak, geniş kitlelere ulaşarak örgütsel faaliyetlerin
propagandasını yapabilecek bir yayın organına sahip olmuştu."
İddianamede, Zaman gazetesinin başlangıçta özellikle İslami
kesime yönelik yalan haberleri çürütmeye ve doğru haber yapmaya
yönelik bir yayın politikası izlediği belirtilerek, gazetenin 1987
yılı içerisinde FETÖ/PDY önde gelenlerinden Alaeddin Kaya
tarafından satın alınıp İstanbul'a taşındığı, Alaeddin Kaya ile
birlikte örgüt liderinin yakın çevresinden Dr. İsmail Büyükçelebi
ve Abdullah Aymaz'ın yayın politikalarını belirlediği, bunun
FETÖ/PDY ile doğrudan bağlantılı olmayan isimlerin Zaman
gazetesinden ayrılmasına ve bu gazetenin tamamen örgüte hizmet
edecek bir yapıya sahip olmasına zemin hazırladığı vurgulandı.
"KAYIT DIŞI BAĞIŞLARLA AYAKTA KALABİLDİ"
"Bu dönemlerde yeterli tiraja ve gelire sahip olmayan Zaman
gazetesinin halktan toplanan ve 'himmet' adı verilen kayıt dışı
bağışlarla ayakta kalabildiğini, hem örgüt lideri Gülen hem de
Zaman gazetesinin kurucu, yönetici ve yazarları çeşitli
vesilelerle alenen ifade ve itiraf etmekten çekinmemişlerdir."
ifadelerinin de yer bulduğu iddianamede, 1990'lardan itibaren medya
alanındaki faaliyetlerini artıran FETÖ/PDY'nin medyayı adeta bir
silah olarak kullanmak suretiyle bilgi kirliliği ve
manipülasyonlarla algı oluşturarak sistemli bir şekilde toplumu
yönlendirmeye başladığı dile getirildi.
Fetullah Gülen'in artık sadece kendi yayın organlarında değil,
diğer yayın organlarında da boy göstermeye başladığı ve sadece
muhafazakar çevrelerde değil gerek yurt içinde gerekse yurt
dışında çeşitli din, inanç ve düşüncelere mensup şahıslarla
dirsek temasına geçtiği bilgisi verilen iddianamede, "Gülen, örgütü
destekleyebilecek tarzda düşüncelere sahip şahısları yazar olarak
örgütüne katmıştır. 1993 yılından itibaren Feza grup dünyaya
açılmış, Zaman Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Avrupa, Amerika,
Benelux, Vandaag, Avusturya, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya ve
Türkmenistan adlı gazeteler yayınlanarak muhtelif ülkelerde
dağıtılmıştır." bilgisi aktarıldı.
Gazete ve süreli yayınlarla geniş kitlere ulaşmayı hedefleyen
FETÖ/PDY'nin uluslararası habercilik ve haber servisi yaparak etki
alanını daha da genişletebilmek düşüncesiyle 1994 yılında Cihan
Haber Ajansını kurduğu, bu ajansın kısa süre içerisinde Türkçe ile
birlikte İngilizce ve Arapça haber ve servis hizmeti sunacak
seviyeye ulaştığı vurgulanan iddianamede, şöyle devam edildi:
"1994 yılı aralık ayından itibaren yayımlanmaya başlayan Aksiyon
dergisi de 'batı tarzı habercilik' anlayışı ile örgüte hizmet eden
bir medya organı haline gelmişti. Feza grup bünyesinde toplumsal
ve kültürel temaları işleyen Yeni Bahar adlı dergi, Zaman
gazetesinin eki olarak Püff adlı mizah dergisi, Turkish Rewiev ve
Cihan dergi gibi süreli yayınlarla birlikte Radyo Cihan, Irmak Tv
ve Cihan Network grubun medyadaki temsilcileri olarak kayıtlara
geçmiştir. Dünyada ve Türkiye'de internet kullanım alanının son
derece sınırlı olduğu bir dönemde (2 Aralık 1995) yayına başlayan
www.zaman.com.tr ise, 'Türkiye'de internetin ilk Türkçe gazetesi
olması' dolayısıyla örgüte ciddi denilecek bir destek sağlamış,
bu destek internetin yaygınlaşmasıyla birlikte üst düzeye
ulaşmıştır."
MEDYA ALANINDAKİ ATILIMLARIN NEDENİ...
