13 Haziran 2026 Cumartesi
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Emine Erdoğan: "Sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz"

Emine Erdoğan: "Sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Sıfır Atık Forumu 2026’da yaptığı açılış konuşmasında, “Sıfır Atık Forumu’nu insanlık ailesinin ortak bir ideal etrafında kenetlendiği tarihi bir buluşma olarak görüyoruz. Bu güçlü uluslararası katılımın, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür.' mesajının somut bir tezahürü olduğunu düşünüyorum.” dedi.

KAYNAK:
(AA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfının koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026'nın açılışına katıldı.

Açılış konuşmasında katılımcılara hitap eden Erdoğan, İstanbul’un insanlığın ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu, farklı medeniyetlerin bu şehirde buluştuğunu ve kentin dünyanın en uzun ömürlü başkentlerinden biri olarak öne çıktığını ifade etti.

Forum kapsamında 183 ülkeden temsilcinin, 500'ü aşkın kurum ve kuruluşun ve 5 binden fazla katılımcının İstanbul’da ağırlandığını dile getiren Erdoğan, şehrin farklı coğrafyaları ve kültürleri bir kez daha aynı zeminde buluşturduğunu söyledi.

İstanbul'un bir kez daha kültürleri bir araya getirdiğini ifade eden Erdoğan, "Tam da bu nedenle bu forumu, insanlık ailesinin ortak bir ideal etrafında kenetlendiği tarihi bir buluşma olarak görüyoruz. Bu güçlü uluslararası katılımın, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür.' mesajının somut bir tezahürü olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, forumdan çıkacak ortak iradenin yeni başlangıçlara kapı aralaması temennisini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Temennim odur ki, buradan yükselecek sinerji, ortak geleceğimiz için yepyeni başlangıçların vesilesi olsun. Bu anlamlı buluşma dolayısıyla Sıfır Atık Vakfımıza forumun düzenlenmesinde ortaya koydukları büyük emek için teşekkür ediyorum. Dünyanın en kapsamlı uluslararası çevre buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyorlar. Vakfımızın her bir mensubunu kutluyor, kendilerini yürekten alkışlıyorum. Destek veren Bakanlıklarımıza ve İstanbul Valiliğimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum."

"Her gün 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastik atığın okyanuslara karışması yalnızca atık yönetimiyle ilgili bir mesele değildir"

Erdoğan, Pasifik Okyanusu'nun kuzeyinde, tonlarca çöp ve plastikten oluşan 1,6 milyon kilometrekare büyüklüğünde çöpten bir kıta olduğunu, burasının o engin maviliğin ortasında, kaynaklarını hoyratça kullanan insanlığın dramının ve geçtiği dar boğazın bir anıtı olarak durduğunu kaydetti.

Türkiye'nin yüzölçümünün neredeyse iki katına ulaşan bu atık birikiminin, iklim krizinin arka planında yer alan israf ve tüketim sorununu açık biçimde gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Her gün 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastik atığın okyanuslara karışması yalnızca atık yönetimiyle ilgili bir mesele değildir. Tıpkı, mikroplastiklerin Antarktika'dan Everest'in zirvesine kadar, dünyamızın en ücra köşelerine dahi ulaşmasının alelade bir çevre kirliliği olmadığı gibi."

Bu tablonun insanlığın görmezden geldiği önemli bir gerçeğe işaret ettiğini anlatan Erdoğan, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar üretim yapılmadığını ve bu ölçekte refah birikimi oluşmadığını kaydetti.

Buna karşın aynı dünyada milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını vurgulayan Erdoğan, tüketim alışkanlıklarının doğurduğu çarpıcı çelişkiye dikkati çekerek, "Bugün çöp depolama alanlarına bakarsanız birkaç nesli giydirmeye yetecek giysilerle, planlı eskitmeye kurban edilmiş eşyalarla, yalnızca şeklini beğenmediğimiz için ayıkladığımız yiyeceklerle dolu olduğunu görürsünüz." dedi.

Başka hiçbir veriye bakmadan, yalnızca üretilen atık miktarına bakılsa bile elde edilen bu refahın yanı başında büyüyen büyük bir adaletsizlik olduğunu açıkça görüldüğünü aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

 "Yani kullan-at, at-unut, düşünme-tüket anlayışı, doğal kaynaklarla birlikte insanlığın öz değerlerini de tüketiyor. Sanayileşmeyle gelişen tüketim kültürü bir yandan plastiklerden sahte bir konfor alanı inşa ederken diğer yandan insanlığın sağduyusunu ve vicdanını da ziyadesiyle zedeliyor. İşte insanlık, geleceğe ağır bir ekolojik yükle birlikte kırılmış bir adalet terazisi miras bırakıyor. Başkasını yaşatma ahlakıyla elimizdekileri paylaşarak kolektif mutluluğu artırmak yerine, elimizdekileri atığa dönüştürüyoruz." ifadelerinde bulundu.

Emine Erdoğan, sıfır atığı insanlığın kendi özüne dönme yolculuğunda önemli bir imkan olarak gördüklerini belirterek, bu yaklaşımın yaygınlaşmasının hem doğayı hem de insani değerleri iyileştireceğine inandıklarını dile getirdi.

