Türkiye’nin savunma sanayisinde ulaştığı kapasiteye dikkat çeken Güler, mühimmat üretiminden KAAN’a, Altay tankından elektronik harp sistemlerine kadar birçok alanda NATO’nun güvenliğine katkı sunduklarını belirterek, müttefiklere taahhütleri somut kabiliyete dönüştürme çağrısı yaptı.
“Taahhütlerimizi ne kadar hızlı kabiliyete dönüştürebiliyoruz?”
Ukrayna’daki savaş ve son dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerin savunma üretimi ile tedarik zincirlerinin önemini ortaya koyduğunu belirten Güler, şunları söyledi:
“Nitekim, Ukrayna’daki savaş, modern harp ortamında mühimmat tedarik hızının, insansız sistemlerin, hava ve füze savunmasının, elektronik harbin ve hızlı inovasyonun ne kadar belirleyici olduğunu göstermiştir. Son dönemde Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gelişmeler ise ulaştırma hatları güvenliği ile tedarik zinciri yönetiminin artık savunma planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle artık hepimiz için temel soru şudur, taahhütlerimizi ne kadar hızlı gerçek kabiliyete dönüştürebiliyoruz?”
Türkiye’nin savunma sanayisindeki kapasitesi
Türkiye’nin savunma sanayisinde ulaştığı noktaya değinen Güler, deniz, kara ve hava platformlarında kazanılan kabiliyetleri şu ifadelerle anlattı:
“Bugün kara, deniz ve hava platformlarından insansız sistemlere elektronik harp kabiliyetlerinden hava savunma çözümlerine kadar geniş bir alanda önemli yetkinliklere sahibiz. Nitekim tersanelerimizde onlarca askeri gemi eş zamanlı olarak inşa edilmektedir. Türkiye, deniz platformları üretiminde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda müttefiklerine ve ortaklarına da katkı sunabilen ölçekte bir kapasiteye sahiptir. Kara gücümüzün modernizasyonu kapsamında Altay ana muharebe tankımızın seri üretim safhası, zırhlı kara araçları alanında ulaştığımız teknolojik ve endüstriyel seviyenin somut göstergeleridir.”
KAAN ve mühimmat üretiminde yeni dönem
KAAN programı ile mühimmat üretimindeki gelişmelere de değinen Güler, savunma sanayisindeki üretim kapasitesine ilişkin şunları kaydetti:
“KAAN programımız, hava harekat alanında Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı muharip hava platformları geliştirme kapasitesinde yeni bir lige çıktığını göstermektedir. Mühimmat üretimi de İttifak için en kritik başlıklardan biridir. Son yıllarda 155 mm mühimmat üretim kapasitemizi çok hızlı biçimde artırdık ve bu alanda somut sonuç üreten müttefiklerden biri olduk. ROKETSAN’ın yeni üretim ve entegrasyon yatırımlarıyla füze ve mühimmat üretim kapasitemizi önemli ölçüde büyütüyoruz.”
“Yüzde 5 taahhüdü caydırıcılık iradesinin göstergesi”
ASELSAN ve HAVELSAN’ın geliştirdiği teknolojilere de dikkat çeken Güler, NATO’nun yeni savunma yatırım hedefini şu sözlerle değerlendirdi:
“ASELSAN ve HAVELSAN gibi şirketlerimizin radar, elektronik harp, haberleşme, komuta-kontrol, yazılım, simülasyon ve yapay zeka destekli sistemler alanındaki yatırımları, savunma sanayisi kapasitemizi yalnızca nicelik olarak değil, nitelik olarak da ileri taşımaktadır. Tüm bunlarla birlikte, NATO’nun yüzde 5 savunma yatırım taahhüdünü de önemli görüyoruz. Zira bu taahhüt, aynı zamanda İttifak'ın caydırıcılığını güçlendirme, savunma üretimini ölçeklendirme ve ihtiyaç duyduğumuz kabiliyetleri zamanında sahaya yansıtma iradesinin somut göstergesidir. Yaşanan savaşlar ve çatışmalar göstermiştir ki sahadaki başarı, yalnızca mevcut stoklara değil, aynı zamanda hızlı öğrenme, hızlı üretme ve hızlı uyarlama kapasitesine bağlıdır. Dron teknolojilerinden elektronik harbe, mühimmat üretiminden yazılım güncellemelerine kadar birçok alanda askerler, mühendisler, girişimciler ve karar vericiler arasındaki mesafe kısaldıkça, cephedeki etkinlik artmaktadır. Bu nedenle bizlerin görevi, barış zamanında bu iş birliği kültürünü inşa etmektir. Kriz ortaya çıktıktan sonra üretim hattı kurmak, tedarik zinciri oluşturmak veya ortak standart geliştirmek çok geç olabilir. Hazırlık bugünden yapılmalıdır.”
Müttefiklere ortak üretim çağrısı
Konuşmasının sonunda müttefik ülkelere ortak üretim ve somut kabiliyet çağrısında bulunan Güler, forumun yeni iş birliklerine zemin hazırlamasını temenni ederek şu ifadeleri kullandı:
“Kaynakları üretime dönüştürelim. Sanayi gücümüzü caydırıcılığa dönüştürelim ve İttifak’ımızın güvenliğini, sözlerle değil, sahada karşılığı olan somut kapasiteyle güçlendirelim. Bu çerçevede, forum boyunca yapılacak temas ve değerlendirmelerin gerçek projelere, ortak girişimlere, üretim mutabakatlarına ve kabiliyet çıktılarına dönüşmesini temenni ediyoruz.”