Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde bulunduğu
15 Temmuz'da görev yerine gitmedikleri ve halkın direncini
kırdıkları iddia edilen 29 polisin yargılandığı davada, 9 sanığın
savunmaları alındı.
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun karşısında bulunan salonda görülen duruşmada, öğle
arasından sonra sanıkların savunmalarının alınmasına devam
edildi.
Tutuklu sanık Mehmet Barış Aktaş, savunmasında, asker kökenli
olduğunu, NATO'da görev aldığını söyledi. Sözleşmeli pilot olarak
Ankara'da görevde olduğunu, İstanbul'a geçici görevle
gönderildiğini, mesaide olmadığını, haftalık izinde bulunduğunu ve
Ender Küçüka'nın çağrısıyla şubeye gittiğini savunan Aktaş, gider
gitmez üzerini değiştirdiğini ve 2. pilot olarak helikopterin
yanına dışarı çıktığını söyledi.
Hangar kapatıldıktan sonra helikopterin içeri alındığını ve
ışıkların söndürüldüğünü anlatan Aktaş, sabaha doğru gelen jet
sesleriyle irkilerek yemekhaneye indiklerini belirtti. Akşama kadar
görev almak için beklediklerini, Mehmet Tok'un hiçbir şekilde
gözükmediğini, akşam saatlerinde kendilerine 'haydi siz eve gidin,
bir yemek yiyin' dediğini aktaran Aktaş, eve gittikten sonra geri
geldiklerini ve gözaltına alındıklarını öne sürdü.
Kendisine yapılan her şeyin haksızlık olduğunu savunan Aktaş, hain
ve örgüt üyesi olmadığını, kendisine bu suçlamayı atanın bunu
kanıtlamakla mükellef olduğunu söyledi.
Tutuklu sanık komiser Muhammed Mustafa Işık da savunmasında, 15
Temmuz akşam saatlerinde Hamza Yerlikaya Spor Kompleksi civarında
uygulama yaptırmakla görevlendirildiğini, iddianamede görev yerini
terk ettiği ve asker olan dayısının oğluyla toplantı yaptıkları
iddialarının olduğunu belirterek, bunların doğru olmadığını, İlçe
Emniyet Müdürlüğüne silahı bırakmak için dayısının oğluyla
gittiğini söyledi.
Sanık Işık, ByLock kullanmadığını, karakoldaki ve koruma
memurlarına talimat vermediğini, dosyayı incelendiğinde hakkındaki
iddialarla ilgili olarak maddi gerçeklerin bulunmadığını
savundu.
''FETÖ ÖRGÜTÜNÜN DE MASONDAN FARKI YOK''
Tutuklu sanık Ayhan Sevim ise, Asayiş Şubede 3 yıl çalıştığını,
iddianamenin nasıl farklı yazıldığını anlamadığını, somut hiçbir
şey bulunmadığını, soyutların da olmuş gibi yazıldığını
söyledi.
ByLock kullandığı iddialarına değinen Sevim, telefonu 2. el
aldığını ifade ederek, ''İçinde program var mı yok mu bilmiyorum.
Bahçelievler'de Serhat adında bir kuaförden aldım, bir arkadaşın
tavsiyesiyle. Kuaför telefoncudan almış, ben de kuaförden aldım.
Hırsızlık bürodan telefonu kontrol ettirdim. Bir sıkıntı olmadığını
görünce de aldım. 2001 yılından beri aynı numarayı kullanıyorum.
Çıkan haberlerde sevgililerin, masonların bile ByLock kullandığı
şeklinde haberler çıkmış.'' diye konuştu.
Mahkeme Başkanı Fikret Demir de bunun üzerine ''FETÖ örgütünün de
masondan bir farkı yok.'' dedi.
Sanık Sevim, ByLock programının ne olduğunu bilmediğini,
telefonunda da görmediğini, bu iddiaları kabul etmediğini
belirterek, ''FETÖ'yü ve tüm terör örgütlerini lanetliyorum. Ben
iyi bir polisim, iyi polis olduğum için de hiçbir terör örgütüyle
bağlantım yok.'' şeklinde konuştu.