"Zirve öncesinde sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz"

Emine Erdoğan, forumun Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi süreciyle aynı döneme denk gelmesinin, sıfır atığın iklim değişikliğiyle mücadeledeki stratejik öneminin anlatılması bakımından değerli bir imkan sunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu yılki forumumuzun Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'yle aynı döneme denk gelmesi, sıfır atığın iklim değişikliği mücadelesindeki stratejik değerini anlatmak açısından önemli bir fırsattır. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelenin birçok yolu olsa da sıfır atık tüm bu yolları birleştiren bir köprüdür. Hatta iklim mücadelesinin en dönüştürücü gücüdür. Dolayısıyla biz bu yılki forumumuzu, Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı COP31 İklim Zirvesi yolunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Zirve öncesinde sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz. İnanıyorum ki forum kapsamında konuşulacak her diyalog sıfır atığın bu merkezi rolünün anlaşılmasında önemli katkılar sunacaktır. Dünyada her yıl, 5,8 trilyon tabak yemek ona ihtiyacı olan insanlara ulaşamadan olduğu gibi çöpe gidiyor. 2 milyar tonun üzerinde gıda tarlada, sofrada, restoranda, markette israf ediliyor. Sırf israf edilecek gıdanın üretilmesi için tarım arazilerinin neredeyse üçte birini kullanıyoruz. Bu ölçekteki bir israf ekosistemlerin bozulmasını da beraberinde getiriyor. Üstüne üstlük, iklim değişikliğinde çok yüksek bir payı olan metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 14'ü gıda israfından kaynaklanıyor. İşin insani faturasına baktığımızda ise bir o kadar ağır ve hazin bir tablo görüyoruz. Bizler 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği, 2 milyardan fazla insanın yeterli beslenemediği bir dünyada yaşıyoruz."

Erdoğan, 5 yaşına ulaşamadan hayatını kaybeden çocukların yarısının açlık nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirterek, dünyanın bir yerinde çocukların açlığın pençesinde hayata tutunmaya çalıştığını anlattı.

Bir anne ya da babanın çocuğunu besleyememenin derin acısını yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, gıda israfının insani yönüne ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"İşin en acı yanıysa, çöpe attığımız gıdanın yalnızca dörtte birini kurtararak, küresel açlığı bitirebileceğimizi bildiğimiz halde bu vahim çelişkiyi ortadan kaldıramamamızdır. Bir yanda çöp kutuları dolup taşarken ve el değmemiş gıdalar çöp kamyonlarına yüklenirken diğer yanda bomboş kalan tabaklar ve sönen umutlar hepimiz için çok ağır bir vicdan yüküdür."

"Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası'yla israfı yüzde 40 oranında azalttık"

İsraf edilen her lokmada, hayatta kalması o lokmaya bağlı olan insanların hakkı bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, gıda israfının yüzde 60’ının hanelerde gerçekleştiğini ifade etti.

Türkiye’nin gıda israfıyla mücadelede örnek çalışmalar hayata geçirdiğini belirten Erdoğan, bu kapsamda yürütülen girişimleri şöyle anlattı:

"2008 yılında başlattığımız 'Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası'yla israfı yüzde 40 oranında azalttık. 2015 yılında G-20 Dönem Başkanlığımız sırasında, 'Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Kapsamında Gıda Kayıpları ve İsrafının Azaltılması' temasını uluslararası gündeme taşıdık. Bu çabaların bir sonucu olarak, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Sekreterliğinde, Roma’da Gıda Kaybı ve İsrafının Ölçülmesi ve Azaltılması Teknik Platformu kuruldu. 2020 yılında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyası vesilesiyle milyonlarca vatandaşımıza ulaştık. Bu girişimimiz Birleşmiş Milletler nezdinde en iyi uygulama örneği olarak gösterildi."

Bu yıl "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" için gıda israfı temasını seçerek, Birleşmiş Milletler çatısı altında konuyu bir kez daha küresel gündeme taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, tüm bu adımlarla, "Sıfır Açlık Hedefi"ne, küresel gıda sisteminin daha adil ve sürdürülebilir olmasına önemli katkılar sunduklarını ancak bu meselenin daha büyük bir küresel iş birliği gerektirdiğini ifade etti.

Bu alanda ilerleme sağlanmasının, sanayi kapasitesi ve tüketim oranlarıyla daha büyük pay sahibi ülkelerin de sorumluluk almasına bağlı olduğunu belirten Erdoğan, "Yükü en ağır olanların ön safta yer almadığı bir dayanışma eksik kalır. Zira kimsenin geride kalmadığı, kaynakların israf edilmediği bir dünya ancak böyle kurulabilir." dedi.

İklim değişikliğiyle mücadelede gözden kaçırılan en önemli hususun tek merkezli bilgi sistemlerinin yerel bilgeliği parantez içinde tutarak saf dışı etmesi olduğunu söyleyen Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

"Ne yazık ki yerel kültürlerin özünü oluşturan döngüsel yaşam pratikleri, modern dünyada birer yitik hazine haline geldi. Oysa 'İnsanlık beşten büyüktür.' dedik. O halde her yerel kültürü, iklim değişikliğine gerçek çözümler sunacak, doğayla dost bir yaşamın el kitabı olarak görmeliyiz." diye konuştu.

Emine Erdoğan, sıfır atık yolculuğu boyunca insanların doğayla uyumlu bir yaşam kurmaya ne kadar istekli olduklarına defalarca şahit olduğunu anlatarak, sıfır atık felsefesini benimseyen herkesin iklim değişikliğiyle mücadelenin aktif bir aktörü haline geldiğini belirtti.

Sıfır atık gönüllülerinin daha adil bir dünyayı mümkün kılacak dönüşümün lokomotif gücü olduğuna yürekten inandıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bu noktada, sizlerin liderliğine ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü sıfır atığı teoriden hayata, söylemden uygulamaya taşıyacak ve böylelikle herkes için adil bir dünya inşa edecek olan, önce devletler marifetiyle kurumlar, sonra da sivil toplum kuruluşlarıdır." ifadelerini kullandı.

Adil bir dünyanın başlangıç meridyeninin "benden bize" uzanan bu medeniyet tasavvurundan geçtiğini aktaran Erdoğan, programda emeği geçenlere teşekkür etti.

 

 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız