Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken Ağa, “Deliye sorun, bu
konaktan ne istiyorsa alsın.” talimatını vermiş adamlarına.
Delinin gözü bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve “Bu atı
istiyorum.” demiş. O at ise Ağa‘nın gözdesiymiş. “Hayır!” demiş
Ağa, “Başka bir şey istesin.” Deli ısrar etmiş, “İlla da bu beyaz
at.” diye diretmiş. Ağa da “Hayır!” demiş başka bir şey
dememiş.
Ziyafet bitmiş, ayrılık zamanı gelmiş. Deli konaktan
melül-mahzun bir şekilde ayrılırken bir şeyler konuşuyormuş kendi
kendine.
Ağa’nın dikkatini çekmiş bu hâl ve “Gidin dinleyin bakalım.” demiş
adamlarına.
Deli sürekli şunu söylüyormuş:
“Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?”
Adamları, Ağa’ya söylemiş delinin dediklerini.
“Geri çağırın ve verin atı demiş.” bu defa ağa.
Deliye atı vermişler.
Deli, atın yuları elinde konaktan ayrılırken yine aynı şekilde
söylenmeye devam ediyormuş.
Ağa adamlarına “Bu defa ne diyor, gidin dinleyin.” demiş.
Ne diyormuş biliyor musunuz deli:
“Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?”
“Yeter ki sen iste… Herşeye gücü yeten kudret mutlaka verir, ya
vererek verir ya da vermeyerek verir…”
Elhamdülillah ✔