''SORUŞTURMA YAPTIĞIM POLİSLER BANA İFTİRA
ATTI''
Tutuklu sanık Zafer Kuloğlu da savunmasında, olay tarihinde
Başakşehir Emniyet Müdürlüğünde 4. sınıf emniyet müdürü olarak
çalıştığını, uygulamaların olduğunu daha sonra uygulamanın 2.
kısmının iptal edildiğini, normalde 2 emniyet müdür yardımcısı
olmasına rağmen kendisinin tek olarak çalıştığını söyledi.
İddianamede yer alan, kendisinin askerle müzakere edilmesini
söylediğine ilişkin iddiayı reddeden Kuloğlu, '''Askerle müzakere
edeceğiz' sözü bana ait değildir. Bu benim talimatım değil. İl
Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın talimatıdır. İl Emniyet Müdürü,
'Gelen askerlerle görüşeceksiniz, yaptıkları şeyin yanlış olduğunu
söyleyeceksiniz, teslim olmaya ikna edeceksiniz' demiştir. Mustafa
Müdürümüz kendisi de köprüye giderek, oradaki askerleri ikna etmeye
çalışmıştır. Hatta 'bu askerlere bir fiske dahi vurmayacaksınız. Bu
askerler bizim askerlerimiz alıp misafir edeceksiniz' şeklinde
söylemleri oldu. Bunu söyleyen Mustafa Çalışkan Müdürdür.'' diye
konuştu.
Yapılan ev aramasında Fetullah Gülen'e ait CD'nin bulunmasına
ilişkin Kuloğlu, aramada evde olmadığını, bir CD ele geçirildiğini
emniyette öğrendiğini söyledi. Memleketten gelenleri evde
ağırladığını aktaran Kuloğlu, bu CD'nin evine gelen misafirler
tarafından bırakılıp bırakılmadığını anlamadığını ve kendisine ait
olmadığını dile getirdi.
Kuloğlu'nun ifadesini tamamlamasının ardından bir sanık avukatı söz
alarak, ''Sizin tutuklanmanıza neden olan tutanakta 5 polis
memurunun imzası var, sizle bir husumetleri mi var?'' diye sorması
üzerine Kuloğlu, şunları söyledi:
''29 Haziran 2016'da Atatürk Havalimanı'nda yaşanan terör
saldırısına ilişkin 2 kişiyi gözaltına aldık ve bu adamlar
Bahçeşehir polis nezarethanesinde tutuluyordu. Ancak bu kişilerin
yakınları onları görmek için nezarethaneye gelmişler bir gece.
Ekmek ve sosislerin arasına testere koymuşlar. Güvenlik kameraları
önünde bu testere vasıtasıyla nezarethaneden kaçmışlar. Ben de bu
olay nedeniyle o gün görevli iki polis hakkında yürütülen
soruşturmada görevliydim. Benim adıma tutanağı imzalayan polisler
de tutanağa imza atmışlar.''
Sanık Halil İbrahim Alan da savunmasında, emirleri iletmediği
iddialarına ilişkin şunları kaydetti:
''Yolu 5 tanker, 1 kepçeyle kapattık. 'Hava araçları gelirse
mutlaka ateş açın' diye bağırdım. Bağırdığımı da duydular. İl
emniyet müdür yardımcım 'Bahçeşehir sağlam durun' diye mesaj attı.
Böyle bir durumda personelimin yarısı gelmemiş, en fazla 15-20
kişiyiz. Eşimi arayıp helalleştim hatta. Gece 1-2 gibi 'asker
toplayın' talimatı geldi. Biz o akşam 22-23 asker topladık. Bunlar
İlçe Emniyet Müdürlüğünde kayıtlıdır. Uyumadan görev yaptım.''
Tutuklu sanık Erdoğan İkiz ise, 30 yıllık polis memuru olduğunu,
olay günü polis merkezi önünde bulunduğunu dile getirdi. Gelen
vatandaşlarla herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını, vatandaşa 'size
zarar gelmesin, bize zarar gelsin' dediğini belirten İkiz, darbeci
askerlerin alınması talimatını verdiğini söyledi.
Duruşmada, 9 tutuklu sanığın savunması tamamlandı. İstanbul'daki 15
Temmuz darbe girişimine ilişkin açılan bu ilk davanın duruşması
yarına ertelendi.
