İnsan hayatının en önemli dönemlerinden biri olan ergenlik
özellikle ebeveynler için yeni bir mücadelenin de başlangıcını
ifade ediyor. Son zamanlarda “erken ergenlik” kavramından sıkça söz
edilmesi, konuyla ilgili çok fazla bilgileri olmayan anne ve
babaların kafasının karışmasına yetiyor. Çocuklarında hem
psikolojik hem de fizyolojik değişimlerin erken evrede yaşanma
korkusu ebeveynlerde endişeye yaratıyor.
Ancak ülkemizde ortalama adet yaşının son 40 yılda değişmediğini ve
ergenlik yaşı için alt sınırın kızlarda 8, erkeklerde de 9 yaş
olduğunu hatırlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk
Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serap Semiz,
kaygıyla başvuranların çok küçük bir bölümünün tedavi
gerektirdiğinin altını çiziyor. Kimlerin tedaviye gereksinim
duydukları ve nasıl bir tedavi uygulanması gerektiği konusunda
verdiği bilgilerde de ailelerin endişelerini azaltıyor.
ERKEN VE ERKENCE ERGENLİK NEDİR?
Ergenlik dönemiyle ilgili yaşanan belirtiler ve bunların yaş
aralıklarına göre yapılan tanımları çok iyi anlamak gerekiyor. Buna
göre, kız çocuklarında 8 yaşından önce meme gelişimi ve genital
bölge ya da koltuk altı tüylenmesi, erkek çocuklarda 9 yaşından
önce testis hacminde artış ve genital bölge ya da koltuk altında
kıllanma olması “erken ergenlik” olarak
belirtiliyor. “Erkence ergenlik” ise ergenlik belirtilerinin
erkeklerde 9-10.5 yaşta, kızlarda ise 8-9 yaşta başlaması olarak
ifade edilirken, adet kanamasının 10 yaşından önce görülmesi erken
adet kanaması olarak tanımlanıyor.
OBEZİTE ÖNEMLİ BİR ETKEN
Kızlarda, erkeklerden 10 kat daha fazla görülen erken ergenlik,
ırk, genetik, coğrafi etkenler, beslenme biçimi, obezite ve
çevresel endokrin bozucular gibi farklı etkenlere bağlı olarak
gelişiyor. Kızlarda daha ender ve özellikle erkek çocuklarda daha
sık gözlenen bazı iyi huylu beyin tümörleri de erken ergenlik
nedeni olabiliyor.
Prof. Dr. Serap Semiz, “Son 40 yılda ülkemizde ortalama adet yaşı
olan 12,5 yaşın değişmediğini biliyoruz. Ancak genital bölge veya
koltuk altında kıllanma veya meme gelişiminde hafifçe erkene kayış
gözleniyor. Son yıllarda ergenlik belirtilerinin daha erken
yaşlarda belirginleşmeye başlamasının en önemli etkeninin ise
çocukluk çağındaki obezite artışı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca,
sağlıksız beslenme ve temas edilen hormon katkılı gıdalar ve diğer
endokrin bozucular da bu etkenler arasında yer alıyor” diye
konuşuyor.
TEDAVİDE NELER HEDEFLENİYOR?
Erken ergenlik yaşayan çocuklarda, erken ve hızlı kemik
olgunlaşması nedeniyle büyüme plaklarının erken kapanması, böylece
final boyunun kısa kalması söz konusu olduğu için tedavide bunu
engellemek amaçlanıyor. Bununla birlikte psikososyal ve davranışsal
sorunların önüne geçilebilmesi de tedavi hedefleri arasında yer
alıyor.
Dr. Serap Semiz, özellikle ailelerin en çok merak ettiği konuların
başında ergenliğin durdurulmasıyla birlikte boy kazancının sağlanıp
sağlamayacağının geldiğine işaret ederek şu bilgileri veriyor:
“Erken ergenlik tedavisi kızlarda 8 yaş, erkekte 9 yaşından önce
başlandığında erişkin boyda kazanç elde ediliyor. Bu olgularda
toplam boy kazancı 4-10 cm arasında değişebiliyor. Erkence
ergenlikte yani kızlarda 8-9 yaş arasında başlayan ergenlikte ise
tedavi sadece psikososyal yararlar ve adet yaşını geciktirme amaçlı
uygulanıyor.”
Tedavi edilen çocuklarda final boyunu belirleyen başlıca faktörler
arasında ise, ergenlik başlangıcıyla tedaviye başlama arasındaki
sürenin kısa olması, tedavi başlama yaşının küçük olması, tedavi
başlangıcındaki boy ve genetik boy hedefi olarak sıralanıyor.
ERKEN ERGENLİK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Yapılan incelemeler sonrasında tanı alan çocuklarda tedaviye
başlanıyor. Prof. Dr. Serap Semiz, hastanın kendi hormon salgısının
baskılandığı erken ergenlik tedavi uygulamasıyla ilgili olarak, “Bu
çocuklara ergenliği başlatan ve beyinden salgılanan gonadotropin
salgılatıcı hormonun sentetik benzeri uzun etkili formları, belirli
periyodlarla enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Genellikle iyi tolere
edildiği için sık görülen ve ciddi yan etkileri de bulunmuyor.
Bununla birlikte, tedavinin vücut ağırlığı, kemik mineral yoğunluğu
üzerine de olumsuz etkisi görülmüyor” diye konuşuyor.
Tedavinin ilk yılında 3 aylık, sonraki yıllarda 3-6 aylık
aralıklarla, ergenlik bulgularının gidişi, boy ve ağırlığın
izlenmesi önem taşıyor. Hızlı büyüme ve kemik yaşının hızlı
ilerlemesinin yavaşladığı bu süreçte, meme veya testis büyümesi
gibi ergenlik bulgularının duraklaması veya gerilemeye başlaması
gerekiyor.
TEDAVİ BİTTİKTEN SONRA...
Tedavi kesildikten sonra adet kanaması oluşumu ve üreme
fonksiyonları ile ilgili bir sorun gözlenmediğine dikkat çeken
Prof. Dr. Serap Semiz, “Kızlarda tedavinin kesilmesinden sonra 6 ay
içinde hormonal sistem tekrar aktive oluyor ve ortalama 16 ay sonra
ilk adet oluşuyor. Tedavi uygulananların büyük çoğunluğunda düzenli
adet döngüsü gözleniyor. Erkeklerde ise tedavi kesildikten yaklaşık
6 ay sonra hormon düzeyleri yükseliyor ve ortalama 2 yıl sonra
sperm üretimi başlıyor” diyor.
ERKEN ERGENLİK TEDAVİ KARARI İÇİN GEREKLİ
KRİTERLER
• Ergenlik bulgularının kızlarda 8, erkeklerde 9 yaştan önce
başlaması,
• Ergenlik bulgularının ve bedensel gelişimin hızla ilerlemesi,
• Kemik yaşının ileri olması ve kemik yaşının hızlı ilerlemesi,
• Öngörülen erişkin boyunun genetik boy hedefinin altına
düşmesi,
• Kızlarda ultrason ölçümleri ve hormonal değerlerle erken adet
kanaması riskinin belirlenmesi veya erken adet kanaması (10 yaş
öncesi),
• Psikososyal ve davranışsal sorunlar.
