CHP’nin dış politikadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve eski
Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, Musul operasyonuyla ilgili,
“Ortadoğu’da nüfusu 10 milyonu geçen ülke istenmiyor ve bu
ülkelerin de iç çatışmaya sokularak enerjilerini içeride
tüketmeleri amaçlanıyor. Bu bölgedeki sınırlar, farklılıklar
kaşınıyor” değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz’ın Musul
operasyonuyla ilgili görüşleri şöyle:
TÜRKİYE TABLO DIŞI
“Türkiye’deki siyasi iktidarın uzunca bir süredir Başika’daki varlığı, Musuloperasyonuyla ilgili tartışmalar, İbadi ve Merkezi Yönetim değil Bölgesel KürtYönetimi ile ilişkilerini sürdürmesi sonuç vermedi ve Türkiye tablonun dışına itildi.IŞİD’in kovulmasının ardından Musul’un nasıl yönetileceği, nasıl kurtarılacağı kadar önemli. Musul’un IŞİD’den arındırılmasının ardından nasıl yönetileceğine ilişkin bir anlaşma da yok.
IŞİD sonrası döneme ilişkin hükümetin herhangi bir stratejisinin olmaması durumunda masada olamayacağız. Bazı ‘A’, ‘B’, ‘C’ senaryoları dolaştırılıyor ama bu senaryolar bölgedeki gerçeklerle uyumlu değil. Şunu bilmemiz lazım, biz de bölge ülkesiyiz, bizim meşru kaygılarımız var, abartılmamış korkularımız var. Bunlar Irak’ın parçalanması, Suriye benzeri yapılar arasında çekişme, muhtemel göç ve başka unsurlar.
BÖLÜNME UYARISI
Musul’un yönetiminde Merkezi Hükümet’in ağırlığı daha fazla olacak
gibi. Ama eğer Musul’un hemen hemen bütün ilçelerini ele geçiren
Kürtler, Dicle’nin doğusunu da alırsa kent fiilen ikiye bölünmüş
olur. Musul’un doğusunu Kürt Yönetimi, batısını ise ya Merkezi
Hükümet ya da Sünni oluşumlar yönetir. IŞİD belasından şu ana kadar
en çok kârlı çıkan Bölgesel Kürt Yönetimi oldu, toprakları yüzde 40
daha genişledi.
Bölgedeki güç çekişmesi veya iç hesaplaşmalar, Sünni-Şii eksenli tartışmalar veya Kürt-Türkmen etnik ayrışması bölgenin bundan sonraki süreçte ne yöne evrileceğini de gösterecek. Musul’un geleceği, Irak’ın da geleceği ile yakından ilgili. Çünkü Musul’da nasıl bir idarenin tesis edileceği, Irak’ın, gerçek anlamda bütün olarak kalıp kalmayacağı tartışmasına yanıt olacak.
GEÇİŞ SÜRECİ 50-60 YIL
Ortadoğu’da nüfusu 10 milyonu geçen ülke istenmiyor ve bu ülkelerin de iç çatışmaya sokularak enerjilerini içeride tüketmeleri amaçlanıyor. Bu ortam radikal cihatçılar için mıknatıs gibi. ABD 11 Eylül sonrası savaşı kendi evinden başka yerlere taşıdı. Bu bölgedeki sınırlar, farklılıklar kaşınıyor. O nedenle uzunca bir geçiş süreci yaşayacak, en az 50-60 yıllık. Sonuçta Sünni veya Şii veya farklı etnik yapılarda güçsüz yönetimler ortaya çıkacak.
Bu mücadelenin sonucunda şöyle bir tablo çıkacak: İran nüfuzu Tahran’a hapsedilmişken, Irak savaşı ile Bağdat, Suriye ile Şam’a geldi. Beyrut’a, Kuveyt’e,Yemen’e yayılacak ve İran nüfuzu yayılırken, Türkiye’nin güney sınırında farklı oluşumlar çıkacak. Belki Türkiye’nin güney komşusunda Kürtler bir yapı oluşturacak. Türkiye’nin ve Arapların tehdit algısı da değişecek. Bölgesel Kürt Yönetimi ile Irak ile sınırımız kapanmış oldu. Bizim Arap unsurlarla sınırımız kalmadı.”