"FETÖ/PDY'nin medya alanındaki bu atılımlarının temelinde Gülen'in
1990'lı yıllarda Türkiye'de ve dünyada üst düzey devlet adamları,
muhtelif din ve inanç temsilcileri ve istihbarat servisi
sorumluları ile kurduğu temasların etkili olduğu kuşku götürmez
bir hakikattir." ifadesi kullanılan iddianamede, Gülen ve örgütüne
bağlı yayın organlarının, faaliyetlerinin üst düzeyde
desteklendiği algısını oluşturabilmek maksadıyla gizlemeye gerek
duymadıkları bu temasları çeşitli şekillerde sunarak örgütün
reklamını yapma fırsatı elde ettiklerine de dikkat çekildi.
Türkiye'den ayrılmadan önce üst düzeyde temaslar kuran Gülen'in
Amerikan gizli servisi CIA Başkanlığına getirilen Morton
Abromowitz ile 1983 ve 1990 yılları arasında görüşerek dostluk
kurduğu, Abraham Foxman ve Papa II. John Paul ile görüşmeler
yaptığı, örgüt medyasında Türkiye ve uluslararası kamuoyunda ünlü
şahıslarla yapılan temasların yoğun olarak işlenip propaganda
malzemesi olarak kullanıldığı da kaydedilen iddianamede, "12 Eylül
1980 askeri darbesini destekleyen Gülen ve FETÖ/PDY medyası, 28
Şubat 1997 postmodern darbesine de aynı şekilde destek
vermiştir. Türkiye’de bu tür antidemokratik eylemlerden en fazla
etkilenen kesimlerin başında muhafazakar kesimler yer aldığı
halde sözde, 'İslami değerlerle mücehhez bir toplum ideali' olan
Gülen'in bu tür eylemleri desteklemesi ve yaşanan süreçlerden
sürekli gücünü artırarak çıkması,sorgulanması gereken bir
husustur." değerlendirmesinde bulunuldu.
"GÜLEN'İN DOSYASI ASKIYA ALINDI"
Fetullah Gülen'in 28 Şubat sonrasında, 17 Nisan 1997'de katıldığı
bir televizyon programında "mevcut hükümetin iktidardan çekilmesi
gerektiğini" ifade ederek bir kez daha darbeyle yönetime müdahale
etmek isteyen kesimlerin yanında yer aldığına dikkat çekilen
iddianamede, şunlar kaydedildi:
"28 Şubat sürecinde Zaman gazetesi, bağlı olduğu örgütün lideri
Gülen'in düşünceleri doğrultusunda bir yayın politikası takip
etti. 28 Şubat'ın etkisinin yoğun olarak hissedildiği ilk
dönemlerde Fethullah Gülen aleyhinde herhangi bir dava açılmadı.
FETÖ/PDY'ye bağlı oluşumların ve yayın organlarının
faaliyetlerine de engel olunmadı. 1999 yılı mart ayı içerisinde
Gülen sözde tedavi amacıyla ABD'ye gitti. Ancak Gülen'in Amerika'ya
gidişinden birkaç ay sonradır ki, 19 Haziran 1999 tarihinde haber
bültenlerinde Gülen'in, devlet kurumlarına sızarak devleti ele
geçirmeye yönelik ifadelerinin yer aldığı ve artık kamuoyunun
malumu olan kaset yayınlandı ve bir yılı aşkın bir süre sonra DGM
savcılarından Nuh Mete Yüksel, 'Laik devlet yapısını değiştirerek
yerine din kurallara dayalı bir devlet kurma amacıyla yasa dışı
örgüt kurduğu' gerekçesiyle Gülen hakkında dava açtıysa da daha
sonra bu dosya askıya alındı."
Yurt dışında muhtelif ülkelerde faaliyetlerde bulunan FETÖ/PDY'nin
bilhassa ticari yatırım yaptığı ve eğitim çalışmaları yürüttüğü
ülkelerde medyanın gücünü örgütlenme aracı olan Zaman gazetesiyle
kullandığına dikkat çekilen iddianamede, "2005 yılında örgütün önde
gelen üye ve finansörlerinden Akın İpek tarafından satın alınan
Bugün gazetesi de farklı bir kulvarda FETÖ/PDY'nin medya gücüne güç
katmıştır. 2006 yılında Ali Özmen Safa, (Zaman gazetesinin eski
imtiyaz sahibi) Alaaattin Kaya ve oğlu Cüneyt Kaya tarafından
satın alınan Star gazetesinde de hisselerin yüzde 60 gibi büyük
çoğunluğu o dönem örgüte yakın isimlerden Alaaattin Kaya ve oğlu
Cüneyt Kaya'ya aitti. Bu hisselerin elden çıkarılmasına değin Star
gazetesi de büyük oranda FETÖ/PDY’nin kontrolü altına girdi."
bilgisi verildi.
"HÜKÜMETE SALDIRIYA BAŞLADILAR"
İddianamede, 2007 yılından itibaren Türkiye'de İngilizce olarak
yayımlanmaya başlanan Today's Zaman'ın ise yerli yazarlarla
birlikte Türkiye ile ilgilenen ve dünyada tanınan yabancı
siyasetçi, akademisyen, bürokrat, yazar, ve araştırmacıların
yazılarına yer vererek örgüte farklı bir taban yaratmaya çalıştığı
aktarılarak, "2002 genel seçimleri öncesinde herhangi bir siyasi
partiye açık destek vermeyen FETÖ/PDY yayın organları, seçimler
sonucunda iktidara gelen AK Parti hükümetleri ile ilk dönemlerde
açıktan karşı karşıya gelmekten kaçındılar. Ne var ki, AK Parti
hükümetinin, FETÖ/PDY'nin gizli faaliyetlerini öğrenerek bu
faaliyetlere son verebilmek maksadıyla harekete geçmesi üzerine,
örgüt medyası basın özgürlüğü ile çizilen sınırları çiğneyerek,
açıktan hükümete yönelik saldırılara başladı. Ergenekon
soruşturmalarında aktif olarak çalışan ve sonradan FETÖ/PDY üyesi
olduğu anlaşılan emniyet mensuplarının 2011 yılı içerisinde
mevzuata uygun bir şekilde görev yerlerinin değiştirilmesi Zaman
gazetesinin iktidara tehdit yollu telkinlerde bulunmasına neden
oldu." değerlendirmesi yapıldı.
Zaman gazetesinden Ali Ünal'ın 16 Eylül 2011'de doğrudan o dönem
Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak, "kanaat
önderleriyle görüşmesi" yönünde telkinlerde bulunmaya kalkıştığı
ve söz ettiği "kanaat önderi"nin FETÖ/PDY lideri Gülen olduğunun,
15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sırasındaki söylemlerden net bir
şekilde anlaşıldığı da belirtilen iddianamede, "Örgütün tarzına
uygun ima, töhmet ve tehdit yollu göndermeler, hükümet,
dershaneleri kapatma düşüncesini hayata geçirmeye kalktığında
daha da arttı. 12 Kasım 2012 tarihinde Ali Ünal, 'bütün reformlarda
gayenin siyasi ve ideolojik olduğunu' ifade ederek, 'yapılmak
istenenin özel müteşebbis hürriyetine müdahale olduğunu' ileri
sürdü. Görünürde normal bir eleştiri gibi görünen bu düşünceler,
Türkiye’de dershanelerdeki muazzam payı dikkate alındığında
FETÖ/PDY'nin menfaatlerini savunmak için sarf edilmişti."
ifadeleri aktarıldı.
"HÜKÜMETE PROFESYONELCE HAKARETLER
YAĞDIRDILAR"
Bu tarihten itibaren Zaman gazetesinin, hükümet aleyhine yalan
haberler üretmeye başladığı, örgüt menfaatleri doğrultusunda
hükümete yönelik eleştiri dozajını artırdığı, hukuki
müeyyidelerden etkilenmemek amacıyla hükümete profesyonelce imalı
ve şifreli ya da üstü kapalı hakaretler yağdırdığına dikkat
çekilen iddianamede, "Zaman, hükümetin dershaneleri kaldırmaya
yönelik kararlılığı karşısında tekrar saldırıya geçti ve bunu,
'eğitime darbe vurmaya yönelik' bir uygulama olarak okuyucularına
sundu. Bu arada 6 Nisan 2015 tarihinde Feza Gazetecilik AŞ Levent
Kenez'in idaresinde Meydan adlı gazeteyi yayınlamaya başladı. 13
Kasım 2015 tarihinde olası bir operasyonda zarar görmesini
engellemek amacıyla bu gruptan ayrılarak Levent Kenez’in idaresinde
yayına devam etti." değerlendirmesin yapıldı.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
